Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Polat Özlüoğlu’na soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Polat Özlüoğlu: Öyle bir çağda yaşıyoruz ki sürekli her şey hızlı bir şekilde dönüşüp değişip evriliyor. Bu değişimden kültür, sanat ve sanatçı da elbette hem olumlu hem olumsuz bir şekilde etkileniyor. Toplum olarak ister istemez bu hızlı ilerleyişin içinde savrulup duruyoruz. Teknolojiye, şiddete, belleksizliğe, kayboluşa, travmalara…
Yazar: admin
“nicedir özlemişim/ bir dosta sarılıp/ ağlamayı” Şiirin “imge” ile yazılacağı üzerine egemen bir düşünce var yeni şiirimizde. Edebiyatımızdaki politik dönem ve akımlara neredeyse alaycı bir yaklaşım var. Gerçeklikten uzaklaşmış, “birey”e ve “şey”lere doğru derinleşmiş bir şiir egemen şimdi. Yenileşme, devinim bu şiirin de, yeni şiirimizin de kemikleşmesini önlüyor… Ataol Behramoğlu’nu okurken bir okur olarak özel bir şiirin ihmaline de tanık oluyorum. Ataol Behramoğlu şiiri karekteristik bir şiir. Şiiri okurken, şairin çetin ve içtenlikli duruşunu izliyorsunuz… Aşkla, doğayla, insanla barışık bir poetik varoluşa tanık oluyorsunuz… “kendisine rastladığımda/ düşünüp duruyordu bir kanepede/ ben sordum o anlattı/ güzelim tekirdağ şivesiyle…” “umutsuz olmak istemiyorum.…
Günümüz Türk edebiyatındaki niteliksizliğe müdahalede bulunmak amacıyla ve “Tarikat değil barikat kuruyoruz.” mottosuyla çıkan KANON 2010 dergisinin Aralık-Ocak-Şubat 2019-2020 tarihli Prestij Sayısı raflardaki yerini aldı. Derginin şiir sayfaları Hüseyin Akın’ın Tereke adlı şiiri ile açılıyor, Tuğrul Tanyol nisanda bir yer, Gültekin Emre Karanlık, Esra Sağlık tanrı’nın eli çocukların alnında, Elif Sofya SORU/N, Nisa Leyla Geyik Kaçışı, Şerif Temurtaş Yalnızlığında Gecenin, Yasin Uysal Paradisyon, Onur Caymaz yeni bir sen…, Önder Çolakoğlu Mevsim Daha O Mevsim Değil, Özkan Mert Balkondan Sığırcık Sürüsüyle Öpüştüm, CihanAdıman Gelin Çiçekleri ve Yas, A. Kadir Paksoy Evde Ekmek Yok, Tuğrul Keskin Kesik Kol, Ferruh Tunç Su Mürekkebiyle,…
Mustafa Sezer Daha Orlando’nun adının nereden geldiğini, neden bir Türk edebiyat dergisine Orlando adının verildiğini sorup da cevabını alamadan; Orlando, Veronika’ya evrildi. Yine aşağı yukarı aynı kadro, yine aynı baskı düzeni ve yine aynı ebat söz konusu Veronika’da. Editörün notu olarak da; Veronika’nın birinci sayısının bize arz edilmesi ile duyulan heyecan ve gurura, her ne kadar yeni bir isim altında çalışılmış olunsa da billur bir pencerenin her daim Orlando’nun esrarengiz bahçesine açılacağına ve Veronika’nın sağlam temelli, modern yaklaşımlı ve samimi duygularla bezeli bir ev olduğuna dikkat çekilmiş! Orlando’nun sımsıcak edebi tutumundan yola çıkılarak; bu evin kapılarının her okura, şair/yazara, sanatseverle sanatkâra…
Çocuk kitabı yazmaya nasıl başladınız? Yazmak benim çocukluk hayalim. Küçükken de annemin anlattığı masallara kendi hayalimi katar, renkli dünyamı arkadaşlarıma anlatırdım. Ama başlarda çocuk kitabı yazmayı düşünmemiştim. Aklımda Halide Edip gibi bir yazar olmak vardı. Ülke sorunlarıyla ilgilenen, kadın haklarına duyarlı, yurtsever bir yazar olmaktı hayalim. İlk yazma denemem de işçilerle ilgiliydi. O dosyamı kaybedince bir süre elime kalem almadım. Bu sıralarda çocuklarım olmuş ve onlara bol bol kitap okumaya başlamıştım. Onların ilgisi, mutluluğu bu alanı fark etmemi sağladı. Bir de o günlerde semtimizdeki bir çocuktan etkilenmiştim. Hiç okula gitmemişti ve okumayı öğrenmeyi çok istiyordu. Ona okumayı öğrettim. Sonra da…
