Cemal Süreyya Kültür Sanat Derneği, Beyoğlu’nda, Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı salonunda düzenlediği bir etkinlikte “14 Şubat Dünya Öykü Günü” nü kutladı. “Öykülerde Buluşmak” başlıklı etkinliğin moderatörlüğünü Nesrin Karyaldız yaparken, günün anlam ve önemini vurgulayan bildiriyi Aydan Ay okudu. Bildirinin okunmasının ardından anılan derneğin başkanı Seyyit Nezir, şiir ile öykünün kardeşliğini yorumladı. “Kimlerin şiiri öyküyü yansıtıyor?” sorusunu yanıtlarken, öykü şiirleri ve şairlerini örnekleriyle anlattı. Bu arada Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli, Melih Cevdet Anday ve Cemal Süreyya’ya ait anı şiirleri okudu. İnci Ponat özetle, “Kapitalizmin tüketmeyi önerdiğini, bu nedenle bilgi bombardımanı altında olduğumuzu, bu durumun insanın yetilerini yok ettiğini,…
Yazar: admin
Yazar Cem Kalender’in yeni romanı Mazarin Mavisi Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Mazarin Mavisi’ne okuru oldukça yoğun ilgi gösteriyor. Kitabın tanıtım Bülteni şöyle… “Pantolonunu çıkartırken korku, heyecan kalbine vuruyordu. Aynalı ahşap dolabın karşısına geçti. Yatağın ucuna oturup ayağını dizine koydu, çorabı yavaş yavaş giymeye başladı. Bir yandan da aynada kendini izliyordu. Tüyleri ürperiyordu. Bedeninden sanki başka bir canlı çıkıyor gibi hissediyordu.” Başlangıçta Tuna vardı. Doğması için adaklar adanan oğlan çocuğu Tuna, bir türlü sığamadığı bedenini babaevinde bırakarak takıldı bir tiyatro kumpanyasının arkasına. Bir başka bedene dönüşmüştü artık, güzel sesli, güzel yüzlü Handan Kara’ya. Sonra Handan vardı. Polisin sevmediği Beyoğlu sokaklarında, karakollar, hastaneler, tekinsiz gecelerle dolu bir hayattan sonra…
Acıyla Çarp Kalbim – Amelie Nothomb – Turkuvaz Kitap Uzun zamandır dilimize çevrilmeyen, değeri henüz anlaşılamamış bir yazar Nothomb. Sadık okurlarının merakla beklediği bir kitap olan “Acıyla Çarp Kalbim” kıskançlık, sadakatsizlik, sosyal statü üzerinden sadistçe göz kırpan narsizme kadar insanı kendinden uzaklaştıran birçok “kanser” türünün ustaca işlendiği nefis bir metin. Nothomb ile yeni tanışacak okurları metnin sonunda bir de sürpriz bekliyor olacak. Alışılagelmiş anlatılardan sıkılan okurların şans vermesi gereken usta kalemlerden biri olan Nothomb raflardaki yerini aldı bile! Küçük Çiçek – Losi Havilio – Africano Yayınları Arjantin edebiyatının kült ve dilimize ilk kez çevrilen yazarlarından Havilio, öldürme tutkusu ile yanıp…
“Önce şiir vardı.” Tüm dilsel ürünler şiirin toprağında boy atıp gelişmiştir. Yazınsal ürünlerin anasıdır şiir. İlkel insanların çıkardıkları seslerdir. Ki bu şiirler büyüseldir. Sözle hareketin uyumlu bir düzen içinde olduğu bir danstır şiir. Bu yolla egemen olacaktır insan doğaya, Şiirini dansıyla birleştirerek, buna inanır. Eskimolardan kalma bir şiir vardır bu fikri destekleyen: SÖZ VE BÜYÜ Zamanın ta başlangıcında / İnsanlarla hayvanlar paylaşırken yeryüzünü / İnsan isterse hayvan olabilirmiş,/ hayvan isterse insan./ kimi vakit insanlar varmış,/ kimi vakit hayvanlar; ama ayrım yokmuş./ Aynı dili konuşurlarmış./ Söz büyüymüş o zamanlar;/ İnsan ruhunun güçleri varmış, / rasgele söylenen bir söz / garip sonuçlar…
