Sibel TURGA METİN 70’lerin Türkiye’sinde elinde bir ayna sokak sokak bizi gezdiren kadın yazarımız Füruzan. Okuru içine alan, sarmalayan, değiştiren ve dönüştüren eserlerin yazarı. Açık bir kapı aralığından hayata bakar gibi. Baktığımız aralık genellikle ara sokaklara, yoksulluğa, karanlığa ve açlığa açılıyor. Bu sokaklarda küçük bir çocuğun gözyaşları, bir kadının yıkılan hayalleriyle en derinden karşılaşıyorsunuz. Yaşamayı unutanların, hayatın sınırları gönlüne dar gelenlerin ve dar gelirlilerin dünyası seriliyor öyküler boyunca önünüze. Realizmin penceresine bir saksı çiçek gibi kadın duyarlılığını yerleştiriveren bir yazar Füruzan. Realizm yani katı gerçeklik bir anda ışıklı bir betimlemeye dönüşüveriyor, bu arada sizi de dönüştürüyor. Kötü yola düşmüş kadınların,…
Yazar: admin
Burçin Maya Çankaya Füruzan… Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanan ilk kadın olmasıyla, bir yol açıcı olarak görebileceğimiz, ince ruhunu duyarlılıkla sözcüklerine işlemiş bir yazar… Öykülerinde yaşama savaşı veren ve yoksulluğun zorluklarıyla boğuşan insanları, sevgisizlik içinde kendisiyle ve yaşadığı toplumla çatışan kadınları, sıla hasreti çeken, hayata tutunmaya çalışan göçmen aileleri ve küçük yaşında ailesinin geçimini üstlenerek birdenbire büyümek zorunda kalan çocukları işledi. Benim Sinemalarım Kitaba adını veren Benim Sinemalarım[1] fakir bir ailenin Beyoğlu’nda bir mağazada tezgâhtarlık yapan kızları Nesibe’nin evden kaçmasıyla başlayan hüzünlü bir öyküdür. Bu öykü, Nesibe’nin evi terk edişinden üç gün sonra başlar, Nesibe’nin evi terk etmesine sebep olan…
Yazar ve Eğitimci Özge Doğar’ın “Renkli Çiçeklerim Var” başlıklı yeni öykü kitabı, Ters Kule Yayınları etiketiyle çıktı. 13 öyküden oluşan kitapta Çiçekçi Kadın Pembe, kadınlığa, insanlığa, geleceğe dair öyküler anlatırken; umudun oltasına takılmamızı sağlıyor. Özge Doğar “Renkli Çiçeklerim Var” hakkında, “Toplumsal acıların, bireyi etkilememesi mümkün değil. Benim öykülerimde kadınlar eşitlikten ve özgürlükten yana bir dünya için mücadele ediyorlar. Kadınların her alanda daha güvenli, iyiden, barıştan ve sevgiden yana bir dünya yaratabilmelerinin yolu birbirlerinin elini tutmaktan değil sadece o ellerin birbirleriyle kenetlenmesinden geçiyor” şeklinde konuştu.“Renkli Çiçeklerim Var”ın arka kapak yazısı ise özetle şöyle:Doğa sesini bizlere duyurmaya çalışırken varoluş alanında kadın nerede?…
MERZUKA AKTEPE Türk romanında ağırlıklı olarak işlenen Doğu-Batı çatışması, medeniyet krizi, modernite Mahur Beste’de de kendisini hissettirir. Bu olgular ekseninde kişilerin psikolojileri, sosyal çevreye uyumları, günlük pratikleri, dönemin siyasi aktörleri ile ilişkileri bu romanda başarılı şekilde işlenmiştir. Roman Abdülhamit ve Abdülaziz döneminde yaşayan karakterlerin kendilerini toplum içinde anlamlandırmaları, moderniteye eklemlenmeleri ve bu minvalde yaşadıkları yabancılaşma, arada kalmışlık duygusu başarılı bir şekilde sunulmuştur. Roman yedi bölümden oluşur. Mahur Beste isminin verilmesi tesadüf değildir. Roman büyük bestekâr Eyyubî Bekir Ağa’nın ruhuna ithaf edilmiştir. Ayrıca roman, okuyucuda bitmemişlik hissi uyandırır. Romanın birinci bölümünde Cavide’nin geleceği bildirilir fakat romanın sonunda “Cavide” gelmez. Kimbilir Tanpınar…
