Yazar: admin

ANA

Berna Olgaç: İstersen söyleşimize, çocuk edebiyatında korku, heyecan türünde yazılmış eserlerin bende uyandırdığı izlenimlerimden yola çıkarak başlayalım. Hem böylelikle klâsik bir sohbetin dışına çıkıp her kitabın insana kattığı derin yolculukların izini süreriz hem de -umarım- okurlarını daha akıcı ve samimi bir ortamda buluşturabiliriz. Bundan hareketle hayatı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırken insan ve doğa ilişkisi içinde özgüven duygusunun ve hep baş etmeye çalışılan korkuların üstesinden gelebilme yetisine bir çocuğun nasıl sahip olabileceğine dair yazılmış Mark Sperring’in “Korkma, korkma düşmekten, Bak, yanındayım ben!” adlı kitabının içinden seçtiğim “ışık tutarım onlara gecenin karanlığında” cümlesiyle başlayalım o halde. Bir duyguyu öğrenme biçimimiz, farkındalığımızı arttırarak…

Read More
ANA

Ansam Kültür Derneği ve Fotofilm tarafından düzenlenen “Antakya 8. Uluslararası Film Festivali” başlıyor. 16 – 22 Ekim 2020 tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında 62 film çevrimiçi – Online olarak gösterilecek. Festival jurisini açıkladı. Buna göre Uluslararası Uzunmetraj da, Ajola Daja Yönetmen / Balkan’s Gate film festivali kurucusu, Cem Saçar Hollywood Türk Filmleri Festivali Yöneticisi, Talip Karamahmutoğlu Yönetmen, Dr. Erkan Turan Yönetmen / Fenerbahçe Üniversitesi Sinema Bölüm Başkanı, Akademisyen, Steve Johnson Yönetmen, Cem Bender Oyıncu, David Li Yönetmen, Uluslararası Belgesel de, Kürşat Kızbaz Yönetmen, Kevin Schmutzler Yönetmen, Reza Siami Yönetmen, Uluslararası Kısafilm de Dr. Hakan Alp Akademisyen / Cerrahpaşa Üniversitesi iletişim…

Read More
ANA

Özgürlüğün Sesi… 50 Mahpus 50 Fotoğrafçı “Bu kitabı ortaya çıkaran süreç 2015 yılında Görülmüştür Kolektifi’nin düzenlediği ‘Sizin hâlâ bir mektup arkadaşınız yok mu?’ kampanyasıyla başladı. Görülmüştür’den yazar Adil Okay, Redfotoğraf’tan Özcan Yaman’la bir araya gelerek içeri ile dışarıyı buluşturan bir proje geliştirdiler. İlk ürün  “Fotoğraf Köprüsü” sergisi oldu. Bu sergi 2016-17 yıllarında yurt içinde ve dışında pek çok yerde sergilendi ve kitaba dönüştü. İkinci adımda “Düşler Tutsak Edilemez” adıyla düzenlenen sergi de çok gezdi ve nihayet kitaplaştırıldı. Bu sürekliliğin nedeni projenin mahpusların hayatında yarattığı olumlu etkilerdi kuşkusuz. Gelen talepler üzerine üçüncü aşamada, “özgürlük” kavramının taşıdığı anlam mahpuslara soruldu. Bu projeye de…

Read More
ANA

İlknur Atalkın 08.10.20 Mekânlar ve Yüzler (2017) (Visages and Villages / Faces Places) Fransız sinemacı ve fotoğrafçı “Yeni dalga akımının büyükannesi” diye anılan Agnès Varda ile JR takma adıyla bilinen Fransız fotoğrafçı, muralist, sokak sanatçısının ortaklaşa imza attığı bir belgesel. Aralarındaki ellibeş yaş farka rağmen birlikte çalışmalarının uyumu, eğlenceli ve kimi zaman düşündüren diyalogları filmi sıradan bir belgeselden çok daha öteye taşıyor. Önceki yıllarda çektiği belgesellerde yaşanmışlıkların ve mekanların birbiriyle ilişkisini defalarca vurgulamış olan Varda’ya, sokakların dünyanın en iyi sanat galerisi olduğunu savunan, geçtiği her yerde sadece kendinden değil orada yaşayan insanlardan iz bırakan JR eşlik ediyor. İçi bir fotoğraf…