Emrullah Alp: Eğitim hayatının, şiirlerinin böyle uzun soluklu olması, birçok şiir ödülünde adını ve dosyalarını duyurman -ki hâlâ katılıyorsun ve hâlâ basılmamış dosyaların var- dikkat çekici. Bu yolculuktan bahsedebilir misin(?) biraz. Aklından neler geçiyor; çok mu hızlısın, çok mu acelecisin, tamam mısın yoksa? Gördüğüm kadarıyla çokluk var sende. Çağın Özbilgi: Evet, eğitim hayatım oldukça uzun solukluydu. Şiirlerim için de aynısı geçerlidir aslında. Uzun bir süredir şiirle ilgileniyorum. Sadece yayımlamaya geç başladım. Bir birikim vardı; kıyıda-köşede kalmış, düzeltilmeyi bekleyen birçok şiir. Yola onlarla koyuldum. Denedim-yanıldım, denedim-yanıldım ama vazgeçmedim. Böylesi bir çaba nihayetinde insanın kendi sesini bulmasına yardımcı oluyor. Atılan her adımda…
Bilimkurgu ve fantazyanın usta ismi Ursula K. Le Guin’in yazdığı son şiirler, Metis Kitap tarafından Türkçeye kazandırıldı. Ursula K. Le Guin, kalemi geniş bir yelpazeden oluşan yazarlardan biri. 1929 doğumlu Amerikalı yazar, bilimkurgu ve fantezi edebiyatındaki yazarlık başarısının yanı sıra diğer yazınsal türler olan şiir ve tiyatroda da kendini gösterdi. 2018 yılında hayatını kaybeden yazar, 2014’ten 2018’e kadar yazdığı şiirleri ölmeden önce yayıncısına göndermişti. Le Guin’in son şiirleri ‘Şimdilik Her Şey Yolunda’ kitabıyla, Metis Yayınları etiketiyle Türkçeye kazandırıldı. Yazarlık hayatına 1950’lerde başladığı bilinen Le Guin ilk kitabını 1965 yılında yayımlandı. Kısa zamanda, art arda bilimkurgu kitapları yazan Le Guin’in, 1974…
Emin Mete Erdoğan’ın ‘Bitkiler, Hayvanlar ve Binalar’ adını verdiği üçüncü kişisel sergisi, 27 Şubat-4 Nisan 2020 tarihleri arasında İstanbul x-ist’te sanatseverlerle buluşacak. Erdoğan, x-ist’teki üçüncü kişisel sergisinde insanın var olmadığı ama temsilleri yoluyla izinin sürülebildiği bir dünya yaratıyor. Sanatçının yeni serisinde, içinde insanları görmeyi umduğumuz binalarda bitkileri ve hayvanları görüyoruz. Sonsuzluğa uzanıyor gibi görünen bina bloklarına yerleşen bu canlılar, kendi doğal ortamlarında yaşıyorlarmış gibi gözüküyorlar. “Serginin isminde bir ironi var. Bitkiler ve hayvanlardan sonra kişi insanların gelmesini bekliyor. Ama bu sergide insanlar yerine, insan aklının metaforu olarak binaları kullandım.” diyen Emin Mete Erdoğan, bu yoğun geometrik yapılara bitkileri ve hayvanları…
Adı sanatçıların, edebiyatçıların yapıtlarında sık sık geçen Hatay Restaurant sanat dünyamızın önemli mekanlarından olma özelliğiyle dikkat çekiyor. 53 yıllık, tarihi bir mekan olan Hatay Restaurant’ta bugüne kadar sergiler, konserler, imza günleri ve söyleşiler gerçekleştirildi. Hatay Restaurant’ın ortaklarından Mehmet Ali Işık da sanata ve sanatçıya olan bakışıyla tanınan bir isim… Işık, 3 yıl önce Hatay Restaurant’ın tarihini anlatan yazı ve fotoğrafların bulunduğu “Bizim Hatay” adlı bir çalışmaya imza atmıştı. “Menüde Şiir Var” adlı bir de şiir kitabı olan Işık “Cemal Süreya Hasretiyle 30 Yıl” adlı bir kitap hazırladı. Hatay Restaurant, aynı zamanda “Hatay Defterler” ile de tanınıyor. Defterlere, mekanın müdavimleri duygu…
Önder Çolakoğlu– Metinlerarasılık… Çok sık duyduğumuz bir kavram. Julia Kristeva “Metinlerarasılık sonsuz bir süreçtir ve her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur” der. Modern ve hatta postmodern şiirin poetikasında metinlerarasılık; önceden yazılan şiirlerle, yeniden kurulacak olan ilişkiyi, geleneği dönüştürmeyi ve geleneğin yeniden üretilmesini öngörüyor. Tam da burada Harold Bloom ise “Gelenek sadece nesilden nesle bir geçiş ya da yumuşak bir aktarım süreci değildir; aynı zamanda geçmişteki deha ile şimdiki yönelimler arasında bir çatışmadır” diyor. Yeni yazılan şiirin ses, müzik, yapı ve biçimsel açıdan daha önceki herhangi bir şiiri anımsatma – hissettirmesinin son zamanlarda arttığını görüyoruz. Aynı biçim, aynı yapı, aynı…
