Yazar: admin

SERSERİ Yeryüzünde yalnız benim serseri, Yeryüzünde yalnız ben derbederim. Herkesin dünyada varsa bir yeri, Ben de bütün dünya benimdir derim. Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı, Aradım bir ömür, arkadaşımı. Ölsem dikecek yok mezar taşımı; Halime ben bile hayret ederim. Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim… NECİP FAZIL KISAKÜREK   KALDIRIMLARDAKİ YALNIZ ŞAİR ÇAĞLA GÖKSEL ÇAKIR Ruhlara beden giydirildiğinden bu yana yalnızdır insanoğlu. Her insan, fanî hayatta öncelikle kendinden mesuldür. Tüm yaşamı boyunca kendi varlığını anlamlandırmaya çalışır. Sevdikleri için büyük fedakârlıklar yapsa da nihai…

Read More

SABİT KEMAL Müşerrih 2 Bâki Asiltürk’e Şerh (…) “Şiir pastası” yendikçe kendini üreten, tüketildiği yerde yeniden bütünlenen, yazın olgun kiraz ve vişneyle, güzün buğulu üzüm taneleriyle, kışın nefis portakal dilimleriyle, baharda da gül yapraklarıyla tatlanan, süslenen bir pasta türüdür. Aprın Çor Tigin’den bugüne kadar yaşamış ve nitelikli şiir yazmış bütün şairlerin elbirliğiyle yapılmıştır. Kimsenin pastadan pay almak gibi bir kaygısı olmamalıdır; çünkü hak edene zaten kendiliğinden gelecek, verilecektir gereken dilim… Pastanın tamamını yiyip bitirmeye çalışanlara çok da kulak asılmamalıdır aslında. Onlar bir şeyin hiçbir zaman farkında olmayacaklardır: şiir pastasının tamamını yemek isterken şiir ellerine, yüzlerine bulaşmaktadır. Bırakın, öyle dolaşsınlar ortalıkta… Evet,…

Read More

Neslihan Yalman ‘KADINSANAT’, BİR DE SORUNSALLARI  Kadın Dili Sorunsalı Edebiyatta kadın dili olması gerektiğine inanıyorum. Lakin, dilin evrimsel bir şey olduğunu, kimliklenme düzeyinde bilinçdışından da beslendiğini de belirtirsem, kadın dili denilen şeyin öyle bir anda oluşturulabileceğini düşünmüyorum. Ayrıca, hangi kadın dili? Madak’ın pasif düzeyde kadını aşka, eve, hüzne kapatan kadın dili mi, Ursula Le Guin’in ağırlıkla erkek karakterler üstünden giden kadın dili mi, yoksa erkek-egemen olana kendi içinden saldırarak, o dili sahipsiz bırakan, rahatsız eden ve yeniden dönüştüren benim dilim mi? Argo, küfür, başkaldırı mı; kadın kodlarının sadece kadın oluşluk düzeyinde (mutfak, çocuklar, aşk, mahalle vd.) kullanıldığı kadın dili mi?…

Read More
ANA

Gizem Çiçek Acıyı kutsayan bir jenerasyondan geliyor Seyit Göktepe, ama acıyı kutsamıyor edebiyatı… Sevince, umuda hep söz veriyor, göz kırpıyor, acının başını okşuyor, ona sahip çıkıyor ama eninde sonunda sakinleştiriyor onu. Seyit Göktepe’yle kendi derdinden deva çıkarmaya söz vermiş cümlelerini ve kaynağını konuştuk, eşitlerarası bir ilişkide dünyanın kaygan zemininin çok ötesinde… 15 yaşında keşfedildin; Hulki Aktunç, Nezihe Meriç, Tarık Dursun, İbrahim Yıldız, Enis Batur… Bu kadar kıymetli ismi nasıl dahil edebildin hayatına? Hepsi bir telefon uzağında oldu en fazla. Hem de her birinin üçte biri yaşındayken… Aslında ben dâhil oldum hayatlarına. Ben yetişendim çünkü, yetişmekte olandım. Öyküler yazan bir…

