Sus Şarkıları – Özlem Tezcan Dertsiz Şiir Geçmiş senelerde Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü ve 2015 Buyaz Şiir Ödülü’nü alan Özlem Tezcan Dertsiz’in Sus Şarkıları isimli kitabı 2019- Mart ayında yayınlandı. Aynı zamanda bir eğitimci olan şair, suskunluğunu şiirleri ile bozarak içindeki sessiz çığlıkları etkileyici bir şekilde aktarıyor. Şiirlerinde sevgisizlik, şiddet ve toplumda kadın olma gibi temaları işleyen şair, hayatın getirdiklerinin onda bıraktığı izleri yansıtıyor. Sus Şarkıları Betik Yayınevi tarafından yayına hazırlandı. Kitabı temin etmek için tıklayın… Yayın Tarihi2019-03-01ISBN978-605-80770-0-3Baskı Sayısı1. BaskıDilTÜRKÇESayfa Sayısı64Cilt TipiKarton KapakKağıt CinsiKitap KağıdıBoyut13.5 x 19.5 cm
Yazar: admin
MUSTAFA SEZER Salgında her şeyin durduğu o zaman diliminde, bilinen dergilerin aksine başka dergilerden bahseden bir yazı kaleme alacaktım. Amacım başka bir bakış açısıyla hem kendimi size daha iyi ifade etmek hem de farklı dergileri satılarımıza taşımaktı. Eminim ki bu yazının buraya kadar olan bölümünden daha da ilginç cümlelerle, dergiler arasında farklı bir yolculuğa çıkaracaktım sizi ancak olmadı, olamadı ve bu yüzden de özür dilerim! Merhaba! Çoğunlukla sürekli takip ettiğim, bir dergi tanıtım seçkisiyle sizlerle birlikteyiz. Notos, Kıyı’da, Sadece Şiir, Trendeki Yabancı, Mavi Yeşil ve Artemis ile yola çıkıp ilk; yolda görüp de yolculuk yapmaya uygun bulduklarımızı da yanımıza…
Hindistan, Türkiye, ABD, BAE, İngiltere, Galler, Avustralya, Bangladeş, Pakistan dahil 17 ülkeden şair, akademisyen, müzisyen ve sanatçıdan oluşan yaklaşık 100 konuk, bu yıl ilki düzenlenen Glass House Festivali’nde (23-26 Temmuz) buluştu. Bangalore (Hindistan) merkezli olan uluslararası çevrimiçi festival, 1999’dan beri sanat ve sanatçılar için çalışan ArtMuseum Trust tarafından düzenleniyor. Yumna Hari Singh Jawa’nın festival direktörü olduğu buluşma, bu yıl Rochelle Potkar, Somrita Urni Ganguly, Prateeti Punja Ballal, Aditi Angiras , Chandramohan S. gibi alanında uzman küratörlerle desteklendi. Man Booker, Padmashree, Sahitya Akademi ödülü gibi birçok uluslararası ödüle sahip isimlerin bir araya geldiği buluşmada açık oturumlar, şiir filmi gösterimleri, şiir okumaları,…
Editör: Göksu N. Çakır Mülksüzler Ursula K. Le Guin Ursula K. Le Guin’in 1974’te yazdığı Mülksüzler’in ülkemizde yayınlanması 1990’ları bulur. Bu bilim kurgu romanda Le Guin bambaşka bir evrende iki farklı gezegende geçen ütopik bir dünya yaratır. Kitabın en önemli özelliği anarşizmden beslenmesidir. Kapitalizm, bireycilik, devlet, aile, feminizm gibi birçok konuyu temel alır roman. Okumayanların okuma listelerinde öne çekmesi gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. 2.Godot’yu Beklerken Samuel Beckett 1949 yılında yazılan absürt tiyatro eseridir. Sürekli gelmesi beklenen Godot bir imgedir oyunda. Çoğunluğun kanısına göre de tanrı imgesidir. İngilizce “God” ve “İdiot” sözcüklerinin birbirine ulanmasıyla Beckett’ın karakter yaratımıdır Godot. Anlatım…
