Hazırlayan: Gülçin Sahilli Aşıyı, ilacı pas geçiniz. “Bizebişeyolmaz” virüsü her zaman devrededir. AHMET GÜNBAŞ İnsanın gerçek evi insanlardır. AYDIN AFACAN Dünyanın tekerinde virüsten çomak! BEKİR YURDAKUL Hepsi geçecek, bir tek şey hiç unutulmayacak: Evlerin sıkıntıdan dünyanın en konforlu mezarlıklarına dönüşmesi. CİHAN OĞUZ Tecrit, kendine katlanarak katlanmaktır. ÇOŞKUN ŞİMŞEKLİ Elma dersem çık, kovit dersem çıkma! ERTAN MISIRLI Senin temiz dediğin yalan ile dikilmiş! FATMA ARAS Konuşmanın suç olduğu sofralarda ürperten gerçekti korona. FÜGEN KIVILCIMER K©oronanın fail, insanın meçhul olduğu küresel bir cinayet bu! GÜLÇİN SAHİLLİ Hiç birikince bir şey kalmaz geride… GÜNEY ÖZKILINÇ Kovid sana teşekkür ederim; sayende keşfettim, içimde kayıp…
Yazar: admin
Üvercinka Dergisi; küresel salgın kısıtlarını okur ve yazarlarının imecesiyle aşarak Mayıs sayısında da okurlarla buluşmayı başardı. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Eskişehir. Adana, Mersin gibi kentlerimizde kimi kitabevlerinin salgın yüzünden kepenk kapatması derginin dağıtım sıkıntısı yaşamasına yol açmaktaysa da dost okur ve yazarların çağrılarıyla yükselen imece ülke çapında zincire dönüşerek yankılandı. Kitapsan, Turhan Kitabevi, İlhan İlhan, Yakın Kitabevi, emekkitap.com ve Kırmızı Kedi kitabevlerinin yanı sıra 30’u aşkın yazar ve okurun dergiyi bulundukları kentlerde okura ulaştırmak üzere kargoyla dergi talep etmeleri sonrasında basımevindeki dergilerin tümü 6 Mayıs Çarşamba günü okurla buluşma şansı yakaladı. Mayıs (67.) sayısında kapak yazısı, fiziksel uzaklığa özen göstererek…
Sessizin Payı – Nurdan Gürbilek: “Yasayla adalet aynı şey değildir. Yasa galibin adaletidir.” Kitaplar, yazarlar ve hayat hakkında sadece okumayacağınız aynı zamanda da kendinizi sorgulayacağınız denemeler. Kapalıçarşı – Fuat Sevimay: Fuat Sevimay’ın o keyifli dilinden bambaşka bir Kapalıçarşı hikâyesi dinlemek için. Hapishanenin Doğuşu – Michel Foucault: Toplumu oluşturan kurumlardan hapishanenin daha doğrusu ceza infaz sisteminin zaman içinde geçirdiği değişimleri okumak ilginç olabilir. Belleğin Girdapları – Behçet Çelik: Kahramanla özdeşleşip kendi belleğinizin girdaplarında gezintiye çıkacağınız çok kuvvetli bir roman. Cennet ve Cehennem – Jon Kalman Stefansson: “Belki de cehennem bir kütüphanedir ve sen körsündür.” Okumak için hâlâ düşünüyor musunuz? Matrix Üçlemesi…
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Koronavirüs (COVID-19) salgını dolayısıyla evde kalan çocuklar için çocuk kitaplarını, internetten ücretsiz kullanıma açtı. www.sakipsabancimuzesi.org adresi üzerinden okunabilecek ve indirilebilecek kitapların ses dosyaları da bulunuyor. Çocukların hem okuyup hem de dinleyebileceği kitaplar arasında ‘Ben Venedik Taciri’, ünlü ressam Pablo Picasso’nun hayatını anlatan ‘Ben Picasso’, ünlü heykeltıraş Auguste Rodin’le ilgili ‘Ben Rodin’, Moğol İmparatoru Cengiz Han’dan bahseden ‘Ben Cengiz Han’ gibi eserler yer alıyor. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, çocuklara yönelik eğitim etkinliklerinin bir uzantısı olarak, ev sahipliği yaptığı sergi, koleksiyon ve konservasyon gibi faaliyetlerin işlendiği çocuk kitapları hazırlıyor. Farklı yazar ve illüstratörler tarafından gerçekleştirilen bu…
Ramazan Teknikel Kitapların önsözleri severek okuduğum metinlerdir. Yoğun bir edebiyat tadı alırım o metinlerden. Mehmet Karabulut’un Şimdi Haberleri Veriyoruz şiir kitabında yer alan önsöz yerine geçen metin de öyle. Edebiyat dünyasını, yayıncılığı eğip bükmeden dosdoğru anlatıyor. Gerçi bu önsöz şairin yazdığı bir önsöz değil, kitabı yayımlayan May Yayınları’nın sahibi ve ödülün düzenleyicisi Mehmet Ali Yalçın’ın ödüllerle ilgili olarak yazdığı bir metin. Yayınevinin adı MAY, Mehmet Ali Yalçın’ın adının ve soyadının ilk harflerinden oluşuyor. Bu önsözü kitaptaki şiirler kadar çok okudum ve dört dörtlük bir edebiyat tadı aldım. Edebiyat dünyasının panoramasını doğru ve de içtenlikle çiziyor. Önsöz yerine geçen metin şöyle:…