Read More
ANA

Türk ve dünya edebiyatındaki ilkleri sıralamıştım. Bu ilkleri tek tek inceleyip ayrıntılarını sizlerle paylaşacağım. Bugünkü konum Şinasi ve onun edebiyatımıza katkıları. Şinasi, Batı’ya yönelen edebiyatımızın öncülerinden ve on dokuzuncu yüzyılda görülen yenileşme hareketlerinin önemli temsilcilerindendir. Avrupa’ya gönderilen ilk öğrencilerden olduğu için Avrupa edebiyatını yakından tanıma olanağını bulmuştur. İlkleri bize sunan edebiyatçımızdır. Peki Şinasi’nin bu ilkleri nelerdir? İlk özel gazeteyi ( Tercüman-ı Ahval- 1860) Agâh Efendi’yle çıkararak Tanzimat Edebiyatını başlatmıştır. Tasvir-i Efkâr, 27 Haziran 1862’de Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı. Şinasi; gazetenin amacını, halka kendi yararlarını düşünmeyi ve kendi sorunları üzerinde durmayı öğretmek olarak açıklamış; ilk kez kamuoyunun önemini vurgulamıştır. Fransızca’dan ilk…

Read More
ANA

Oğuz Atay Hakkında…  Oğuz Atay 12 Ekim 1934’te Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Ağır ceza yargıcı ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) VI. ve VII. dönem Sinop, VIII. dönem Kastamonu vekili Cemil Atay’ın oğludur. İlk ve ortaokulu Ankara’da okuyan Atay, 1951’de bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji’ni, 1957’de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Askerliğini 1957-59 yılları arasında yaptıktan sonra tamir ve kontrol elemanı olarak Kadıköy vapur iskelesinin yapımında çalıştı. Görevinden istifa ettikten sonra İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 1975’te doçent olan Atay, Topografya adlı bir de mesleki…

Read More
ANA

Lousie Glück’ün Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasının yankıları devam ediyor. Mustafa Fırat şairlere, Lousie Glück’ün Nobel Ödülü’nü almasıyla ilgili düşüncelerini sordu… GÜVEN TURAN: Louise Glück benim 1960’ların ortalarından beri izlediğim bir şair. Bende eleştiri kitapları da dahil, bütün kitapları var… Glück benim ilk şiirini okuduğum günkü heyecanı en son şiirinde verebiliyor. Şiirini bunca sevmemin nedeni, dünyayı, insan ilişkilerinin karmaşıklığını lirik bir imge düzeniyle ve kristal kesinlikte ve berraklıkta bir dille verebilmesi. Şiirlerini çevirmemin nedeni de buydu: Bu yalın görünümlü derinlikli şiiri Türkçede yeniden var edebilmek… 1994’de çıkan Seçme Şiirler’den sonra da çevirdiklerim var… Umarım, genişletme olanağı bulabilirim Seçme Şiirler’i. BETÜL DÜNDER: “Dünyanın…

Read More
ANA

Önder Çolakoğlu Editör: Gülçin Sahilli Emperyal Oteli, şairin Sisler Bulvarı kitabında yer almış ve 1955 yılında yazılmıştır. Bu şiir için Attila İlhan kitabın “Meraklısı için notlar” bölümünde, “Bu şiir edebiyat matinelerinde kimbilir kaç kere okundu. İşsiz ve yoksul iki gencin imkansız aşkını anlatmaktadır ama neden bu kadar ilgi gördüğünün açıklamasını yapamıyorum, sanıyorum uzaktan iki savaş arası Fransız filmlerini hatırlatan atmosferi bunda etkili oldu der, ekler; “Şehirli özellikleri, sinema için elverişli yanı ki yönetmen Metinle (Erksan) nasıl film yapılabileceğini söyleşirdik. Hatta oyuncuları bile belirlemiştik kız Çolpan (İlhan), oğlan Fikret(Hakan)” diye yazmıştır. Şiirin filmi bile planlanmış yani. O kadar… Şiirde otel kavramını…

