“Yani,” derdi dedem, o belirgin yüz hatlarına sinmiş bilgelikle, “bir köstebek insana kuyuyu gösterdi. Kuyu açıldıkça içinden çıkan beyazaltın bize bir ömürlük ekmeğimizi kazandırdı. Şehrimizin dünya çapında tanınmasına sebep oldu. Şimdi kıymetinin bilinmediğine bakma, zanaatçı olmak insanı hayata bağlar. Tüm dertlerini, tasalarını unutursun taşı işlerken, kendi söyleyeceğini susar, taşa dokursun ahını, taş seni anlar, ruhunun motiflerini işlersin taşa, taş seni duyar ama insan insana nankördür, sağır, dilsizdir. Taş vefalıdır, taş seni arkandan vurmaz, insan kibirlidir, taş sana canını sunar, insan canına kasteder.” Sevgili Yalnızlık kitabıyla akrabalık ilişkilerine ve eski dostluklara özlemini dile getiren Nilüfer Altunkaya, Sen Buralarda Yokken’de de insan ilişkilerine…
Yazar: admin
Şair Kadınlar Eril İktidarın Karşısında Savaşıyor Eril bakış açısıyla: kadın çiçektir, kadın şiirdir, kadın aşktır gibi… literatüre geçen ifadeler, sistemin kurguladığı ve özünde kadını pasifize eden söylemlerdir. Derdi olan bir şeyler yazar; keza, şiirde buna çokça rastladığımız gibi, diğer edebiyat alanlarında da böyledir; eğer, kadın, yaşadığı coğrafyanın kültüründen mutlu olsaydı; belki de yazma gereği duyumsamayacaktı ve sesini kimse duymayacaktı. Etki-tepki doğuran unsurlardan eylemsel varlığa dönüşüyor kadın dili. Oldukça karışık olan eril iktidardan sıyrılmak için savaş veriyor kadın! ‘Kadının üstünlüğü’ gibi ‘kurmaca’ sözler bir yanılsamadır insan değeri yanında. Ataerkil yapının, hâlen yaslandığı “tek”li cinsiyet sistemiyle, kadının üretimdeki yerini, emeğini ve bedenini…
Kadın Şiddet Şiir Bu başlıkta bulunmaması gereken sözcük ‘kadın’ ile ‘şiir’in arasında. “Şiddet” sözcüğü, tanımında birlik olmasa da, olumsuz çağrışımı olan bir kavram olduğunda uyuşma vardır. Türkçe Sözlük, ‘şiddet’in dört anlamını veriyor: “1. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. 2. Hız. 3. mec. (Duygu ve davranış için) Aşırılık. 4. Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırmak yerine kaba kuvvet kullanma.” Bu tanımların hiçbiri “toplumda kadına şiddet uygulanıyor” cümlesindeki ‘şiddet’in anlamını vermez. Genç bir kıza tecavüz edip kollarını kesmek, ardından cesedini yakmak ‘şiddet’le anlatılacak bir durum olmasa gerek! 4. anlamda ‘karşıt görüş’ten söz ediliyor ki kadına şiddet uygulandığında, ‘kadın’ı karşıt görüşte…
Şair Aydın Şimşek’ten sert uyarı: Dergisi “deliler teknesi” ve sosyal medya hesaplarından sık sık sivil edebiyat uyarısı yapan Aydın Şimşek’ten bir uyarı daha geldi. Şimşek, şairin-yazarın sivilleşmesi üzerine söylemlere rağmen belediyelerin etkinliklerinden medet ummanın çelişkisine dikkati çekti. Aydın şimşek şöyle devam etti: “belediyelerin salonlarını kapmak için yarışırsınız. O da yetmez, hangi türden belediye olduğuna bakmadan etkinlikleri koşturursunuz. Ama bu da yetmez, ideolojik olarak, politik tutum olarak sohbetlerinizde söyleşilerinizde yerden yere vurduğunuz partilerin bu partilerin uzantısı olan kurumların etkinliğine sıra sıra dizilirsiniz… Sözde sivilleşirken özde paydaş olmak için fırsat kollarsınız… Yani böyle söylevlere sığınmadan, böyle söylemler üzerinden, kurban kesmeden, olduğu gibi…
