“Biz Birbirimizi Yazarak Bulabilir (miy)iz?” Kulağımda “Gracias a la vida”, gözümün bir ucu “Dance at Moulin de la Galette” tablosunda Renoir’ın. Parmaklarım sizi; tanımaktan, anlamaktan, okumaktan usanmayacağım Akdeniz samimiyetiyle özdeşleştirdiğim Barış Erdoğan’ın cepdenemeleri utanÇağı ile tanıştırmak üzere. Çünkü okurlar önce eseri bilirler, bizi içine alan eser, yazarına kendi sürükler. utanÇağı özelinde yazarımızı daha iyi anlayacağınız, merak edeceğiniz söyleşimiz aslında ömürlük, hâlâ devam eder. Siz bize ayrılan sayfanın yettiği kadarıyla okuyacaksınız; yetmediğinde şiirlerine ve denemelerine sürüklenmeniz dileğiyle… 1.Kitaplarınıza verdiğiniz özenli isimleri okurlarınız bilir. Fakat utanÇağı’nda daha derin bir şeyler var. Neden “utanÇağı” diyerek başlayalım mı? Hüseyin Cahit Kerse, bir…
Yazar: admin
BARIŞ ERDOĞAN Ezilen, değeri bilinmeyen bütün annelere… Anneler lirik şiirlerdir; onları düzyazıya hapsetmeyin. “Tanrı her yere yetişemiyordu ve bu yüzden anneleri yarattı.” der Kipling. Ocağın ateşi, sofranın ve ekmeğin tuzuydu anneler… Sanki elleri, ayakları, kulakları sonsuz sayıda. Çocukken kalbinin tek olduğunu düşünürdüm, meğer birden çokmuş. Evet, birden çokmuş. İki kalbi vardı annemin: Biri kendisine ait olan, göğsünde atan; diğeri beni sırtına sardığında atışlarını hissettiği bana ait olan kalp. Kendisine ait olan o kalp bir gün duruverdi. O kalbi unutmayan bana ait kalp hâlâ atıyor. Onu unutmadı, bütün anneleri unutmadı. Büyük bir romancı olsaydım şunu aklımdan çıkarmazdım: Annelerin sevinci ve çığlığı…
Aksisanat yazarları, Türk edebiyatının değerli yazarı Nazlı Eray’ın eserlerini derinlemesine ele alan iki önemli inceleme yayımladı. İşte öne çıkan detaylar: Edebiyat Dünyasında Nazlı Eray İncelemeleri Aşkı Giyinen Adam Üzerine Analiz: Derya Akar Balcı, Nazlı Eray’ın Yunus Nadi Roman Ödüllü eseri Aşkı Giyinen Adam’ı fantastik edebiyatın en iyi örneklerinden biri olarak tanımlıyor. İncelemede, tarot kartlarının masalsı dünyasıyla gerçek hayatın iç içe geçtiği, geçmiş ve şimdiki zaman arasındaki geçişlerin ustalıkla işlendiği vurgulanıyor. Tanpınar ile Düşsel Bir Buluşma: Demet Tuğrul Yüceil ise Aydaki Adam Tanpınar üzerinden kaleme aldığı yazısında, Nazlı Eray’ın Ahmet Hamdi Tanpınar ile kurduğu spiritüel ve düşsel bağı inceliyor. Yüceil, metni…
“Müzik, unutulmuşu hatırlatır; idealar âleminden süzülen bir hatırlayıştır. ‘İnsan’ unutan varlıktır diyor ya erenler, o minval üstünden söyledim… Orasını ‘ben’, ‘Anadolu Saz Aşıkları’nın müzik, Nefes, Deyiş ve İrfan izini sürerek deneyimlemeyi tercih ettim, ediyorum…” İSMET YAZICI: Bazı sesler kulağı tohumlayıp kalbe doğar, kalpleri diriltir. Çünkü müzik yalnızca duyulan bir şey değildir; hatırlanan, hatırlatan bir şeydir. Tasavvuf geleneğinde ses, yolun da kapısıdır derler. Bir deyişin içinde, bazen binlerce yılın biriktirip getirdiği hikmeti, bazen bir dervişin suskunluğu saklıdır… Yıllardır sazıyla, sözüyle Anadolu bilgeliğinin ruhunu diriltmeye çalışan Ali Naki Gündoğdu’nun yolculuğunun seyranına dalmak istedik. Belki söyleşiye şöyle başlayabiliriz: Her yolun bir başlangıç çağrısı…