Read More
ANA

Cihan Oğuz Editör: Gülçin Sahilli Yıl 1972. Babamın memurluk görevi nedeniyle Hatay-Samandağ’dayız ve ben henüz 9 yaşındayım. İlkokul 3. sınıfta okuyorum. Kardeşim Ayhan da 3 yaşında ve tam bir plak delisi. (Hâlâ öyledir ve muazzam bir plak koleksiyonuna sahiptir.) Babam, askerliğini tek kurşun atmadan Kore’de yaptığı için Türkiye’ye dönüşte Japonya’dan şahane bir pikap getirmiş. O yıllarda Âşık Mahzuni ve Neşet Ertaş’ın 45’lik plakları bütün Anadolu’yu salladığı gibi Samandağ’da da revaçta. Âşık Mahzuni’nin “Elim Kolum Kelepçeli”, “Niye Küstün Antep Maraş İlleri” gibi türküleri dillerde. Neşet Ertaş’ın “Seher Vakti Çaldım Yârin Kapısını” türküsünü ilk kez dinliyorum ve o yaşta erken kedere kapılıyorum.…

Read More

Yazar Fatma Karagülle Türk ve Dünya edebiyatından ilkleri Aksisanat okurları için derliyor… TÜRK VE DÜNYA EDEBİYATINDA İLKLER İlk yerli tiyatro yapıtı: Şinasi, Şair Evlenmesi, 1859 İlk yerli roman: Şemsettin Sami, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat, 1873 Batılı tekniğe uygun ilk roman: Halit Ziya Uşaklıgil, Aşk-ı Memnu, 1899 İlk çeviri roman: Yusuf Kâmil Paşa, Fenelon’dan Telemak, 1859 İlk köy romanı: Nabizâde Nâzım, Karabibik, 1889 İlk psikolojik roman: Mehmet Rauf, Eylül, 1901 İlk realist roman: Recaizade Mahmut Ekrem, Araba Sevdası, 1898 İlk resmi Türkçe gazete: Takvim–i Vakayi, 1831 İlk yarı resmi gazete: Ceride-i Havadis, 1840 İlk edebî roman: Namık Kemal, İntibah, 1874 İlk…

Read More
ANA

07 Ekim 2015 tarihinde kaybettiğimiz değerli şair Sennur Sezer’i saygıyla anıyoruz. Sennur Sezer Hakkında… Sennur Sezer 12 Haziran 1943’te Eskişehir’de doğmuştur. 1959’da İstanbul Kız Lisesi’nden ikinci sınıfı okurken ayrılıp Taşkızak Tersanesi’nde işçi olarak çalışmaya başladı. Sennur Sezer 1965 yılında varlık yayınlarında düzeltmenlik yapmaya başlamıştır. 1967 yılında ise Adnan Özyalçıner (yazar-romancı) ile evlenmiştir. Sennur Sezer 1982 yılına kadar düzetlmenlik ve metin yazarlığı yapmıştır. Çalışmalarını başta Günlük Evrensel ve Evrensel Kültür olmak üzere çeşitli gazete ve dergilerde yazarak, belgesel anlatılar hazırlamış, birçok dergi ve gazetede yazıları yayınlanan Sezer’in çok sayıda kitabı yayınladı. Sennur Sezer eşi Adnan Özyalçıner’in “Buruk Acı” isimli romanından aynı…