Read More
ANA

SU GİBİ AKABİLECEKKEN YOLLARI TIKANAN BİR EVLİLİĞİN HİKÂYESİ: SU’YUN GÖLGESİ Yitik Ülke’den daha önceden “ Rehberine Kulak Ver ” adlı bir ebeveynlik kitabı yayımlanan Özgür Turan’ın ilk romanı “ Su’yun Gölgesi “ 2016 yılında okurlarına merhaba demişti. İlk romanında insan ilişkilerini, kişinin yalnızlığını, mutlu olduğunu sandığı evliliği içinde arzularına engel olamayan bir kadının başka sulara doğru aktığını, yolun sonuna doğru kendisiyle yüzleşmesini ustaca kaleme alan Turan, evlilik odağında bir kurguyla okuru selamlıyor. “ Su’yun Gölgesi”nde kendinizi Marmaris’in bir köyünde, Londra’da, İstanbul’da bulacaksınız. Su’ yun gölgesinde kalan bir adamın, anne ve kızlarının hikâyelerine tanık olacaksınız. 1) Öncelikle sizi tanımak isteriz. Özgür Turan, kim…

Read More

Çocuğun Cümlesi, Tabiatı(nı) Arıyor ÇAĞLA GÖKSEL ÇAKIR Zaman zaman geçmişin sularına kapılıp nostalji yaparız. “Nerede o eski günler, dostluklar, sohbetler, gezmeler…” derken günümüz şartlarından daha doğrusu olanaksızlıklarından dem vururuz. Özlemlerimizden belki de en unutulmayanı çocukluğumuz ve onun ayrılmaz parçası doğadır. Şimdilerde özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerdeki yaşam düşünüldüğünde tabiatın kapsama alanında olmak neredeyse imkansız. ‘Betonarme kent hayatı’nda bitki ve hayvanlarla eskisi kadar haşir neşir değiliz zira. Çocuklarımız -eğer bahçeli bir evde oturmuyorsak- ağaç ve çiçekleri ancak park alanlarında görebiliyor. Aile büyüklerini ziyaret edebileceğimiz yeşil bir köyümüz, yazlığımız yahut kiralık tatilköyümüz de yoksa doğal yaşam, hayalden öteye geçemiyor maalesef.…

Read More

Emel İrtem’in Metnine Şerh Denemesi Sabit Kemal Son dönemlerde kimi kalemler –Allah ü Teâlâ onları sakınsın- şairler hakkında hermenüetik yazılar döktürmeğe başladılar. Kârîlerin çoğu bu metinlerden anlam çıkaramamakta, ye’ise kapılmakta. Bu fakir de muhterem kârîlere bir nebze katkıda bulunmak için muhterem şaire Emel İrtem’in dergide kıymetli şairlerimizden biri için yazdığı metni şerh etme cesaretine kapıldım. Emel Sultan buyuruyor ki, Kendisiyle okur aracılığı ile konuşurken yüreği elinde bütün o yangın yerlerinden derlediği şiirleri bir silah gibi kendi şakağına doğrultmuş. Muhteşem bir kendini imha planının bir parçasıyla bizi kuşatıyor ve sisteme ateş açıyor. Katili yakaladığınızda maktulü de bulacağınız umudunu taşıyorsanız yanılıyorsunuz. İrtem,…

Read More
ANA

KİRPİNİN OKLARI-II  ‘OKUDUKLARIMDAM ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR!” ya da “ZÂLİM BENİ SÖYLETME DERÛNUMDA NELER VAR” İCD: Bu aralar yine canın sıkkın görünüyor. Güncel tartışmalardan uzak durmaya çalıştığını biliyorum. Ama bir şekilde kendini içinde bulduğun şeyler de oluyor. Bazı ayrıntıları fazla önemsediğini düşündüğün oluyor mu? MF: Şimdi birileri kalkıp, bu konuşmamızı, bu sohbetimizi okuduktan sonra, bir aklı evvel gibi davranıp lafı bir ileri iki geri, ağzının içinde geveleyip, “demek ki bir şey öğrenememiş…” diyecektir. Böyleleri her zaman çıkar karşımıza. İCD: Bazı şeyleri öğrenmek de alışmak da büyük eziyet aslına bakarsan. Bir fuarda yaşadığımız olayı hatırlarsın. İmlâ bilmediğini ve kitaplarda imlânın, yazım kurallarının…

