Şiirli Güldürü Bay Aksi KKM’de Söyleşi Tarih: 21 Mart 2020Saat: 17:00Mekan: Kozyatağı Kültür Merkezi – Konferans Salonu Kozyatağı Kültür Merkezi ve Kozyatağı Mah. Muhtarlığı Kültür Komitesi Moderatör: Gönül Ak Konuk: İsmail Cem Doğru Gönül Ak’ın moderatörlüğündeki sanat söyleşilerinin bu ayki konuğu İsmail Cem Doğru. Şiirli Güldürü Bay Aksi’de buluşalım. “Sanatın Renkleri Yaşamınızdan Eksik Olmasın.” Ücretsiz
Yazar: admin
Kerime Nadir ve Hayal Odası İsmail Cem Doğru Türk edebiyat tarihinin en tartışmalı romancılarından biri olan Kerime Nadir’in yaşamını konu alan Hayal Odası, bünyesinde ayrıntılı içerikler barındıran bir biyografik roman çalışması… Son yıllarda önemli yazarların yaşamını biyografik romanlar aracılığıyla genç kuşaklara ulaştırma tercihinin yaygınlık kazanmış olması bu alanda yapılan çalışmaların derinlik kazanmasını sağlamış görünüyor. Bu anlamda biyografik romanlar güncel olanla geride kalanın bir arada sunulması gibi önemli bir işlevi yerine getiriyor. Edebiyat ortamının öyküleriyle tanıdığı Göksu Nurten Çakır oldukça çalışkan bir yazar. Romanları ve öyküleri dışında yazdığı inceleme metinlerinin yazı sıra değerli yazarlarla gerçekleştirmiş olduğu söyleşiler ve dergiler için hazırladığı…
Önder Çolakoğlu: Metinlerarasılık… Çok sık duyduğumuz bir kavram. Julia Kristeva “Metinlerarasılık sonsuz bir süreçtir ve her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur” der. Modern ve hatta postmodern şiirin poetikasında metinlerarasılık; önceden yazılan şiirlerle, yeniden kurulacak olan ilişkiyi, geleneği dönüştürmeyi ve geleneğin yeniden üretilmesini öngörüyor. Tam da burada Harold Bloom ise “Gelenek sadece nesilden nesle bir geçiş ya da yumuşak bir aktarım süreci değildir; aynı zamanda geçmişteki deha ile şimdiki yönelimler arasında bir çatışmadır” diyor. Yeni yazılan şiirin ses, müzik, yapı ve biçimsel açıdan daha önceki herhangi bir şiiri anımsatma – hissettirmesinin son zamanlarda arttığını görüyoruz. Aynı biçim, aynı yapı, aynı…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Batuhan Aşıktoprak’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Batuhan Aşıktoprak: Kendi edebiyat anlayışımı şekillendiren yazarların pek çoğunun romancı olduğu şerhini düşmekle birlikte, elbette öykünün, öykücülerin üzerimde bıraktığı etkiyi de görmezden gelmiyorum. “Tüm zamanların öykücüleri” iddiasında bulunmadan, Gogol, Cortazar ve David Constantine’in öykülerini diğerlerinden ayrı tuttuğumu söyleyebilirim. Okuduğum onca öykü arasından Cortazar’ın “Cennetin Kapıları” öyküsü…
Editör: Gülçin Sahilli Zamanınız kısıtlı… Son kitabınız… Ne üzerine? Ne için? Nelere dikkat ederek ve hangi mesajları vererek yazardınız? Ahmet Günbaş: Güzel İnsanlar Ansiklopedisi! Yaşar Kemal’in, “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler,” dediği hep aklımdadır. Bu, bir roman akışında söylenmiştir, bilirim. Yaşar Kemal de bilir ki, en başta yazmak bir iyimserliktir. Yani güzel insanların izi tozu bitmez. Parmak hesabına da vursam, dünyayı o kadar ıssız tanımlayamam. Aslına bakarsanız, giderayak bir son kitap düşünsem, Güzel İnsanlar Ansiklopedisi olurdu adı. Tümüyle bireysele tarihimde yer alan güzel insan çekirdeklerini konu edinirdim bu çalışmamda. Belki de Galeano gibi, öykü ile anlatı arası…
