Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Özgür Soylu’ya soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Özgür Soylu: Sorunuzun arka planında kanımca kalıcılık fikri var. Elbette ki sanatın anlatım teknikleri, biçimleri sürekli değişiyor, dönüşüyor. Zaman nasıl her şeyi başkalaştırıyorsa sanatın bu yönünün değişimi de kaçınılmaz. Kalıcılık denilen şey sanırım her sanatçının hayalidir. Bırakalım sanatçıyı, çoğu insanın da en önemli yaşam amacıdır iz…
Yazar: admin
Eser Ceran Erdi’nin ilk şiir kitabı ‘Söylenmeyen’ Hayal Yayınları tarafından yayımlandı. 2020 yılının Şubat ayında raflardaki yerini alan çalışmanın editörlüğünü Burak Çapan yaptı… Çalışmalarını Haydar Ergülen Atölyesi’nde sürdüren Eser Ceran Erdi’nin kitap kapağında şu dizeler paylaşılıyor: Ay ışığı içinden boynunuSarkıttı güneşBir sen kaldın orada bir benGümüş bir taş inceliğiBu sır bu huysuz mucize
Hazırlayan: Erinç BÜYÜKAŞIK Editör: Göksu N. Çakır PEKİ ŞİMDİ NEREYE (Et Maintenan on va ou?) Lübnan doğumlu yönetmen Nadine Labaki’nin Ortadoğu ve Lübnan gerçekliğinde savaş, kadınlık halleri ve barış yanlısı bir dilde ısrar çerçevesinde şekillendirdiği filmi “Peki Şimdi Nereye”, Lübnan’ın küçük bir köyünde, Müslüman ve Hristiyan nüfusun beraber yaşama mücadelesini teatral bir üslupla anlattığı özgün bir film. Köydeki kadınların, erkeklerin savaş beklentisiyle yoğrulmuş öfkeli diline karşı set olup ortak bir dayanışma ve birliktelik ortaya koymaya çalıştıkları filmde Lübnan’daki acımasız savaş tablosunun arkasındaki dinsel çatışma olgusuna da önemli eleştiriler yapılıyor film boyunca. Aristophanes’in savaş karşıtı tek perdelik oyununa gönderme yaparcasına savaş…
Aslıhan Tüylüoğlu 1- Şiir, düşüncemizin yapıtaşı sözcüklerin tozunu silip parlattığı için zekamızın da tozunu alır. Ona işleklik kazandırır. 2- Şiir bir çocuk gülüşü, yeni açmış bir çiçek, yüksekten dökülen bir su gibi saf, doğal ve çoşkuludur. 3-“Şiir toplumların tarih burcudur.” diyor Octavio Paz. Tarihin yazmadığı yerde insanı yazan, anlayan, deşen, onaran şiirdir. 4- “Şiir hayatın diyalektik toplamıdır” der Veysel Çolak. Şiirin kurgusu hayatın kurgusunu yakalamışsa kusursuzdur . 5- Şiir sanatı sözcüklerle yola çıkar, onlara yeni ülkeler bulur. Şiirlerdeki sözcüklerin anlamı sözlükteki karşılıklarından fazladır. 6- Şiirin olsun daima yanında, umutta ve umutsuzlukta, yalnızlıkta ve kalabalıklar için. Şiir yürüdüğün ışıklı yolda gölgen…
Mustafa Fırat, günümüz şair ve yazarlarına sordu… “Kendimize çekildiğimiz şu günlerde acaba hangi kitabı okuyorsunuz?” ATAOL BEHRAMOĞLU: *Lord Byron, Don Juan *Erich Auerbach, Mimesis *E.J. Wilkinson, Osmanlı Şiir Tarihi AHMET TELLİ: *İmgenin İcadı, Yalçın Armağan ŞÜKRÜ ERBAŞ: *Alejendro Zambra, Serbest Kürsü *Çiyil Kurtuluş, Aramızda Bir Bahçe Yakınlığı *Abdullah Ataşçı, Susmak Derdi TUĞRUL TANYOL: *Charles Burney, İtalya Notları ALİ GÜNVAR: *Foucoult, I’Ordre du Discours HAYDAR ERGÜLEN: *Çoşkun Yerli, Yokluk *Hüseyin Atabaş’ın şiirleri *Doğan Ergül, Uykulu Yağmur VEYSEL ÇOLAK: *Emine Erbaş, İnce Zamanlar *Edebiyat Ortamı Şiir Yıllığı, Ali Sali *Gökben Derviş, Ayrık Otlar Vitrini BARIŞ ERDOĞAN *Orhan Pamuk, Öteki Renkler OKTAY TAFTALI:…