Read More
ANA

Artshop yayıncılık tarafından Muammer Hacıoğlu’nun 25. Ölüm yıldönümü anısına verilecek olan, bu yıl ilki düzenlenen ” ” sonuçları açıklandı. Ayten Mutlu, Oğuz Özdem, Turgut Toygar, Volkan Hacıoğlu ve Vedat Akdamar’den oluşan ödül komitesi birincilik ödülünü “Uçarak Uyur Ebabil” kitabıyla Mehmet Hameş’i uygun buldu. Jüri özel ödülü ise “Yer Dediğin Göğün İçinde” kitabıyla Salih Mercanoğlu’nun oldu. Jüri, dosya dalında ise ödül vermedi. Artshop’tan yapılan açıklamaya göre ödül ve anma töreni 8 nisan 2017 cumartesi günü saat 14.30’da Hatay Restaurant’da gerçekleşecek….

Read More

Tarih 12 Nisan 2017 Saat 18:30 Mekan Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi Konferans Salonu TESAK Çarşamba Akşamüstü Söyleşileri Konuşmacı: Prof. Dr. Örsan Öymen “2400. Yılında Aristoteles” temasıyla başlayan ve aylık temalarla kronolojik şekilde ilerleyen TESAK Çarşamba Akşamüstü Söyleşileri, Batı felsefesi ve düşünce tarihi alanında, değerli konuşmacıların katılımıyla devam ediyor. Nisan ayı programında dünya savaşları ve felsefe ilişkisi üzerinden 20’nci yüzyıla uzanıyoruz. Işık Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Örsan K. Öymen konuğumuz. Felsefe Sanat Bilim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve “Assos’ta Felsefe” söyleşilerinin de kurucusu olan Öymen, mantıkçı pozitivizmle varoluşçuluğun savaş karşısında aldıkları tavrı karşılaştırıyor. Ücretsiz TESAK…

Read More

Tarih 05 Nisan 2017 Saat 18:30 Mekan Tarih, Edebiyat ve Sanat Kütüphanesi Konferans Salonu TESAK Çarşamba Akşamüstü Söyleşileri Konuşmacı: Prof. Dr. Cengiz Çakmak “2400. Yılında Aristoteles” temasıyla başlayan ve aylık temalarla kronolojik şekilde ilerleyen TESAK Çarşamba Akşamüstü Söyleşileri, Batı felsefesi ve düşünce tarihi alanında, değerli konuşmacıların katılımıyla devam ediyor. Nisan ayı programında dünya savaşları ve felsefe ilişkisi üzerinden 20’nci yüzyıla uzanıyoruz. İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cengiz Çakmak, 20’nci yüzyılın iki önemli figürü, Ludwig Wittgenstein ile hocası aktivist Bertrand Russell’ın savaşa yaklaşımları üzerinden savaş ve felsefeyi anlatıyor. Ücretsiz TESAK Konferans Salonu, 120 kişilik yer sayısıyla sınırlıdır. Ücretsiz giriş…

Read More

Mühendislerin bizim toplumumuzdaki yeri farklıdır. Elbette saygı duyulur, önemsenirler. İşimiz düştüğünde laflarını can kulağıyla dinleriz. Fakat bir yandan da projenin detaylarına, derinlerine indiklerinde dikkatimiz dağılır, dinliyormuşuz gibi yaparız. Bazen de teknik, teknolojik konulara kafamız filmlerden edindiğimiz kadarına bastığı için akıl vermeye de çalışırız. Komiktir yani mühendisler karşısındaki sıradan insan hallerimiz. Bu kitap gerçek bir mühendisin, Türkiye’nin en önemli ulaşım projelerinden birinin tam içinde bulunan heyecanlı ve duyarlı bir mühendisin, biten devasa bir projenin ardından kendi kendisi ve bizlerle konuşmasını andırıyor. İnsani olan her şey var bu konuşmanın içinde; mutluluk, üzüntü, hayal kırıklığı, şaşkınlık, kızgınlık, pişmanlık, gurur, sevinç, başarı duygusu, rahatlama…

