Yazar: admin

ANA

Dolunay Aker: Sevgili Murad Demirkol, Marmid’ten sonra 2014 senesinde çıkan romanınız Buteyra’nın yazım süreci nasıl gelişti? Bu kitabı yazmanıza kaynaklık eden sorunsal nedir? Murad Demirkol: Kaynağın debisi birey. Çünkü toplumla yığının karıştırıldığı bir dönemden geçiyoruz. Toplum dediğimiz kitle, kendini ilgilendiren olaylarda etkisiz eleman durumuna savrulmuşsa, toplumdan çok kalabalıktan söz etmeliyiz bana kalırsa. Bireyin, toplumdan ayrılan masumiyeti ve sağlıklı bir toplum inşasındaki rolünü çok önemsiyorum. Marmid isimli ilk romanımda olduğu gibi, yüklenici karakterlerin yön verdiği bir kurguyu ele aldım. Bunlardan en önemlisi, hayatının tamamını (Aynfuvvar) Gözecik köyünde geçirmiş ve yaşadığı 1940’lı yıllardan yaklaşık bin sene öncesinde Halep Hamdani sarayında Şair Mutenebbi’yle…

Read More
ANA

İsmail Cem Doğru: Yakın edebiyat tarihinin en önemli tanığı ve delili olma özelliği taşıyan dergilerin bilim çağıyla beraber sonuna gelineceği yolunda yaygın görüşler vardı. Hatta pek çok sektörün can damarı dergileri yavaştan terk ettiğine de tanıklık ediyoruz. Bunu bize dergi sayısındaki ve baskı sayısındaki homojen azalma gösteriyor. Aynı öngörü edebiyat dergileri için de yapılmaktaydı. Ama görüyoruz ki dergiler bir yandan kapanırken diğer taraftan genç şairlerin girişimleriyle yeni dergilerle tanıştığımız sürecin sonuna asla gelinmiyor. Artık bir geleneği oluşmuş Mühür’ü de bu sürecin içine kattığında dergiciliğin geleceğini ve bu alanda verilen mücadeleyi sen nasıl değerlendiriyorsun? Mustafa Fırat: Dergiler, genelde edebiyatın atardamarıdır. Özelde…

Read More
ANA

Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’nü, bu yıl için “Derine Gömdüler Sabahı” adlı kitabıyla Özge Sönmez kazandı. Cengiz Bektaş, Adnan Binyazar, Bahar Gökler, Emin Özdemir, Ahmet Özer,  Çiğdem Sezer ve Ferruh Tunç’tan oluşan seçici kurul, Özge Sönmez’in yapıtını oy çokluğu ile ödüle uygun gördü. 1982 Ankara doğumlu olan Özge Sönmez, Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili Eğitimi Bölümü’nü birincilikle bitirdi. Fransa Nantes Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. Sönmez, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı’nda doçent olarak görev yapıyor. Şiir, öykü ve yazıları Mühür, Kıyı, Patika, Ege Sanat, Yaba, Afrodisyas Sanat, Kurşun Kalem, Berfin Bahar gibi çeşitli dergilerde yayımlanan Sönmez’in “Derine Gömdüler Sabahı“…

Read More

1) Baylar, yemin ederim ki, her şeyi fazlasıyla anlamak bir hastalıktır; gerçek, tam manasıyla bir hastalık. 2) Umutsuzluk en yakıcı zevktir, özellikle de içinde bulunduğun durumun çaresizliğini açıkça kavramışsan. 3) Şüphesiz böyle bir duvarın hakkından gelmeye gücüm yetmezse boşu boşuna yırtınacak değilim, ama karşımda gücümün yetmediği bir taş duvar var diye büsbütün boyun eğmeye de razı olamam. 4) Acı çeken kimse inlemekten zevk alır; almasa inlemesini pekâlâ tutardı. 5) Fakat insan sistemlere, bazı soyut kavramlara o derece bağlıdır ki, mantıktan yana olmak için gerçeği bile değiştirmeye, gözlerini kapayıp kulaklarını tıkamaya razı olur. 6) Medeniyet neyimizi yumuşatmış? Medeniyetin insanda duygu çeşitlerini…