GÖKSU N. ÇAKIR Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor romanı anlatım, kurgu ve üslup açısından Kıran’ın en sevdiğim romanıdır. Kıran, bu romanda Yakup’u merkeze alarak halk-efendi arasındaki ilişkiyi yansıtır. Kendine özgü bir dil ve roman kurgusuyla kahramanın duygularını diğer romanlarından daha açık bir biçimde anlatır. Roman boyunca sıralı bağlı, iç içe cümleler kullansa da anlatımı boğmaz Hüseyin Kıran. Mekânda tasvir yoluna gerek duymadan, kahramanın ortamdaki ruh çözümlemelerini dallandırıp budaklandırmadan kafasında yarattığı dünya ile günümüz dünyasına iner. Okurun zihninde bildik imgeler çizerken soru işaretleri bırakır; ardından da hangi zamanda olursa olsun, bir efendi ve ona sorgusuz sualsiz itaat eden emir erlerinin her zaman…
FEHMİ D. Star Trek bir Amerikan TV dizisi olarak yayın hayatına başladı. Yayın hayatına başladığı 1966 senesinde dünya daha yeni yeni uzay kavramını öğreniyordu. Sadece daha beş yıl önce (1961) Yuri Gagarin ilk defa uzaya çıkmayı başarabilmişti. Aynı yıl içerinde Alan Shepard da uzaya çıkmayı başarabilmişti. İlk yapay uydu olan Sputnik yalnızca dört sene öncesinde uzaya yollanabilmişti. Bir başka değişle Star Trek döneminin çok daha ilerisinde olan bir diziydi. Star Trek’in konusu yazının başında da anlatıldığı gibi insanoğlunun uzayda yaşadığı maceralar ve keşiflerdi. Star Trek her ne kadar da onun yaratıcısı olan Gene Roddenberry’nin hayal gücü ile doğru orantılı olsa…
Varlık Yayınları 2020 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne katılım koşullarını içeren duyuruyu yayımladı: Varlık dergisi ve yayınlarının kurucusu Yaşar Nabi Nayır adına her yıl kuruluş yıldönümümüz olan Temmuz ayında şiir ve öykü dallarında verdiğimiz Gençlik Ödülleri, edebiyatımıza yeni değerler kazandırma amacını taşıyor. Katılma Koşulları: • Ödüle 30 yaş ve altındakiler şiir ve öykü dallarında katılabilir. Her iki dalda da ödüle aday olunabilir. • Kitap olarak yayımlanmaya uygun şiir ve öykü dosyaları A4 kâğıda Times New Roman yazı karakteriyle 12 punto, çift satır aralıklı dizilmiş olmalıdır. • Her dosyada fotoğraf, özgeçmiş ve iletişim bilgileri ilk sayfada, dosya adının altında bulunmalıdır. •…
Nazım Hikmet’in 118. yaş günü dünya genelinde büyük şaire gönül verenlerce kutlandı. Bir etkinlik de 15 Ocak 2020 gecesi Ankara Bahar Cafe-Bar’da düzenlendi. Şair Cumhur Karaca, dünyaca ünlü şairimiz Nazım’ın şiirlerine etkileyici hitabetiyle hayat verirken, Deniz Gibi Grubu’nun solisti Deniz Polat, usta sanatçı Zülfü Livaneli’nin şarkılarını kendine has yorumuyla seslendirdi. Nazım Hikmet hayranları programa yoğun ilgi gösterirken hem şiirlere hem de şarkılara eşlik ettiler. Haber: Çağla Göksel ÇAKIR