Demet TUĞRUL YÜCEİL “Geceler boyu rüyalarıma giren ve uykularımı bölen bu tuhaf ve marazi metni, ay ışığının aydınlattığı yarı karanlık ruhumdan dökülen bu parçaları, ıslak bir ilkbahar günü, ki-mi zaman gözyaşına benzeyen yağmur damlaları ve rüzgârda uçuşan pembe erguvan yapraklarıyla Ahmet Hamdi Tanpınar’a adıyorum. Bir olukta birikip, bir musluktan akıyorum dünyaya. Başını ve sonunu bilmediğim bir yolda olmak ne kadar güzel.”[1] Nazlı Eray’ın Tanpınar’a adadığı Aydaki Adam Tanpınar ile ben de heyecan içinde, doludizgin bir yolculuğa çıkıyorum. Roman boyunca beni bu yolculuğa çıkaran anlatıcı kahramanın, bir adının olmaması dikkatimi çekiyor. Nazlı Eray’ın kendisini kahraman anlatıcı olarak tayin ettiğini düşünüyorum. Daha…
Derya AKAR BALCI “Karıştır kartları.” “Kendine konsantre ol.” “Tamam, üçe böl. Dokunma!” Tarot kartları her zaman gerçeği söyler… Gerçek, büyülü gerçek… Masalsı bir dünyanın kapısını aralayan kartların dünyasında yaşam, bambaşka bir gerçekliğe bürünür. Geçmiş ve gelecek, şimdiki zamana yol alıp günümüz gerçekliğinin ta kendisi oluverir. Fantastik edebiyatın kapılarını aralayan Aşkı Giyinen Adam romanında Dürnev Abla’nın tarot kartlarındaki gerçeklik, yaşadığımız dünyadaki gerçekliğin temposuyla aynıdır. Kartlar masaya açıldığında tanıdıklar, bildik insanlar, birtakım olaylar gerçek yaşamda belirir, insanın belleğinden gün yüzüne çıkarak yaşama merhaba der. Fantastik edebiyatımızın Kraliçesi Nazlı Eray, Yunus Nadi Roman Ödülü alan bu romanıyla çağdaş edebiyatımızın fantastik roman alanındaki en…
Edebiyat dünyasının yeni soluklarından Osman Erkan, son şiir kitabı “Şeylere Bulaşım” ile okurlarını anlamın ötesinde, hislerinin derinliğine davet ediyor. Emel Seçkin’in “ruhu dinlendiren bir eser” olarak tanımladığı kitap, modern insanın kırılganlığını sarsıcı bir dille ele alıyor. Turgut Uyar’ın o meşhur “Keşke bir şiir okumuş, bir kedi sevmiş olsaydınız. Belki bu kadar dünyayı kirletmezdiniz…” dizelerini anımsatan bir atmosferle okurunu selamlayan Osman Erkan, “Şeylere Bulaşım” adlı yeni kitabıyla şiirseverlerin radarına girdi. Alışılmışın Dışında Bir Dil: Hissetmeye Davet Kitap üzerine bir değerlendirme paylaşan Emel Seçkin, Erkan’ın şiir dilinin alıştığımız kalıpların sona erdiğini vurguluyor. Cümlelerin saklandığı şekilde kırıldığı, yerinden oynatıldığı bu özgün üslup; okuru…
Eskişehir’de doğan Burçin Laçin Altay, maden yüksek mühendisi ve iş güvenliği uzmanıdır. Akademik kariyerini edebiyata duyduğu ilgiyle genişleten Altay, 2025 yılında ikinci üniversite olarak Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuştur. Evli ve ikiz kız çocuk annesidir. Yazın hayatında özellikle öykü ve şiir alanlarında üretimlerini sürdüren Altay’ın eserleri çeşitli seçki ve antolojilerde yer aldı. Öyküleri Nefes, Duvarın Ardı, Şehrin En Alt Katı ve Herkes Biraz Kadın Olabilir mi? adlı seçkilerde yayımlanırken iki çocuk öyküsü de Doğa ve Deniz’in Öyküleri adlı eserde okurla buluştu. Çocuklara yönelik kaleme aldığı Kayan Yıldız Nerede? adlı kitabı ilk kez 2022 yılında yayımlandı ve 2024 yılında…
Şiir yazmanın, dergilerde görünmenin, kitap yayımlamanın anlamını yitirdiği bir döneme girileceğini hissetmeye başlamıştık. Ama bunu edebiyata konduramıyorduk. Yine de bir şeyler değişmedikçe yapıldığı sanılan katkıların önemini yitirdiğini inkâr etmek olanaksız hale gelmişti. O günkü koşullarda bile bir şeyi sırf değiştirmiş olmak için değiştirmek anlamlı sayılmıyordu. “Her şeyi ben değiştirdim” diyebilmek uğruna çiçekleri sulayan hortumu yola tutmanın anlamı neydi? Tabi sonra buna da alıştı insanlar. Suyu görüyor, çiçeği görüyor, yolu görüyor. Ama öfkesini bu duruma isyan edenlerden çıkarmaya çalışmak daha cazip geliyordu. Dolayısıyla sesini çıkaran da kimin ne yaptığına değil, yapanın kim olduğuna baktı. Çünkü öyle durumlarda çiçeği sulamak üzere görevlendirilen…
