Fatma Karagülle Edebiyatımızda roman türünün ilk örnekleri, Tanzimat döneminden önce görülür. Bunlar hem çeviri, hem uyarlama hem de özgün özellikler taşımaktadır. Osmanlıca harflerle Türkçeye yapılan ilk çeviri yapıt Tercüme-i Telemak’tır. Edebiyatımızda ilk çeviri roman özelliği taşıdığı için önemli olan bu yapıt, Yusuf Kâmil Paşa tarafından Fenelon’un yazdığı Les Aventures de Telemaque (Telemak’ın Maceraları) adlı kitaptan çevrilmiştir. Fenelon’un Fransa’nın gelecekteki kralının eğitimi için yazdığı ve 1699’da yayınlandıktan sonra ünü bütün Avrupa’yı saran yapıtı Telemakhos’un Serüvenleri, Yunan mitolojisinden alınma bir öyküye dayanarak ideal devletin ve devlet adamının nasıl olacağını anlatır. Tanzimat’la Batıya yönelen Osmanlı İmparatorluğu’nda siyasal olarak yenileşmeyle bilimsel ve edebi yenileşme…
Yazar: admin
Bülent Tüsen: Bu dünya, eskimez bir oyuncak mıdır kitabının gözünden? Ömer Harmankal: Öyle değil mi? Her saniye, her yeni bir ömürde yeniliyor kendini. Eskimeyi bir kenara koyalım; yenilenip, tazelenip bir de değişiyor. Her bir canlının gözünde yaşam başka, her bir canlının düşünde ölüm başka… Hâlbuki bunları bir kılmak için ne kadar çok kitaplar yazılmış, öyle değil mi? İlahi dediğimiz kitaplar için ölüm tek, yaşamda amaç tek; peki bizim için böyle mi? Değil. Her insan kendi inancını, her insan kendi tanrısını, her insan kendi aşkını; her insan kısacası kendi yarattığı dünyayı yaşıyor. Bu dünya eskimez bir oyuncak. B. T.: Yazdıklarına bir…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazarlarla Öykü Zamanlığı‘nda bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Ethem Baran’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Ethem Baran: Dünya hızla değişirken biz de ona yakın bir hızda değişiyoruz. Dünyanın, bilim ve teknolojinin, yeryüzü kültürünün bu denli değişimi sanırım insanlık tarihi boyunca görülmemiş bir şekilde bizim kuşağımıza denk geldi. Elektriği olmayan bir evden, teknolojik tek cihazın radyo olduğu bir ortamdan bugünlere gelen biri olarak…
Türk edebiyatında önemli bir anlatı birikimi ve geleneği olmakla birlikte, modern Batı romanının ilk örnekleri Tanzimat döneminde ortaya çıktı. Türk edebiyatına roman Fransızca’dan yapılan çevrilerle girdi. Batılı anlamda modern Türk romanının kurucusu ise Halit Ziya Uşaklıgil sayılır. Uşaklıgil’in Batı tekniğine uygun olarak yazdığı Aşk-ı Memnu (Yasak Aşk) 1899-1900 yıllarında yazmış ama bu yapıtı Servet-i Fünun dergisinde yayınlanamamış, 1908 yılında Sabah gazetesinde bölüm bölüm yayımlanmıştır. Yapıt, ilk yayımlandığında oldukça ağır ağdalı ve süslü bir dille yazılmış fakat Halit Ziya bu yapıtını 1925′ te yalınlaştırarak yeniden yayımlamıştır. Yapıtın bundan sonraki baskıları da Latin harfleri ile yapılmıştır Aşk-ı Memnu, Halid Ziya’nın en önemli…
İki aylık Mavi Yeşil dergisi, 126. sayısıyla yirmi birinci yılını tamamladı. Aralıksız, yirmi bir yıllık yayınımızı aksatmadan sürdürmemizi sağlayan okur ve yazar dostlarımıza içtenlikle teşekkür ediyoruz. Kasım-Aralık 2020 tarihli 126. sayımızda, okur karşısına edebiyat zevkini tattıracak yazılarla çıkıyoruz yine. Özlem Tezcan Dertsiz, Dilara Çelik, Kübra Tut ve Şiyar Ayaz, bu sayımızın şairleri. Dört öykücü var 126. sayımızda: Deniz Depe, Züleyha Kandemir, Halil İbrahim Zenginoğlu ve Örsan Gürkan. ‘Eskimemiş Sayfalar’, her zamanki gibi Özkan Satılmış özeniyle hazırlanıyor. Mustafa Işık ‘şiir’ hakkında yazarken Özer Şen de bir şiir kitabını değerlendirdi. Gülcihan Bakır, dünyanın okuduğu Kral Oidipus metnine farklı yaklaşımlarla bakmayı denedi. Özge…