Şair Adonis’in “İşte Budur Benim Adım” kitabı Everest Yayınları tarafından Mehmet Hakkı Suçin çevirisiyle yayımlandı… Kitabın tanıtım metni şöyle: “Günümüzün en cesur ve kışkırtıcı Arap şairi.”EDWARD W. SAID Daha önce “Belli Belirsiz Şeyler Anısına” kitabını yine Mehmet Hakkı Suçin tercümesiyle yayınladığımız Adonis günümüzde yaşayan en etkileyici Arap şairi olarak kabul edilmektedir. İşte Budur Benim Adım’da düzyazıyla şiirin arasındaki sınırı ihlal eden, bu ihlal esnasında şairliğini asla unutturmayan bir Adonis’le karşı karşıyayız. Girişteki poetika metnine dair Suçin’den alıntılarsak, “Adonis’in poetikasıyla ilgili bir ‘sunuş’ yazısı yazmaya başladığım sırada, Adonis metnine nüfuz etmenin aslında onun metniyle değil okuyucuların okuma alışkanlıklarıyla ilgili olduğu düşüncesiyle,…
Kozyatağı Muhtarlığının bünyesinde oluşturulan ve tamamen kadınlardan oluşan Kültür Komitesinin hazırlamış olduğu Sanat Söyleşileri, Muhtarlıklar bünyesinde gerçekleştirilen ve devamlılık arz eden bir kültür sanat projesi. Muhtarlıklarda mahalle halkının istifadesine sunulabilecek farklı sahalarda çalışmaların da yapılabileceği fikriyle yola çıkılmış olan projede başta Mahalle muhtarı Pelin Şen ve komite başkanı Gönül Ak olmak üzere değişik meslek gruplarına mensup altı kadın birlikte görev alıyor. “Sanatın Renkleri Yaşamınızdan Eksik Olmasın” sloganıyla “Sanat Söyleşileri” ismini verdikleri müzikli söyleşileri Kadıköy Belediyesi ile işbirliği içinde hayata geçiriyorlar. Her ayın 3.cumartesi günü yapılan, toplam yedi ay devam edecek bu uzun soluklu söyleşiler zincirine şu ana kadar şair İsmail…
Nazım Hikmet’in Az Bilinen Yönleri Selma Sayar Nazım Hikmet’i tam olarak anlayabilmenin zorluğu yanında, araştırdığım kadarıyla, az bilinen yönlerini anlatmak hem daha kolay hem daha ilginç hem de daha keyifli olacak benim için! Öner Yağcı bir yazısında, “Ülkemizde öyle sanıyorum ki hakkında en çok kitap yazılan ilk kişi M. Kemal ise, ikinci kişi de Nazım Hikmettir. Hakkında yüzden fazla kitap yazılmış ve her kitapta da başka başka yönleri anlatılmış olmasına karşın, Nazım Hikmet’i tam olarak anlamak çok zordur” diyor. Bu saptamadan yola çıkarsak, Nazım’ı tam olarak anlayabilmenin zorluğu yanında, araştırdığım kadarıyla, az bilinen yönlerini anlatmak hem daha kolay hem daha…
Yok Şehir – Ricardo Piglia – Delidolu Yayınları Arjantin edebiyatının fark yaratan yazarlarından Piglia yeni romanı ile şaşırtmaya devam ediyor! Totaliter sistemin çarkına çomak sokarcasına eleştiren kalemiyle Piglia unutulmak istenen her şeyin tozunu alarak tutuk zihinlere egzersiz yaptırmanın derdine düşüyor. Pınar Savaş’ın özenli çevirisi, Delidolu Yayınları etiketiyle raflardaki yerini alan “Yok Şehir” polisiye türünün sadık okurlarıyla birlikte tüm seçkin okurları anlatısına davet ediyor… Şuşanik-Dünyanın İlk Romanı – Lakob Csurtaveli – Othello Yayınları M.S. 6. Yüzyılda yazılmış olan “Şuşanik-Dünyanın İlk Romanı” tarihi belirtilerin ışığında kabul gördüğü üzere roman türünde yazılmış ilk metin olma özelliğine sahip. Gürcistan edebiyatının geleneksel anlatı anlayışına sadık…
