AYLİN ÖZER Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğu…Khaled HOSSEINI / Bin Muhteşem Güneş (Afganlı Yazar) Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı! İnsan olmak zor şey! Ama insan-kadın olmak! İşte bu çok daha zor. Nereden mi biliyorum? Çünkü bu coğrafyada yaşayan, hem kadın hem de insan olma ayrıcalığına sahip bir varlığım. Maalesef çoğu kadın benim gibi bir şansa sahip olamadı ya da oldurmadılar. Kadın olmaktan utandırıldılar, anne olamadıklarında ayıplandılar, tecavüze uğradıklarında suçlandılar. İnsan olduklarında ise ölüydüler. Bazılarının cenazesine gitmek bile suç sayıldı. Çünkü Allah onları lanetlemişti…
Yazar: admin
Salih Coşkun: Kayıp Roman Bayram SARI Beşiktaş’tan Avcılar’a, Rami’den Kınalıada’ya, Vefa’ya, 1990’lı yıllardan hem 1950’li, hem de 2000’li yıllara sıçrama yapan bir İstanbul öyküsü, Kayıp Roman. Büyümenin epizodik bir durum olduğunu ısrarla söyleyen Barış’ın gözünden kıstıran ve kıstırılanların maskelerinin altındaki gerçeği anlatan Salih Coşkun ile Kayıp Roman’ı ve İstanbul’u konuştuk. Bayram Sarı: “Kayıp Roman” metninizin kahramanları, neden bir şeylere doğru koşmak yerine, hep bir şeylerden kaçmaktadırlar? Kurgunuzdaki 90’ların dönem felsefesi kaçmak üzerine mi kuruludur? Salih Coşkun: Romanın ana çatışmasının merkezinde “şoklanarak büyümek” var. Şoklanmayı ise dış dünyanın aktörleri yaşatıyorlar kahramanlarımıza. Bu da kaçınılmaz olarak “bir şeylerden kaçma” pratiği getiriyor zaman…
Ersin Kurt Bu güne değin film anlamında yalnızca komedi filmleri ile gündeme gelen, komedi filmlerine imza atan Cem Yılmaz Karakomik Filmler ile ilk defa sıra dışı filmlere imza atmış bulunmakta. Karakomik filmler hem kendi tarzı hem de bildiğimiz Türk Sineması’nda tamamen farklı konseptteki filmler. ”Tek biletle iki film” sloganıyla izleyicisi ile buluşan filmler bir gösterimde izleyiciye iki ayrı film sunuyor. Bu anlamda da dünyada eşi benzeri yok. Dünya sineması ve sinemamız adına çığır açan, ezber bozan nitelikte bir yaklaşım. Senarist ve yönetmen koltuğuna oturduğu Karakomik Filmler 2 ”Deli” ve ”Emanet” olmak üzere iki ayrı filmi bünyesinde barındıran bir film. Sırasıyla…
Göksu N. ÇAKIR: Arzuda Bir Sapma’daki öyküler kendine özgü, alışılmadık bir dille çağırıyor okuyucusunu.“Tasma” adlı öyküyle başlayan serüven kronolojik bir sırayla ilerliyor, “Sapma”yı merkeze alıyor ve devam ediyor; çocukluktan yeniyetmeliğe, oradan yetişkinliğe aşkın ve cinselliğin düğümlerine tanık oluyoruz.Öyküleriniz neden mahreme tanıklığa çağırıyor bizi? Mehmet ERTE: Mahrem alana girmediğimiz sürece hakiki bir şey dile getiremeyiz. Benim meselem hep hakikatle oldu ama yakalanıp sunulabilir bir şey olarak bakmadım hakikate, ona dair varsayımları sorunsallaştırdım. G.N.Ç: Öyküleriniz bitse de çoğunlukla hafızamızda devam ediyor. Kadınlar rahat, özgüveni güçlü karakterler olarak çıkıyor karşımıza, erkekler ise huzursuz ve ergenliğine sıkışmış halde. M:E: Kitapta bir sürü erkek yok,…