Şair ve Yazar Çağla Göksel Çakır, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Dilimizin Zenginlikleri Projesi” kapsamında öğrencilere, edebî yazı türlerinden şiiri anlattı. Ankara Çankaya Süleyman Uyar İlkokulu öğrencileri için okulun konferans salonunda düzenlenen söyleşi ve imza etkinliğine öğrenciler büyük ilgi gösterdi. Çağla Göksel Çakır, hafta başında gerçekleştirilen programda öğrencilere şiirin tanımı, türleri, önemli şairler ve şiirin nasıl yazıldığı hakkında bilgi verdi. Söyleşide şairi heyecanla dinleyen öğrenciler, soru cevap kısmında sordukları sorularla şiire olan ilgi ve meraklarını yansıttı. Öğrenciler şaire, şiirin nasıl ve hangi ortamda, hangi tarz ve kalıpla yazılması, kime hitap etmesi, kimi ya da neyi anlatması gerektiği, en fazla kaç kıta olabileceği,…
Burçin Laçin Altay’ın yeni kitabı okuruyla buluşuyor. Etkileyici anlatımı ve Hakan Kaya’nın özgün çizimleriyle hazırlanan ‘Kayan Yıldız Nerede’ Düşünce Çocuk etiketiyle yakında raflardaki yerini alıyor. Burçin Laçin Altay’ın çocukların dünyasını renklendirmeyi amaçladığı yeni çalışması Tin ve Min’in eğlenceli maceralarından oluşuyor. Kitabın seçkin kitabevlerinin yanısıra tüm internet platfomlarından satışa sunulacağı belirtildi.
Yaralarımızı Sarıyoruz etkinliği ‘Amanos Çiçekleri’ adıyla kitaplaştı. 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve 11 ili etkileyen deprem felaketinin birinci yıl dönümünde Küçükçekmece’de gerçekleşen anma etkinliği kitaba dönüştü. “Yaralarımızı Sarıyoruz” adıyla Gülten Doğruyol İncesu ve Emrullah Alp tarafından düzenlenen etkinliğe birçok şair ve yazar katkıda bulunmuştu. Etkinliğe de katılan Antakya Defne Barış Korosu kurucusu Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilcisi Mehmet Karasu’nun da katkılarıyla kitaplaşan Amanos Çiçekleri yeni bir etkinlikle okuruyla buluşmaya hazırlanıyor. Adnan Özyalçıner, Ata Yiğiz, Bayram Çapkurt, Emrullah Alp, Gülten Doğruyol İncesu, Güney Özkılınç, Hüseyin Fidan, İsmail Cem Doğru, Kadir İncesu, Leyla Şahin, Mehmet Karasu, Metin Kaya, Mustafa Köz, Nisa…
İsmet Yazıcı Minyatür Sanatçısı Özcan Özcan’la Aksisanat için bir söyleşi gerçekleştirdi. “İyi bir ressam iyi bir edebiyatçıdır. Biz de kompozisyon yaparken, yani minyatür yaparken şiir yazarız aslında. Kısaca yolcuyu bulduysanız geriye yolu göstermek kalır…” İSMET YAZICI: Hayatta hiçbir şey, hiçbir karşılaşma tesadüfi değildir kuşkusuz, “vaktin zorunluluğudur”; ama biz yine de insanların genel kabulünden gidelim, seninle karşılaşmamız bir tesadüf eseri oldu diyelim. Ama ne tesadüf ve de ne denk bir tesadüf. 19 yılı geçmiş; projelerimize kattıkların, ürettiğin minyatürler beni hep çok etkiledi. Ama seninle tanışışımızın ardında söylediğin o ilk sözünün etkisi ve uyandırıcılığının tadı muhteşem oldu. Minyatürüne hayranlıkla bakarken bir büyüteç…
Reklam sektörü, kreatif endüstrinin canlı ve dinamik bir parçasıdır; hayal gücünün sınırlarını zorlayarak, duyguları harekete geçirir ve insanları etkiler. Kreatif bir endüstri olarak reklam sektörü; sanat, tasarım, yazı, fotoğrafçılık, illüstrasyon ve daha birçok disiplini bir araya getirir. Benim reklam sektöründeki maceram sanat yönetmenliği ile başladı. Tasarımdaki, görsel sanatlardaki yeteneğimi reklam sektöründe kullanmayı tercih ettim. Benim için, reklamcılık ve sanat arasındaki ilişki aslında rastlantısal değil, tamamen organik bir şekilde gelişti diyebilirim. İlk olarak, grafik tasarım ve fotoğrafçılık gibi sanatsal alanlarda kendimi geliştirirken, reklamcılığın da aslında sanattan faydalandığını fark ettim. Reklamların, görsel iletişim aracılığıyla hedef kitleye duygusal veya zihinsel bir etki bırakma…