FIRAT SERHAT ÇAĞIRAN 90 Arka Kapak Metni: Hayat futbol maçına benzer. Sen günlerce kafanda oynarsın. Taktiğini çizersin, tekniğini belirlersin. Maça çıkıp oynamadan değiştiremezsin tabelayı. Bazen maçın başında eksik kalınca savunma yaparsın. Gol yemeden bitireyim dersin. Yenemesem de yenilmeyeyim istersin. Bazen de 90 dakika üstün oynarsın, bir gol bulamaz, direkleri döver durursun. Bazen fark yer, bazen balına yenersin hiç emek harcamadan. Çok yetenekli topçuların varsa da karşı tarafın savunması, kalecisi devleşti mi debelenir durursun. Öyle anlar olur ki en klas gol vuruşu topçunun ayağından çıktığında; misal top herkesi aşmış, kaleci seyrediyor, çatala doğru süzülüyor işte orada kaderi rüzgâr belirler. Bir santim…
ŞAFAK GÜÇLÜ DARK LORD ÜÇ HARFLİLER Arka Kapak Metni: Türkiye’nin korku markası Şafak Güçlü, karanlığı ruhunuzda hissedeceğiniz bir seriyle geliyor… DARK LORD ÜÇ HARFLİLER Sezgin, yeni bir başlangıç için gittiği o muhteşem adada sadece kendini bulmayacaktı. En büyük kabusunun başrolü de yine kendisi olacaktı! Karanlık yükseldiğinde her yeri saran sis, içinde milyonlarca korkunç varlıkları da yeryüzüne taşıyordu. Onlar perdenin diğer tarafında kalmış olanlardı, onlar Adı ANILMAYANLAR, onlar ÜÇ HARFLİLER’di!
Toplumda kadının yerine, önemine, yaşadığı zorluklara, uğradığı haksızlıklara, maruz kaldığı şiddete ve kadın cinayetlerine, çocuk gelinlere, hapishanelerde anneleriyle birlikte yatmak zorunda kalan çocukların eğitimine ilişkin farkındalığı arttırmak temel amacıyla yola çıktık. Ve bu amacımıza, hemcinslerimize fayda sağlamayı da ekledik. Bunu, kadına dair yazılmış metinlerden oluşturduğumuz bir seçkiyle, ritmi harmanlayarak yapıyoruz. Kadınlardan ve çocuklarından oluşan bir ritim grubuyuz dersek, eksik bir tanımlama olur. Çünkü biz, çocukların ve annelerin, sözün ve ritmin el ele verdiği, profesyonel müzisyenlerin desteklediği, cesur ve gönüllü bir sivil inisiyatifiz. Ve bir sosyal sorumluluk projesiyiz. Ortak noktamız ise annelik! Körlüğün kuyusuna düşmüş ve yok sayılmakta olan haklarımıza…
“Edebiyatımızın Büyük Ustası Tevfik Fikret’in Yaşamına Gizemli Bir yolculuk” Seyirlik Radyo Galatasaray Lisesinde 12 Mart 2020’de, devrimci şair Tevfik Fikret’in yaşamını konu edecek. Radyo formatında hazırlanan program, Şair Tevfik Fikret’in evi Aşiyan’dan sonra, bu kez öğrencisi olduğu ve müdürlüğünü üstlendiği ve kendisi için çok kıymetli bir mekân olan Galatasaray Lisesinde yayında.. Usta edebiyatçının edebî yönlerinden daha çok onun hayata bakışını, edebiyatın dışındaki yaşantısını ve bunun eserlerine olan yansımasını araştırıp edebiyatseverlerle paylaşmayı hedefleyen programda, Tevfik Fikret’i biraz daha yakından tanıma fırsatı bulacağız. Sanatçının hayata dair duruşundan, ruh hallerine, alışkanlıklarına, korkularına, takıntılarına, meraklarına ve daha pek çok insani durumuna kadar bilinmeyen yönlerivehayatından…
