Yazar: admin

ANA

Farklı yaşlardan, mesleklerden ve yaşam deneyimlerinden kadınların şiirlerini bir araya getiren Çağdaş Kadınlar Seçkisi, kadınların sesine ve sözüne edebiyat dünyasında yer açmayı amaçlıyor. Kadınların yaşam deneyimlerini, duygularını, düşüncelerini ve hayallerini şiir aracılığıyla görünür kılmayı hedefleyen Çağdaş Kadınlar Seçkisi, farklı hayat hikâyelerini ortak bir edebiyat zemininde buluşturuyor. Öğretmenlerden işçilere, annelerden hayallerinin peşinden yürüyen kadınlara uzanan geniş bir yaşam yelpazesini kapsayan seçki, şiirin farklı seslerini ve anlatım biçimlerini bir araya getiriyor. Her biri kendi yaşamından, gözlemlerinden ve deneyimlerinden beslenen kadınların dizeleri; sevgi, özgürlük, umut, insan ve yaşam gibi pek çok temayı odağına alıyor. Her şiir ayrı bir dünya Çağdaş Kadın Şairler Seçkisi…

Read More
ANA

Çağdaş Antigone, çarpışarak çekiliyor kendine Özlem Çuhadar Zapyon Rum Lisesi’nin büyük salonundayız, günlerce süren hummalı çalışmaların ardından İoanna Kuçuradi ’ye saygı etkinliğini gerçekleştiriyoruz. Amacımız etik değerlere, insan haklarına dikkat çekmek. Öğrencilerimin felsefe-edebiyat bağı doğrultusunda hazırladıkları sunumları ilgiyle izleyen Kuçuradi, etkinliğin sonunda öğrencilere hitaben yaptığı konuşmada, çatışmalarının ve başkaldırısının başladığı yerde, mezun olduğu okulda, bu etkinliğin gerçekleşmesinin kendisi için önemli olduğunu söylüyor, sonra da, “ Farklılıklara saygı duyun çocuklar, sizden farklı düşünen, farklı aidiyetlere sahip insanlara saygı duyun ve kimseyi dışlamayın.” diyor vakur, kararlı bir sesle. Salonun geçmişle günümüzü buluşturan aynaları, bu sözle sırlanıyor yeniden; heykeller canlanıyor, perdeler sözü alıp sokağa,…

Read More
ANA

Mualla Katip Asaleti ne tanımlar ve ne tamamlar? Kadını asil kılan nedir? Takıları, giysileri, tavırları… Eğer siz sahip olduğunuz şeyleri —inci, mücevher , her neyse— sadece gösterme gayreti için taşıyorsanız kokoş olabilirsiniz. Oysa asil bir kadın değerli olanı sergilemez, ona değer kazandırmaya çalışmaz; onu sadece taşır. Tıpkı Ahmatova’nın bu fotoğrafındaki acıyı taşırken sergilediği duruşu gibi. . Fotoğrafta oldukça sade bir kadın görüyoruz; ancak bu kadın 20. yüzyıl Rus edebiyatının en büyük şairlerinden biri. Ahmatova’nın nasıl bu kadar asil ve sağlam durabildiği, onun acıyı taşıma biçimiyle anlam kazanıyor. Asalet güzellikte değil, insanın gerektiğinde acısını teşhir etmeden ama saklamadan taşıyabilmesinde. Rus edebiyatının…

Read More
ANA

SÖYLEŞEN: BURÇİN LAÇİN ALTAY  “Başka dünya aradım Başka korkular Sonrası için yerine konulan taşlar Hareketsiz kalışların savaş kaçkını imgesi oldular” Dizeleri ile başlayıp “Sormuyorsa hayat seni bana: -Muktedirsin yaşamaya-” Dizeleri ile biten “Muktedirsin Yaşamaya” şiiri ile yaşadığımız çözümsüz dünyanın sorgusunu felsefi bir akış açısıyla yaparken dilin sınırlarını keşfeden şair Esra Dökmen ile şiirleri üzerine söyleşeceğiz. Burçin L. A.: “Esra’rengiz Şeyler” kitabının ilk şiiri “Yalnız” ve ilk dize “Beyhudedir yüzü kuşların.” Bu şiirde şair, şiire nasıl ve neden bulaştığını sezdirirken son dizesi ile açıklıyor; “Kalem karanfildir, dilim muşta…” yaşamak için sözcüklerin gücünü kullanarak adeta şiirle savaşıyor ve bunu ilk şiir…

