Fikret Amirov’un zengin motiflerle bezediği, doğunun oryantal ve mistik dünyasının akla gelen ilk örneği “1001 Gece Masalları” bale eseri ve Azerbaycan edebiyatının en değerli şairlerinden İmameddin Nesimi’nin sevgi ve bilgelik dolu yolunun anlatıldığı “Nesimi” bale eseri, Samsun Devlet Opera ve Balesi prodüksiyonuyla hazırlandı. Türkiye ve kardeş ülke Azerbaycan arasında köprü kuran eserin prömiyerine, Azerbaycan Cumhuriyeti Büyükelçisi Hazar İbrahim katıldı. 2019 yılının son prömiyeri “1001 Gece Masalları ve Nesimi” bale eserleri, 14 Aralık 2019 Cumartesi günü sanatseverlerle buluştu. Eser ikinci kez 16 Aralık 2019 Pazartesi günü saat 20.00’da sahnelendi. Dünyaca ünlü edebi eserde “1001 Gece Masalları”nın nasıl ortaya çıktığının anlatıldığı ilk…
Yazar: admin
Usta tiyatro sanatçısı Oya Başar ve Begüm Birgören, “Plastik Aşklar” isimli komedi oyununda bir araya geldi. Seyircilerine unutamayacağı dakikalar vadeden “Plastik Aşklar”, sezonun en iyi komedi oyunu olmaya aday. Oyun; eğitimli, kültürlü, hayatla eğlenebilen, elit ama bir o kadar da alaturka Alev’le; çekingen, kendini savunmaktan korkan, geleneklerden bihaber, saf Sezen’in yüzleşmelerini, gelgitlerini, hayatla, kendileriyle ve ortak aşklarıyla olan hesaplaşmalarını konu ediniyor. Kendinizle ne kadar barışıksınız ya da küs?… Hiç düştünüz mü içinizdeki terk edilişin tuzağına? Gittiğiniz her ortamda, hayatın en ortasında yüzünüze iliştirdiğiniz bir Mona Lisa gülüşüyle sıyrılabildiniz mi tüm olumsuzluklardan, aşktan, sevdadan? Oyun, kadın psikolojisini anlamak adına da içinde…
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 5. İstanbul Tasarım Bienali, 26 Eylül – 8 Kasım 2020 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bienalin başlığı “Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım”. Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım, tasarımın bizi nasıl bir araya getirdiğiyle ilgileniyor. Bienal, ziyaretçilerini, empatinin tanımı üzerine yeniden düşünmeye davet edecek. Küratör Mariana Pestana, 10 Aralık’ta Salon İKSV’de gerçekleştirilen basın toplantısında bienalin başlığını “Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım” olarak açıkladı. Empatiye Dönüş: birden fazlası için tasarım, tasarımın birbirimizle ilişki kurmamızı sağlayan araçlara, platformlara ve arayüzlere sahip olduğu fikrinden yola çıkarak tasarımı “bağlantılı olma” hâline aracılık eden bir unsur olarak görmeyi…
Merhaba. Ben Kıvanç Başkan. Öncelikle Aksi Sanat Dergisine kütüphane çalışmalarıma yer ayırdığı için şükranlarımı sunuyorum. Yaklaşık 4 yıldır köy çocuklarına bireysel çabalarımla kütüphaneler oluşturuyorum. Türkiye genelinde 30 kütüphanem bulunmakta ve bunların biri Siirt’te, üçü Ağrı’da, biri Batman’da, geriye kalanları ise Muğla köylerinde bulunmaktadır. Her bir kütüphanemde 1000 civarında kitap bulunmaktadır. Örneğin sadece Ağrı bölgesine 3500 kitap gönderdim. Aynı zamanda son günlerde köy çocuklarını müzik enstrümanlarıyla ve bilimle de tanıştırıyorum ve köy çocuklarına mikroskoplar götürüyorum. Onlara bilimi sevdirmeye çalışıyorum. Kendimi 4 yıldır köy çocuklarına adamış birisiyim. Bu projemde bazen yeri geldi ulaşım, kitap, kitaplık, zaman unsuru gibi bir çok masrafım oldu,…