Geçtiğimiz günlerde, “Hayatta ve edebiyatta modernist, usta-çırak ilişkisine inanmayan biriyim.” başlığıyla yayımlanan söyleşide Bâki Ayhan T.’nin şiirleri dışına pek çıkmamış, soruları onun şiirlerini merkeze alarak yöneltmiştim. Bu sebeple eleştirmen ve akademisyen yönüne değinememiş, ikinci bir söyleşinin kaçınılmaz olduğunu belirtmiştim.* Bu söyleşinin sorularını oluştururken de akademisyen, eleştirmen yönünü merkeze alıp önceki söyleşiyi tamamlamaya çalıştım. Bâki Asiltürk’ün soruları cesur bir şekilde yanıtlaması, bir sonraki soruyu yöneltirken benim de daha cesur olmamı sağladı. Birçok kişinin “ters soru” olarak görüp cevaplamak istemeyeceği bu soruları, cesur ve samimi bir şekilde yanıtladığı için Bâki Asiltürk’e teşekkür ederim. Mustafa Çavuşoğlu: Cumhuriyet’ten günümüze hep eleştirinin yokluğundan yakınılmış ama…
Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema “İnsan doğduğunda güçsüz ve uysaldır, öldüğünde ise, katı ve duyarsızdır. Bir ağaç büyürken hassas ve esnektir, ama kuruduğunda ve sertleştiğinde ölür. Sertlik ve güç, ölümün refakatçisidirler. Uysallık ve güçsüzlük, varlığın canlılığının dışa vurumlarıdır. Çünkü katılaşan hiçbir zaman kazanmaz.” İz Sürücü Rus yönetmen Andrey Tarkovsky’nin 1979 yapımı “İz Sürücü (Stalker)” filmi, çekildiği dönemde çok sevilmemiş olsa da gün geçtikçe değeri anlaşılmış ve günümüzde de halen çok sevilen bir başyapıt olarak sinema tarihinde hak ettiği değere kavuşmuştur. Tarkovsky, filmi neredeyse gerçek zaman dilimine yakın derecede ağır ilerleyen tekniğiyle çekerken kurgusal ve fantastik öğeleri başarıyla filme…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Nalan Çelik’e soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Nalan Çelik: Eleştirmen Ayşegül Tözeren’in, Edebiyatta Eleştirinin Özeleştirisi kitabında sorduğu bir soruyla başlamalıyım yanıtıma: “Öykü camı çerçeveyi indirip, sokağa mı çıktı?” Yaşadığımız coğrafyada, dünya edebiyatında, kilidi açılmayı unutulmuş kapıların ardında… Ihlamur, saat çiçeği, leylak kokularını unutmuş, sokağın sürekli değişen sesini, incir ağacı yaprakları kurumaya başladığında serçelerin…
Spiker, sunucu ve eğitmen Gönül Ak’ın başkanlığında, Kozyatağı Muhtarı Pelin Şen ile birlikte Muhtarlık bünyesinde oluşturulan ve toplamda altı kadından oluşan bir kültür komitesi kuruldu. Kültür komitesi üyeleriyle konuştuk: – Nasıl ortaya çıktı sanat söyleşileri fikri? 1 – Mahallemizin muhtarı Pelin Şen ile birlikte, muhtarlıklarda mahalle halkının istifadesine sunulabilecek ne tür çalışmalar yapabiliriz düşüncesinden hareketle yola çıktık. Mahallemizde oturan tanıdığımız, disiplinine güvendiğimiz ve birlikte yol alabileceğimize inandığımız değişik meslek gruplarından dört kadın arkadaşımızla birlikte toplam altı kişilik bir kültür komitesi kurduk. Komitemizi oluşturan isimler şöyle: Pelin Şen, Gönül Ak, Eren Yıldız, Yasemin Baki, Sabriye Balta, Nuray Akan. İlk olarak “kültür-…