Read More
ANA

salih aydemir Retoriğin tarihi Antik Yunana kadar gider. Dolayısıyla retoriği işlemek ya da retorik konusunda konuşabilmek için doğa felsefesine kadar inmek gerekir. Antik Yunan felsefesi doğa felsefesinin öncülüğünde başlamış ve ondan sonra gelişen düşünce yapısı ile insan felsefesine yönelmiştir. Aslında bu dönem felsefenin başlangıcı olarak görülebilir. Sofizm öncesi “Yunan siyasal düşüncesinin ilk izleri Homeros’un destanlarında görülür. Ancak bu izler, siyasal düşüncenin gelişiminde Yunanlıların önem ve yerini belirtmekten uzak olduğu gibi, Yunan toplumunun daha sonra belirginleşecek olan yapısını da yansıtmaz. Homeros destanları çağlarının ürünüdür. Başka bir deyişle, bir anlamda, siyasal düşüncenin ana gelişim çizgisinin dışında kalır. Buna karşılık Homeros destanları belli…

Read More
ANA

Maraşantiya’nın 21. sayısı yayımlandı. Derginin yeni sayısında “Şairin Gündemi” başlığıyla hazırlanan dosyada, güncel toplumsal ve siyasal gelişmelerin şiire etkisi ele alınıyor. Dosya kapsamında şairlere, yaşadığımız dönemin gündeminin şiiri nasıl etkilediği soruluyor. Kapitalist sistemin insanı giderek bir nesneye dönüştüren, düşünme ve itiraz etme alanlarını daraltan yapısı karşısında şiirin nasıl bir konum alabileceği, Maraşantiya’nın 21. sayısının temel tartışma başlıklarından birini oluşturuyor. Derginin bu sayısındaki dosyanın çıkış noktasında ise şiir, “sezginin ve farkındalığın dil aracılığıyla ortaya çıkan estetik itirazı” olarak değerlendiriliyor. Bu yaklaşım doğrultusunda “Şairin Gündemi” dosyasında, toplumsal gerçeklik ile şiir arasındaki ilişki farklı yönleriyle ele alınıyor. Şiir ve direnme deneyimi Dosyanın sunuşunda,…

Read More
ANA

Şair Ahmet Telli, Maltepe’de düzenlenen “Arkadaşlık Günleriydi: Dostumuz Ahmet Telli” etkinliğiyle anıldı. Maltepe Belediyesi tarafından organize edilen ve Maltepe Kitap Günleri kapsamında gerçekleşen etkinlik zengin içeriğiyle dikkat çekti. Fotoğraf ve resim sergisinden söyleşiye, belgesel gösteriminden şiir ve müzik dinletisine uzanan programda Telli’nin şiiri, dostlukları ve edebiyat dünyasındaki yeri ele alındı. Ayrıca “Arkadaşlık Günleriydi: Dostumuz Ahmet Telli Fotoğraf ve Resim Sergisi”, şair Ahmet Telli’ye adanan kapsamlı bir etkinlikle gerçekleştirildi. Fotoğraflarını Mehmet Özer’in, resimlerini ise Ziya Büyük’ün hazırladığı serginin açılışıyla başlayan program, gün boyunca edebiyat ve sanatın farklı alanlarını bir araya getirdi. Etkinlik, açılış ve kurdele kesiminin ardından 2024 Anısı Video Gösterimi…

Read More
ANA

Mualla Katip “Taşıyamayacağın tacı takarsan, başın öne eğilir.” – Niccolò Machiavelli “Kimliğim beni başka hiç kimseye benzemez yapan şeydir,” diyor Amin Maalouf, ‘Ölümcül Kimlikler’ adlı kitabında. Bundan daha şeffaf ve güzel bir kimlik tanımına rastlamadım. Hepimiz bir kimliğe sahibiz, ancak varoluşumuzu ve kimliğimizi var eden şeyi bulduğumuzda varoluş amacımız anlam kazanmaya başlar. Gustav Jung’un şu sözlerine kulak verin: “Hayat gerçekten kırkında başlar. O zamana kadar yalnızca araştırma yaparsınız.” Bedensel ve zihinsel olgunluğun tamamlanması, tecrübenin yerleşmesi ve insanın hayatını daha bilinçli değerlendirmeye başlaması. Kimlik ve yaş birbiriyle paralel ilerliyor. İslam geleneğinde de Hz. Peygamber’e ilk vahyin geldiği yaş 40’tır. 40 sayısı…

Read More
ANA

  Demet TUĞRUL Merhaba, Tüm içtenliğimle merhaba demek isterdim sana. Halikarnas Balıkçısı gibi söze merhaba ile başlayıp merhaba ile bitirmek… Güzelim, masmavi Bodrum’dan değil ama efil efil esen bir İstanbul akşamından merhabalar getirmek… Misk kokulu bir kâğıttan satırlar boyunca seslenmek isterdim sana. Kâh neşeli bir ıslık olup dillere yerleşen tatlı telaşlardan kâh mahur bir beste misali gözlerde çöreklenen hüzünlerden bahsetmek isterdim sana. Yılların salıncağında uykuya dalan çocukluktan, bulutlarla dans eden uçurtmalardan, içinde ebemkuşağı ışıldayan misketlerden, gözlerinin içi gülen oyuncak bebeklerden, çocukluğundan dışarı çıkamayanlardan… Affan Dede’den çocukluğunu satın alan Cahit Sıtkı’dan, “Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk, hiçbir yere gitmiyor.” diyen…