1975 yılında Hatay’ın Samandağ ilçesinde dünyaya geldi. İlk ve orta dereceli öğrenimini Hatay’da tamamladı. 1998 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesinden, 2012 yılında Sofia Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Şiirleri ve yazıları 1999 yılından bu yana çeşitli dergilerde ve gazetelerin kitap eklerinde yayımlanmakta… Radyolarda edebiyat içerikli programlar yaptı. 2002-2008 yılları arasında edebiyat atölyesi çalışmaları da dâhil olmak üzere birçok etkinlik organize etti. 2007 yılında Kuşak Edebiyat, 2013yılındaAmanos Edebiyat dergilerini arkadaşlarıyla beraber yayına hazırladı. 2014 yılında Aksisanat Edebiyat Dergisi ve aynı isimi taşıyan edebiyat portalını yayına hazırladı. Şiirin yanı sıra kitap incelemesi, eleştiri yazıları ve poetik metinler üzerine çalışmaya…
Önder Çolakoğlu: Metinlerarasılık… Çok sık duyduğumuz bir kavram. Julia Kristeva “Metinlerarasılık sonsuz bir süreçtir ve her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur” der. Modern ve hatta postmodern şiirin poetikasında metinlerarasılık; önceden yazılan şiirlerle, yeniden kurulacak olan ilişkiyi, geleneği dönüştürmeyi ve geleneğin yeniden üretilmesini öngörüyor. Tam da burada Harold Bloom ise “Gelenek sadece nesilden nesle bir geçiş ya da yumuşak bir aktarım süreci değildir; aynı zamanda geçmişteki deha ile şimdiki yönelimler arasında bir çatışmadır” diyor. Yeni yazılan şiirin ses, müzik, yapı ve biçimsel açıdan daha önceki herhangi bir şiiri anımsatma – hissettirmesinin son zamanlarda arttığını görüyoruz. Aynı biçim, aynı yapı, aynı…
Bülent Tüsen: Şair mi şiir yazar? Şiir mi şaire yazdırır?Ali Günvar: Şair şiiri dilden derleyecek duyarlıkta olan kişidir. Bülent Tüsen: Şiiri estetik bağlamda nereye oturtursunuz?Ali Günvar: Söz estetiğine… Bülent Tüsen: Şiiri ses bağlamında nereye oturtursunuz?Ali Günvar: Şiir kültürel bir iştir. Ama sanata duyarlılığın fıtri bir yanı vardır. Şiir ya ses olarak müziğe ya da imge olarak resme yakın durur. Bence insanın söyleyebileceği kâmil bir sestir şiir. Bülent Tüsen: Şair, şiirle nasıl bir sürecin birlikteliğini yaşar?Ali Günvar: Lisan zevki ile lisan arasındaki sürecin birlikteliğini yaşar. Bülent Tüsen: Şiirin okura nasıl etkileri olabilir?Ali Günvar: Etki okurun niteliğine göre değişir. Nitelikli okur şiirin…
Feryal Tilmaç Adana’da doğdu. Adana Anadolu Lisesi’ni ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümünü bitirdi. Öyküleri, denemeleri, çevirileri çeşitli dergi, gazete ve dijital platformlarda yayınlandı. Trilobis adlı öyküsü 2006 Altkitap Öykü Ödülü’ne değer görüldü. Mevt Tek Hecelik Uyku yazarın 2007’de Okuyan Us Yayınevi tarafından yayınlanan ilk öykü kitabıdır. Öyküleri yurtiçi ve yurtdışında çeşitli antolojilerde yer aldı. İkinci öykü kitabı Aradım Yaz Dediniz 2009 Sait Faik Hikâye Armağanı’na değer görüldü. Esneyen Adam adlı öykü kitabı 2013 yılında YKY tarafından yayınlandı. Sen Yabancı Değilsin yazarın dördüncü öykü kitabıdır. 2008 yılından bu yana çeşitli kurum ve kuruluşlarda yazı ve okuma atölyeleri yürüten yazarın tüm kitapları…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazarlarla Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Feryal Tilmaç’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Feryal Tilmaç: Bizler yaşadığımız yıllarda dünya üzerinde gerçekleşmiş önemli değişikliklere tanık olmuş bir nesildeniz. Keşifler, icatlar, teknolojinin ilerlemesi, dünya dışıyla temas edilmesi, savaşlar, değişen sınırlar, parçalanan ve yeni kurulan devletler, değişen, yok olan ya da yeniden yorumlanan ideolojiler, yükselen ya da gücünü kaybeden olgular, değişen bir…