Ayça Erdura’nın ilk kitabı Zarf Zihin Edebiyatist Yayınları tarafından yayımlandı. Genel Yayın Yönetmenliğini Fatih Ayan’ın yaptığı kitabın editörlüğünü Engin Turgut yaptı. Zarf Zihin için Haydar Ergülen kitabın arka kapağındaki yazısı şöyle: Ayça Erdura,”Zarfzihin”i şu dizelerle uğurluyor: “Zihnimin külleriyle uğraşım/ Sıyrıldım tozdan/ Sohbet ettim/ Beni sen ettim sanki”. En yalına varma arayışı, yalnızca şiire değil, insanın benindeki sen’e varma ve oradan da tekliğe varma arayışı olmalı. Şiir de bu yoldaki benlik duraklarından biri. Yaza yaza kaza kaza benliği azaltma, şiiri çoğaltma uğraşı. Erdura, tane tane topluyor, yana yana söylüyor ve şiirin kapısında sabırla çilesini dolduruyor. Şiiri şiir, insanı insan, beni sen…
Dosya: “Edebiyat iyileştirir mi?” – Nilgün Tutal, Fidan Terzioğlu, Pelin Kıvrak, Mehmet Özkan Şüküran, Erol Köroğlu, Itır Erhart Yazı: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Narmanlı Yurdundaki Yılları (Alper Çeker) – Melisa Gürpınar’ın “Her Harf Bir Melek”i ve Edebî Eserin Sunumunda Rokoko (Ersun Çıplak) – Tebdil-i Mekânda Ayrılık Vardır: Irmak Zileli Romanlarında Zaman-Mekân-Ayrılık (Hande Balkız) – Kore’nin Oscar’lı Filmi “Parazit” ve Man Booker Edebiyat Ödüllü “Vejetaryen” (Çiğdem Ülker) – Varlığın Yüzeye Mahkûmiyeti: Fevzi Karakoç’ta Evren-Figür İkiliği (Yalın Alpay) – Felaket İstasyonu Sergisi (Gültekin Emre) – Dergi Tefrikası – 1 (Haydar Ergülen) – “Sayılı Gündü Geçti” ve Hüseyin Su (Necati Mert) – “Ben Kimim?…
Dosyaya Zeki Sarıhan, Ahmet Uysal, Ahmet Özer, Nurdane Ö.Sağkan, Işık Kansu, Mustafa Duman, Murat Tuncel ve dosya editörü Celal Karaca da yazısıyla katkı sağlıyor. Şiirleriyle; Özge Sönmez, Nisa Leyla, Nevruz Uğur, Levent Karataş, Aslıhan Tüylüoğlu, Mehmet Şepçi, Hazım Baran, Oya Gündüz Aksu, Şerif Tezgörenler, Dilek Bilge, Duran Aydın, Mehmet Kıyat, Öner Fikri, Serdar Topaloğlu, Şaban Çetin, Adem Fatih Kılıç, Taha İhsan Çetin, Bahar Şahin, Ertekin Özcan, İlknur Karacasu, Süleyman Berç Hacil ve Ayten Mutlu iki çeviri şiiriyle yer alıyor. Öyküleriyle; Fuat Sevimay, Akın Ersöz, Mehmet Erkan, Ali Fuat Karaöz, Kamile Yılmaz, Erhan Tığlı, Mehmet Ali Canikli derginin 27. sayısında yer…
Abdülkadir Budak, Hatay Restaurant’ta gerçekleştirilen “Şiirde 50 Yıl” etkinliğinde, şiir yolculuğu üzerine Ali Mustafa’nın sorduğu soruları yanıtladı… Ali Mustafa’nın moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte A.Budak, “Şair hayat karşısında çıplak mı?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı: “Hayat değişmeye başlayınca şiir de değişiyor. Şair, kendinden yola çıkarak topluma ulaşmalıdır. Ben, ‘Beni fark edin’ demek istedim. Şiirin çalışılan bir şey olduğunu ispat etmeye çalıştım.” A. Budak konuşmasında ayrıca, şairin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Budak, ilk şiirinin, kitabının yayınlanma süreçlerinin yanı sıra döneminin önemli şairleriyle olan etkileşiminden de söz etti. Zaman zaman izleyicilerin de yorum ve sorularıyla destek verdiği söyleşi sonunda Budak kitaplarını imzaladı.