Dosya: “Değişen Okuma Kültürü” – Pelin Kıvrak, Bâki Ayhan T., Ferit Güven, Mehmet Özkan Şüküran, Mahmut Temizyürek, Barış Acar Edebiyat Gündemi: “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Bilinmeyen, Daha Önce Hiçbir Yerde Yayımlanmamış Bir Konuşması” – Yasemin Olur Çeker Yazı: Nesnelerin Dili (İlyas Tunç) – Modernizme Giden Yolda İzlenimciliği Yeniden Düşünmek: Batı Sanatı ve 1914 Kuşağı (Ecem Özensoy) – Nur Özalp’ın Atölyesi ve “Su Serisi” (Emre Dirim) – Dergi Tefrikası – 4 ya da “Gözün Kör Olmasın Haydar…” (Haydar Ergülen) – Yeni Nesil Transfobi (Markiz) – Romanlarıyla Tarık Dursun K. (Mehmet Atilla) – B. Nihan Eren Öykülerinde Sezgi Payı (Hande Balkız) – Safiye…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Ayşegül Bayar Kaya’ya soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Ayşegül Bayar Kaya: “Hızlı” sözcüğü, içinden geçmekte olduğumuz çağı en iyi niteleyen sözcüklerden biri. Çağın hızına ayak uydurmaya çalışırken kendimizi amansız bir yarışın içinde buluyor, bazen ne denli yorulduğumuzu dahi fark edemiyoruz. Gelişen teknoloji bize pek çok şeyi sadece bir düğmeye basarak yapma olanağı sunarken…
Poesis Kitap’ın Phoenix Edebiyat serisine bir kitap daha eklendi: Burası Henüz Hiçbir Yer. Ferit Sürmeli’nin Burası Henüz Hiçbir Yer adlı öykü kitabı Poesis Kitap’tan yayımlandı. Burası Henüz Hiçbir Yer dili zorlayan öykülerden oluşuyor. Kısa, etkili, nakavtı gözüne kestirmiş “hiçbir” yeri kollayan ama sesini de güçlendiren sarsıcı öyküler okuru düşünmeye, anlamaya ve dili sorgulamaya yöneltiyor. Tanıtım Bülteni: Burası Henüz Hiçbir Yer, bir başlangıç noktasının ‘hiçbir’ yeri. Aranılan ama hızını, süresini kaybetmeyen bir atmosfer. Ferit Sürmeli, öykü şablonlarını altüst eden bir dille yazıyor. Hiçbir yerin dili her şeyin başlangıcı. Phoenix Edebiyat serisinde yer alan diğer kitaplar: 29 (Ferit Sürmeli, Dolunay Aker, Aydın…
Amaç Edebiyat dünyamıza soluk katabilecek yeni yazarlar ortaya çıkarmak ve Seyhan Livaneli’nin değerli anısını yaşatmak. Konu Utanmak Katılım Koşulları • Ödül, öykü türünde kitabı yayımlanmamış 18 yaş üzeri yazar ve yazar adaylarına açıktır. (Diğer türlerde kitabı yayımlanmış olmak, başvurmaya engel değildir.) • Ödüle, iki öyküyle başvurulur. Öyküler elektronik ortamda veya kağıt baskı olarak yayımlanmamış, başka bir yarışmadan ödül almamış olmalıdır. Ve yarışmanın sonucu açıklanana kadar yayımlanmamalıdır. • Her biri en fazla 1500 sözcük uzunluğunda iki öykü tek Word dosyası içinde gönderilmelidir. • Başvuru, adayın kendisi tarafından, seyhanlivanelioykuyarismasi@edebiyatist.com e-posta adresine, 25 Ekim 2020 günü, saat 24:00’a kadar gönderilmelidir. • Başvuru için…
Koray Feyiz okurlarını üç kitapla selamlıyor. Artshop Yayıncılık tarafından yayımlanan kitaplar raflardaki yerini alırken Engin Turgut, Koray Feyiz’in yeni kitaplarını değerlendirdi: “Beni son yıllarda Onat Kutlar’dan sonra darmadağın eden şiirler. Şiir budur arkadaşlar. Kalben ve ruhla yazılır. Bu şiirler benim gönlümde 4.2 şiddetinde deprem yarattı. Adam sapına kadar şair! Böyle bir şey yok! Sabaha kadar bana uyumak yoktur. Kaleminden öpülür ve bu şiirlerden asla kurtulamıyorum. Bu adam iyi şair, iyi şiir yazıyor. Ben bu şairin yazdığı her şiire bir tek kelime kullanabilirim: Ürpertinin derin kalbi. Bu şair şiire karşı antişiir yazarak modern şiirin sınırlarına iyilik metaforları sunuyor. Bu şairi gözden…