Tevazu mu, Alçak Gönüllülük mü? Bay Aksi’den “Kendi Ayakkabısını Yapamayan Şairler” Çıkışı! AksiSanat TV ekranlarında yayınlanan “Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana” serisinin 4. bölümünde İsmail Cem Doğru, kavram karmaşasından edebiyat dünyasının “sırlarına”, Mimar Sinan’dan modern çağın ego savaşına kadar pek çok konuyu masaya yatırdı. İSTANBUL – AksiSanat TV’nin sevilen programı “Bay Aksi”, dördüncü bölümünde izleyicilerini yine derinlikli ve bir o kadar da iğneleyici bir yolculuğuna çıkardı. Programın bu haftaki odak noktası; tevazu, alçak gönüllülük ve günümüz dünyasının “görünme” çabasıydı. “Futbol Deyince Ödüm Kopuyor” Programın açılışında spor dünyasındaki sertleşen üsluba dikkat çeken Bay Aksi, spor yöneticilerinin konuşmalarını “Baba” filmindeki sahnelere…
Büyük Edebiyat’la bir sorunumuz var. Büyük Edebiyat’ı tanımıyoruz. Biz yerliler arasında dolaşan, o barbar’ın edebiyatını tanıyoruz. Büyük Edebiyat; klasörler arasına gizlenmiş, şairleri yazarları izleyen büyük edebiyat, kutsal saydığı her şeyin etrafında ödüller dağıtan, sermaye ağlarını kontrol eden, iktidarın kan kardeşi büyük edebiyat, bizim düşmanımızdır. Elbette ki ona da Brecht’ten mülhem iyi bir düşmana davrandığımız gibi davranacağız. Güzel ve iyi tüfeklerle. Büyük Edebiyat’ın bir de küçük öykücüleri vardır. Klonlanmış, kopyalamaya teşne, gerçekle asla yüzleşmeyi göze alamayan, sabahtan akşama kadar muhalif sözcükleri arka arkaya sıralayıp fakat tek bir gerçek cümleye yenilen küçük öykücüler gerçek bir itirazla karşılaştıklarında tabii ki Büyük Edebiyat’a sarılacaklardır.…
HATİCE UTKAN – “SÜT VE GÜL” TOPLU ŞİİRLERİ ÜZERİNE SÖYLEŞİ SÖYLEŞEN: BURÇİN LAÇİN ALTAY “Zamanın geçmiyor gibi gelmesini Ve gitmesini Zamanın senin yaptığın kadar olmasını Yaşadığın kadar var olmasını Zamanın aslında sadece sen olmasını… Hep olmayı Ve olmamayı…” dizeleriyle şiirlerle seslenen sevgili şair Hatice Utkan ile yeni şiir kitabı “Süt ve Gül” (Toplu Şiirleri) üzerine söyleşeceğiz. Burçin L. A.: “Nebukadnezar, Con Fuoco, Şah Mat” şiir kitaplarına yeni olarak “Süt ve Gül” şiirleri de eklenerek toplu şiirleri oluşturuyor. İlk olarak isimlerinden bahsetmek istiyorum. Araştırdığımda; II. Nebukadnezar, MÖ 605–562 arasında hüküm süren Babil kralı. Bu ismin Akadca’sı, Nabu-kudurri-usur’dur ve anlamı;…
Edebiyat ve şiir odaklı yayın yapan Maraşantiya dergisi, genişletilmiş 19. sayısını okurlarla buluşturdu. Dergi, yeni sayısında hem söyleşiler hem de kapsamlı bir dosya konusuyla dikkat çekiyor. Açılışını şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in “Gün olur zincire vurulmaktır özgürlük” dizesiyle yapan dergi, şiirin direniş ve umutla kurduğu ilişkiyi merkeze alıyor. Editör yazısında, şiirin doğasında direnişin ve karanlıkta dahi aydınlığa inanmanın bulunduğu vurgulanıyor. Yeni sayıda, edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Serap Erdoğan ve Hıdır Işık ile yapılan söyleşiler yer alıyor. Ayrıca “Şiir Nereye?” başlıklı geniş kapsamlı soruşturma dosyası ve kadın şairlerin şiirleri de derginin öne çıkan içerikleri arasında bulunuyor. Dergi, bugüne kadar yayımladığı sayılarda…
