Genç sanatçı Burak Ertan, yaza girerken “Alabora” ile müzik severlerin karşısında. Bir pop eseri olarak öne çıkan “Alabora”, etkileyici melodi ve temposunun yanı sıra, içten anlatımıyla kalplere dokunacak. Burak Ertan yeni şarkısı için, “Müzikal yolculuğumda, içime sinen bir çalışma oldu. Beğenileceğini umuyorum. Çok heyecanlıyım” şeklinde konuştu. 20 Haziran’da, “Süper Müzik” etiketiyle dijital platformlarda yerini alacak olan “Alabora”nın söz ve müziği Burak Ertan’a; aranjörü Koner Memili’ye ait. Şarkının klibi, Yunus Emre Çakmak tarafından çekildi. Burak Ertan, daha önce “Uzağından”, “Keşke”, “Önümüz Yaz” ve “Arada Bulutlar” gibi sevilen şarkılara imza atmıştı. Burak Ertan kimdir? Müziğe 12 yaşında babasının hediye ettiği gitarla başladı.…
Yazar: admin
Edebiyat tarihçiliğinin yanı sıra eleştirel yazıları ile de tanınan yazar Kemal Bek’in “Olağanüstü Dünya” başlıklı kitabı, h2o kitap etiketiyle raflardaki yerini aldı. Özcan Özen tarafından yayına hazırlanan ve 128 sayfadan oluşan kitabın kapak görseli, Sevil Tarla’ya ait. Kemal Bek, “Olağanüstü Dünya” hakkında şunları söyledi: “Anlatımlarındaki ‘çok renklilik’ten de anlaşılacağı üzere, kitaptaki öyküler çok uzun bir süreçte yazıldı. Her öykücü gibi, ben de kendi yaşamımdan ve gözlemlerimden yararlandım; ‘sıradan insan’ı anlatmaya, hafif gülmeceyle dramı bir arada vermeye çalıştım.” Hayatı anlatan öykülerden mizahı dışlamak mümkün mü? “Olağanüstü Dünya”da, sıcak ve samimi, yer yer gülümseten 13 öykü yer alıyor. Kemal Bek’in, öykülerinde kullandığı özenli dil gözden kaçmıyor.…
Sevgili Yaser Bereketoğlu edebiyata şiirle başladınız (“Sığınak[1], Siz Güzeldiniz – Sonrasız Zamanlarda[2]”). Sonra “Ugarit’te Son/Bahar[3]”) romanını çıkardınız. Sanırım bu roman da Ugarit uygarlığı ile ilgili dünya ölçeğinde yazılmış ilk kurgu. Ardın da geçtiğimiz günlerde “Her Kuş Kendi Türüyle Uçar[4]” öykü kitabını yayımladınız. Hâlâ şiir yazıyor musunuz? Yazmıyorsanız; sizi şiirden uzaklaştıran nedenleri öğrenebilir miyiz? Merhaba sevgili Faruk. Yazın serüvenim şiirle başladı. “Sığınak” ilk şiir kitabım. Bir tehlike anında, baş edemediğiniz acılar, yalnızlıklar, keder ve hayatın acımasız bombardımanı sizi bir sığınağa yönlendirir. Korunacağınız yer ulaşacağınız en yakın yerdir. Bu; şiir olabilir, öykü olabilir. Ulaşılabilecekse doğayla iç içe olmak da bir tercihtir. Bana…
CEREN AVŞAR, İNKÂR ŞİİRLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ Söyleşen: BURÇİN LAÇİN ALTAY Sevgili Ceren Avşar ile Lando Yayınları’ndan çıkan İnkâr kitabı üzerine 18.06.2025’te Eskişehir, Donkişot Sahaf’ta yaptığımız söyleşiden. BURÇİN L.A.: İnkâr; Sahra, Kırmızı Tüy, Cinne şiirlerinden oluşan bir öykünün şiire dökümünde efsanevi hikâyeyi sunuyor kitap. Aslında destan gibi yazılmış da diyebiliriz. Hatta bana İLYADA ve ODYSSEİA destanlarını da düşündürdü. Dinin masalları ya da mitleri, ilk insandan öncesine götürüyor şiirler. Başka bir gerçekliğin ya da hayal dünyasının içine sürüklüyor adeta. Hatta ruhani boyuta da taşıyan gerçeklik algısının değiştiği yeni bir gerçeklik yaratıyor. Bunu yaparken de insanlığın çözülmüş sırlarını da felsefi bir düzlemde duyuruyor.…