Read More
ANA

Beliz Güçbilmez’in yürütücülüğünde Yazmak için Okumak /Tersine Mühendislik Atölyesi “Tersine Mühendislik: bir aygıtın, objenin veya sistemin; yapısının, işlevinin veya çalışmasının, çıkarımcı bir akıl yürütme analiziyle keşfedilmesi işlemidir. Makine veya mekanik alet, elektronik komponent, yazılım programı gibi) parçalarına ayrılması ve çalışma prensiplerinin detaylı şekilde analizini içerir.” Atölye bu anlamda bir bakıma, “yazanlar nasıl yazıyor?” sorusunu yanıtlamak için metinleri sökerek inceleme fikri üzerine kurulmuştur. Amaç daha gelişkin, eleştirel bir okurluğa ve yazmanın farkına varmadan öğrenilmesine ulaşmaktır. Atölye altı hafta olarak planlanmıştır.  Her buluşmanın planlanmış kısmı üç saattir.  Atölye kapsamında katılımcıların ilk üç hafta boyunca anlatma eyleminin temel teknikleriyle karşılaştırılması hedeflenmiştir. Üçüncü haftanın…

Read More

Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademisi’nin her yıl 5 dalda vereceği Akademi Ödülleri’nin ilki sahiplerini buldu: BÜYÜK USTA ONUR ÖDÜLÜ: DOĞAN HIZLAN BARIŞ VE DOSTLUK ÖDÜLÜ: SEBASTİANO GRASSO (Şair – İtalya PEN Başkanı) ŞİİR ÖDÜLÜ: ŞEYDA ÜZER (Çöl Ahalisi veya Ben ile Ben) MUHAMMED ABDULLAH (Size Bir Ali Getirebilirim) ÇEVİRİ ŞİİR ÖDÜLÜ: BAKİ YİĞİT (Seamus Heaney – “Seçilmiş Şiirler”) ŞİİR İNCELEME ÖDÜLÜ: Erol Gökşen (Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türk Şiirinde Kadın) Ödül töreni 21 Mart Dünya Şiir Günü’nde Caddebostan Kültür Merkezi’nde 19.00 – 21.00 saatleri arasında yapılacaktır. Program Akışı: * Kültürlerarası Şiir ve Çeviri Akademi’sinin 5. Yılı, Yasakmeyve şiir dergisinin15. yılı nedeniyle açılış…

Read More
ANA

Altın Defne Genç Şiir Ödülü başvuruları başladı. Hatay Büyükşehir Belediyesi, Defne Belediyesi ve Aalen-Antakya Kültür Derneği, 2015 yılında vermeye başladığı “Altın Defne Edebiyat Ödülü”ne ek olarak 2016 yılından başlayarak, Yasakmeyve şiir dergisi ile her yıl “Altın Defne Genç Şiir Ödülü” vermeyi kararlaştırmıştır. Ödülün amacı yaratıcı, nitelikli şiir dosyaları destekleyerek, genç yeteneklerin okurla buluşmasını sağlamak ve şiir dünyamızın zenginleşmesine katkıda bulunmaktır. 2017 yılı için 1987 doğumlu veya daha küçük yaşta olanların gerçek isimleriyle katılabileceği ödülde dosyaların daha önce ödül almamış olması gerekmektedir. Dosyalar 7 nüsha halinde gönderilecektir. Ayrıca dosyanın CD’ye kaydedilmiş bir kopyası da gönderiye eklenecektir. Dosyada şairin kısa yaşam öyküsü…

