Ersin Kurt Öncelikle yardımcı yönetmen olduğu dönemlerdeki işlerini saymazsak ilk uzun metraj filmini izleme olanağı bulduğum Mustafa Kotan’ı dram gibi bir tür seçmesi dolayısı ile cesur bulduğumu belirtmek isterim. Aynı zamanda, Annem Filmi sayesinde yıllar önce hayranlıkla izlediğim Durul Bazan – Erkan Köse ikilisinin Gecekondusu’nun da yönetmeniymiş Sayın Kotan. Ve hatta bir dönem ekranlarda fırtınalar estiren Şanslı Masa’nın da yönetmeni olduğunu geç de olsa yine Annem Filmi sayesinde öğrendim. Bazı filmler bazen güzel birer öğretici de olabiliyorlar. Bu minval doğrultusunda filme büyük anlamlar yükleyen bir izleyici olarak ilk başlarda hayal kırıklığına uğradığımı açıkça belirtmekte fayda var. Film başladığında açıkçası bir…
Yazar: admin
Rezan Has Müzesi yeniden kapılarını açıyor. Pandemi günlerinden sonra Rezan Has Müzesi’nin kapıları ziyaretçiler için yeniden açılıyor. Müze, 15 Haziran’dan itibaren ziyaretçilerini karşılayacak. Rezan Has Müzesi, etkinlik ve sergi programıyla önümüzdeki dönemde sanatseverlere kültür ve sanat deneyimini yaşatmayı sürdürecek. Gişe önünde oluşabilecek fiziksel temasın önlenebilmesi amacıyla ziyaretler 15 Ağustos tarihine kadar ücretsiz olarak yapılacak. Rezan Has Müzesi’nden yapılan açıklamaya göre fiziksel olarak kapalı kalınsa da dijital ortamdan hem yetişkinler hem de çocuklara yönelik renkli ve zengin içeriklerli sanat buluşmaları yapıldı. Müze, Cibali Tütün ve Sigara Fabrikası’nın mirasçısı olarak fabrikadan eserleri dijital ortamda paylaşırken, küçük ziyaretçilerine de Antik Yunan mitolojisinden tanrı…
Attilâ İlhan Edebiyat Ödülleri her yıl “Şiir” ve “Roman” dallarında ve toplam dört kategoride verilir: Bir şiir kitabına verilen ‘Attilâ İlhan Şiir Ödülü’ ve bir romana verilen ‘Attilâ İlhan Roman Ödülü’nün yanı sıra, ilk romanını ve ilk şiir kitabını yayınlayan 30 yaş altı erkek ve/veya yaş sınırlaması olmaksızın kadın yazarlara yönelik olarak iki “Vakıf Özel Teşvik Ödülü” verilecektir.“Attilâ İlhan Edebiyat Ödülü’ne hak kazanan şiir kitabı ve roman sahibi 7.500 TL; “Vakıf Özel Teşvik Ödülü’ne hak kazanan ilk şiir kitabı ve ilk roman sahibi ise 2.500 TL‘lik para ödülünün sahibi olacaktır.Katılma Koşulları: Yarışmaya katılacak roman ve şiir kitapları 2019 yılında yayımlanmış…
Dadagünlükleri ilk 2006 yılında doğdu. Dadaizm akımının varoluş süreci içindeki tarihsel akışından (kronolojisinden) tesadüfü seçilen bir olay ve bu olayın olduğu yıldaki dünyadaki çeşitli başka alanlarda vuku bulmuş diğer olayları (sanat, siyaset, spor, sinema vs.) tesadüfi olarak seçerek kolajlayan, rastlantısal kendine özgü bir yeni kronolojik metin kurarak projenin ilk katmanını oluşturan; bu temel kronolojik metine ikinci katman olarak toplumsal bir yarayı(olayı) sosyal olarak dert edinen; bu konuda duyarlılık yaratmayı amaçlayan ve bunlarında yanında da üçüncü bir katman olarak karşılaştırmalı-eklektik kurmaca bir görsel düzlemi (fotoğraf,efemera,vs. gibi.) yapıbozumcu olarak metne sunan projenin, bu çok katmanlı zemininde ilerleyen deneysel bir metin çalışmasının sancıları…