MİZAH YAZARI AHMET ZEKİ YEŞİL: “Mizahın içinde bulduğu durum iç açıcı değil…” Mizah yazarı Ahmet Zeki Yeşil, velilerin, mizahın içinde bulunduğu durumdan kaygı duyduğunu söyledi. Yeşil, “Kitap fuarlarında bunu görüyorum. Veliler haklı. Mizahın içinde bulduğu durum iç açıcı değil. Mizahın nereden nereye geldiğini anlamak için öncelikle mizahın doğru tanımını yapmak gerekir” dedi. Yeşil’e göre mizahın tanımı şöyle: “Mizah, insanları güldürürken düşündürme sanatıdır. Daima muhaliftir. Burada amaç düşündürmek, araç ise güldürmektir. Amaç güldürmek olsaydı, insanları güldüren her şeyi mizah kapsamında değerlendirmek gerekirdi.” Yeşil, mizahın içinde bulunduğu durumu açıklamak amacıyla, mizah yolculuğunun başladığı 1980 yılına döndüğünü belirtti. Bilindiği gibi, 12…
Kozyatağı Muhtarlığı kültür komitesinin Kadıköy Belediyesi ile ortaklaşa düzenlemiş olduğu sanat söyleşileri nin bu ayki konuğu Feyza Hepçilingirler olacak. Kozyatağı Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek etkinliğin moderatörlüğünü Gönül Ak yapacak. Hepçilingirler’in “Yazarlık Sınıfı” kitabı ve yazarlık konusunun işleceği etkinlik 21 Aralık tarihinde gerçekleşecek. saat 17:00’da başlaması plananan etkinlik ücretsiz olarak izlenebilir.
Yazar Sercan Leylek’in üçüncü kitabı Duvar ve Adam, iki farklı tarihsel dönemle biçimlenen fantastik bir roman. Roman Norveççe’den sonra Türkçe yayınlanarak raflardaki yerini aldı. Neslihan Perşembe, Aksisanat portal için Sercan Leylek’le görüştü… Röportaj: Neslihan Perşembe Norveç’te yaşayan İzmirli yazar Sercan Leylek, Cydonia ile Piri Reis ve Nostradamus adlı kitaplarından sonra bu kez Duvar ve Adam adlı romanıyla okurlarla buluştu. Sercan Leylek’in ilk olarak Sirkel Forlag Yayınevi tarafından Norveççe yayınlanan fantastik, ödüllü romanı Duvar ve Adam (Mannen og muren), Bilgi Yayınevi tarafından da Türkçe yayınlandı. Romanın baş karakterleri göçmen bir Türk genci ile Norveçli Yahudi bir kız. Romanı fantastik kılan en…
Nisan Serap: Siyaset hayatın her alanında varlığını sürdürürken, gazetecilerin bu anlamda yayımladıkları kitapların, edebiyatın önüne geçip çok satıyor olmalarını nasıl yorumluyorsunuz? Serap Erdoğan: MARİANA ÇUKURU BAĞIŞLASINİlk dedikodudan hatta ilk tellaldan başlayarak günümüze dek haber verme ve haber alma insani bir dürtü olagelmiştir. Merakın yanı sıra buna farkındalık edinme, korunma, önlem alma, güvenliğini sağlama gibi ihtiyaçlar da eşlik etmiş olmalı. Şimdilerde teknolojinin baş döndürücü gelişimi, dünyaya paralel olarak bizde de basılı gazetelere ücretsiz bile olsa talebi azaltmış, çevrimiçi internet gazeteciliğini bile sadece yandaşlıkla varlığını sürdürmeye çalışırken yok olma tehlikesi ile yüz yüze getirmiştir. Bunda basın etiği denen kavramla hiç tanışmamış veya siyasi…