Read More
ANA

Genç yazar Özgür Çırak Alakarga’nın yeni projesi Biyografik romanlara dahil olma sürecini anlattı. Cem Kalender’in kendisine Kemal Tahir’i yazmayı teklif etme sürecini anlatırken heyecanını gizleyemeyen genç yazar Türk edebiyatına silinmez imzalarını atmış ustaların biyografik romanları yazılırken buna en yakından tanıklık etmek önemli bir ödül olduğunu belirtti. Türk edebiyatında 12-18 yaş grubunun okuyabileceği nitelikli bir külliyat için hep beraber kolları sıvadıklarını anlatan Özgür Çırak şöyle devam etti. “ teklifi düşünürken çok fazla nazlandığım söylenemez. Öğretmen olmam sebebiyle de “kaynak eser” diyebileceğimiz bu çalışmanın epey yararını görecektik. Kemal Tahir-Bir Fırtına Dindiiki kökten büyüyen bir roman. Kitabın bir ayağında Kemal Tahir sevdalısı bir…

Read More

AksiSanat: Ayça Erkol’un Kimya Mühendisi ve üst düzey yönetici kimliği ile öykücü kimliği arasındaki yolculuğu bir özetlemenizi istesek sözcükler sözcüksüz bir dünyada size neler yaşatıyor? Ayça Erkol: “Ne işle meşgulsünüz efenim?” beni hep geren bir soru olagelmiştir. Mühendislik okudum ama mühendislikyapmıyorum, öykü yazıyorum ama tam zamanlı yazar değilim. Çukura düştü çıkamaz, pır pır eder uçamaz bir durum. İşin aslı kimya mühendisliği okumuş ama bundan sıkılınca, işletme yükseklisansı yapmış, şimdi yöneticilik yapan ve aynı zamanda öykü yazan, kitap çıkartan biriyim. Şizofrenik değil mi? Ben de “doktorum” ya da “oto tamircisyim” deyip geçebilmek isterdim ama durum bu!  A.S.:Ayça Erkol öykülerinin kalabalık bir…

Read More
ANA

Deniz D. Şimşek Biyografik Romanlar serisinde Rıfat Ilgaz / Soluk Soluğa romanını Aksisanat için değerlendirdi Alakarga Yayınları’nın Ses getiren projesi Biyografik Romanlar serisinde Rıfat Ilgaz / Soluk Soluğa çalışmasını hayata geçiren yazar Deniz D. Şimşek romanını ve proje süreçlerini Aksisanat için değerlendirdi. Rıfat Ilgaz’ın hayatını öğrenmenin sadece Hababam Sınıfı’nın meşhur yazarının nasıl bir hayat sürdüğünü öğrenmek anlamına gelmediğini belirten yazar Şimşek, Rıfat Ilgaz aracılığıyla,gencecik Türkiye Cumhuriyeti’nin sancılı demokrasi mücadelesi içerisinde yaşadığı aydın – siyasi iktidar çatışkısında nasıl dimdik ayakta durulabileceğiniöğrenmenin mümkün olduğunu belirtti. “Rıfat Ilgaz’ın çocukluğundan hayatının sonuna kadar verdiği onurlu mücadele, varoluş savaşı veren Türk Halkının yetiştirdiği aydınların kaderiyle…

Read More

Yazar Nilüfer Altunkaya yeni kitabı “Sen Buralarda Yokken” hakkında Aksisanat’a konuştu. Alakarga Sanat Yayınları tarafından Yayımlanan kitaptaki öykülerde aynı mahallede yaşayan insanların ortak kederlerine dokunmak istediğini söyleyen yazar bu kitabında özellikle kadınların hayata tutunma çabasını dile getirmeye çalıştığını söyledi. Yazar Altunkaya, günümüz toplumuna dayatılan “kadın” algısıyla mücadelesini taçlandıran “Sen Buralarda Yokken”de okuru,kitaba sinen mahalle sakinlerinin yaşantılarına tanık olurken insana dair evrensel soruların da peşine düşeceği bir sürecin beklediğini belirtti.