Poesin’de Zahide Koçyiğit, şairlerden kendi seçtiği bir şiirini okurla paylaşmasını istiyor. Üstelik şairinin kaleminden şiire dair özel bir notla birlikte. Zahide Koçyiğit’in hazırladığı Poesin’in konuğu hurufat şiiri ile Semih Çelenk…
Yazarlardan Füruzan değerlendirmesi… Derya Akar Balcı tarafından yayına hazırlanan dosyada yazarlar geçtiğimiz günlerde kaybettiğimiz yazar Füruzan’ı yazdı. Josef Kılçıksız, Mazlum Çetinkaya, Demet Tuğrul Yüceil ve Derya Akar Balcı’nın çalışmalarından oluşan dosya aksisanat portalda yayımlandı… Erken Cumhuriyet’in Öforisinde Bir Kedinin Yavrusunu Yeme Biçimleri | – Josef Kılçıksız YATILI ÖLÜM HİKÂYELERİ | – Mazlum Çetinkaya KÜÇÜK DURUMLARIN KÜÇÜK SÖZCÜKLERİNİ SEVEN FRAU ELFRİEDE (FERİDE) LEMMER | Derya Akar Balcı 47’liler / Sevgisiz Bırakılmışlığa İnat Güzel Günlere İnanmış Bir Gençliğin Romanı… | Demet Tuğrul Yüceil
Josef KILÇIKSIZ Füruzan edebiyatının çeşitli veçhelerinde hep ana-çocuk ilişkisindeki kopukluk ve burukluk öne çıktı. Öğretilmiş değer yargılarının dışında “Tabula Rasa” bir belleğe sahip olduğu için Füruzan öykücülüğünün başkahramanı hep çocuk olageldi. Füruzan işte bu temiz sayfaya yazarken şüphesiz yine çocuk olarak, çocuk protagonistleriyle birlikte büyük edebi koreografiye katıldı. “Parasız Yatılı”, “Ana-kız” temasından yola çıkarak genele ulaşan acılı bir öyküler kitabı olarak okundu. Öykülerinin kurgusu, çöken burjuva ailelerinden, yoksulluk ve yalnızlıkla boğuşan kadın ve çocuklardan, yurt özlemi çeken göçmenlerden, sığıntı insanlardan, fakir düşmüş asilzadelerden, el kapılarından medet uman hizmetçilerden, beslemelerden, çocuklarıyla hayatta kalmaya çalışan annelerden, büyük şehirde tutunmaya çalışan insanlardan ve…
Mazlum ÇETİNKAYA Füruzan’a, Feruze Çerçi’ye Kadınlara, çocuklara ve yoksulluğa eğildi ama baş eğmeden… Bizim bugün bile eğilemediğimiz bu kötülük çukurunun vurduğu yere yani, bir Füruzan dokundu, elleri kalbine sarılı bir sabah güneşi… Kalemini dokundurduğu her yerde bir yoksulluk vardı, göç yolları vardı, kadın ve çocukların yollara serpildiği göç yolları. Bugün de var bütün bu zor yollar ve sonra bu yolları kaderin sahibi ile yeryüzünün sahipleri ortak çizmişler gibi. Buradan durup yazmak, yatılı bir okulun güncesinden yatısız bir okulun bize işlediği kötülüklere kalem olmak… İlkokuldan sonra okuyamamak, kendi yatılı okulunda kendini yazmak, yoksulluğu, kadınları ve çocukları yazmak; 47 doğumlulardan başlayıp,…
Derya BALCI Ama şimdi göç zamanı, bu diyardan, bu yürekten göçme zamanı… Saçlarının kokusu ellerimde Ilık ılık düş kokusu… Düşlerimde yarım yamalak hayalin Gözlerimde tek damla yaş kaldı Sen gittin Ve Dönmeyeceksin bu yüreğe Kırlangıçların kanadına kondurdum seni Göçüp gittin başka memleketlere… Başka yüreklere… Göçmen olmak; yersiz, yurtsuz, kendini bir yere ait hissedememe durumunun adıdır. Bir ülkeden başka bir ülkeye çeşitli nedenler ile göç etmek, orayı vatan edinmeye çalışmaktır aynı zamanda. Frau Elfriede Lemmer ile Korkmaz ailesi gibi, Berlinli olamamak her şeye rağmen. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya, ortaya çıkan işçi açığını gidermek için diğer ülkeler ile işgücü anlaşmaları yapar.…