Şiirin, müziğin, hatırlama mucizesinin, çocukluğun, insani değerlerin, portrelerin, gerçeklik arayışının ressamı Ferhunde K. Öner ‘Profil Ayarları’ sergisinde kendi gerçekliğinin sınırsız derinliklerini keşfettiğini zannederek sıradanlaşan insanı sorguluyor. Sanatın gerçeklikle ‘biat, inkâr, aşma, bozma, yorumlama’ üzerinden kurduğu ilişkiyi sorgulayan sanatçı, bu ilişkinin insana dokunan yanlarını “Arzum herkesin en azından bir sabah, uyandığında Gregor Samsa’ya dönüşmesidir.” diyen sanatçı ‘kafkaesketki’yle yerleştirdiği ‘umut böcekleri’ni, resimlerinin metaforuna dönüştürüyor. Serginin Basın Bülteninden bir bölüm sunuyoruz: “- ‘Kendi’lik gerçeğine ezbere yarattığı ve çoğunlukla yalnızca kendisinin inandığı pencereden baktığını zannederek sıradanlaşan insanların hüzünlü hallerini resmediyor. İkinci el dünyalarda öznel olduğu kadar aynılaşmış fotoğraflar, bu hüznün en somut görüntüsü sanatçıya…
Lirik yazan bir kalem Ali Günvar. Duygularını alabildiğine coşkulu yansıtır şiirlerinde. Müziğin karşı koyulmaz akımına bırakır kendini en çok. Mısraları adeta notalarla aynı ritimde dizilir kâğıda. Onu okurken kendinizi bir nota kitabının sayfaları arasında ya da operada hissedersiniz. Kimi şiirinde Bach’ın 3. orkestra süitindesinizdir kiminde Metallica’nın ‘Nothing Else Matters’ şarkısının tatlı-sert melodisinde kiminde ise Beethoven’ın ‘Re Majör Keman Konçertosu’nun titreşimleri arasında… Nasıl ki müzisyenler, notaları seslendirirken solfeje dikkat ederse; sizin de Günvar şiirini kavrayabilmek için onun mısra sesini yakalamanız; yönettiği orkestranın ritmine ayak uydurmanız gerekir. Şair-Yazar Ebubekir Eroğlu da şiirde ritmin önemine vurgu yapar. Şiiri; kültür, tarihsel birikim, duyum, düşünce…
Fatma Yeşil Şairlere Sordu: Zengin, derin ve çeşitli şiire sahip bir toplumuz. Ancak -özellikle günümüzde- şiirin değer görememesinin sebebi Ece Ayhan’ın belirttiği gibi “leş kargası okur” mudur sadece? Yoksa salt “okur”un dışında şiir okumama gibi büyük bir hastalığa sahip “şair”lerimizin düştüğü klişeler midir okuru bu denli ilgisiz kılan? İkisi arasında bir ilinti kurduğunuzda bu sorunu zamanla yok edebilecek bir şeyler var mıdır? ALİ GÜNVAR ŞİİR ARTIK CİDDİ ENTELEKTÜEL DONANIM GEREKTİREN BİR OLGUDUR Şiirin kalitesi hep netameli bir konu olagelmiştir. Dün de bugün de benzer tartışmalar süregeldi ve sürmekte. Her devirde şairler ve müteşairler olmuştur. Şairlerin eserleri kalıcı olmuş müteşairlerin…
BEN GECELERİ NEFES ALIYORUM İSMAİL! Şurada durmalı benim hecelerim, hemen yanı başında yükselen şamdanlığın başında ve o eriyen mumun akıyor gecenin teri… Bana soruyorsun? Kuşak meselesi hakkında söyleyeceklerin var mı diye? Kuşak dediğimiz belimize bağladığımız, bağlandığımız olmamalı! Artık kuşak varlığından bahsetmek herze söyleniş bence! Bir alan yaratma oldu! Dağın yamacını çıkan ya da çıkmış olan kişiler es geçiliyorsa sinsi çıkarlar uğruna gerek yok! Edebiyatın tarihini edebiyat dergilerinde keşfeden akademisyenler ve eleştirmenler yazacak. Biz buradayız. Peki sinsiler nerede? Mustafa Fırat
Mustafa Fırat ve İsmail Cem Doğru ile Kirpinin Okları her hafta Aksisanat’ ta… Kirpinin Okları: Benseno ve Bizsizonlar… Kirpinin Okları 1 Mart’ta Başlıyor…