Ahmet Zeki Yeşil Bundan böyle, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Hiçbir şey olmasa bile, kesinlikle bir şeyler olacak. Yani her şey başka, bambaşka olacak. O olacak, bu olacak… “Bir kamyon domates, bir cep telefonu ediyor; tarımı boşver” diyenler fena halde yanılacak. Temizliğin koronadan geldiği yönündeki tezler ise, kabak gibi ortaya çıkacak. Bu kapsamda, insanlar ellerini yıkarken yirmiye kadar sayacak. Yirmi olunca çeşmeyi kapatacak. İnsan beşer, kuldur şaşar… “Ulan, onbeşten yirmiye atladım galiba…” deyip, yeni baştan sayanlar çıkacak. Doğal olarak, su sarfiyatı artacak. Barajlarda su kalmayacak. Başka? Kimse sevgilisine, “Senden önce, senden sonra” demeyecek. “Korona’dan…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Özgür Soylu’ya soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Özgür Soylu: Sorunuzun arka planında kanımca kalıcılık fikri var. Elbette ki sanatın anlatım teknikleri, biçimleri sürekli değişiyor, dönüşüyor. Zaman nasıl her şeyi başkalaştırıyorsa sanatın bu yönünün değişimi de kaçınılmaz. Kalıcılık denilen şey sanırım her sanatçının hayalidir. Bırakalım sanatçıyı, çoğu insanın da en önemli yaşam amacıdır iz…
Eser Ceran Erdi’nin ilk şiir kitabı ‘Söylenmeyen’ Hayal Yayınları tarafından yayımlandı. 2020 yılının Şubat ayında raflardaki yerini alan çalışmanın editörlüğünü Burak Çapan yaptı… Çalışmalarını Haydar Ergülen Atölyesi’nde sürdüren Eser Ceran Erdi’nin kitap kapağında şu dizeler paylaşılıyor: Ay ışığı içinden boynunuSarkıttı güneşBir sen kaldın orada bir benGümüş bir taş inceliğiBu sır bu huysuz mucize
Hazırlayan: Erinç BÜYÜKAŞIK Editör: Göksu N. Çakır PEKİ ŞİMDİ NEREYE (Et Maintenan on va ou?) Lübnan doğumlu yönetmen Nadine Labaki’nin Ortadoğu ve Lübnan gerçekliğinde savaş, kadınlık halleri ve barış yanlısı bir dilde ısrar çerçevesinde şekillendirdiği filmi “Peki Şimdi Nereye”, Lübnan’ın küçük bir köyünde, Müslüman ve Hristiyan nüfusun beraber yaşama mücadelesini teatral bir üslupla anlattığı özgün bir film. Köydeki kadınların, erkeklerin savaş beklentisiyle yoğrulmuş öfkeli diline karşı set olup ortak bir dayanışma ve birliktelik ortaya koymaya çalıştıkları filmde Lübnan’daki acımasız savaş tablosunun arkasındaki dinsel çatışma olgusuna da önemli eleştiriler yapılıyor film boyunca. Aristophanes’in savaş karşıtı tek perdelik oyununa gönderme yaparcasına savaş…
Aslıhan Tüylüoğlu 1- Şiir, düşüncemizin yapıtaşı sözcüklerin tozunu silip parlattığı için zekamızın da tozunu alır. Ona işleklik kazandırır. 2- Şiir bir çocuk gülüşü, yeni açmış bir çiçek, yüksekten dökülen bir su gibi saf, doğal ve çoşkuludur. 3-“Şiir toplumların tarih burcudur.” diyor Octavio Paz. Tarihin yazmadığı yerde insanı yazan, anlayan, deşen, onaran şiirdir. 4- “Şiir hayatın diyalektik toplamıdır” der Veysel Çolak. Şiirin kurgusu hayatın kurgusunu yakalamışsa kusursuzdur . 5- Şiir sanatı sözcüklerle yola çıkar, onlara yeni ülkeler bulur. Şiirlerdeki sözcüklerin anlamı sözlükteki karşılıklarından fazladır. 6- Şiirin olsun daima yanında, umutta ve umutsuzlukta, yalnızlıkta ve kalabalıklar için. Şiir yürüdüğün ışıklı yolda gölgen…
Mustafa Fırat, günümüz şair ve yazarlarına sordu… “Kendimize çekildiğimiz şu günlerde acaba hangi kitabı okuyorsunuz?” ATAOL BEHRAMOĞLU: *Lord Byron, Don Juan *Erich Auerbach, Mimesis *E.J. Wilkinson, Osmanlı Şiir Tarihi AHMET TELLİ: *İmgenin İcadı, Yalçın Armağan ŞÜKRÜ ERBAŞ: *Alejendro Zambra, Serbest Kürsü *Çiyil Kurtuluş, Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı *Abdullah Ataşçı, Susmak Derdi TUĞRUL TANYOL: *Charles Burney, İtalya Notları ALİ GÜNVAR: *Foucoult, I’Ordre du Discours HAYDAR ERGÜLEN: *Çoşkun Yerli, Yokluk *Hüseyin Atabaş’ın şiirleri *Doğan Ergül, Uykulu Yağmur VEYSEL ÇOLAK: *Emine Erbaş, İnce Zamanlar *Edebiyat Ortamı Şiir Yıllığı, Ali Sali *Gökben Derviş, Ayrık Otlar Vitrini BARIŞ ERDOĞAN *Orhan Pamuk, Öteki Renkler OKTAY TAFTALI:…