Read More
ANA

2020 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan belli oldu. Nobel Komitesi, 2020 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Louise Glück’e verdi. İsveç Akademisinden yapılan açıklamada, Glück’ün, “yalın bir güzellikle, bireysel varoluşu evrenselliğe ulaştıran şaşmaz şiirsel sesi” nedeniyle ödüle layık görüldüğü belirtildi.Açıklamada, Glück’ün “sarihlik arayışıyla biçimlendirdiği yapıtlarında, çocukluğu, aile yaşamını, ebeveynlerle ve kardeşlerle ilişkileri ele aldığı, bunların, yapıtların merkezini oluşturduğu” kaydedildi.İlk kitabı “Firstborn”u (İlk Doğan) 1968 yılında yayımlayan Glück, Amerikan edebiyatının en önemli şairlerinden biri kabul ediliyor. Glück, Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan 16’ncı kadın yazar oldu. Louise Glück’e ait, Türkçeye çevrilmiş seçme şiirlerinden oluşan tek kitap Güven Turan çeviriyle Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı… LOUISE GLUCK KİMDİR?1943 yılında New…

Read More
ANA

İlkiz KUCUR Editör: Gülçin Sahilli Sisler Bulvarı Elinin arkasında güneş duruyorduAylardan kasımdı üşüyordukAğacın biri bulvarda ölüyorduŞehrin camları kaygısız gülüyorduHer köşe başında öpüşüyorduk Sisler Bulvarı’na akşam çökmüştüOmuzlarımıza çoktan çökmüştüKesik birer kol gibi yalnızdıkDağlarda ateşler yanmıyorduDeniz fenerleri sönmüştüBirbirimizin gözlerini arıyorduk Sisler bulvarı’nda seni kaybettimSokak lâmbaları öksürüyorduYukarda bulutlar yürüyorduTerkedilmiş bir çocuk gibiydimDokunsanız ağlayacaktımYenikapı’da bir tren vardı Sisler bulvarı’nda öleceğimSol kasığımdan vuracaklarBulvar durağında düşeceğimGözlüklerim kırılacaklarSen rüyasını göreceksinÇığlık çığlığa uyanacaksınSabah kapını çalacaklarElinden tutup getireceklerBeni görünce taş kesileceksinAğlamayacaksın! ağlamayacaksın! Sisler Bulvarı’ndan geçtim sırılsıklamdıIslak kaldırımlar parlıyorduDurup dururken gözlerim dalıyorduBir bardak şarabta kayboluyordumGece bekçilerine saati soruyordumEvime gitmekten korkuyordumSisler boğazıma sarılmışlardı Bir gemi beni Afrika’ya götürecekİsmi bilmiyorum ne olacakKazablanka’da…

Read More
ANA

2020 Haldun Taner Öykü Sahibini Buldu. Nurhan Suerdem, Maruzatım Var adlı kitabıyla ödüle layık görüldü. 2020 Haldun Taner Öykü Ödülü kazananı açıklandı. 31. defa düzenlenen ödülde, bu yıl ödüle layık görülen isim Nurhan Suerdem oldu. Ödül, ilk baskısını Aralık 2019 tarihinde yapan ve İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Maruzatım Var kitabına verildi. Öykü, tiyatro, deneme gibi türlerde eserler vermiş; edebiyatımızın byük isimlerinden Haldun Taner’in anısını yaşatmak için düzenlenen ödüllerde, seçici kurul 6 Ekim 2020 tarihinde dijital ortamda toplandı. Jüri başkanlığını Doğan Hızlan’ın yönettiği kurulda Demet Taner, Handan İnci, Nursel Duruel, Metin Celal, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Kamil Erdem yer alıyordu. Seçici Kurul, 31. Haldun Taner Öykü Ödülü’nü Nurhan Suerdem’e layık gördü. Armağanın veriliş gerekçesi ise şu…

Read More

Bir yıl önce Kadıköy’e yerleşen mizah yazarı Ahmet Zeki Yeşil’in, “Nasrettin Hoca Aramızda”başlıklı kitabı 3.Baskısında yenilendi. Kitap, Mustafa Fırat’ın yayın danışmanlığını yaptığı Mühür Kitaplığı tarafından basıma hazırlandı. İlk baskısı 2018’de yayımlanan kitapta, 101 fıkra bulunuyor. Yeşil, “Nasrettin Hoca Aramızda”nın yenilenmiş 3.Baskısı hakkında, “Kitabı, küçük okurlar çok sevdi. Bu nedenle, kitaptaki karikatürlere yenilerini ekledik. Önceden 6 karikatür vardı, şimdi 12 karikatür bulunmaktadır. Ayrıca bazı fıkralar uzundu, onları kısalttım. Hem küçükler hem de büyükler tarafından ilgi gören kitabı daha sevimli hale getirdik” şeklinde konuştu. Yeşil, “Bu kitabın, diğer Nasreddin Hoca fıkraları kitaplarından farkı nedir?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Konuları günümüzde geçen…