Baki Ayhan önemli bir konuyu yeniden tartışmaya açıyor. “Edebiyatta Kuşak Tartışması Yoksa Uşak Tartışması Var Demektir.” Modernizm’i dışlama sürecinin uydurma, eklektik ve temelsiz bir edebiyatı dayattığı görüşünü her fırsatta savunmaktan geri durmayan Şair Baki Ayhan T. bu defa edebiyatı besleyen önemli unsurlardan birine dikkati çekiyor. Kuşak sorununun yenilikleri destekleyen yönlerinin altını çizen Baki Ayhan şöyle devam etti: “Bizimki gibi, bir yanı yeniliklere direnmeyi marifet sayan ve geleneksele bağlı kalmakta direten toplumlarda bütün estetik, sosyal, psikolojik, kültürel gelişmeleri iki taraflı düşünmek gerekiyor. Kuşak sorunu da bundan bağımsız değil: Eskiden nasıldı, şimdi nasıl? Sanat-edebiyat ortamlarında kuşak tartışmaları modern saatlerin sorunudur. Geleneksel hayat…
Türk Edebiyatı’nın 40 usta yazarının yaşamları kaleme alındı. Alakarga biyografik roman serisiyle çok önemli bir çalışmaya imza atıyor. Alakarga Yayınları’nın resmi yayın organında şu açıklamaya ter verildi: “Türk Edebiyatı birkaç yazarın ya da birkaç eserin ötesinde, kökü uzak geçmişe dayanan bir derya, biliyoruz. O geçmişin üzerinde yükseliyoruz. Okumaya, yazmaya merak duyan herkesin sırtını sıvazlayan kudretli bir edebiyat… Bize hikâyeler veren, bir bakıma hayatımızı kuran, kurtaran büyük yazarlarımız, ustalarımız. Peki onların hayatı? Kimlik bilgilerinden söz etmiyoruz; ansiklopedik bilgiden öte, gelgitleri bol, netleşme arayışında ama denedikçe silikleşen bir derin hayal. O hayale ne kadar aşinayız acaba? Yazarlarımızı ne kadar biliyoruz? Alakarga Yayınları bugünün…
İÇERİK : Raşit Kara Şiir Yarışması; şair, yazar, çevre dostu Raşit Kara’yı yaşatmak, O’nun misyonunu gelecek kuşaklara taşımak adına, geleneksel hale getirilecek ve ülke genelini kapsayacak bir şiir yarışmasıdır. DÜZENLEYEN: KAR DERGİSİ ve RAŞİT KARA ailesi adına kızı Avukat Türkan Kara. (Girişimi başlatan ailesi, ileride kurulacak Dernek, Vakıf ya da benzeri tüzel oluşumlara bu yetkiyi devredebilir.) KONU: Raşit Kara ; Çevreye duyarlı, İnsan, doğa ve hayvan sevgisine önem veren ve bu yolda yazdıkları ve eylemleri ile örnek olan bir yazın insanımızdı. Bu nedenle şiirlerde bu konuların işlenmesine önem verilmelidir. YARIŞMA KOŞULLARI: 1-Yarışma 18 yaşını aşmış tüm şairlerimize açıktır. 2-Yarışma şiir…
Buca(İzmir) Belediyesi tarafından her yıl düzenlenen Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü başvuruları başladı. Ödülün şartnamesi şu şekilde açıklandı; 1-Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’ne yayımlanmamış kitap oylumlu bir dosyayla katılım sağlanır. Konu ve dize sınırlaması yoktur. Kitap oylumu taşımayan dosyalar kesinlikle değerlendirmeye alınmaz. Önceden ödül kazanmış dosyalar yarışma dışı tutulur. 2- Yarışmaya katılan adaylar başvurularını açık ad ve adresleriyle yapmak zorundadırlar. Edebiyat alanında nüfus kaydındaki adından farklı bir adla yayın yapan ve bu adla tanınanlar, eserlerini aynı adla sunabilirler; ancak resmi işlemler ile ödülün kendilerine teslim edilebilmesi için gerçek adlarını verecekleri bilgiler içinde mutlaka belirtmek zorundadırlar. 3- Ödüle, 1982 yılı ve…
Bahadır Bayrıl: …Ağır Bir Çürüme Kokusu Yükseliyor. …Hiçbir Ödül Sıradan Bir Şairi, Önemli, Büyük Bir Şair Yapmaz Şiirin de sıkıntıları olduğunu ve bunun her zaman olacağını belirten Vural Bahadır Bayrıl açıklamalarının ikinci bölümünde de önemli detayların altını çizmeyi sürdürdü. Şiirin tekinsiz bir sanat olduğunu ve günümüzde roman, hikâye, eleştiri(!) vb. Alanların hepsi yayın endüstrisi tarafından yoğurulmuş, ele geçirilmiş ve kapitalizmin “kâr alanı” yapılmış alanlar olduğunu belirten Bayrıl sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu alanlarda eser verenlerin birçoğundan cidden haz etmiyorum. Hatta bir kısmı insanı tiksindiriyor bile. Kitap ekleri, kültür sanat sayfaları, tanıtım yazılarından filan ağır bir çürüme kokusu yükseliyor. Buna birçok…