Sanatla dünyayı değiştirebileceğine inanan gençlerin 1953’te kurduğu “İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu” belgesel oluyor… Belgeselin yönetmeni Nurgül Bayram dünün gençleri bugünün ustalarını 67 yıl sonra belgeselin galasında yeniden bir araya getirecek olmanın heyecanını yaşıyor. 67 yıl öncesinde başlayıp 15 yıl süren, Türkiye’nin ve dünyanın farklı şehirlerine dağılmış bir tiyatronun ekibine ulaşmak zor bir serüven olsa da sona gelindi. Belgesel, Avrupa’da ülkemizi ilk kez temsil eden Türkiye’nin ilk üniversite tiyatrosu ve özel tiyatroların açılmasında ilk ateşi yakan, sanatla dünyayı değiştirebileceklerine inanan gençlerin hikâyesini 67 yıl sonrasından bakarak anlatıyor. Yalnızca bir dokümantasyon çalışması değil, bir düşünce akımının Türkiye tarihine kattıklarını,…
ERKUT TOKMAN
Deniz Poyraz Toprak, Alman Yazar Robert Seethaler’in son romanı. Pek çok anlatıcının birbirine selam duran hikâyesi, bir mekânda neticeleniyor bu romanda. Yeryüzünün en eski mekânı bura: Toprak! Paulstadt kasabasının mezarlığında adımlıyoruz ilk sayfaları. Yani, ölümlerin içinde. Her ölünün kendi hikâyesiyle gömüldüğü bir hayatın içinde, bir yanıyla nahif ama öte yandan acımasız gerçekçi bir anlatının içine bırakıyoruz kendimizi. Görme yetisi her yıl daha da azaldığı halde gözlük takmamakta direnen, etrafının gitgide bulanıklaşmasının ona iyi geldiğini düşünen bir ihtiyar, ölüler ülkesinin çitlerle çevrili “toprağından” bakıyor yaşama. Pişmanlıkların, özlemlerin, söylenemeyen sözlerin, itiraf edilemeyen suçların içinde, mezarlıktaki bir banka oturup, ölülerin konuştuğunu duyuyoruz. Söylediklerini…
Ersin KURT Zor günlerden geçtiğimiz bu süreçte evlere kapanmamız sebebi ile her ev olmasa da çoğu ev birer kütüphane, birer sinema salonu pozisyonunda. Kanımca güzel bir dönüşüm. Salgının bizleri esaretine aldığı bu dönemde sinema izlemek için epey bir vaktimiz olduğunu düşünenlerdenim. Benim gibi yalnızca yerli filme odaklanmış birisinin bile yabancı bir filmi hayranlıkla izlediğini düşünecek olursak böylelikle epey vaktimizin olduğunu da doğrulamış oluruz sanırım. İzlemiş olduğum Lope Filmi’nden önce filme esin kaynağı olan Lope de Vega’nın hayatından kısaca bahsetmem gerekirse; Lope: 25 Kasım 1562 yılında Madrid’ te dünyaya gelen ve öldüğü 27 Ağustos 1635 yılına kadar; 3000 sone, 3 roman,…
Önder Çolakoğlu: Metinlerarasılık… Çok moda (modası hiç geçmeyecek!) çok sık duyduğumuz bir kavram. Julia Kristeva “Metinlerarasılık’’ sonsuz bir süreçtir ve her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur.” der. Modern ve hatta postmodern şiirin poetikasında metinlerarasılık; önceden yazılan şiirlerle, yeniden kurulacak olan ilişkiyi, geleneği dönüştürmeyi ve geleneğin yeniden üretilmesini öngörüyor. Tam da burada Harold Bloom ise, “Gelenek sadece nesilden nesle bir geçiş ya da yumuşak bir aktarım süreci değildir; aynı zamanda geçmişteki deha ile şimdiki yönelimler arasında bir çatışmadır.” diyor. Ama bu çoğu kez yeni yazılan şiirin ses, müzik, yapı ve biçimsel açıdan daha önceki herhangi bir şiiri anımsatma-hissettirmesinin son zamanlarda…