Ulus Kaçağı – Niyazi Kızılyürek Kıbrıs politikaları hakkında bir Kıbrıslı olarak konuşan Niyazi Kızılyürek, İletişim Yayınları’ndan çıkan kitabı Ulus Kaçağı’nda kendi hikâyesi ile milliyetçiliğin böldüğü Kıbrıs’ın hikâyesini iç içe anlatıyor. 2019 yılında Avrupa Parlamentosu’na da seçilen Kızılyürek’in anlattıkları, adanın bölünmüşlüğünün insanları da nasıl böldüğünü, onların nasıl hep yarım kalmalarına sebep olduğunu gözler önüne seriyor. Niyazi Kızılyürek, Ulus Kaçağı’nda, ülkesi milliyetçiliğin bölücü çağrısının peşinden sancılar içinde sürüklendiğinde, bu çağrıya uymayan, bu nedenle iki yanda hep öteki, başka, yabancı kalan bir bölünmüş kimliğin hikâyesini anlatıyor. “Hayat beni iki toplumlu, iki dilli, tek bölgeli kıldı. Kıbrıs’ın bütününün insanıyım. ‘Biz’ dediğimde Mehmet ile Yannis,…
Edebiyat Nöbeti Dergisinin Yeni Sayısı okurla buluştu… Dosyaya Semrin Şahin, Gamze Haklı Geray, Gönül Ocak, Meryem Gülbudak ve Meltem Dağcı katkı sağladı. Şiirleriyle; Ahmet Günbaş, Hüseyin Peker, Cenk Kolçak, Bircan Çelik, Nazım Mutlu, Osman Bozkurt, Osman Akyol, Şerif Tezgörenler, Özenç Esen, Volkan Konya, Mehmet Mevlüt Bulanık, Deniz Dağdelen Düzgün, M.Güner Demiray, Ersin Kurt, Onur Belli, Kezban Güçlü, Sertaç Çıralı, Neşet Karaçaltı, Esen Taşkın, Yusuf Çağlar, Ahmet Özdemir, Şenol Gürel, Nuray Dündar Şeyhoğlu, Mustafa Suphi, Umut Kaygusuz, Özlem Gavcar, Mojtaba Nahani, Hakan Çamurcu, Bünyamin Durali, Fatoş Asya Akbay, Canan Tümen, Beste Bekir ve Marin Ilie çeviri şiirleriyle yer aldı. Öyküleriyle; Senem…
Üvercinka, bu ay, 15 – 16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin 50. yılında olayı tarihsel anlamının yanı sıra toplumsal ve politik etkileri, sanatsal yaratımda esin kaynağı oluşuyla değerlendiriyor. Seyyit Nezir, bu görkemli olayı Nâzım Hikmet’in öngörmesini, Turgut Uyar ve öbür İkinci Yeni şairleriyle Halkın Dostları’nın Nâzım’dan ve olaydan esinlenişini vurgularken; Osman Çutsay ise Nâzım’la İsmet Özel arasındaki derin ilişkiyi irdeliyor, Nâzım’ın büyüklüğü ile TKP arasındaki diyalektiği arıyor. Olcay Bağır; gerek Nâzım İçin Üç Başlık yazısında, gerek Şanlı Haziran’ın “Sinema ve İşçi Gerçeği” üzerindeki izlerini yapıtlarda çözümlerken, Celal İlhan ise Gün Ola Harman Ola adlı öyküsünde sergilediği işçi yaşamından kesitlerle derginin ana…
Editör: Göksu N. ÇAKIR KİTAPLAR: 1 – Gulliver’in Gezileri Kesinlikle çocuk kitabı değil ama bir çocuğum olsaydı okumasını zorunlu tutacağım tek kitap herhalde bu olurdu. Laputa’nın titreyen, sanrılı ölümsüzlerini ne kadar tanıyorsunuz. Hiç mi? O zaman bu kitabı bilmiyorsunuz: Bildiğini sanan birçokları gibi. Kendinize bir iyilik yapıp bu kitabı okuyabilirsiniz. 2- İkiz (Dostoyevski) Bir zihin yıkıma giden yol(lar)da kimlerle tanışır, gerçek ya da düş, nerelerden geçer? Rus üstadı sevenler herhalde bu kısa romanın onun en iyi eseri olduğunu düşünmezler. Ama çift kişilik temasının bir yüzyılda aldığı yolu anlamak için bile olsa okunmalıdır derim. Bir de Dostoyevski’den pek hazzetmediği herkesin malumu…