Dosyaya Ülkün Tansel, Hulusi Geçgel- Fatih Kana, Prof. Dr Muhtar Kutlu ve Metin Turan katkı sağladı. Ahmet Özer, Gökhan Arslan, Gülsüm Cengiz, Oya Gündüz Aksu, Gazanfer Eryüksel, Osman Bozkurt, İbrahim İspir, Coşkun Ersöz, Ş.A, M. Güner Demiray, Bedriye Korkankorkmaz, Bahar Karakaş, Hamit Oral, Yusuf Aksoy, Şerif Tezgörenler, Kuzey Karahan Saran, Yener Çetin, Nemci Karkın, Ruken Sönmez, Ozan Telli, Eylem Hatice Bayar, Elif Burcu Özkan, Çetin Örgen, Gülcandan Baydar, Nilüfer Uçar, Hatice Tarkan Doğanay, İlkay Coşkun, Binnaz Deniz Yıldız, İbrahim Eroğlu, Deniz Dağdelen Düzgün, Özdemir Karaoğlu şiirleriyle yer aldı. Neli Kolarova ve Tenko Tenev’in şiirlerini Ahmet Emin Atasoy çevirdi. Çağla Çinili,…
Türkiye’den sanatçılar bağımsız olarak Azerbeycan’da ateşkes sırasında öldürülen sivil halka ve Karabağ’daki duruma yönelik destek amaçlı bir bildiri yayınladılar. Biz, aşağıda imzası bulunan sanatçılar, son günlerde Azerbaycan’a şiddeti artarak devam eden saldırıları kınıyoruz. Gence, Barda ve diğer kentlere ateşkeş sırasında yapılan bu vahşi saldırılar, bire bir anlamda, masum ve sivil halkı hedef almaktadır. Fabrikalara, alışveriş merkezlerine, okullara, evlere atılan bombalar ve açılan ateşler, onlarca sivilin, kadının, çocuğun ve bebeğin canını almıştır. İnsanları uykularındayken bile rahat bırakmayan bu saldırıların sürekliliği insanlık dışı boyutlara ulaşmıştır. Bu saldırılar acilen durdurulmalıdır. Askerlerin büyüttükleri çatışmanın acısı, başka milletlerin sivil halklarından kasti hareketlerle çıkarılamaz. Dünya üstünde…
Ansam Kültür Derneği tarafından, 16 – 22 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenen Antakya 8. Uluslararası Film Festivali’nin ‘Altındefne’ ödülleri açıklandı. 54 ülkeden 430 filmin başvurduğu ve 62 filmin yarıştığı festivalde Dünyanın birçok ülkesinden oluşan Jüri üyeleri, ödülleri belirlemede çok titiz davrandı. Jüri başkanı Cem Saçar, “Jüri üyesi arkadaşlarımızla birlikte, defalarca filmlerin puanlarını değerlendirerek ancak nihai sonuçlara varabildik. Festival direktörü Mehmet Oflazoğlu, “Finale kalmak kendi içinde zaten bir ödüldür. Jüri üyeleri adil ve objektif bir seçim yaparak ödülleri belirledi. Festivalimiz kendini yenileyerek yolculuğuna devam edecektir. Katkısı olan tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz.” Festivalin jüri üyeleri: Ana Jüri Başkanlığı’nı , Hollywood…
Hakan Cem Her gün işine gider gibi şiirine giden şair! Çelebi, bir efendi adam. Sevecen aile ortamı kucaklamış çocukluğunu… Ablası Edibe Aykaç’ın anılarındaki deyişiyle, ‘çok hassas’ bir insan. İlkokul beş ya da orta ilk sınıftaymış Bursa’ya giden annesini özleyince yazdığı şiir; ah ki bir çocuk dergisinde yayınlanınca, duyulan sevinçle Edibe ablası: “Oy, kardeşim şair olmuş!” diyerek sarılmış kardeşine. Yıllar sonra, on yedi şiir kitabıyla modern Türkçe şiirin önemli şairlerinden olan kardeş de: “Sen bana söylemiştin abla!” diyerek sarılıp durmuş hep ablacağzına… Deniz tutkusuyla ıslak bir İstanbullu. İstanbul’un daha çok şehir hali, insan hali, kalabalığı ilgisini çekmiş. Dost sofralarına, rakı sohbetlerine…