Zülal Güney Şair Koray Feyiz ‘den yeni şiir kitabı, “Kalbimde Bir Lunapark Taklası” Estetik ve şiir, tarih boyunca birbirleriyle yakın bir ilişkiye sahiptir ve bu ilişki şiirsel estetiğin bir alt alanı olarak görülmektedir, ayrıca; şiir hakkında zıt düşünme yolları olarak da görülebilir bu ilişki ama aynı zamanda estetik ve şiir, iç içe geçerler ve örtüşürler ve burada estetiğin ağırlıklı olarak görsel şiirin ne olduğu ile ilgilendiği anlaşılırken, diğer yandan da şiir, şiirle ilgileniyor olarak anlaşılmaktadır bu tanımlama… Ancak her ikisi de ne farklı görme ve düşünme biçimleridir ve ne de belirli bir sanatla ilgilenmektedirler. Yukarıda belirtildiği gibi, estetik görselle ilgilidir.…
Derya AKAR BALCI Deryadeniz… Deriş. Derviş. Çalış, çalış. Ben yoruldum hayat şarkısını dinledim. Hak ettim. Ezildim. Performans merformans… Hatturtans… Satturtans. Güle güle, go go… Aldatıldık! Kandırıldık! Let’s go! Adalet istedim durmadan. Yoktu görünürlerde. Sokaklar bomboş. Caddeler kalabalık. Halk ayaklanmış, polis devriye geziyor. Asker kışlada uyuyor. Adalet gökyüzünde bir kutup yıldızı. Nasa uzaya gidiyor. Juno Jüpiter’in yörüngesine oturuyor. Misafirlere çay ikram ediyorum. Amerikalılar ülkemde ev sahibi olmuş. Oruçluyum. Denize girmek istiyorum. Ya orucum bozulursa diye endişe ediyorum. Tv ekranlarında bir ses “Endişe etmeyiniz. Halkımızın güvenliği tehdit altında değildir.” Zihniyet. Sezar’ın hakkı Sezar’ın sevmediği komşusuna. Küstüm. Oynamıyorum. Ben yokum bu oyunda. Gidiyorum.…
Mazlum ÇETİNKAYA Şiir de fırtına gibidir yolları temizler bazen, acının dokunduğu yerleri, yalnızlığın unutulduğu yerleri sarsar. Şiir insanı toparlar, bazen de tersi oluyor. Kelebekler gece ölmesin, diye başlayan bir cümle Şair Kader Eltutan. Gerçi şairlerin elini tutmaz kader çoğu zaman ama kelebeklerin gece öldüğüne inanırlar. Gündüz ölenleri, ulu orta ölenleri kimse görmez de şiir gece ölenleri bile görür. “Cimri Aşık” diye bir şiir, umarım şaire dair değildir, aklıma bir şair geldi, gerçi “cimriden şair olmaz” diyordu sıkı bir eleştirmenimiz. Kırmızı mühürlü dudaklardan kırmızıya mühürlü bir hayata doğru yol alırken şiir, Kader mimozalardan begonvillerin hayatına uğruyor. Şair ve çiçek aynı dünyaya…
Dosya: “Nâzım Hikmet Şiiri” – Haydar Ergülen, Göksel Aymaz, Betül Dünder, Emre Zeytinoğlu, Ege Işık Özatay Yazı: Kavramsal Sanat: Jorinde Voigt ile Söyleşi (Fatma Berber) – Filiz Akın’ın Anısına: Dışavurumcu Bir “Lunaparak” Metaforu (Burak Süme) – Akılcı Faydacılık ve Bir Filozofun Kaygısız Hayat Yolu (Tahir M. Ceylan) – Şiirsel Bilgelik, Tanıklık ve Gizem (Aylin Antmen) – Telafisi Olan ve Olmayan Değerler: Trajedi, İroni ve Halit Ziya’nın Mirası (Faruk Turinay) – Can Alkor’un Ars Poetika’sı: Şiirsel Dili ve Çeviriyi Formalize Etmek (Efe Murad) – Hayatı İdrak Teşebbüsleri: Yaralar ve Yamalar [19] (Murat Batmankaya) – Rüzgâr Odası (Yavuz Özdem) – Türkçe Günlükleri…
Romanya’daki Yaş Şiir Festivali’nden İzlenimler (Bir Festivalin Günlüğü) Volkan Hacıoğlu Romanya’nın kültür başkenti Yaş (Rumence: Iaşi) şehrinde 11-18 Mayıs 2025 tarihlerinde düzenlenen dünyaca ünlü şiir festivaline Romanya Hükümeti’nin davetlisi olarak 12 ülkeden tanınmış 70 şair arasında Türkiye’yi temsilen katıldım. Ülkelerin tanıtımı için bu tür kültür etkinlikleri önem taşımaktadır. Yaş şehri kültür başkenti olmasının yanısıra aynı zamanda akademik hayatın yoğun olduğu bir üniversite kenti. Şehrin üniversitelerinde ve liselerinde de şiir okumaları yaptık. Uluslararası Yaş Şiir Festivali, 11 Mayıs 2025’de Yaş Belediyesi “Mihai Ursachi” Kültür Evi’nin “Diotima” Gösteri Salonu’nda başladı. Festivalin açılış konuşmasını, festival direktörü şair Adi Cristi yaptı. 12-17 Mayıs haftasında…
Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği Antakya Film Festivali Yaz Sineması Etkinliği Başlıyor Depremzedelere Sinema İyileşme Umudu Taşıyor Antakya Belediyesi ve Ansam Kültür Derneği işbirliğiyle düzenlenen Antakya Film Festivali Yaz Sineması Etkinliği, 30-31 Mayıs 2025 tarihlerinde halkla buluşuyor. Depremde sinema salonları yıkılan kentte, sinemanın birleştirici ve iyileştirici gücüne olan inançla organize edilen bu anlamlı etkinlikte halk, konteyner kentlerde ve açık hava sinemalarında filmlerle buluşacak. 30 Mayıs saat 14.00’te başlayacak gösterimler, aynı gün akşam saat 20.00’de ikinci seansla devam edecek. Program, 31 Mayıs akşamı saat 20.00’deki seansla sona erecek. Gösterim Programı: 30 Mayıs, 14.00 – Arkadaşım Max (Yönetmen: Murat Şeker) 30 Mayıs, 20.00 – Görevimiz Tatil (Yönetmen:…
“Şiirde öfke daha gerçekçidir.” 1. “Çok uzak bir yerde: aklında / Geçici devamsızlıkla / Şifreli bir kanaldım Kapat beni”… Dizelerinin şairi Onur Köybaşı’nın yeni ve son şiir kitabı “Süperstar” okuyucuyla buluştu. Şairin daha önce sırasıyla Şizofren heceler (1.Baskı 2010, 2.Baskı 2012), Vedasız perşembe (2012), Viyadükler (2014), Taşkuşağı (2014), Beni yalnız anla. (2016), Unutma Duvarı (2019), Punk DNA (2020), Kabuğunu Arayan Yara (2023) ve Meltdown (2023) kitapları yayımlanmıştı. Eliot’un dediği gibi “büyük şiir anlaşılmadan önce hissedilir”. Onur Köybaşı, gezi sonrası pop çağımızın küçük İskender’i, radyo, televizyon ve film dili, reklam konuşma dili, yorum bölgesi siyaseti ve sosyal medya ve akıllı telefon uygulamalarından gelen…
Zeytin Akademi Edebiyat Çalışma Grubu yeni çalışmasını tamamladı. Modern Türk edebiyatında eserleriyle bir döneme damgasını vurmuş en önemli yazarlarından biri olan Leyla Erbil için hazırlanan çalışma, Derya Akar Balcı editörlüğünde hazırlandı ve aksisanat portal tarafından yayımlandı. Dosyada şu çalışmalar yer alıyor: https://www.aksisanat.com/2025/05/19/ezberbozan-edebiyat-direniscisi-leyla-erbil/ https://www.aksisanat.com/2025/05/19/metnin-direnisi-leyla-erbilin-edebiyatinda-mucadele/ https://www.aksisanat.com/2025/05/19/leyla-erbilin-eski-sevgilisinde-kendilik-sorunsali/ https://www.aksisanat.com/2025/05/19/kusaginin-ozgun-dili-leyla-erbil/ https://www.aksisanat.com/2025/05/19/bu-labirentten-cikmak-mumkun-mu/
Burçin LAÇİN ALTAY Leylâ Erbil, zamanın ötesinde, derinlerden yeryüzüne çıkan mutlak bir mücadele anlayışını benimseyerek duruşundan taviz vermeden direnişini yaşamın her alanında sürdüren ve edebiyatımızda yepyeni anlayışların peşinde koşan usta bir kalemimizdir. “gerçi insanın hakikatinin bulunabileceğini sanmasam da pek” Sözlerini sarf etse de kalemiyle, anlamsızlıklar içinde anlamları yüzdüren belirsizliklerden belirgin bir his, bir yapı arayan yazarımız Leyla Bilgin ismiyle 1931 yılında İstanbul, Fatih’te dünyaya gelir ve sonra da yazılarında bambaşka bir dünya yaratır ve şöyle bir sözle seslenir; “insan kendi hayatını sorgulamadan yaşamayı sürdürürse insan sayılmaz denildiği günler” Babası Hasan Tahsin Bey; Trabzon’a yerleşmiş Rumeli kökenli bir ailenin oğlu olan vapur…
Burçin Maya Çankaya Leyla Erbil, edebiyatımızda “mücadele” sözcüğünde kendini bulan, bu kelimenin anlamını anlatılarında tüm gücüyle hissettiren bir yazardır bana göre. O öykülerini modernizm ve postmodernizmin anlatım tekniklerinden yararlanarak ancak her iki sınıflandırmanın içine girmeyecek bir benzersizlikle yazmıştır. Leyla Erbil’in özgün bir edebiyat oluşturma arzusu Erbil’i geleneksel anlatının karakteristik özelliklerinden sapmaya; oluşturduğu sorgulayıcı, eleştirici ve özgürlükçü içeriğe uygun bir dil ile yazmaya yönlendirmiştir. Onun dili, üslubuna uygun olarak değiştirdiği kurallarla ve cümle yapısıyla mücadele ruhunu ortaya koyacak şekilde biçimlenmiştir. “Gecede” adlı öykü kitabında yedi öykü yer alır. Öykülerde geleneksel anlatım kırılır ve karakterlerin duygu ve düşüncelerinin sunulması, olay anlatımının…