Burçin Maya Çankaya’dan Derya Sönmez Söyleşisi… Sanat insanın varoluşunu anlamlandırma çabasında arayışlarının bir yansımasıdır. Sanatın dallarından biri olan edebiyat içinde öykü türü de anlamın yoğun katmanlarını az sözle anlatan bir tür. Öykü Masası, öykü türüne bir bellek oluşturma çabasıyla yazarları bu masaya bir iz bırakmaya davet ediyor. İlk konuğumuz “Sırça Kanatlar” kitabıyla 6. Antalya Edebiyat Günleri En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü ve ‘2022 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü’ne layık bulunan “Öteki Hayvanlar” kitabıyla ise 71. Sait Faik Hikâye Armağanı Doğan Hızlan Özel Ödülü ve ÇYDD tarafından verilen Türkan Saylan Sanat Ödülü’nü alan Derya Sönmez. BURÇİN ÇANKAYA Öncelikle sizi…
Geçen ay dördüncü yılını kutlayan aylık şiir gazetesi Çıngıraklı Sokak, 38. sayısında sayfalarını şiir ve öykü ilişkisine ayırdı. Her ay özel bir tema kapsamında okurla buluşan gazete, Dünya Öykü Günü’nü de şiire ve öyküye ilişkin yazı ve şiirlerle kutladı. Nâzım Hikmet, Orhan Veli, A.Kadir ve Rıfat Ilgaz’ın Narrative (anlatı) şiirlerden bir seçkiyle, Aziz Nesin’in “Şiire Düşkün İşadamı” öyküsünün yer aldığı sayı, öykücü Behçet Çelik’in kaleme aldığı Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Dünya Öykü Günü Bildirisi’ne de sayfalarını açmış. Gazete, 2023 yılında güney illerimizde yaşanan 6 Şubat Depremi’ni unutmamış, deprem sonrası Antakya’nın kültür sanat yaşamını değerlendiren bir habere ve Öner Yağcı’nın “Deprem…
Söyleşen: Engin Kükrer “Aşkın, doğru insanlarla yaşandığında insana iyi gelen ve yaraları iyileştiren bir liman olduğunu düşünüyorum.” Engin Kükrer: Kitabın adı neden “Gidemeyiş”? Kim? Nereden ve Neden gidemiyor? Serkan Uslu: Başımıza bir sürü felaket gelir, kayıplar yaşarız, acılar çekeriz. İnsanlardan, acılardan ya da mekanlardan kaçmak, uzaklaşmak ve uzaklara gitmek isteriz fakat ne kadar gitsek de uzaklaşmak istediklerimizi ya yüreğimizde ya da zihnimizde götürürüz yani adımlar atarız ama gidemeyiz. Gidemeyiş ’te buradan, David’in nereye gittiğini bilmeden yola çıkmasıyla doğdu. Engin Kükrer: Kurguna tarihi bağları iç içe geçmiş kimi zaman kavgalı kimi zaman dost bu üç Balkan ülkesini yerleştirirken neler düşündün? Neler…
ENGİN KÜKRER 1980 yılında Eskişehir’de doğan Engin KÜKRER, son olarak 2020 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Muhasebe bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Halen aynı üniversitenin muhasebe bölümünde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Engin KÜKRER’in bugüne kadar yazdığı beş yüzün üzerinde şiir, öykü ve yazı bulunmaktadır. Şair/yazar; 2021-2024 yılları arasında katıldığı çeşitli yarışmalarda altı kez birincilik, beş kez ikincilik, üç kez üçüncülük, dokuz kez mansiyon, dört kez jüri özel ödülü, bir kez yılın şairi ödülü, bir kez yılın öykücüsü ödülünü kazanmıştır. Ayrıca KÜKRER’in dört eseri finalist olmuş, on eseri ise yarışmalarda seçki eserleri arasına girmiştir. Bunun yanı sıra KÜKRER’in, şiir, öykü, makale…
AksiSanat TV’nin sevilen programı “Enzo’yla Kıran Kırana”nın son bölümünde Bay Aksi bu kez “yakışıklılık” kavramını tartışmaya açtı. Kişisel anekdotlarını felsefe, edebiyat ve sinema ile harmanlayan Bay Aksi, toplumdaki estetik algıya dair dikkat çekici saptamalarda bulundu. Programın üçüncü bölümünde Bay Aksi ve Enzo, izleyiciyi hem güldüren hem de düşündüren bir estetik tartışmaya imza attı. “Yakışıklılık”ın toplumsal bir sorun olup olmadığı ve hatta “iptal edilmesi” gerekip gerekmediği üzerine yapılan esprili tartışma, günümüz estetik anlayışını şekillendiren dinamikleri masaya yatırdı. Program, estetik unsurların sembollerini ele alırken tarihsel değişim süreçlerine de ışık tutuyor. Felsefeden Sinemaya Estetik Kavgası Bay Aksi, tezini güçlendirmek adına düşünce tarihine uzanarak…