Şair Mehmet Ali Tan, ‘Çın Çınn’ başlıklı sıra dışı bir kitapla okurlarının karşısında… 96 şiirden oluşan kitap, Klaros Yayınları tarafından yayıma hazırlandı. Tan, gerek ‘Çın Çınn’ gerekse şiire bakışı hakkında, “Gençlik yıllarımda resim sanatıyla da uğraştım. Resim ve şiiri, ahenk açısından birbirine benzetirim. Biri renklerden, diğeri sözcüklerden oluşur. Keyfiliği, gelişigüzelliği ve hayâlleri severim. Çılgın bir akşam yemeği, bulutlar, bir yüz ve bir çerez çok şey anlatır. Ritim, bazen insanın ayağını yerden keser, şenliklere götürür. Şiirlerimde bolca işret ve muhabbet var. ‘Çın Çınn’, işte öyle bir kitap…” şeklinde konuştu. Kitabın çıkmasıyla yaşadığı heyecanı dile getiren Tan, kitaba alamadığı şiirlerini ileride kitaplaştıracağını…
Göksu N. ÇAKIR: Yirmi yedi yaşında BirGün gazetesinde yazı işleri müdürü oldunuz. Edebiyat dünyasında sıcak, kibar bir yazar olarak tanınıyorsunuz. 2017’de Can Yayınları etiketiyle çıkan ilk romanınız olan Çelişki’nin çok sevilmesini neye bağlıyorsunuz? Barış İNCE: Samimi bulunduğunu düşünüyorum. Aslında bir ilk romanda olabilecek eksikler mutlaka vardır fakat okur bu kitabın arkasında durdu. Okur bir şekilde kendinden bir şeyler buldu isimsiz kahramanımızda… 10 baskı yapan bir ilk roman başka türlü açıklanamaz sanırım. Üstelik popüler kültür ürünü bir kitap değil, ben de bir popüler kültür ikonu değilim. Yani beklediğim bir şey değildi. Kitapseverler birbirine önerdi, bu şekilde yayıldı. G.N.Ç: 2019’daMelih Cevdet Anday…
Tugay Yazıcı Edebiyatımızın çok erken kaybettiği yazarlarından biri olan Tezer Özlü, dünyaya bakış açısını, Cesare Pavese’nin metinlerinden alıntı yaparak ilişkilendirip açıklamaya çalıştığı bir eser; “Yaşamın Ucuna Yolculuk”. Okurken derinlerinize doğru bir yolculuğa çıkacağınız için kendinizi hazır tutun. Özlü, 1983’te “Bir İntiharın İzinde” adıyla eseri Almanca yazmış 1984’te “Yaşamın Ucuna Yolculuk” adıyla Türkçeye çevirmiştir. Eser 1983 Marburg Yazın Ödülü’nü kazanmış. Özlü, insanın kendisiyle olan mücadelesinde bazen soluk aldırıyor bazen soluk tıkıyor. Bazen yaşamın ağırlığına taşlar yüklüyor, olmuyor yaşamı ve ölümü aynı anda denemeye kalkışıyor. Kitabı okudukça kitabın başlığı gibi uçlarda gezindiğinizi hissediyorsunuz. Var oluşsal sancıyı iç dünyasına yaptığı yolculukta…
Nazlı Yıldırım, Yazar Özge Doğar’la ‘Aynadaki Sır’ ve yaşama dair diğer konular hakkında konuştu. Nazlı Yıldırım: Günümüzde toplumun en yaygın kitle iletişim aracı olan televizyon üzerinden bir sosyolojik olguyu anlatıyorsunuz Aynadaki Sır’da. Şu an peki televizyonun bireysel ve toplumsal etkisi ne durumda? Azalma var mı yoksa daha da kitlesel bir bozulmaya doğru hızla ilerliyor mu? Özge Doğar: Çeşitliliği arttı diyebiliriz. Her evde hâlâ televizyon var ama her evde bilgisayar yok. Televizyon evlerin demirbaşı. Çamaşır makinası, buzdolabı ne kadar gerekliyse yıllardır televizyona da bu gereklilik yüklenmiş durumda. Aslında sorun televizyon tek başına kendisi değil, içerikleri işledikleri konular ve gündemler. Her gün…