Ayça Erdura’nın ilk kitabı Zarf Zihin Edebiyatist Yayınları tarafından yayımlandı. Genel Yayın Yönetmenliğini Fatih Ayan’ın yaptığı kitabın editörlüğünü Engin Turgut yaptı. Zarf Zihin için Haydar Ergülen kitabın arka kapağındaki yazısı şöyle: Ayça Erdura,”Zarfzihin”i şu dizelerle uğurluyor: “Zihnimin külleriyle uğraşım/ Sıyrıldım tozdan/ Sohbet ettim/ Beni sen ettim sanki”. En yalına varma arayışı, yalnızca şiire değil, insanın benindeki sen’e varma ve oradan da tekliğe varma arayışı olmalı. Şiir de bu yoldaki benlik duraklarından biri. Yaza yaza kaza kaza benliği azaltma, şiiri çoğaltma uğraşı. Erdura, tane tane topluyor, yana yana söylüyor ve şiirin kapısında sabırla çilesini dolduruyor. Şiiri şiir, insanı insan, beni sen…
Dosya: “Edebiyat iyileştirir mi?” – Nilgün Tutal, Fidan Terzioğlu, Pelin Kıvrak, Mehmet Özkan Şüküran, Erol Köroğlu, Itır Erhart Yazı: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Narmanlı Yurdundaki Yılları (Alper Çeker) – Melisa Gürpınar’ın “Her Harf Bir Melek”i ve Edebî Eserin Sunumunda Rokoko (Ersun Çıplak) – Tebdil-i Mekânda Ayrılık Vardır: Irmak Zileli Romanlarında Zaman-Mekân-Ayrılık (Hande Balkız) – Kore’nin Oscar’lı Filmi “Parazit” ve Man Booker Edebiyat Ödüllü “Vejetaryen” (Çiğdem Ülker) – Varlığın Yüzeye Mahkûmiyeti: Fevzi Karakoç’ta Evren-Figür İkiliği (Yalın Alpay) – Felaket İstasyonu Sergisi (Gültekin Emre) – Dergi Tefrikası – 1 (Haydar Ergülen) – “Sayılı Gündü Geçti” ve Hüseyin Su (Necati Mert) – “Ben Kimim?…
Dosyaya Zeki Sarıhan, Ahmet Uysal, Ahmet Özer, Nurdane Ö.Sağkan, Işık Kansu, Mustafa Duman, Murat Tuncel ve dosya editörü Celal Karaca da yazısıyla katkı sağlıyor. Şiirleriyle; Özge Sönmez, Nisa Leyla, Nevruz Uğur, Levent Karataş, Aslıhan Tüylüoğlu, Mehmet Şepçi, Hazım Baran, Oya Gündüz Aksu, Şerif Tezgörenler, Dilek Bilge, Duran Aydın, Mehmet Kıyat, Öner Fikri, Serdar Topaloğlu, Şaban Çetin, Adem Fatih Kılıç, Taha İhsan Çetin, Bahar Şahin, Ertekin Özcan, İlknur Karacasu, Süleyman Berç Hacil ve Ayten Mutlu iki çeviri şiiriyle yer alıyor. Öyküleriyle; Fuat Sevimay, Akın Ersöz, Mehmet Erkan, Ali Fuat Karaöz, Kamile Yılmaz, Erhan Tığlı, Mehmet Ali Canikli derginin 27. sayısında yer…
Abdülkadir Budak, Hatay Restaurant’ta gerçekleştirilen “Şiirde 50 Yıl” etkinliğinde, şiir yolculuğu üzerine Ali Mustafa’nın sorduğu soruları yanıtladı… Ali Mustafa’nın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte A.Budak, “Şair hayat karşısında çıplak mı?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı: “Hayat değişmeye başlayınca şiir de değişiyor. Şair, kendinden yola çıkarak topluma ulaşmalıdır. Ben, ‘Beni fark edin’ demek istedim. Şiirin çalışılan bir şey olduğunu ispat etmeye çalıştım.” A. Budak konuşmasında ayrıca, şairin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Budak, ilk şiirinin, kitabının yayınlanma süreçlerinin yanı sıra döneminin önemli şairleriyle olan etkileşiminden de söz etti. Zaman zaman izleyicilerin de yorum ve sorularıyla destek verdiği söyleşi sonunda Budak kitaplarını imzaladı.