Read More
ANA

her defter elbet bir gün tamamlanır (şiirsel değiniler) salih aydemir sessizce gün ağarırken ve sabahın en güzel sesiyle içime dalıp şiiri düşüneceğim… & sıfırla çarpıyorum sözcüklerimi şaşırtıcı bir sessizlik arıyordum yalnızca & aşk, gidenin geride bıraktığı yaşlı bir yorgunluktur & aklım bir tümör için yuva arıyor dilimde & “büyük şair ol demedi hiç kimse bana; kendi yolunu bul dediler.” 1 & şiirini arayan şairini bulur 1- resul hamzatov & fazla değil, az bir çabayla kendi olmayı becerebiliriz & ilk ben’in yıkılışına izin vermediğimiz gibi ilk ben’in güçlenmesi için elimizden gelen her türlü komikliği yapıyoruz & ortada hala kırmızı yok &…

Read More
ANA

Songül Dolkun Mutsuzluğu iliklerini hapsetmişken karanlığa, nefesi kırmışken göğüs kafesini, kalemi parçalamışken mutluluğun izlerini, gökyüzünün maviliğini görecek liyakatı kalmamıştı Sylvia’nın. Öyle bir sıkışmışlık ki bu  “ Sırça bir fanusun içinde ölü bir bebek gibi tıkılıp kalan insan için dünyanın kendisi kötü bir rüyadır.” diyor . Hayat çizgisinin yönünü değiştirip talih hamuruyla oynama cesaretinde bulunsa bile varacağı son karanlık oluyor. Nasıl mı? Gizdöküm şiirin prensesi olarak bilinen Sylvia, ölmeden yalnızca bir ay önce bıraktı bizlere Sırça Fanus’u. Sylvia’nın hayatını bilmek bu kitabı sizler için daha özel kılacaktır. Kendisi ruhsal sorunlarla boğuşmanın yanı sıra herkesin imrendiği yazılarını büyük dikkat ve incelikle okuduğu…

Read More
ANA

Şiir ve edebiyat odaklı yayınlarıyla dikkat çeken Maraşantiya Dergisi, 20. sayısını zengin bir içerikle okurlarına sundu. Söyleşilerden dosya konularına, şiirlerden deneme ve kitap incelemelerine uzanan yeni sayı, çağdaş edebiyatın farklı seslerini bir araya getiriyor. Bu sayının söyleşi bölümünde, kısa süre önce Yitik Ülke Yayınları etiketiyle yayımlanan Biten Şeylerin Geleceği adlı toplu şiir kitabıyla gündemde olan akademisyen, şair ve yazar Hüseyin Köse yer alıyor. “Varoluşu Hıçkırarak Düşünen Şair” başlıklı ve nehir söyleşi niteliği taşıyan kapsamlı çalışma, derginin öne çıkan bölümleri arasında bulunuyor. Dergide ayrıca, Hüseyin Peker ile gerçekleştirilen kısa söyleşinin yanı sıra, “biten her şeyde bir bit yeniği var / ve…

Read More
ANA

Zürbiye İ.’nin Aşk, Ölüm ve Yemen adlı romanı, dijital çağın hızla çözülen ilişkilerini güçlü bir psikolojik arka planla ele alan etkileyici bir anlatı sunuyor. Yapıtın merkezinde, oğlunun kaybıyla sarsılmış olan Nergis bulunuyor. Yazar, Nergis’in iç dünyasını katman katman açarken acının onun duruşunda yarattığı dönüşümü ustalıkla görünür kılıyor. Karakterin “acıların soğuk bir mermere çevirdiği” bedeni üzerinden yasın yoğunluğunu daha ilk sayfalarda hissettiren roman, okuru hızla duygusal bir odağa yerleştiriyor. Bu kırılgan dönemde Nergis’in karşısına sosyal medya üzerinden çıkan Lowell Lee, kendisini Yemen’de BM adına çalışan bir cerrah olarak tanıtan esrarengiz bir kişi olarak anlatıya dahil oluyor. Lowell, roman boyunca hem umut…

