AYSUN ŞENOCAK DEMİRCAN – GÜVERCİNLİ YARAŞiir Aysun Şenocak Demircan’ın yeni kitabı Güvercinli Yara raflardaki yerini aldı. Mordo Yayıncılık tarafından yayımlanan kitapta şair gündelik yaşamın görünmeyen ayrıntılarına odaklanıyor. Akıcı şiir dili okura dingin bir şiir vaat ediyor. Yayın Tarihi: 2020-05 ISBN: Baskı Sayısı: 1. Baskı Dil: TÜRKÇE Sayfa Sayısı: 80 Cilt Tipi: Karton Kapak Boyut: 13.5 x 19.5 cm
Yazar: admin
Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâlKendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim, İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma; Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim. Tevfik Fikret Kimseden iyilik beklemem, kol kanat dilenmem Kimseden iyilik beklemem, kol kanat dilenmemKendi hava yuvarımda, kendi göklerimde kendim uçanım,Baş eğmek esaret tasmasından ağırdır boynuma;Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim. Tevfik FikretGünümüze Türkçeleştiren Nurduran Duman I expect no beneficence from anyone, I don’t beg for protection I expect no beneficence from anyone, I don’t beg for protectionI’m a bird myself in my own atmosphere, in my own sky,Bowing…
Sincan İstasyonu İki Aylık Edebiyat Dergisi. 108. Sayı. Temmuz / Ağustos – 2020 Bu sayının kapak fotoğrafı ve konuğu Ressam, Yazar ve Şair Salih MerCanoğlu… 108. sayının açılış sayfasında dergi hakkında bazı açıklama yazıları mevcut. Sayının ilk yazısı Aydın Afacan “Safir Ve Logos” Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da “Edebiyatın Gülen Yüzü” isimli köşesinde Ümit Yıldırım; edebiyatçılardan derlediği komik anılarla okuyucuyu güldürmeye devam ediyor. Ardından sayının konuğu Salih MerCanoğlu ise “Şiir Nerededir” isimli samimi bir yazısıyla şiirin hayatındaki etkilerini dile getirmiş. Diğer yazı ise Koray Feyiz’in Salih MerCanoğlu hakkında yazdığı “Salih MerCanoğlu’nun Şiirinde Üç Konuşma Figürü” başlıklı inceleme yazısı.…
Frida deyince; bedenindeki acılarla başa çıkma yöntemi olarak yapmaya başladığı otoportreleriyle, çalkantılı aşkıyla ve kalın kaşlarıyla hafızalarımıza kazınan o başı çiçekli kadın değil de “93 Yazı” filmindeki kız çocuğu gelecek ilk olarak aklıma uzunca bir süre sanırım. Carla Simón’un otobiyografik hikayesinden yola çıkan ilk uzun metraj denemesi 2017 yapımı 93 Yazı’nı (Estiu,1993) izlemem 2020 yazının pandemi dönemine denk geldi. İçimize dönmeye çokça fırsat bulduğumuz bu süreçte, filmin başrolündeki küçük Frida ile özel bir bağ kurduğumu hissettim. Altı yaşlarında, babasını daha küçükken kaybetmiş ardından annesinin de ölümüyle doğup büyüdüğü yerden uzaklaştırılarak İspanya’da bir kasabaya, dayısı ve yengesinin evine yerleştirilen bir çocuğun,…
Romanın bir kurmaca metin olarak sadece uzun anlatı bağlamında ele alınmaması gerektiği ortada. Özellikle yazarın okurla metin aracılığıyla kurduğu bağ göz önünde tutulduğunda yazarın düşünsel evreni, derinliği, kurmacadaki anlatıcı ve kahramanın izinde ilerlediği yolculuk bir o kadar önemli ve değerli olabiliyor kuşkusuz. Bu noktada Göksu N. Çakır’ın metinleri öyküyle başlanmış bir yolculuğun roman kanalıyla hakkını vererek ilerleyen değerli metinler kuşkusuz. Kahramanın “kadın” olmanın zorluklarıyla baş ettiği, arkasına mitolojiyi, kültürel derinliği ve otobiyografik sayılabilecek bağlam ışığında tarihi aldığı iki romanı “Hayal Odası” ve “Dağın Ardı Akşehir” bir yandan okura “Umay Ana” mitosunu sezdirecek kadar mistik bir arka planla yürürken, “Hayal Odası”nda…