Artshop Yayıncılık ve Hacıoğlu Ailesi tarafından, bu yıl dördüncüsü düzenlenen, ‘2019 Muammer Hacıoğlu Şiir Ödülü’ başvuruları başlamıştır. ÖDÜL BAŞVURU KOŞULLARI: 1) Ödül Seçici Kurulu; Tekin Gönenç, Ayten Mutlu, Dilruba Nuray Erenler, Volkan Hacıoğlu ve Vedat Akdamar’dan oluşmaktadır. 2) Ödüle 1 Ocak 2019 ve 31 Aralık 2019 tarihleri arasında yayımlanmış bir kitap ya da yayına hazır bir dosya ile aday olunabilir. Kitap kategorisindeki başvuru- larda yaş sınırlaması yoktur. Dosya kategorisinde ise 35 ve 35 yaş altı şairler katılabilir. 3) Ödüle kişiler kendileri doğrudan katılabilir; kitap kategori-sinde ise, yayınevleri şairin onayını almak koşuluyla katıla-bilir. Jüri üyeleri yarışmaya katılmayan bir şairi aday göstere-…
“Fakat kim öldürebilir ki şiiri! Şiir kedi gibi yedi canlıdır. İşkence ederler, sokaklarda sürüklerler, üstüne tükürürler, alay ederler, etrafını dört duvarla çevirirler, sürgüne yollarlar fakat o bütün bunları yaşar, sonunda tertemiz bir yüzle ve gülümseyerek yeniden ortaya çıkar.” diyor Neruda. Günümüzün şartlarını sosyal medya, şiir atölyeleri ya da postmodern eğilim gibi güncel yönelimleri göz önünde tutarak cevaplarsanız yaşadığımız çağda şiirin ölümüne sebep olabilecek gerekçeler hakkında neler söyleyebilirsiniz? Levent Karataş: Latin-İspanya faşistleriyle Türkiyeli faşistler birbirine benziyor. Lorca’nın “Sokakta bırakılmış bir ölü işte” dizesiyle, Behçet Aysan’ın “Yaralı, dili lal, vurulmuş yokuşun başında” dizelerinin sosyolojisinden ve Neruda filminden de yola çıkarsak Neruda Evrensel…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Fuat Sevimay ve Remzi Karabulut’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Fuat Sevimay: Sürekli beslendiğim öykücüleri sırasıyla Sait Faik, Oğuz Atay, Onat Kutlar ve Cemil Kavukçu şeklinde anabilirim. Sait Faik çünkü sadelikle ne denli derine inebileceğimi öğreten ustadır kendisi. Kurabiye öyküsünün giriş cümlesi benim için yazılmış en güzel aşk şiirdir. Oğuz Atay çünkü…
Selami Karabulut: Bütün alışkanlıkların ve yaşam biçiminin altüst olduğu bir süreçten geçiyoruz. Tarihte bu kadar hızlı bir değişim olduğunu sanmıyorum. Ortaçağ’da derebeyleri, büyük şatolarında lüks içinde yaşıyorlardı, ama karanlık gecelerini aydınlatacak küçük bir ampulün ışığından yoksunlardı. Saraylarda her türlü olanağa sahip olan padişahların, ısınmak için bir mangalın önünde avuçlarını ovuşturduğunu düşünürsek odalarına hapsolduğumuz evlerimizin ne kadar da değerli olduğunu fark ederiz. Gündelik yaşamımızda sıradan ve basit gördüğümüz bu nesnelerin bize sağladıkları olanak, geçmişte “ütopya” denecek kadar uzaktı. Baş döndürücü hızla gerçekleşen bunca değişim, bir insanın ömründen bile kısa denecek zaman içinde oldu. Özellikle son elli yıla damgasını vuran bilişim sektöründeki…
Mustafa Fırat yeni romanıyla okurunun karşısına çıkmaya hazırlanıyor… Evlilik yıldönümlerinde eşi kaçırılan bir adam… Eşinin hayatının kurtulması için kendisine önerileni yani cinayet işlemeyi göze alabilecek mi? Yavaş yavaş tuhaf bir girdabın içine çekilen çaresiz bir adam. Kendisini bu karanlığın içinden kurtarabilecek mi? Bir otel odasında hafızasını kaybetmiş halde uyanan bir kadın. Yan odada kanlar içinde ölmüş bir adam. Kadın başına gelenleri hatırlayabilecek mi? Hiçliğin ve yalnızlığın ortasında çırpındıkça daha da derinlere mi batacak? Bir çıkar yol arayışı onu kentin karanlık ve tehlikeli sokaklarında hangi maceralara sürükleyecek? Mustafa Fırat psikolojik gerilim tarzındaki bu romanında okuyucularını iki insanın karanlık hikâyesinde dolaştırırken, finalde…