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Smyrna Edebiyat Yarışması düzenliyor. Öykü ve şiir olmak üzere iki dalda düzenlenen yarışmanın son başvuru tarihi 14 Temmuz 2020. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Dairesi Başkanlığı ve İZELMAN A.Ş. kültür ve sanat alanında kentte üretimin sağlanmasını teşvik etmek için Smyrna Edebiyat Yarışması düzenliyor. Yarışma öykü ve şiir olmak üzere iki dalda, lise ve serbest olmak üzere iki kategoride düzenlenecek. Her iki dalda da yarışmaya katılacak adaylardan lise kategorisinde “Salgın günlerinde umut“, serbest kategoride ise “İzmir`de bir gün“ konularında üretim yapmaları bekleniyor. Adaylar yarışmaya şiir dalında en fazla 3, öykü dalında ise 1 eser ile katılabilecek. Son…
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Onur Kurulu Başkanlığı’nı yapan TGC Basın Özgürlüğü Ödülü Sahibi, TGC’nin en kıdemli üyesi Hıfzı Topuz’a Nazım Hikmet Dostluk Ödülü verilecek İstanbul- Nâzım Hikmet, ölümünün 57. yıldönümünde Moskova’da mezarı başında 3 Haziran 2020 Çarşamba günü anılacak. Moskova’da her yıl geniş katılımla mezarı başında yapılan anma töreni ve konser programı, bu yıl korona virüs önlemleri nedeniyle iptal edildi. Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı da, karantina yüzünden sanatçıların ve aydınların katılımı ile internetten canlı bir program gerçekleştirecek. 2020 yılı “Nazım Hikmet Dostluk Ödülleri” bu yıl “Hava Kurşun Gibi Ağır: Nazım Hikmet’in Romanı”nın da yazarı olan ünlü aydın…
Cahit Kaya Türkiye’nin kültür ve sanat alanı, coğrafyası gibi dağlık ve paramparçadır. Belirli bir sanat akımı yahut kültürel atılımdan haliyle söz edilemez. Türkiye’ye ulaşmayı başaran çeşitli sanat akımları ve fikirleri bu ülkenin iktidar, hatta iktidarsızlık mekanizmaları içinde dönüşüme uğradı – uğrayacaktır; bu ülkeye has otantik diyebileceğimiz bir yaratım, yaratıcılıktan ziyade bu ülkeye has bir imitasyondan yahut öykünmeden öteye geçmez, bayağı bir çirkinlik, şekilsiz bir şey olurlar. 1990’lardan ve belki de 1980 darbesinden bu yana Türk şiirinde bunun etkileri açık saçıktır. Şiirlere bulaşmış “Ben” dili hastalığı şairlerin iktidarsızlıklarının dışa vurumu olarak okunabilir. “Ben” diye bağıran bu personalar aslında bir benlikten yoksundurlar.…
Haber: Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema Coronavirüs salgını nedeniyle tüm dünyada sinema salonları kapatılmış, filmlerin ve dizilerin çekimlerine ara verilmişti. Peki yasakların yavaş yavaş kalkmasıyla birlikte salonlar açılacak mı, merakla beklenen filmlerin çekimleri başlayacak mı? Mart ayında sinema salonların kapanmasının ardından sadece evden yapılabilecek post prodüksiyon süreçleri devam ettirilebilirken, sinemaların ve şirketlerin ne zaman açılacağı büyük bir merak konusu. Amerika’daki sinema salonu sahiplerinin öngörülerine göre sinemalar temmuz ayında açılabilir. Ancak coronavirüs için bir aşı bulunmadan salonların eskisi gibi olamayacağı kesin. Sinema salonlarının hangi şartlarda açılacağı ve ne gibi önlemler alacakları henüz tam olarak bilinmiyor. Sinemalarda görülecek ilk filmler ise…