Kurt yüzü mübarektir. Dede Korkut “Eğer öykü tohumsa, biz onun toprağıyız. Eğer bir kurt öyküsü duyarsak, o andan itibaren bir süre bir kurt gibi dolaşıp durur ve dünyayı onun gibi görürüz. Gerçek hayatta da sadece öyküyü dinlemekle edindiğimiz bilgiyle hareket ederiz.” (Clarissa P. Estes) Düşlerim ve dinlediğim öyküler ardımdan gelen bir gölge. Bir anlığına dönüp baktığımda gölgemin beni bazen bir insan şeklinde, bazen de vahşi bir hayvan görünümünde takip ettiğini görürüm. Kurtlar gibi… Onlar her zaman sessizce takip ederler. Önce geri çekilir sonra birdenbire ortaya çıkarlar. Ormanda sizi gizlice izleyen bir çift gözdür. Yolculuk öncesi gördüğüm rüyada bir cam…
AVUNMA MEVSİMİ – CUMA DUYMAZ Şiir 2005 yılınca Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü’nü alan Avunma Mevsimi, Cuma Duymaz’ın ilk kitabı. Betik Yayınları tarafından gerçekleştirilen kitabın ikinci baskısı 2019 Mayıs ayında raflardaki yerini aldı. Betik Yayınevi şiir dizisinden çıkan kitap çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmış şiirleri bünyesinde barındırıyor. Cuma Duymaz’ın edebiyat yaşamında önemli bir yeri olan Avunma Mevsimi, Betik Yayınları’nın sürdürdüğü görsel devamlılığı koruyan bir tasarımla hazırlanmış. Yayın Tarihi2019-05-01ISBN978-605-80770-2-7Baskı Sayısı2. BaskıDilTÜRKÇESayfa Sayısı64Cilt TipiKarton KapakKağıt CinsiKitap KağıdıBoyut13.5 x 19.5 cmKitabı temin etmek için lütfen tıklayınız…
Bülent Tüsen, Erkut Tokman’la Lupoc’u konuştu. 1.Lupoc’a gelene değin çıkartmış olduğun önceki dört şiir kitabı ile Lupoc arasında nasıl bir ilişki vardır? Var mıdır? Lupoc benim için bir kırılma kitabı olsa da, diğer kitaplarımla kıyaslandığında onlardaki bazı öğelerin bu kitaba kadar işlediği görülecektir. Bazen de Lupoc’daki bazı öğeler diğer kitaplarımda baskın olmasa da bir ipucu olarak yer almıştır. Örneğin şiirde toplumsal duyarlılık ve eleştirel üslup diğer kitaplarımda farklı eksenler çevresinde şekillendiği gibi bu kitapta da farklı bir sorunsal etrafında şekillenmektedir: “Dil”. İlk kitabım “Giden ve Kalan”dan itibaren bu duyarlılık ve üslup gittikçe artarak devam etmektedir. Özellikle yapılan bir seçim olmamakla…
Hediye Selda YILMAZ Diyarbakır; Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir. Bir zamanlar Ermenilerin, Süryanilerin, Yahudilerin, Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Rumların, Ezidilerin hep birlikte yaşadığı Diyarbakır’dan söz ediyorum. Şehir M.Ö.3000’lü yıllarda Asurlularca kurulmuş, o günden beri Mezopotamya’nın bütün kültürlerini içinde barındırmış önemli bir yerleşimdir. Diyarbakır tarih boyunca; İskitler, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler, Emeviler, Artuklular, Mervani Kürtleri, Abbasiler, İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Selçuklular ve Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Şehirde her uygarlıktan birçok kültürel izler bulunur. Şehir tarih boyunca Amida, Amid, Amed, Kara-Amid, Diyar-Bekr, Diyarbekir ve en son Diyarbakır adları ile anılmıştır. İpek yolunun “yolgeçen hanına” dönmüş bu şehir; birçok mimari ve sanatsal zenginliğin yanı sıra…