İLHAN BERK YA DA YAZMAK YAŞAMAK Aziz Kemal Hızıroğlu İlk şiirleri, 1935 yılında Manisa Halkevi’nin çıkardığı Uyanış dergisinde yayımlanan İlhan Berk 18 Kasım 1918 Manisa doğumludur… Nüfus kayıtlarındaki adı Emrullah İlhan Birsen olan şairin özgeçmişine kısaca şöyle değinebiliriz: Çocukken anne baba ayrılığı yaşayan küçük İlhan, annesi ve ağabeyleri tarafından büyütüldü. Orta öğrenim döneminde İstanbul Pertevniyal Lisesinde altı ay okuduktan sonra, İzmir Öğretmen Okuluna geçti. Daha sonra Balıkesir’e nakledilen bu okulu orada bitirdi. Giresun’un Espiye ilçesinde (o tarihlerde bucak olan bu ilçede) iki yıl öğretmenlikten sonra askere gitti. Askerliğini İstanbul’da yedek subay olarak yaptıktan sonra Edirne’ye atandı. Bir süre de burada…
Şiir Atı Seyhan Erözçelik Şiir Ödülü hakkında Aksisanat’a açıklamalarda bulunan şair Vural Bahadır Bayrıl ilk defa verilecek ödülün yeni şairlere yönelik bir keşif, bir dikkat çekme, işaret etme işlevi olacağını belirtti. Ödülün “ilk kitabını” hazırlayan yahut bastırmış şairlerin katılımına açık olduğunun altını çizen Bayrıl şöyle devam etti. “Dahası bazı kıstaslarımız var. Genç şairleri “bir şiir kitabı nedir?” üzerinde düşünmeye yönlendirecek kıstaslar bunlar. Zira yapıtı nasıl değerlendireceğimiz konusunda zihnimiz çok açık ve net, bunu şartnamede şöyle ifade ettik: “Ödül; ‘şiir defteri’ değil, ‘şiir kitabı’ niteliği taşıyan kitap/dosyalara verilecektir.” Yani yalnızca şiir yazmak değil bir “kitap/eser/yapıt” nasıl inşa edilir meselesini de düşünmeli…
‘Babam mücadele insanıydı’ Işık Öğütçü, Orhan Kemal Külliyatını zenginleştiriyor. Son 16 yılda Orhan Kemal imzalı pek çok kitabı edebiyatımıza kazandıran Öğütçü bu kez de babasının dergi ve gazetelerde kalmış öykülerini kitaplaştırdı. KADİR İNCESU Orhan Kemal… Edebiyatımızın yüz akı isimlerinden biri. Işık Öğütçü de edebiyatımıza kazandırdığı Orhan Kemal kitaplarıyla her türlü övgüyü hak ediyor. 16 yılda babası Orhan Kemal’in dosyalarda, dergi ve gazetelerde kalan pek çok yapıtını edebiyatımıza kazandırdı. Everest Yayınları’ndan çıkan ‘Unutulmuş Öyküler’ yazarın gazete ve dergilerde unutulan öykülerini içeriyor. 16 yılda neler yaptınız Orhan Kemal için? Öncelikle Orhan Kemal Müzesi’ni açtık. Ayrıca babamın yazı dünyasındaki izlerini takip ederek arşivlerde…
Elimin titremesinin sabahın soğuğundan mı, yoksa az önce yaşanan gergin ortamdan mı kaynaklandığını düşünürken, ağır olduğu her halinden belli olan sandalyeyi bir çırpıda kaldıran sarışın kısa saçlı genç bir kız “Siz Otto Weis olmalısınız!” dedi. İlk defa benden söz ediyorlardı ve ilk defa onlar tarafından ciddiye alındığımı hissediyordum. Çok hoşuma gitmişti bu; alkışladım hepsini ayakta! Mutfak söylemişti bunu bana; eşyaları mutlu etmek zordur, demişti. Derin bir uykuya dalmış, uyandığımda ise bir böceğe dönüştüğümü fark etmiştim. Ansızın, bir böceğe. Nasıl olurdu da uyurken bir böceğe dönüşebilirdi ki insan? Kafamdaki seslerden, beni yargılayıp Hüküm veren seslerden kurtulmak istedim… Ne hükmünüze ihtiyacım…