Göksu N. ÇAKIR: Dayı Parçası’nı okurken memleketin hastanelerinden manzaralar görüyoruz. Romanın ilerleyen sayfalarında günümüzde kaç yeğen dayısıyla böyle ilgileniyor, sorusunu getiriyor aklıma. Sanki gün geçtikçe toplum olarak birbirimize karşı sorumsuzluğumuz artıyor. İnsanlar arsındaki bu kopukluğun nedeni modern hayatın bir getirisi mi? Eğer öyleyse sizce bunu nasıl aşabiliriz? Murat YALÇIN: Dostluk, arkadaşlık, hısım akraba ilişkileri geleneksel biçimlerini yitirdi. Çağdaş olanaklar insanları yalnızlığa itiyor. Kimse kimseye muhtaç değil, kim kimseye mecbur değil. Zor günlerde yanında olmak vardı. Dayanışma ruhu vardı… Yalnızlık, kişisellik, her işi tek başına yapabilme olanağı hiçbir dönemde bu denli yüceltilmemiştir. Akrabalık da yakınlık demek değil. Bunlar uzunca bir süredir…
İki Çarpık Bacak, Banu İmer’in denemelerden oluşan ilk kitabı. Yazar, bilinçaltı uzmanı ve bir edebiyatçı. Kişinin kendini keşif yolculuğunda karşılaşabileceği zorlukları ve çözüm yollarını samimi, kısa ve net cümlelerle ifade ediyor. Değişimin, kalıpların dışına çıkmanın, bir şeylerden vazgeçmenin sanıldığı kadar zor olmadığını anlatırken sizi cesaretli olmaya, meydan okumaya, özgürleşmeye davet ediyor. Yaşamınızı zehir eden korkularınızı, düşüncelerinizin karmaşasından yarattığınız çaresizliğinizi, geçmişin kötü hatıralarını nasıl alt edeceğinizi okurken kitapla bütünleşiveriyorsunuz. Anlatılanlar size tanıdık geliyor. “Hayatı kendine söz verdiğin gibi yaşa.” cümlesi yaşamınızın tüm olumsuzluklarından sıyrılıp hayatın sunduklarını gülümseyerek karşılayabilmeniz ve değişimin ilk adımlarını atabilmeniz için cesaret veriyor. Kitaba adını veren İki Çarpık…
Editör: Göksu N. Çakır Bu haftaki film ve kitap önerisi değerli yazarımız Cem Kalender’den. Parazit 2019 Evlilik Hikayesi 2019 Bozkır (yerli) 2019 İrlandalı 2019 Soluk (yerli) 2019 Sonra Sincaplar Geldi – Ayça Erkol Sıcak Bir Ev – Özgür Çırak Zamansız Ve Mekansız Hikayeler – Orhan Veli Alıcı Ausgang-Serkan Türk Deniz Dengiz Şimşek – Boş Parantez
Varlık Dergisi’nin Mayıs 2020 sayısı yayımlandı. Nilgün Tutal, hazırladığı “Dikkat Ekonomisi” başlıklı Mayıs ayı dosyamızın konusunu şöyle özetliyor: Gelişen iletişim araçları ile insan yaşamında medyanın işgal ettiği zaman giderek artırıyor. Ama hızlanan bir yaşam da söz konusu. Bu hızlı ve akışkan zamanda, kültür endüstrisi, edebiyat, müzik, genel olarak sanat da dahil olmak üzere pazarlama ve reklamcılık, hatta siyaset alanları “müşterisinin” dikkatini çekebilmek, alıkoymak, sadece kendisine bakmasını sağlamak için her gün bir başka strateji geliştiriyor. Bu durumu ele aldığımız dosyamızda edebiyattan siyasete, medya ve kültür alanlarına kadar dikkatin değişen, ekonomikleşen, ekonomikleştikçe de tüm yaşamı kuşatan ve dönüştüren görünümlerine odaklanıyoruz. Derginin ise…
Arzu Demir Salgına Dair… İnsandan insana geçmeyen ne var ki hele yaşamakta olduğumuz bu salgın günlerinde. Ne sosyal mesafeler ne maskeler ve dezenfektanlar ne de evlerimize kapanmamız önleyebiliyor bu geçirme/bulaştırma işini. Günümüzde yalnızlaşmanın pek çok hâlinden söz etsek de içinde bulunduğumuz süreç, diğerlerinden bağımsız yaşamanın insan için pek de mümkün olmadığını, birbirimize düşündüğümüzden çok daha güçlü şekilde bağlı hatta bağımlı olduğumuzu açık ve ikna edici şekilde gösteriyor bize. Bireysel farklılıklarımızın kapsamı hangi boyutta olursa olsun hastalık kadar korkuyu, kaygıyı ve neden oldukları davranış biçimlerini de hızla bulaştırıyor, yaşamımıza yönelen tehdit karşısında hatırı sayılır bir ortaklıkta buluşuyoruz. Bu, ölüm korkusunun ve…