Selda AKTAŞ 1950 kuşağının dili en etkin ve farklı kullanan yazarlarından biridir Leyla Erbil. Varoluşçuluğun “özgür seçim” ve bu seçimin gerektirdiği “eylem” ilkelerini öykülerinde daha başarılı bir şekilde yansıttığı, karakterlerinin kendilerini öteki insanlara bağımlı hissetmekten kurtarmaya çalıştıkları ve yabancılaşmanın neden olduğu “saçmalık” durumunda bile “isyan” fikrinden kopmadıkları görülür. Leyla Erbil karakterleri, ellerini kollarını bağlayan geleneksel inanışlarla mücadele eder. Erbil’in öykülerinde, kadın-erkek ilişkilerine, toplumsal baskılara ve önyargılara yönelik öfke ve isyan fikri, diğer öykücülere göre daha sert ifade edilmiştir.* Karakterlerinin dini, ideolojiyi, dayatılan kadınlık biçimini, aileyi, babayı, kocayı reddetmesi, onlarla çatışma halinde olması gerekir. Leyla Erbil eserlerinde bu figürlerle mutlaka karşılaşırız.…
Derya AKAR BALCI – önemli olan kendi bahçenizi yeşertmektir – Sait Faik’e göre usta hikâyeci, düzyazı ustası; Ahmet Arif’e göre şair, söz büyücüsü, olan Leyla Erbil; öykülerinde kısa cümlelerden ziyade uzun cümleleri tercih eder. Her ne kadar öykünün dili hangisine yatkınsa cümlelerin uzunluğunu öykü kahramanlarının karar verdiğini söyler bir söyleşisinde. “ …doğrusu ben onları uzun tutayım diye bir ön niyetim olmuyor, ancak ele aldığım insanlar, o deliler öyle yazdırıyorlar bana, başkası elimden gelmiyor…” Yazınsal yaratıcılığın gücüne inanan Leyla Erbil, her yazarın “kendisi” olmadan hiçbir şey olamayacağını dile getirir. Yazarın insana olan bakış açısının, dilini belirlediği düşüncesindedir. Herkesin sakatlanmış olduğu…
Esra ERK ÖZYİĞİT Bir cümle, kendi kendini yıkabilir mi? Bir sözcük söylenmeden unutulabilir mi? Anlatı henüz doğmadan sessizlikle boğulabilir mi? Bu soruların yanıtı bulunabilir mi, yoksa anlatının doğası gereği hep yanıtsız mı kalır? Hallaç, bu yanıtsızlıklar içinde varlığını bulur ve okuru belirsizliğin kıvrımlı yollarına sürükler. Bu kitaptaki öykülerde her cümle bir yıkımı yeniden inşa eder; her sözcük söylenmemişlerin yankısını taşır. Leyla Erbil’in dünyasında anlatı, geleneksel bir öykü anlatma biçimine hizmet etmez; aksine dağılıp çoğalırken biçim değiştirir. Sözcükler yankılanarak çoğalır fakat bir gölge gibi süzülür. Harfler yan yana dizilir ama cümleler anlamın sisleri içinde silinir. Okur belirsizlik içinde yönünü yitirir; metin…
Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema Hayat İnsanlar kendi üzerlerinde etkili olan dış nedenleri bilmezler. Cahildirler bu konuda. Onun için eylemlerinde tümü ile özgür oldukları illüzyonuna kapılırlar. Galiba biraz da bu nedenle kadere kader denecektir. Spinoza Yedi yıl aradan sonra Zeki Demirkubuz, yine bir kadın ve bir erkeğin ilişkisini odağına alarak “Hayat” filmi ile karşımıza çıkıyor. Film bir yandan bize, Masumiyet ve Kader ikilemesini anımsatırken; bir taraftan da ilk defa toplumla uyum sağlamaya ve yazgısını kabullenmeye meyilli karakterleriyle Masumiyet ve Kader’den farklılaşıyor. Kadın karakter Hicran (Miray Daner), Sinop’un Boyabat ilçesinde anne ve babasıyla yaşamaktadır. Babası genç kızı Rıza (Burak…