Gül Yıldız ERMİŞ Ausgang, fırtınadan sonra tutunulan bir sığınağın limanı, gündelik hayatın koşuşturmacası içinde fark edemediğin, hatırlayamadığın, unuttuğun ötekinin yolculuğuna açılan bir pencere, mevsimlerin hızla akıp geçtiği hayatta bir ağaca yaslanıp soluklanmanın zamanı, var olmak için vazgeçtiklerini dönüp dönüp aradığın o güneş yanığı, kayıpların bıraktığı tortularla anlam kazanmanın yazgısı, sen bir başkasına dönüşürken edebiyatı anıların gölgesinde parlatan eski defterler. Hiç tanımadığın Onnik Efendi’nin ölümüyle kesişen yol arkadaşlığını okuduktan sonra hayatında kaçırdığın çıkış yollarını düşünmeye ve o yolların tarihini, coğrafyasını, dağlarını, denizlerini saklandıkları yerden kazımaya başlıyorsun. Kazdıkça kendini bulacağını ümit ediyorsun. Uçurtmasını göğe sığdıramayan çocuğu, radyonun evi ısıtan sıcaklığını, ağustos…
Mazlum Çetinkaya Bu Gece Gelen Gece Ne sokaktan geçiyor ne geceye giriyor şiir. Kaldığın apartmanın yüzde otuzu şair olunca merdivende dizeler toplanıyor bazen, geceye sepet bırakıyorsun beşinci kattan zemine doğru, Allahtan asansör var! Müteahhit yapmış olsa da binayı, sağlam mı bilmiyorum, depreme dayanır mı bilmiyorum, şairler kaç yaşında ölürler onu da bilmiyorum. Bazı apartmanlar şiire zarar veriyor, kumundan ve hecesinden çalınmış gibi duruyor her şey… Ve haftanın ilk günü, yani pazartesi başlıyor bazı şairler şiire. Yiğit Ergün de kitabına böyle başlamış, “… günaydın eski sevgili sen gittiğinde de aynıydı pazartesi, şimdi de öyle”. Bazı şairler eski sevgili derler, salıya uğrayanlar…
Özgün Ergen Türkiye bir salgına kapıldı. Belki uzun yıllar etkisini hissedeceğimiz bir şekilde bu salgın, CoV-19 Çin, İtalya ve İran’dan sonra bizim de gündemimize oturdu. Apaçık olan, belki kendi içimizde gizlediğimiz pek çok şeyi de dışa vurdu bu salgın, açığa çıkardı. Koşullar, insana kendinin de farklı yönlerini gösteriyormuş neredeyse, bir filizin büyüyüp yeşermesi, bir kabuğun çatlaması gibi, farklı şekillere bürünür ama eskisi gibi değildir artık filiz, kabuk da kalmayacaktır eskisi gibi. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır artık. Devinim hep sürecektir. Birkaç gündür, tüm bunlar olurken, okullar kapalıyken, öğretmenler ve öğrenciler evlerindeyken tiyatro dersinde birlikte olduğum öğrencilerimi düşünüyorum. Gösteri hazırlıklarını şevkle…
Ayşe Özgür Aydoğan: Ulaş Bahadır ile Söyleşi / Özgür sinema Genç yönetmen Ulaş Bahadır 2014 yılında sinemaya giriş yaptı ve ilk uzun metraj filmini o ana kadar hiçbir yönetmenin çekmeye cesaret edemediği Madımak katliamı ile ilgili çekti. “Madımak: Carina’nın Günlüğü” isimli filmin hem senaryosunu yazdı, hem yönetti, hem de oyuncu olarak yer aldı. Film, 1993 yılında kadının yerini araştırmak adına çalışmalar yapan Carina Cuanna’nın Sivas’da düzenlenen Pir Sultan Abdal şenliklerine katılmak için Madımak Oteli’ne gelişini ve orada yaşanan katliamı anlatıyor. İkinci filmi “Serseriler” 6 eylül 2019 da vizyona girdi. İlk filmi gibi siyasi ve bağımsız bir değil Serseriler. Bir komedi…