DEMET TUĞRUL YÜCEİL Ben yazıcıyım/onların/ ve arkadaşlarının/emeğin gerçek sahiplerinin, /yazıcısıyım,/ne onurdur bu. (Füruzan/ Lodoslar Kenti) 47’liler / Sevgisiz Bırakılmışlığa İnat Güzel Günlere İnanmış Bir GENÇLİĞİN Romanı Füruzan’ın ilk romanı 47’liler, 12 Mart Dönemi romanlarımız içinde büyük değere sahiptir. 1975’ te TDK Roman Ödülü’ne layık bulunan roman, yayımlandığı dönemde olumlu ve olumsuz, büyük eleştiriler almıştır. Örneğin edebiyat eleştirmeni Berna Moran, Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış eserinin 12 Mart Romanı’nın Amacı ve Yapısı bölümünde birkaç satırla değerlendirmiş; romandaki sayfalarca, tüm ayrıntılarıyla anlatılan tüyler ürpertici işkence sahnelerine ve işkencecilerin gaddarlığına dikkat çekmiştir. (Berna Moran/Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 3/ s.…
“Karanlıktan Güneş Sağan Amanos Çiçekleri” kitabı Akdoğan Yayınevi markasıyla yayımlandı.6 Şubat 2023’te ülkemizin güneyinde yaşanan depremde kaybettiklerimizin anısına ve yaşananları unutmamak adına; İstanbul / Küçükçekmece’de, Hatay / Antakya Defne Barış Korosunun da davet edildiği ve edebiyatçıların katılımıyla 18 Şubat 2024 tarihinde düzenlenen “Yaralarımızı Sarıyoruz” etkinliği kitaplaştırıldı. Gülten Doğruyol İncesu ve Emrullah Alp tarafından hazırlanan etkinliğin kitaplaşması sürecinde iki şaire TYS Antakya şubesi sorumlusu edebiyatçı Mehmet Karasu da eşlik ediyor. Kitabın içeriği şöyle… İÇİNDEKİLER ANTAKYA DEFNE BARIŞ KOROSU BAŞKANI Mehmet Karasu’nun KONUŞMASI, 7 DAYANIŞMA, GÜLTEN DOĞRUYOL İNCESU, 10 ŞAİR OLMAK SANATÇI OLMAK KOLAY DEĞİL!,ERDAL ÇAKICIOĞLU, 11 OMUZUNDAKİ BEN(E), ATA YİĞİZ, 14…
Burçin Laçin Altay ve Gülşah Demirci’nin beraber hazırladıkları ve “Şiir Yolculuğu” adını verdikleri şiirlerle şairler serüveninin bu seferki durağı ikinci yeni şiir akımının öncüleri arasında yer alan Turgut Uyar. Şairin hayatı ve edebi kişiliği şiirleriyle anılacak. Eskişehir’de Mahfil Sahne’de yer alacak bu etkinlik 26 Nisan Cuma günü saat 20.00’da şiirseverlerle buluşacak. Şiirlerin müzikle buluştuğu şiir yolculuğuna katılım göstermek isteyenler biletlere biletinial linklerinden ulaşabilir. https://biletinial.com/tr-tr/tiyatro/siir-yolculugu-turgut-uyar-duragi?
Yazar ve eğitimci Nilüfer Altunkaya bibliyoterapi üzerine yeni bir atölyeye başlıyor. Özenle seçilmiş romanlar üzerinden belirlediği temalarla ilerleyen bu çalışmada kitapların iyileştirici gücünden yararlanmak amaçlanıyor. Daha önce eleştirel okuma, varoluşçu eleştirel okuma, yaratıcı yazarlık gibi atölye çalışmaları yapan Nilüfer Altunkaya bu atölyede varoluşçu psikoterapi yaklaşımlarından yararlanarak katılımcıların içsel yolculuğuna ayna tutmaya çalışıyor. Kitaplar aracılığıyla itiraf, kabullenme ve farkındalık sağlamak, acılarımızı çekinmeden paylaşabilmek iyileştirici bir dönüşüm için yeni bir başlangıç olabilir. Bunu ilk bibliyoterapi atölyesinde deneyimleyen Nilüfer Altunkaya bu harika yolculuğa okumayı seven herkesi davet ediyor.