Serap Erdoğan İNZİVA Rüzgâr, fırtına, bir başınalık ve bir başınalığın, oluşu geçmişe, âna ve düşe saçan karmakarışıklığı… Bir ipten aldığını sokağa katan, sokaktan aldığını kapıya yığan, yaprağı birbirine kırdıran, vakti de ölmenin harflerinden soğuk rakamlara, rakamları da isimsizliğine bulayan karanlık… Akşamın kıyısına vurmuş ceset torbaları, listeler… En çok iki hafta süreceği öngörülen ara tatilin öne alınması ile kendimizi kalabalıktan ayırmak için bir köydeki yaz evimize geldik. Karantinadan beri aynı yıkık giyitlerimizleyiz. Kiminin yenleri püsküllendi, seyreldi. Birbirimize soluk görünüyoruzdur. Tüm bunlar olmadan önce de alışveriş tutkunu insanlar değildik, ancak sadece birer yedek giysi ile yola çıktığımızdan dönüşümlü olarak giyiyoruz. İnanmayacaksın belki…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlarla Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Fulya Bayraktar’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Fulya Bayraktar: Sanatın, estetik olma zorunluluğu dışında, yenilikçi, dönüştürücü, değiştirici ve en önemlisi de eleştirel yönü olması gerektiği düşüncesindeyim. Kendi kendini tekrarlayan, zamana, egemene uyum sağlayarak ilerlemeye çalışan sanatın sanat olduğundan şüphe ederim. Elbette her yenilikçi hareket ya da değişim başarıyla sonuçlanmayabilir. Ancak sanat da aynı…
Gönül Ak Sözcüklerin dünyasına yapmakta olduğumuz yolculuk “Nefes” kelimesi ile devam ediyor. Kelimeleri sesimiz vasıtasıyla duyulur hale getiririz. Sesimizi çıkarabilmek için ise nefese ihtiyaç duyarız. Nefes: Arapça nfs kökünden gelen nafas yani “soluk” sözcüğünden alıntıdır. Bir not düşelim: Arapça sözcük Aramice/Süryanice aynı anlama gelen nap – hşā veya np – heşā sözcüğü ile ve Akatçada da napā – şu “soluk alma” sözcüğü ile eş kökenlidir. Sözlük Anlamı: Soluk.Şifa amacıyla hastaya okunan dua.Sigara, pipo içilirken içe çekilen duman.Canlıvarlık, canlılık, hayat belirtisi:Bektaşi ve Alevilerin görüş ve düşüncelerini belirtmek için yazılmış şiirdir. Nefes , hayatla bağımızdır aslında, yani hayattır, bizi canlı tutandır. Aldığımız…
Editör: Göksu N. Çakır KİTAPLAR: 1) Hileli Anılar Terazisi (Baki Ayhan T.) 2) Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel García Márquez). 3) Benim Adım Kırmızı (Orhan Pamuk). 4) SURET (Cengis Asiltürk). 5) Suç ve Ceza (FyodorDostoyevsky) Bütün bu kitaplar, insanlığın önünde yepyeni kapılar açabilen güçlü eserler. Kitaplar bizi bulunduğumuz dünyadan alıp bambaşka dünyalara götürebiliyorsa yüksek sanat eseri olabilir. Herkesten özür dileyerek SURET romanını da koydum bu listeye, çünkü Türk edebiyatında Büyülü Gerçekçilik tarzının gerçek anlamda tek örneği olmasının yanında, listedeki diğer eserler gibi bizi buradan alıp bambaşka yerlere götüren bir eser. Zaten bunun için yazılmış, zamanda bir yolculuk için… FİLMLER: 1) BeforeTheRain (Yönetmen:…
Sevgili Sinema Severler, “Antakya Film Festivali” yönetimi olarak yaşamakta olduğumuz bu Corona virüsü günleri içinde, yarışmaya katılan filmlerin içimizdeki heyecanını bir kez daha yaşatmak ve eserlerimizin bir çok kişiye ulaşmasını sağlamak için, Festivalimizde başarılı olup Ödül alan filmleri belli süre sizin de katkılarınızla online erişime açıyoruz. Bu nedenle, Coronavirus sürecindeki sanat etkilerini, COVID-19 gibi sistematik düzeyde, küresel tehditlerle karşı karşıya kaldığında sanatın rolünü ve değerini keşfetmek için etkili sanat dünyası aktörleri seslerini bir araya getiriyor. Bu dayanışma ile, Coronavirüs ile ekolojik durumumuzu vurgulamak için yapılacak etkinliklerden, Uzmanlar, “virüsü doğanın ateşle oynayan medeniyetlere ilk uyarı atışı” olarak nitelendirdi. Biz sanatçılar ve sanat organizasyonları bu benzeri görülmemiş…