Read More
ANA

Mualla Katip Turgut Uyar şiiriyle gerçek manada tanışmam üniversite birinci sınıfta olmuştu. Fakülte koridorundan geçerken beni odasına çağıran Yeni Türk Edebiyatı dersi hocam, “Mualla, bu şiire bir fotokopi çekip getirebilir misin?” diye elime kalın bir antoloji kitabı vermişti. Ben de fotokopiciye giderken şiirin başlığına baktım: “Göğe Bakma Durağı.” Vay be, dedim, ne harika bir başlık bu. Şiiri fotokopiciye giderken bir iki kere okudum ve her okuyuşta göğe baktım, sonra içime baktım ve tekrar göğe baktım. Bazı mısraların taşıdığı anlamları idrak etmem ise yıllarımı aldı. O gün şiiriyle ilk kez karşılaştığım bir şair, beni yalnız göğe baktırmamış; içimdeki tüm imgelere yeni…

Read More
ANA

Zeytin Akademi ekibi Derya Akar Balcı editörlüğünde Türk edebiyatında geleneksel anlatı kalıplarını yıkan, parçalı kurgusu ve kendine özgü diliyle modern bireyin varoluş sancılarını edebiyata taşıyan sıra dışı yazar Sevim Burak’ı kapsamlı bir dosyayla okurlarıyla buluşturuyor. Yaşadığı dönemde dili ve anlatım biçimi nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalan, ancak bugün Türk edebiyatının en özgün ve yenilikçi yazarlarından biri olarak kabul edilen Sevim Burak, yayımlanan beş özel inceleme yazısıyla yeniden keşfediliyor. Dosyada, yazarın çok katmanlı kültürel kimliğinin öykülerine yansımalarını ele alan Zeytin Akademi yazarları, Burak’ın Türk öykücülüğünde yarattığı biçimsel devrime uzanan geniş bir perspektif sunuyor. Kendisini sürekli “izleyiciler karşısında ölüm numarası yapan bir…

Read More
ANA

Burçin LAÇİN ALTAY -Sevim Burak’ın Yanık Saraylar Öyküleri Üzerine Bir İnceleme- Yazdığı dönemde öykücülüğümüze yepyeni bir soluk ve bakış getiren Sevim Burak, bambaşka bir tarz ve üslupla avangart yazarların başında gelir. 1965 yılında çıkan Yanık Saraylar, ilk öykü kitabı olup ironiyi benimseyen çok katmanlı yapısı, alt metin, üst metin, metinler arası hatta disiplinler arası birçok tekniğin kullanılması ile zamanının ötesinde bir modernlik ve farklılıkla kapalı anlatıma da dikkat çekmesi ile önem kazanır. Bu bağlamda modern yönelişleri farklılığı ile ayrı bir yeri olduğu kabul edilir ve çıktığı yılın edebiyat olayı olarak tarihe geçer. Ayrıca hala modern Türk edebiyatının kült metinlerinden biri…

Read More
ANA

Derya AKAR BALCI 26 Haziran 1931 – 31 Aralık 1983 Dünya Hikâyeleri Yarışması’nda ilk altıya giren “Büyük Günah” adlı öykünün yazarı Zeliha Sevim Burak, 1931 yılında İstanbul’da yaşama merhaba der. 21 yaşına kadar Kuzguncuk’taki evlerinde babaannesi ve büyükbabası ile yaşar. Büyüklerin himayesinde büyüyen yazar “yaşlı bir insan gibi” yetiştiğini söyler anılarında. Annesi, Bulgaristan’dan göçmüş Yahudi asıllı bir ailenin kızı ve ev hanımı; babası ise gemi kaptanıdır. Hikâyelerinde azınlık kültürüne ve yaşlı insanlara ağırlık vermesinde, çocukluk ve ilk gençlik yıllarına ait anıları etkili olmuştur. Peyami Safa ile, evliliğinin ilk yıllarında yakınlaşmış olması onun öykücülüğünde önemli bir yer tutar, hatta dönüm noktasıdır…

Read More
ANA

Burçin Maya Çankaya Türk öykücülüğünde olay merkezli anlatım uzun süre belirleyici olmuştur. Ancak Sevim Burak’ın metinleri bu geleneğin dışına çıkarak modern bireyin parçalanmış varoluşunu anlatır. Burak’ın özgünlüğü, karakteri trajediye sürüklemek yerine trajediyi bir seyir nesnesine dönüştüren toplumsal bakışı açığa çıkarmasında yatar. 1931 yılında İstanbul’da doğan Sevim Burak, farklı kültürel kökenlerden gelen bir aile ortamında yetişmiştir. Bu çok katmanlı kültürel yapı, onun metinlerinde sıkça karşılaşılan kimlik sorgulaması ve aidiyet arayışı temalarının oluşumuna zemin hazırlamıştır. Burak’ın anlatılarında bireyin kendi varlığıyla hesaplaşması, çoğu zaman parçalanmış bilinç üzerinden verilir. Sevim Burak’ın edebiyatındaki en belirgin özelliklerden biri, klasik öykü geleneğinin dışında kalan anlatım teknikleridir. Parantez…

Read More