Read More
ANA

Varlık Dergisi’nin Ekim-2020 Sayısı yayımlandı. Dosya: “Yitik Masumiyet: Varoluşsal Suçluluk” – Canan Olpak Koç, Tuğba Çelik, Şeyma Karaca Küçük, Yavuz Ahmet, Eda Gül Roidi, Gürsel Korat Yazı: Kısa Filmin Uzun Sözü: Özgürcan Uzunyaşa ile Söyleşi (İrem Kargıoğlu) – Edgar Allan Poe, Sait Faik ve Pandemi (Deniz Özbeyli) – Tanpınar’da “Huzur”un İç Huzursuzluğu! (Fatma Berber) – Sanat-Hayat Ayrımı: Kritik Bir Nokta (Ecem Özensoy) – “Bir Yaz Gecesi Rüyası” “Fırtına”ya Dönüşmeden Önce: Bilge Alkor’un Resim Dili (İnci Aydın Çolak) – Bedri Karayağmurlar ile Resim Sanatı Üzerine Söyleşi (Merih Tekin Bender) – Didem Madak Şiiri ya da “Cetvelle Çizilmiş” Kediler Gazeli (Hüseyin Köse)…

Read More
ANA

Ahmet GÜNBAŞ Editör: Gülçin Sahilli Lise yılları… Varsa yoksa romantizm!.. Roman denince Alphonse de Lamartine’nin uzun saçlı Graziella’sını hiç unutamam. Doğal ki romantik filmler de ilgimizi çekiyor. Şarkısı türküsü hepsi romantizm üstüne!..  Ayaklarımız yerden kesiliyor ergenliğin rüzgârıyla… Şiirse başka bir âlem!.. Çok seviyoruz şiiri. Yerel ve ulusal gazetelerin şiir sayfalarına dadanıyoruz haliyle. Derken acemi işi şiirler gönderiyoruz o sayfalara. Çoğunlukla yayımlanmıyor, kahroluyoruz. Oysa harikalar yaratmışız bize sorsanız, taklit işi şaheserlerle! İnanmazsanız, duvar gazetelerimiz yanıtlasın sizi. Neyse… Derken Lise-3’te, birlikte duvar gazetesi çıkardığım arkadaşım Muzaffer Özaydemir’in abisine ait kütüphanede Attilâ İlhan’ın kitaplarıyla tanışıyorum. Belki adının ilginçliğinden olacak, Belâ Çiçeği’ni çekip alıyorum…

Read More
ANA

Yanılgılar Evi (şiir): 1.basım 2010, Yasakmeyve Yay; 2. basım 2020 Klaros Yay. Yanılgılar Evi’nin Ad Öyküsü İnsan niçin ad vermek ister? Çünkü tanımak, tanımlamak, tanıtmak ister de ondan. İnsan, kuş, ağaç, kitap, ev, aşk, şiir, keder, ölüm… Her biri bir nesnenin/şeyin, kavramın, olgunun tanımlanmasıdır. Ve bir de bizim adlarımız vardır, bizi tanımlayan/tanıtan. Ali, Jack, Özge, Abraham, Mary, Rojda gibi. Adlarımızı biz seçmedik, bize ebeveynlerimiz ya da aile dostlarımız, yakınlarımız, belki de hatır sahibi bir büyüğümüz verdi. Her birimizin adının bir öyküsü vardır ve adlarımız bir gerçekliğe, yaşanmışlığa, geleneğe, anlamsal bir ilintiye yaslanarak bizimle varlık bulur. Biz nereye, adımız oraya. Adımız…

Read More