“İLAHİ İNSAN” Edebiyat eseri bir yandan içinden çıktığı dönemin toplumsal koşullarına ve sosyal gerçekliğine ışık tutarak, bir yandan da eserin yazarı bir yaratma edimi içersindeyken bile belli bir “sosyo-kültürel” ortama arkasını yasladığı için, sosyolojik incelemeye konu olabilecek önemli bir araştırma nesnesidir. Edebiyat, ayrıca yazarlar, kitaplar, basın-yayın-dağıtım kurum ve örgütleriyle okuyucu gruplarından oluşan dört boyutlu ilişkiler ağına dayanarak var olduğu için de toplumsal bir olgudur. Mühür Yayınlarının amacı; imkânsız bir kitabın mümkün olan her formülasyonunu sonuna kadar tüketmektir; tamamen yaşamın yerine geçecek, hatta yaşamımızı metnin bütün kombinasyonlarını içeren engin bir okumaya dönüştürecek kitaplar ve dergiler yayımlamak. Bundan böyle polisiye,…
İki aylık kültür ve edebiyat dergisi Ecinniler, Ocak 2020’de yayımlanan ilk sayısıyla raflarda yerini aldı. Yayın kurulunda Çağla Çinili, Gökhan Arslan ve Tunca Çaylant’ın yer aldığı, tasarımını Yavuz Türk’ün yaptığı derginin ilk sayısının dosya konusu “Edebiyatın İnternetle İmtihanı”. Bu dosya kapsamında Çağla Çinili’nin Semih Gümüş’le yaptığı söyleşi ile İrem Uzunhasanoğlu, Enver Topaloğlu, Gülçin Tuğba Nurdan, Semih Çelenk, Hüseyin Köse ve Tunca Çaylant’ın yazıları okunabilir. Dergideki şiirler Ayfer Karakaş, Çağın Özbilgi, Devrim Horlu, Elif Karık, Emre Varışlı, Emrullah Alp, Gökçenur Ç., Kerim Akbaş, M. Utku Yeşilöz, Meryem Coşkunca, Süreyya Kalkan ve Tuba Bozkurt imzalı. Eser Kuru, Ethem Baran, Kuzey Topuz, Merve…
İzmir Kanguru Kültür Merkezi, 6 yıldır hizmet verdiği mekânını yeniden düzenledi. Anılan merkez butik kitabevi, cafe, bireysel ya da grup faaliyet ve çalışmalarının sürdürülebileceği bir sanat ortamına dönüştürüldü. Burada günlük gazeteler, edebiyat dergileri, fanzinler, baskısı olmayan kitaplar, yeni yayınlanan kitaplar ve İzmirli yazarların kitapları bulunacak. Hafta sonu sanat söyleşileri ise, aralıksız devam edecek. Kanguru Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Aydın Şimşek, konuyla ilgili olarak şunları söyledi:”Okurlar, okuma ve çalışma salonlarında huzur içinde zaman geçirebilecek. Gerçekleştirmek istediğiniz panel, söyleşi, imza gibi etkinlikler için Kanguru Kültür Sanat Merkezi’nin kapıları sizlere açıktır.” Kanguru Kültür Sanat Merkezi, “Kıbrıs Şehitleri Caddesi, 1462 Sk. (Sen Josef Lisesi…
1930 yılında küçük bir çocuk olan Selahattin, Zilan’dan yaralı olarak kurtulmuş, ömrü boyunca çok yakınları dışında herkesten sır gibi sakladığı anılarını ancak doksan yaşındayken anlatmaya karar vermiş ve torunundan Zilan Vadisi’nde yaşananları yazarak insanlara duyurmasını istemiştir. Selahattin’in ölümünden dört yıl sonra yayımlanabilen bu roman, Zilan’da olanları, onun gerçek yaşam öyküsüne ve tanıklığına dayanarak anlatmaktadır.
Erkut Tokman, 2017 yılında Komşu Yayınları, Yasakmeyve şiir serisinden çift dilli olarak çıkan, İtalyan şair ve sanat eleştirmeni, Sebastiano Grasso’dan çevirdiği “Tu, in agguato sotto la palpebre” (Gözbebeklerindeki Pusuda, Sen) adlı kitabıyla İtalyan Kültür Bakanlığı (İl Ministero per i beni e le attivita culturali e per il turismo) tarafından verilen İtalya’nın en prestijli Uluslarası Çeviri Ödülünü’nün sahibi oldu. Ödül ilk defa bir Türk’e veriliyor. Dünyada’da en önemli dört çeviri ödülü arasında gösterilen ödülü almak üzere yeni yılın ilk aylarında Roma’ya gidecek olan şair, mühendis ve çevirmen Erkut Tokman;ödülün uzun yıllara yayılan İtalyan Edebiyatı ve Şiiriyle tanışıklığının bir meyvesi olduğunu ve…