Read More

“Yani,” derdi dedem, o belirgin yüz hatlarına sinmiş bilgelikle, “bir köstebek insana kuyuyu gösterdi. Kuyu açıldıkça içinden çıkan beyazaltın bize bir ömürlük ekmeğimizi kazandırdı. Şehrimizin dünya çapında tanınmasına sebep oldu. Şimdi kıymetinin bilinmediğine bakma, zanaatçı olmak insanı hayata bağlar. Tüm dertlerini, tasalarını unutursun taşı işlerken, kendi söyleyeceğini susar, taşa dokursun ahını, taş seni anlar, ruhunun motiflerini işlersin taşa, taş seni duyar ama insan insana nankördür, sağır, dilsizdir. Taş vefalıdır, taş seni arkandan vurmaz, insan kibirlidir, taş sana canını sunar, insan canına kasteder.” Sevgili Yalnızlık kitabıyla akrabalık ilişkilerine ve eski dostluklara özlemini dile getiren Nilüfer Altunkaya, Sen Buralarda Yokken’de de insan ilişkilerine…

Read More

Şair Kadınlar Eril İktidarın Karşısında Savaşıyor Eril bakış açısıyla: kadın çiçektir, kadın şiirdir, kadın aşktır gibi… literatüre geçen ifadeler, sistemin kurguladığı ve özünde kadını pasifize eden söylemlerdir. Derdi olan bir şeyler yazar; keza, şiirde buna çokça rastladığımız gibi, diğer edebiyat alanlarında da böyledir; eğer, kadın, yaşadığı coğrafyanın kültüründen mutlu olsaydı; belki de yazma gereği duyumsamayacaktı ve sesini kimse duymayacaktı. Etki-tepki doğuran unsurlardan eylemsel varlığa dönüşüyor kadın dili. Oldukça karışık olan eril iktidardan sıyrılmak için savaş veriyor kadın! ‘Kadının üstünlüğü’ gibi ‘kurmaca’ sözler bir yanılsamadır insan değeri yanında. Ataerkil yapının, hâlen yaslandığı “tek”li cinsiyet sistemiyle, kadının üretimdeki yerini, emeğini ve bedenini…

Read More

Kadın Şiddet Şiir Bu başlıkta bulunmaması gereken sözcük ‘kadın’ ile ‘şiir’in arasında. “Şiddet” sözcüğü, tanımında birlik olmasa da, olumsuz çağrışımı olan bir kavram olduğunda uyuşma vardır. Türkçe Sözlük, ‘şiddet’in dört anlamını veriyor: “1. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. 2. Hız. 3. mec. (Duygu ve davranış için) Aşırılık. 4. Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırmak yerine kaba kuvvet kullanma.” Bu tanımların hiçbiri “toplumda kadına şiddet uygulanıyor” cümlesindeki ‘şiddet’in anlamını vermez. Genç bir kıza tecavüz edip kollarını kesmek, ardından cesedini yakmak ‘şiddet’le anlatılacak bir durum olmasa gerek! 4. anlamda ‘karşıt görüş’ten söz ediliyor ki kadına şiddet uygulandığında, ‘kadın’ı karşıt görüşte…

Read More
ANA

Şair Aydın Şimşek’ten sert uyarı: Dergisi “deliler teknesi” ve sosyal medya hesaplarından sık sık sivil edebiyat uyarısı yapan Aydın Şimşek’ten bir uyarı daha geldi. Şimşek, şairin-yazarın sivilleşmesi üzerine söylemlere rağmen belediyelerin etkinliklerinden medet ummanın çelişkisine dikkati çekti. Aydın şimşek şöyle devam etti: “belediyelerin salonlarını kapmak için yarışırsınız. O da yetmez, hangi türden belediye olduğuna bakmadan etkinlikleri koşturursunuz. Ama bu da yetmez, ideolojik olarak, politik tutum olarak sohbetlerinizde söyleşilerinizde yerden yere vurduğunuz partilerin bu partilerin uzantısı olan kurumların etkinliğine sıra sıra dizilirsiniz… Sözde sivilleşirken özde paydaş olmak için fırsat kollarsınız… Yani böyle söylevlere sığınmadan, böyle söylemler üzerinden, kurban kesmeden, olduğu gibi…