Deniz Poyraz Timaş Yayınları, dünya edebiyatının ve 20. Yüzyıl’ın sayılı ustaları arasında gösterilen, Açlık adlı kült romanın yazarı Knut Hamsun’un külliyatını yayımlamaya devam ediyor. Yazarın Son Bölüm adlı romanı da geçtiğimiz ay Behçet Necatigil çevirisiyle Türkiyeli okurlarla buluştu. Hamsun, dağ başındaki bir sanatoryum atmosferinde yaşanan olayların etrafında ördüğü kurgu ve yarattığı benzersiz karakterlerle insanlığın ölüm, hiçlik, öze dönüş gibi temel meselelerini ele alıyor. Romanın başkarakterlerinden Daniel, yapıların aksayan taraflarını tamir eden, ark yapan, taş duvarlar ören çalışkan ve iyi kalpli bir adamdır. Bütün varı yoğu Torahus’taki minicik çiftliği ve mandırasıdır. Fakat gün gelir, çiftliğine talipler çıkar. Yemyeşil kırsal alandaki…
Fatma Karagülle Roman türü ülkemize Tanzimat edebiyatı ile girer. Önce çeviri romanlarla başlayan bu süreç, taklitlerle devam edilerek ve kimliğini kazanarak günümüze gelinmiştir. Türk edebiyatında roman, başlı başına bir tür olarak 1860’tan sonra başlar ve 1895’e kadar sürer. Türk okurunun romanla tanışması, Sultan Abdülaziz döneminde sadrazamlık yapmış olan Yusuf Kamil Paşa’nın Fransız sanatçı Fenelon’un Telemak adlı eserinin çevirisi “Tercüme-i Telemak”ı yayımlamasıyla olmuştur. Daha sonra bu çeviriyi Victor Hugo’nun ünlü romanı “Sefiller” izler. Gazete sayesinde halka ulaştırılan bu çeviri romanlar daha sonra yazılacak olan Türk romanlarına da taban hazırlar. Fransız romanlarından çevrilen örneklerin ardından Ahmet Mithat, Namık Kemal, Şemsettin Sami gibi…
Ankara’nın şirin semti Çayyolu’nda, bir kültür sanat ve edebiyat dergisi doğdu. Adını da, doğduğu yerden aldı. Çayyolu Kültür Sanat Edebiyat Dergisi… Yüksek okur kitlesine ulaşmayı amaçlayan Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, büyük bir yayın grubuna ait dergi değil. İki ayda bir yayımlanacak olan derginin 3.sayısı, 1 Kasım’da dolu bir içerikle çıkıyor. Ülkemizin en önemli şairlerinden Veysel Çolak da, yeni sayıda olacak. İlk sayıda Ataol Behramoğlu ile yapılmış bir röportaj, ikinci sayıda Feyza Hepçilingirler ile söyleşi yer almıştı. Pandemi günlerinde okurlarına “Merhaba” diyerek, dergiciliğin bittiğine inananları şaşırtan bu derginin imtiyaz sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü Kâmil Akdoğan.…
CHP İstanbul İl Başkanlığı, salgın günlerinde artan kaygı ve karamsarlık duygularını edebiyat yoluyla umuda dönüştürmek için düzenlediği “Korona günlerinde umut” konulu öykü yarışmasının sonuçları açıklandı. CHP İstanbul İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Korona günlerinde umut” konulu öykü yarışması sonuçlandı. CHP yaptığı açıklamada “Birbirinden güzel öyküleriyle yarışmamıza katılan, emek veren herkese teşekkür ediyoruz. Seçici kurulumuzun öykülerini ödüle layık gördüğü yazarlarımızı tebrik ediyoruz” ifadelerini kullandı. CHP İstanbul İl Başkanlığı, salgın günlerinde artan kaygı ve karamsarlık duygularını edebiyat yoluyla umuda dönüştürmek için düzenlediği “Korona günlerinde umut” konulu öykü yarışmasının sonuçları açıklandı. CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın salgın sürecinde büyük bir özveriyle çalışan sağlık emekçilerine ithaf…
Berna Olgaç: İstersen söyleşimize, çocuk edebiyatında korku, heyecan türünde yazılmış eserlerin bende uyandırdığı izlenimlerimden yola çıkarak başlayalım. Hem böylelikle klâsik bir sohbetin dışına çıkıp her kitabın insana kattığı derin yolculukların izini süreriz hem de -umarım- okurlarını daha akıcı ve samimi bir ortamda buluşturabiliriz. Bundan hareketle hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken insan ve doğa ilişkisi içinde özgüven duygusunun ve hep baş etmeye çalışılan korkuların üstesinden gelebilme yetisine bir çocuğun nasıl sahip olabileceğine dair yazılmış Mark Sperring’in “Korkma, korkma düşmekten, Bak, yanındayım ben!” adlı kitabının içinden seçtiğim “ışık tutarım onlara gecenin karanlığında” cümlesiyle başlayalım o halde. Bir duyguyu öğrenme biçimimiz, farkındalığımızı arttırarak…