E.Y: Sizi şiirlerinizden, öykülerinizden, yazınsal çalışmalarınızdan tanıyoruz. Söyleşimizin okurlarına, sizi biraz daha yakından tanımaları için kendinizden kısaca söz eder misiniz sevgili Yaser Bereketoğlu. Y.B: Merhaba sevgili Edip. Öncelikle bu söyleşi gerekçesiyle bir araya gelip keyifli anlar geçireceğimiz için kendimi iyi hissettiğimi belirtmek isterim. Kadim kentimiz Antakya/Defne’nin Dursunlu Mahallesindenim. İskenderun doğumluyum. Çocukluğum İskenderun’da geçti. Antakya Lisesi’nde okudum ve İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldum. Bir esnaf çocuğu olarak hayatın birçok alanıyla haşır neşir oldum. Daha sonra bitirdiğim okulun gereği olarak Türkçe Öğretmenliği yaptım. Yakın bir zamanda emekli oldum. Arapça biliyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Şiir ve…
Editör: Göksu N. ÇAKIR KİTAPLAR Önereceğim ilk kitap, Knulp. Yazarı, Hermann Hesse. Hesse bu kitabı 1908-1915 yılları arasında yazmış. Yaşadığı çağa ayak uyduramayan modern insanın bunalımlarını yersiz yurtsuz ve huzursuz bir gezgin olan ”Knulp”un arayışları üzerinden anlatmış. Kitabın sonunda Knulp hiçbir yere, biz de Knulp’a varıyoruz. Dili eşsiz ve kahramanı Knulp olan üç öykü de insani ve edebi inceliklerle bezeli. İkinci önerim, Amerikana. Roman, görece genç bir yazar olan Chimamanda Ngozi Adichie tarafından yazılmış. Üniversiteye gitmek için Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden Nijeryalı genç bir kadının, Ifemelu’nun ‘büyüme’ hikâyesi anlatılıyor. Yazarın ırkçılık üzerine kafa yorduğu romanın kurgusu Afrika, Avrupa ve…
Hilmi HAŞAL 0- Şairin geçmişi vardır, şiirin geleceği… Başı-ortası-sonu, o kadar! 1- Harfler, heceler madeninde, düşler ve düşüşler işçisidir yaratıcı birey! Şair, öykücü, yazar… Öncülerinin / öncüllerinin izini sürer. Sürmelidir, zira gelenek ağının bir parçası olacağına inandığı “yeni ve büyük” yapıtını arayış yolu, ömrün(ün) son noktasına kadar gider. Eserinin söyledikleri / çizdikleri, yansıttıkları özgün olmalıdır! Alıntılar hariç, noktalama işaretlerini kullanmak da, kullanmamak da, bir tür tavırdır; biçim kurmak, yani ilke edinmek bağlamında… Kişisel tutumdur. Yaratıcı bireyin hakkı da denebilir buna! 2- Anlatıcı bir başkişi sezilmiyor olsa da, anlattığı dert, her kişiye uyarlanabilir. Eski deyişle her kişiye “teşbih” edilebilir. Her bireyde…
Editör: Gülçin Sahilli … Sensizsem bir istasyonda gezinirimVagonlar bekar odaları gibi sürüklenirİzin ver kalayım üç numara tıraşımlaDüşlerim rengarenk olmayabilirBil ki hâlâ reşit değilim acılaraAkşamı geciktiren oyunlar bul banaGitme baba Dilersen bir kenti birlikte yürüyelimDerbeder gençliğimizle çıkalım yolaKuyruğunu uzun tut uçurtmalarınKaranfil zamanı ilişsin yakamızaGünleri çocuk sesleriyle bezeyelimDuruşun yakışmıyor bayram sabahınaGitme baba (Ahmet Günbaş’ın Gitme Baba şiirinden) … Babalar zili bastıra bastıra çalarKoptu kopacak bir damarı zor tutar kalbindeDerelerin santrale esir olması gibidir akşamlarGürül gürül rüyaya dökülür esareti Taşınır bellek nasıl taşısın o yükü?Babaların gigıbaytı çocuktaki atoma eşitAşağıdan çalar zili bir elParmak izi silinmez ömür boyuHayat yamuk yumuk şekillenirPhotoshop çare etmez o…