Read More
ANA

Şiirin, müziğin, hatırlama mucizesinin, çocukluğun, insani değerlerin, portrelerin, gerçeklik arayışının ressamı Ferhunde K. Öner ‘Profil Ayarları’ sergisinde kendi gerçekliğinin sınırsız derinliklerini keşfettiğini zannederek sıradanlaşan insanı sorguluyor. Sanatın gerçeklikle ‘biat, inkâr, aşma, bozma, yorumlama’ üzerinden kurduğu ilişkiyi sorgulayan sanatçı, bu ilişkinin insana dokunan yanlarını “Arzum herkesin en azından bir sabah, uyandığında Gregor Samsa’ya dönüşmesidir.” diyen sanatçı ‘kafkaesketki’yle yerleştirdiği ‘umut böcekleri’ni, resimlerinin metaforuna dönüştürüyor. Serginin Basın Bülteninden bir bölüm sunuyoruz: “- ‘Kendi’lik gerçeğine ezbere yarattığı ve çoğunlukla yalnızca kendisinin inandığı pencereden baktığını zannederek sıradanlaşan insanların hüzünlü hallerini resmediyor.  İkinci el dünyalarda öznel olduğu kadar aynılaşmış fotoğraflar, bu hüznün en somut görüntüsü sanatçıya…

Read More

Lirik yazan bir kalem Ali Günvar. Duygularını alabildiğine coşkulu yansıtır şiirlerinde. Müziğin karşı koyulmaz akımına bırakır kendini en çok. Mısraları adeta notalarla aynı ritimde dizilir kâğıda. Onu okurken kendinizi bir nota kitabının sayfaları arasında ya da operada hissedersiniz. Kimi şiirinde Bach’ın 3. orkestra süitindesinizdir kiminde Metallica’nın ‘Nothing Else Matters’ şarkısının tatlı-sert melodisinde kiminde ise Beethoven’ın ‘Re Majör Keman Konçertosu’nun titreşimleri arasında… Nasıl ki müzisyenler, notaları seslendirirken solfeje dikkat ederse; sizin de Günvar şiirini kavrayabilmek için onun mısra sesini yakalamanız; yönettiği orkestranın ritmine ayak uydurmanız gerekir. Şair-Yazar Ebubekir Eroğlu da şiirde ritmin önemine vurgu yapar. Şiiri; kültür, tarihsel birikim, duyum, düşünce…

Read More
ANA

Fatma Yeşil Şairlere Sordu: Zengin, derin ve çeşitli şiire sahip bir toplumuz. Ancak -özellikle günümüzde- şiirin değer görememesinin sebebi Ece Ayhan’ın belirttiği gibi “leş kargası okur” mudur sadece? Yoksa salt “okur”un dışında şiir okumama gibi büyük bir hastalığa sahip “şair”lerimizin düştüğü klişeler midir okuru bu denli ilgisiz kılan? İkisi arasında bir ilinti kurduğunuzda bu sorunu zamanla yok edebilecek bir şeyler var mıdır? ALİ GÜNVAR  ŞİİR ARTIK CİDDİ ENTELEKTÜEL DONANIM GEREKTİREN BİR OLGUDUR Şiirin kalitesi hep netameli bir konu olagelmiştir. Dün de bugün de benzer tartışmalar süregeldi ve sürmekte. Her devirde şairler ve müteşairler olmuştur. Şairlerin eserleri kalıcı olmuş müteşairlerin…

Read More