Sanatla dünyayı değiştirebileceğine inanan gençlerin 1953’te kurduğu “İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu” belgesel oluyor… Belgeselin yönetmeni Nurgül Bayram dünün gençleri bugünün ustalarını 67 yıl sonra belgeselin galasında yeniden bir araya getirecek olmanın heyecanını yaşıyor. 67 yıl öncesinde başlayıp 15 yıl süren, Türkiye’nin ve dünyanın farklı şehirlerine dağılmış bir tiyatronun ekibine ulaşmak zor bir serüven olsa da sona gelindi. Belgesel, Avrupa’da ülkemizi ilk kez temsil eden Türkiye’nin ilk üniversite tiyatrosu ve özel tiyatroların açılmasında ilk ateşi yakan, sanatla dünyayı değiştirebileceklerine inanan gençlerin hikâyesini 67 yıl sonrasından bakarak anlatıyor. Yalnızca bir dokümantasyon çalışması değil, bir düşünce akımının Türkiye tarihine kattıklarını,…
ERKUT TOKMAN
Deniz Poyraz Toprak, Alman Yazar Robert Seethaler’in son romanı. Pek çok anlatıcının birbirine selam duran hikâyesi, bir mekânda neticeleniyor bu romanda. Yeryüzünün en eski mekânı bura: Toprak! Paulstadt kasabasının mezarlığında adımlıyoruz ilk sayfaları. Yani, ölümlerin içinde. Her ölünün kendi hikâyesiyle gömüldüğü bir hayatın içinde, bir yanıyla nahif ama öte yandan acımasız gerçekçi bir anlatının içine bırakıyoruz kendimizi. Görme yetisi her yıl daha da azaldığı halde gözlük takmamakta direnen, etrafının gitgide bulanıklaşmasının ona iyi geldiğini düşünen bir ihtiyar, ölüler ülkesinin çitlerle çevrili “toprağından” bakıyor yaşama. Pişmanlıkların, özlemlerin, söylenemeyen sözlerin, itiraf edilemeyen suçların içinde, mezarlıktaki bir banka oturup, ölülerin konuştuğunu duyuyoruz. Söylediklerini…
Ersin KURT Zor günlerden geçtiğimiz bu süreçte evlere kapanmamız sebebi ile her ev olmasa da çoğu ev birer kütüphane, birer sinema salonu pozisyonunda. Kanımca güzel bir dönüşüm. Salgının bizleri esaretine aldığı bu dönemde sinema izlemek için epey bir vaktimiz olduğunu düşünenlerdenim. Benim gibi yalnızca yerli filme odaklanmış birisinin bile yabancı bir filmi hayranlıkla izlediğini düşünecek olursak böylelikle epey vaktimizin olduğunu da doğrulamış oluruz sanırım. İzlemiş olduğum Lope Filmi’nden önce filme esin kaynağı olan Lope de Vega’nın hayatından kısaca bahsetmem gerekirse; Lope: 25 Kasım 1562 yılında Madrid’ te dünyaya gelen ve öldüğü 27 Ağustos 1635 yılına kadar; 3000 sone, 3 roman,…