İlkiz Kucur: Sevgili Özgün Ergen, şiirle oldukça genç yaşta tanışmış olmalısınız. Bunu kitabınızdaki dizelerdeki eriştiğiniz düzeyden kolaylıkla anlıyoruz. Bu yolculuğun başlangıcından bugüne kadar geçen süreci bize kısaca anlatabilir misiniz? Sizi yaşıtlarınızdan ayıran ne oldu da kendinizi şiire ya da şiiri kendinize yoldaş kıldınız? Özgün Ergen: Şiir yazmaya lise yıllarımda başladım, diyebilirim. Lise yılları öncesinde hikâye ve mektupla daha ilgiliydim. Lise yıllarımda şunu fark ettim. Bütün edebi türlerin kökeninde, özünde şiir var. Masalların, mitolojik hikâyelerin,ağıtların filizlendiği yere baktığımızda da bunu görürüz. Şiir nadir bulunan ama öte yandan elde de tutulamayan, bağımsız bir tür. Felsefeyle de çok enteresan bir ilişkisi var. Hem…
Göksu N. ÇAKIR: Ahmet Haşimi’nin poetik tutumunuzu belirlemedeki yerinin yanı sıra hayatınızda edindiği yeri ve bunun günlük yaşamınızdaki karşılıkları hakkında neler söylemek istersiniz? Murat BATMANKAYA: Ahmet Haşimi benim sanal medyada kullandığım bir müstear… Hemen anlaşılacağı gibi Ahmet Haşim’in mütevazı bir saygı duruşu denemesi… Ve biraz da onun arkasına sığınma, saklanma çabası! Bir yayınevinin sahibi yahut yönetmeni olunca kapınızı çalan çok oluyor. Bazen de bu kapınızı çalanlar tanıdığınız çıkıyor ve onların eserlerini ret ettiğinizde çok çabuk kırılabiliyorlar. Ama öte yandan da sanal medyadan uzak duramıyorsunuz. Sanal medya bir tür iletişim aracı… Hem yapıp ettiklerinizi sergileme hem de başkalarının ne yaptıklarını takip…
Varlık Dergisi’nin Mart sayısı okurla buluşuyor. Yeni sayıda derginin içerik bülteni şöyle: Dosya: “Nezimce Yaşamak / Nezihe Meriç Edebiyatı Üzerine” – Şafak Baba Pala, Murat Yalçın, Yalçın Armağan, Hakan Akdoğan, Onur Bütün Yazı: Sanatçı İsmet Doğan ve Küratör Salman Akıl ile “Hiçbir Yerdeyiz” Sergisi Üzerine Söyleşi (Hıdır Eligüzel) – ‘Panoptikon’dan ‘Küresel Panoptikon’a Post-Truth Bağlamında “1984” (Hande Balkız) – Genco Erkal ile Söyleşi: 1980’li Yılların Türkiye’si ve Edebiyatın Sinemaya Yansıması (Burak Süme) – Nesnelerin Dili (İlyas Tunç) – “Sarımsak Yiyen Sarımsak Kokar” (Ahmet Furkan İnan) – “Dünyayı Bir Daha Göremeyeceğim” ve Ahmet Altan: Sizin Hiç Yüzünüz Kayboldu mu? (Rahime Sarıçelik) –…
Özlem Tezcan Dertsiz: Sevgili İlkiz Kucur, ilk kitabınız 1990 yılında yayımlanan Ama Ben İlkiz’im adını taşıyor. Bu yıldan sonra yalnızca bir kitap daha – biri yeniden basım yapsa da- yayımladınız. Bu durumu nasıl açıklarsınız? İnce eleyip sık dokuma durumu mu, küsmeler-barışmalar hâli mi? Attila İlhan’la araladığınız şiir kapısını kapatmak mümkün mü? Sizin için şiir dün neredeydi, bugün nerede, yarın nerede olacak? İlkiz Kucur: Sanırım yanıtlamakta en çok zorlandığım soru bu oluyor. Neden bunca yıl şiire uzak kaldım. İnce eleyip sık dokumak dersem önce kendime yalan söylemiş olurum. Ama Ben İlkizim yayınlanmadan önce dergilerde görünen bir isimdim. Kitabın gerek okur gerekse…
Doğan Kitap tarafından yayımlanan Cem Kalender’in yeni romanı Mazarin Mavisi 12 gün içinde 3. baskıya ulaştı. İlk günden itibaren yoğun ilgiyle karşılanan Mazarin Mavisi’nin kısa sürede yakaladığı başarı grafiği ekonomik sıkıntıların arttığı dönemde edebiyat çevrelerince daha da anlamlı bulundu. Konu hakkında görüşlerini paylaşan Cem Kalender “Mazarin Mavisi’nin okuru heyecanlandırması beklediğimiz bir sonuçtu. Çünkü çok alışık olmadıkları bir kurgunun içinde bulacaklarıdı kendilerini. bu ilginin sürmesini diliyoruz.” dedi.