Ansam Kültür Derneği ve Fotofilm tarafından düzenlenen “Antakya 8. Uluslararası Film Festivali” başlıyor. 16 – 22 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında 62 film çevrimiçi – Online olarak gösterilecek. Festival jurisini açıkladı. Buna göre Uluslararası Uzunmetraj da, Ajola Daja Yönetmen / Balkan’s Gate film festivali kurucusu, Cem Saçar Hollywood Türk Filmleri Festivali Yöneticisi, Talip Karamahmutoğlu Yönetmen, Dr. Erkan Turan Yönetmen / Fenerbahçe Üniversitesi Sinema Bölüm Başkanı, Akademisyen, Steve Johnson Yönetmen, Cem Bender Oyıncu, David Li Yönetmen, Uluslararası Belgesel de, Kürşat Kızbaz Yönetmen, Kevin Schmutzler Yönetmen, Reza Siami Yönetmen, Uluslararası Kısafilm de Dr. Hakan Alp Akademisyen / Cerrahpaşa Üniversitesi iletişim…
Özgürlüğün Sesi… 50 Mahpus 50 Fotoğrafçı “Bu kitabı ortaya çıkaran süreç 2015 yılında Görülmüştür Kolektifi’nin düzenlediği ‘Sizin hâlâ bir mektup arkadaşınız yok mu?’ kampanyasıyla başladı. Görülmüştür’den yazar Adil Okay, Redfotoğraf’tan Özcan Yaman’la bir araya gelerek içeri ile dışarıyı buluşturan bir proje geliştirdiler. İlk ürün “Fotoğraf Köprüsü” sergisi oldu. Bu sergi 2016-17 yıllarında yurt içinde ve dışında pek çok yerde sergilendi ve kitaba dönüştü. İkinci adımda “Düşler Tutsak Edilemez” adıyla düzenlenen sergi de çok gezdi ve nihayet kitaplaştırıldı. Bu sürekliliğin nedeni projenin mahpusların hayatında yarattığı olumlu etkilerdi kuşkusuz. Gelen talepler üzerine üçüncü aşamada, “özgürlük” kavramının taşıdığı anlam mahpuslara soruldu. Bu projeye de…
İlknur Atalkın 08.10.20 Mekânlar ve Yüzler (2017) (Visages and Villages / Faces Places) Fransız sinemacı ve fotoğrafçı “Yeni dalga akımının büyükannesi” diye anılan Agnès Varda ile JR takma adıyla bilinen Fransız fotoğrafçı, muralist, sokak sanatçısının ortaklaşa imza attığı bir belgesel. Aralarındaki ellibeş yaş farka rağmen birlikte çalışmalarının uyumu, eğlenceli ve kimi zaman düşündüren diyalogları filmi sıradan bir belgeselden çok daha öteye taşıyor. Önceki yıllarda çektiği belgesellerde yaşanmışlıkların ve mekanların birbiriyle ilişkisini defalarca vurgulamış olan Varda’ya, sokakların dünyanın en iyi sanat galerisi olduğunu savunan, geçtiği her yerde sadece kendinden değil orada yaşayan insanlardan iz bırakan JR eşlik ediyor. İçi bir fotoğraf…
Türk ve dünya edebiyatındaki ilkleri sıralamıştım. Bu ilkleri tek tek inceleyip ayrıntılarını sizlerle paylaşacağım. Bugünkü konum Şinasi ve onun edebiyatımıza katkıları. Şinasi, Batı’ya yönelen edebiyatımızın öncülerinden ve on dokuzuncu yüzyılda görülen yenileşme hareketlerinin önemli temsilcilerindendir. Avrupa’ya gönderilen ilk öğrencilerden olduğu için Avrupa edebiyatını yakından tanıma olanağını bulmuştur. İlkleri bize sunan edebiyatçımızdır. Peki Şinasi’nin bu ilkleri nelerdir? İlk özel gazeteyi ( Tercüman-ı Ahval- 1860) Agâh Efendi’yle çıkararak Tanzimat Edebiyatını başlatmıştır. Tasvir-i Efkâr, 27 Haziran 1862’de Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı. Şinasi; gazetenin amacını, halka kendi yararlarını düşünmeyi ve kendi sorunları üzerinde durmayı öğretmek olarak açıklamış; ilk kez kamuoyunun önemini vurgulamıştır. Fransızca’dan ilk…