Read More

Şairlerin düzyazıyla temâsı her zaman farklı, kimi taze ve adeta değişik baharat karışımı tatlar taşır. Türk edebiyatı bu konuda şanslı bir edebiyattır. İyi şairleri ve bu iyi şairlerin iyi düzyazıları bambaşka bir dilsel iklim sunar hepimize. Bayrıl’ın kitabı da öyle. Bir şairin lezzetli, keyifli, ufuk açan düzyazıları bunlar.. Bu derlemede kimi zaman Bayrıl’ın kişisel yaşamına dair ilginç ipuçları bulacağınız gibi zihinsel beslenme kaynaklarının da izini sürebileceksiniz. Elbette başrol her zaman şairlerindir Bayrıl’ın dünyasında. Normal. Çünkü o bir şair. Üstelik sevdiği şairler üzerine yazmayı da seven bir şair. Kimler yok ki bu yazılarda, işte size kısa bir liste: Baudelaire, Rilke, Paz,…

Read More

Ezberletilen konular, can sıkıcı ödevler, bitmek bilmez dersler arasında neler öğrendiğimizin farkına varmadan mezun oluyoruz. Koşturma arasında uzak durduğumuz kitapların, aslında zannettiğimiz gibi olmadığını, türlü türlü maceralara, komikliklere, aşklara açıldığını fark etmiyoruz. Lisede Okumuş Olmam Gereken Kitaplar’da Deniz Çakmakkaya bu algımızı değiştiriyor, “edebiyatımızın ilkleri”ni günümüzle birleştirerek eğlenceli bir okuma deneyimi yaratıyor. Teneffüse çıkma mutluluğu yaratan bir kitap.

Read More

Müşerrih 1 Öndeyiş: Edebiyatımızda ‘şerh’ uzun geçmişi olan bir kavram. ‘Açıklama, yorumlama’ anlamında bu kavramla müşerrihler, kimi yazıları/şiirleri/kitapları enine boyuna açıklayıp yorumlarlar, okura, eseri anlamaları için yol gösterirler. Özellikle ‘el mânâ fi batnı şâir” (anlam şairin karnındadır) kültüründen gelen bir toplum olduğumuz için olsa gerek, günümüzde şairler üzerine yazılan ‘inceleme’lerde yazarlarımız ‘karından’ konuştukları için, bu fakir, okura yardımcı olmayı dert edinip ‘durumdan görev çıkararak’ ‘üzerine vazife olmayan’ işlere haşmetli burnunu sokuyor, tembel okurun yoluna ışık tutuyor. Mâlûm, ‘tefsir’, süreç içinde Kur’an-ı Kerim’in açıklanıp ayetlerin yorumlanması anlamını kazanmış, ‘şerh’ ise Kur’an dışındaki ürünler için kullanılmaya başlamıştır. Şerh hastalığı, birçok belâ gibi,…

Read More
ANA

Yazar Leyla Karaca’nın Göğsündeki Gökyüzü adlı romanı Hindistan’da İngilizce olarak yayımlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın TEDA pojesi kapsamında İngilizce’ye çevrilen ve 10.000 adet basılan roman 2013 yılında ESKADER roman ödülüne layık görülmüştü. Hindistan’ın resmi dillerinden biri olan İngilizce’de The Sky In Your Heart adıyla basılan kitap sufi bir aşkın gizemli yolculuğunu anlatıyor. Göğsündeki Gökyüzü Türkiye’de 2013 yılında Ferfir Yayınları tarafından okura sunulmuştu. Yazarın 2015 yılında Türkiye’de yayınlanan Kalbinin Müziği adlı öykü kitabı da yine Kültür Bakanlığı’nın TEDA projesi kapsamında Almancaya çevrildi…

Read More