Fakir Baykurt’un ‘Kaplumbağalar’ı’, Hicaz Makamı’ındaki Kanaryam Güzel Kuşum, Ali Çavuş’un Madenci Kanaryaları Ve Duvar Yazarı Bir Çocuk… Editör: Gülçin Sahilli Kim söyleyebilir ki çocukluğun son gününü ya da ne zaman başladığını. Yazılmayan her şeydir aslında çocukluk, bir öğle vaktidir bir saatin her çeyreğinde. Düşsel bir dünyayı simgeler, çökekalır yüzümüzdeki kırışıklıklarımıza, iyice yerleşir, yaşlı çocuklar yapar bizden ve genç âşıklar oluveririz bir kez daha çocukluğumuzu hatırladığımızda. Bir özlemi çoğaltır, bir özlemi anlatır bende çocukluk; saldırır gibiyimdir sanki yel değirmenlerine, kendi yeldeğirmenlerime, düşlerini gerçekleştirememenin burukluğu içinde… Uzun bir şiire yolculuğa çıkmak gibidir. Ve aynı anda uzun bir yolculuğun şiiridir çocukluk……
Gaz Lambasının Işığında Editör: Gülçin Sahilli Bodrum şimdilerde turizmin gözbebeği, fakat benim çocukluğumda (1960-1970) bugünkü görünümünden çok uzaktı. Hele köyleri… Müthiş bir yalnızlık… İlk ve ortaokul yıllarımı Turgutreis’te geçirdim. Elektriği bilmez, suyu kuyulardan taşırdık. Annem okul yüzü görmemişti, babam da üç yıl kadar gidip bir daha uğramamıştı. Buna karşın ikisinin de müthiş bir sağduyusu vardı. Özellikle babamın okumaya ve yazmaya verdiği önem, dönemin koşullarına göre benzersizdi. Bu nedenle, köyümüze günlük gazete gelmeye başladığında ilk abonelerden biri biz olduk. Böylece okuma serüvenimiz gazetelerle başladı. Aradan bir süre geçti. Babam yeni bir öneri getirdi: “Şu gazeteden bize de bir şeyler…
Editör: Gülçin Sahilli Paylaşacağım ilk anım eşimin baba olduğu ilk güne ait. Oğlumuz sezaryenle 21.08 1996 da akşam saat 21.30 de dünyaya geldi. İlk gece eşim kimsenin bizim yanımızda kalmasında istemedi. Başımızda tek başına kaldı. Benim gözlerimi açmam ve kendime gelmem gecenin ilerleyen saatlerinde oldu. Kendime geldiğimde elektronik yüksek mühendisi olan eşimin oğlumuzla teknik bazı terimlerle konuştuğuna tanık oldum. Ne anlatıyorsun dediğimde aldığım cevabı hiç unutamayacağım: “ Uyumuyor . Anne karnında neredeyse dokuz ay boyunca babasının sesi ile sakinleştiğinden olsa gerek dünyaya gözlerini açtığında da sesimi duyunca sakinleşiyor ve uykuya dalıyor. Onu nasıl istediğimizi, beklediğimizi, anlattım. Ben konuşunca o susuyor.…
Editör: Göksu N. ÇAKIR 1-KÖRLEŞME- ELIAS CANETTI Yaşamın tüm anlamını kitaplarda arayan ProfKein’in dış dünyadan kopuşunu muhteşem bir dille anlatır. Kurnaz hizmetçi Therese ile evlenen Kein sahip olduğu birçok şeyi yitirecektir. CanettiKörleşme’de gündelik pratikten uzak, dönüşemeyen kuru bilginin insanı nasıl da ahmaklaştırıp yabancılaştırdığını ustalıkla anlatır. 2-SES VE ÖFKE- WILLIAM FAULKNER Çoğul anlatımın ustalıkla kullanıldığı roman bir ailenin yaşamına odaklanır. Kahramanları, kahramanlar arasındaki bağı, hangi olayın kiminle ilişkili olduğunu anlayabilmek için yazarın benzersiz üslubunu çözerek yol almak gerekir. Romanda engelli çocuk Benjy’nin gözünden aktarılan bölüm oldukça etkileyicidir. 3- KÖR BAYKUŞ- SADIK HİDAYET Kalemdânlar yaparak yaşayan kahramanın hezeyana varandüşüncelerine ortak ediliriz. Doğu…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Dilek Üstündağ’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Dilek Üstündağ: Hız çağı, teknoloji çağı ifadeleri, uzun süredir hepimizin diline dolanmış durumda. Farklı coğrafyalarda, farklı yaşlarda, farklı kültürlerde olsak da bu ifadelerin yaşama yansımalarını artık net olarak hissediyoruz. Gerçeğin yerini alan elektronik programlar hayatın her alanına girmiş durumda. Ülkeler sınırlarını sıkı sıkıya koruya dursun elektronik…