Uluslarası artantakya sergisi bu yıl online olarak gerçekleşecek. sergiyle ilgili yapılan açıklama şöyle: “Sevgili Sanat Severler, “ArtAntAkyA” ekibi olarak yaşamakta olduğumuz bu olağan üstü günleri içinde, ulaşamadığınız sanat eserlerini sizlerin beğenisine sunmak için hazırladığımız proje başarılı bir şekilde yürüyor. Bu nedenle belli aralıklarla farklı sanatçı ve sanat dallarından oluşacak sergileri, danışma kurulu ve küratörümüz Nilgün Şener tarafından seçilerek sizlere sunuluyor.” “Uluslararası Online karma sergimizde, Dünyanın farklı coğrafyalarından katılan 20 Ülkeden 235 sanatçının eserlerini bir araya getirdik. Teknoloji dünyasının bize sunduğu olanaklarla, birbirlerinden binlerce kilometre mesafeden uzakta olan sanatçıların eserlerini bir tuş kadar yakınımızda olmasının heyecanıyla sizlerle gururla sunuyoruz.Sergiyi ve videolarını…
Ayşe Özgür Aydoğan sordu / Özgür Sinema Sinema, kendisinden önce var olan; edebiyat, resim, müzik, heykel, gibi sanat dallarının hepsiyle iletişim içindedir. Ancak sinemanın diğer sanat dalları içerisindeki en güçlü bağı edebiyat iledir. Bugüne kadar pek çok klasik roman ve öykü sinema filmi haline getirilmiştir ki ben en çok onları severim. Elbette sinema diğer sanat dallarından biraz farklıdır. Sinemadaki en önemli fark harekettir. Ayrıca sinemada her şey şimdiki zamanda, filmin izlendiği sırada olur ve nesnelerle insanlar somut görünümleriyle perdede belirir. Bu nitelikleriyle sinema, tüm dikkatini perde üzerinde yoğunlaştırmış olan izleyiciyi kendi içine alan bir gerçekliğe sahiptir. Sinemanın şiirle de sanıldığından…
Türk edebiyatının önemli ismi, yazar Adalet Ağaoğlu yaşamını yitirdi. Boğaziçi Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, “Edebiyatımızın büyük ismi, Boğaziçi Üniversitesi Fahri Doktora sahibi değerli yazar Adalet Ağaoğlu’nu kaybettik. Eserleriyle her zaman yaşayacak” açıklaması yapıldı. Adalet Ağaoğlu, 13 Ekim 1929 tarihinde Ankara’da doğdu. Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır. İlkokulu Nallıhan’da okuduktan sonra 1938 yılında Ankara’ya yerleştiler. Ortaokul ve liseyi Ankara Kız Lisesi’nde tamamladıktan sonra 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi. İlk defa 1946’da Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlara Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Semrin Şahin’e soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Semrin Şahin: Sanatın evrenselliği, bahsettiğin değişimin en önemli yansımalarından biri bana göre. Hız çağında yaşayan yazarlar olarak bu dönüşümü eserlerimizle ortaya koymaya çalışıyoruz, diye düşünüyorum. İkinci Dünya Savaşının ardından hümanist varoluşçuluğun yükselmesi, Sartre’ın, Camus’nün sanat anlayışlarını bu yönde dünyaya yaymaya başlamaları gibi salgın sürecinden sonra da…
Fatma Karagülle “(…) Herkes kendi yarasından söz eder, başkasının acısını çeker. Herkes yarasını saklar, ama yara izinden kurtulan tek kişi yoktur. Ovulmayan bedenin ağrısından insan nasıl kurtulamazsa merhem görmeyen yaradan da kurtulamaz. Merhem sözdür, dertleşmedir. Bilinmesi gereken şu: İnsan taşıyacağı kadar ağrı taşır. Bir bedene misafir yaranın neştere boyun eğdiği çok görülmüştür de ruhun yarasına cümle tabiplerin merhem olamadığı, yaranın daha büyük uçlar verdiği çok görülmüştür. Sanat mükemmel bir neşterdir. Bir dize içacılarımızı damıtır, bir nota kuruyan bir dalı yeşertir, bir renk bütün kederleri örter. Bir eski şarkının ipinde hüzün kurutur, bir siyahta keder boğarız. Kazancakis’in ‘Ağlamayın, bağırmayın, acı hafiflemesin.’…