Masumiyet Cambazı şair, yazar ve edebiyat öğretmeni Gülçin Sahilli’nin dördüncü şiir kitabı. Şairin bu kitabı öncekilerden farklı olarak tamamen kadın sorunlarına odaklanmış. Kadın olmanın kaçınılamaz zorlukları kitapta şiir şiir dizelere dökülmüş. Kitabı ilk açtığınızda sıcak bir ifade sizi karşılıyor. ‘’Gülümseyin şiir oldunuz’’ diyor şair, okuyucularına ve kitapta şiir olanlara. Kitap boyunca derin acılar, kıvrak bir ironiyle karışıp gelip karşınıza oturuyor. Şair bu kitabında halk deyişlerini ve sözcük oyunlarını yine ustalıkla kullanmış. Şiirlerin kurguları ilk dizeden son dizeye birbirine incelikle bağlanmış. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünün adı ‘’Kadınlık Kıtası’’, şair dünyadaki tüm kıtaların hakimiyetinin erkeklerde olduğunu düşünmüş olmalı ki kadınların…
Uluslarası destekçileri ve partnerleri arasında Stremež edebiyat dergisi (1952), Makedonya Kültür Bakanlığı; Marko Cepenkov” – Prilep Kültür Enstitüsü, Lyricline, Nedherlands Lettrenfonds ducth foundation for literature’in de bulunduğu ve 12 yıldır yayın hayatını sürdüren Hindistan’da ingilizce olarak yayınlanan Sonnet Mondal’ın çıkardığı “Enchanting Verses” adlı edebiyat dergisi, şubat sayısını Türk Şiirine ayırdı. Yurtdışında şu ana kadar bir dergide yayınlanan en kapsamlı Türk Şiiri seçkisi olma özelliği taşıyan bu çalışmada 30’un üzerinde Türk Şair yer alıyor. Genç kuşaktan şairlerin ağırlıkta olduğu değişik kuşaklardan şairleri bir araya getiren seçkide bir düzineye yakın Türk şairin de şiirleri ilk kez yurtdışında yayınlanıyor. Metin Celal, Eray Canberk, Adil İzci,…
Kederin Ulu Dansı Ayaktasın sahnenin ortasında Hepsi keder ülkesine doğru itiyor seni Kimi çalıp katılıyor müziğe dip perdede Ritim tutup oynuyor arkanda kimi Yalnızca sensin tam ortada durmuş, ağlayan Ayakta bu sahne Avrasya’nın ortasında Her yönden insanın gelip geçtiği İnleyen Pamir platosunu bekliyorsun Asyalılar ağıtlar yakıyor senin için Bedenleriyle eşlik ediyor Avrupalılar Ölümüne yas tutuyorsun, orada öylece dikilip, sen ıssız ada Şu dünyadaki en sıradan insansın aslında Yine de hiçbiri bırakmayacak seni kendi haline Şarkı söyleyecekler senin için, dans edecekler Destek olacaklar sana yasını tutarken Ta ki sen umudunu yitirinceye Ta ki sen bu dünyadan gidinceye Sonra keder çekip azıcık…
MUSTAFA SEZER “Yaşadığımız bu dünyanın cehennem olmadığını kanıtla?” diye soruyor “Ölü” öyküsünde Berber Halil. Özgür Çırak’ın “Sıcacık Bir Ev”inin arka kapağında; kitabın tanıtımına dair kısa yazı, bu yukarıdaki cümleyle başlıyor. Kitabın ve Özgür Çırak’ın yaşam öyküsü dışında tanıtımına… Haliyle de düşünüyor insan: “Evet, aslında burası cehennem. Burası cehennem de; cehennemin neresindeyim şu an?”. İnsanız! İnsanız ve bir biçimde hareket halindeyiz. Oturduğumuz yerde bile bir hareket halindeyiz ki; elimizdeki cep telefonu dahi, gözümüze gözümüze sokuyor dünyayı. İster oturduğumuz yerden olsun, ister bir biçimde dolaşarak; evler, sokaklar, kentler, ülkeler ve kıtalarla dünyayı görüyoruz. Sürekli kadın ya da erkek olmayıp da kendisini…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Polat Özlüoğlu’na soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Polat Özlüoğlu: Öyle bir çağda yaşıyoruz ki sürekli her şey hızlı bir şekilde dönüşüp değişip evriliyor. Bu değişimden kültür, sanat ve sanatçı da elbette hem olumlu hem olumsuz bir şekilde etkileniyor. Toplum olarak ister istemez bu hızlı ilerleyişin içinde savrulup duruyoruz. Teknolojiye, şiddete, belleksizliğe, kayboluşa, travmalara…