Toplumsal Araştırmalar ve Kültür Sanat için Vakıf (TAKSAV), 25 Şubat günü, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde “Dünden bugüne muhalefetin dili mizah” başlıklı bir panel düzenledi. BirGün gazetesi editörü Can Uğur’un moderasyonda yer aldığı etkinliğe Tuncay Akgün, Aslı Alpar ve Bahadır Boysal konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, Türkiye’de mizahın tarihi, muhalefetle kurduğu ilişki ve toplumsal muhalefetin mizahla arasındaki bağ hakkında görüşlerini belirtti. İlk konuşmacı Aslı Alpar, 2006 yılında çizmeye başladığını belirtti ve mizahın tarihsel gelişimine değindi. Toplumsal cinsiyet bakımından mizahın tanımını yapan Alpar özetle, “Türkiye’nin mizah anlayışında ‘cinsiyetçi bir çarpıklık’ olduğunu, karikatür dergilerinin hedef kitlesini heteroseksüel erkek olarak belirlediğini, dergilerin kapsayıcı olmasını…
Ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerine destek amaçlı başlatılan açlık grevi 4’üncü gününde devam ediyor. Mersin’de Görülmüştür Ekibinden yazar Adil Okay eylemi devraldı. Ölüm orucunda olan Grup Yorum üyelerine destek amaçlı başlatılan açlık grevi 4’üncü gününde devam ediyor. Açlık grevini bugün Mersin’de Görülmüştür Ekibinden yazar Adil Okay devraldı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Şube binasında yapılan eylem için salona “Grup Yoruma özgürlük” ve “Söylediğimiz türkülerde senin de sesin olmalı” dövizleri asıldı. Grup Yorum üyelerinin taleplerinin insani talepler olduğunu ifade eden Okay, taleplerin bir an önce yerine getirilmesini istedi. Okay, herkesi Grup Yorum üyelerinin talepleri etrafında birleşip, seslerine ses olmaya çağırdı. Görülmüştür…
Kadem – Bir Aşk Bir Oyun ve Ölüm Şair, yazar Murathan Çarboğa’nın Temren Yayınları tarafından yayınlanan gerilim türündeki romanı Kadem, sanal dünyada ölümcül bir oyuna dahil olan, günce tutan, sayrılı, yalnız bir genç üzerine kurulu Söyleşi: Neslihan Perşembe ‘Kadem’, gerilim türünde bir roman. Temren Yayınları tarafından yayınlanan şair, yazar Murathan Çarboğa’nın yazdığı Kadem, sanal dünyaya dikkat çekiyor. Ölümcül bir oyuna dahil olan, günce tutan, sayrılı, yalnız bir genci anlatıyor. Kademi kaleme alan Murathan Çarboğa, neredeyse her yazdığıyla ödül alan bir yazar, şair. 2001 yılında Hasan Bayrı Şiir Ödülü, 2003 yılında Uğur Mumcu Şiir Ödülü, 2004 yılında Behzat Ay Deneme…
Gülçin Sahilli: Özlem Tezcan’ın hayata karşı duruşunun kim kadarı şiirine yansıyor? İçinizdeki Özlemlerden hangileri hangi biçimlerde dizelerde yerlerini aldılar? Özlem Tezcan Dertsiz: İçimdeki Özlemlerin neredeyse hepsi şiirime yansımıştır diye düşünüyorum. Hatta içimden dışıma çıkamayanlar bile. Ateş Alfabesi’nde “ aşkı ancak şiirlerde yüzdürebilirim / sularımda onca batık, gerçeğimden özür dilerim” demiştim. Sorunu okuyunca hemen bu iki dize geldi aklıma. Şiirin ovası çok geniş. Hayat bir o kadar dar. Gülçin Sahilli: “Kayıp Otoban” adlı şiirinizdeki gibi otobandan çok uzak kırık dökük bir ev mi ülkemizin kadını? Adem gökdelenlerine karşı kadınların edebiyatta duruşu ne olmalıdır? Özlem Tezcan Dertsiz: 2019’da 474 kadın öldürülmüş. Son…