Editör: Göksu N. Çakır Göksu N. ÇAKIR: Berlin ve İstanbul’da yaşıyorsunuz. Berlin’de yaşamanız Türkiye’deki edebiyat çalışmalarınızı olumlu ya da olumsuz olarak nasıl etkiliyor? Menekşe TOPRAK: Sesimi bulduğuma inanarak çevremdekilere göstermeye cesaret edebiliğim ilk öyküleri Berlin’de yazdığım için, dışarıda olmanın olumlu yönlerinden söz edeceğim önce. Yazmaya her ne kadar Ankara’da üniversiteyi bitirdiğim yıl ürkekçe başlamış olsam da edebiyatın içe dönük hakikatli yanına Belin’de yaklaştığımı biliyorum. Ankara’daki sosyal ortamımdan uzaklaşıp daha derin bir içsel yolculuğa çıkmış olmam, fiziksel ve duygusal kopuşlar, yeni okumalar, uzaktayken dönüp kendine ve geldiğin mahalleye bakabilmem bana sanırım neyi neden yazmak istediğimi öğretti. Tabii bunun ilk metinlerim için…
DEMET KURT GÜNGÖR Gılgamış’ın bir yılana kaptırdığı otu arıyorum. Kalbim/ Benim bir ormandı,/ İsimsiz, âsûde,/ Bir büyük orman. (Ahmet Haşim) Her yolculuk, bir düşle gerçekliğin kavşağında başlar. Düşü sürdüren kazanır. Ahmet Haşim’in şiirsel anlatımlarının esrikliğini henüz üzerimden atamamıştım sabah uyandığımda. Kimsesiz yolların güzelliğini menekşe dolu bir vadiye bakan bir evin perdesini aralar gibi betimliyordu kitabında. Bense bugün sessiz bir coşkuyla kendim olmaya yazgılıyım. Baharın ilk günlerindeyiz. “Aylı ve güneşli Ayaz Han’ımız, ormanlı, taşlı Al tayımız!” diye başlayan bir şaman duası dilimde, Yol Arkadaşım Doğa Yürüyüşü Grubu’yla Otacı köyü ve yaylalarına doğru yol alıyorum. Otacı, Ankara-Kızılcahamam’ın en büyük köylerinden biri. Eskiden…
salih aydemir sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; dönemlerine aittir… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; iddialı olduğu ölçüde de talihsiz ve nankördür… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; baş döndürücü dönüşümlerin çelişkilerle yüklü zamanların alemdarlığını yapar… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; bireyselliklerini ardarda dizerek bütün oluşturma çabasındadırlar… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; kuram mı eleştiri mi belli değildir… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; bilimsel dağarcığı pek de zengin olmayan… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; kuramın yeri belli olmamasına rağmen kuramlaştırılması… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; etik ve ideolojik normlara dayandırılamamış… sanat bildirisi taşıyan metinler vardır; kopuk sekanslar üslubu… sanat bildirisi taşıyan metinler…
Ali Özuyar 6 Nisan-29 Mayıs 1453 tarihleri arasında tam elli dört gün süren büyük muhasaranın sonucunda Doğu Roma tarih sahnesinden silinirken imparatorluğun merkezi olan İstanbul da Osmanlıların eline geçiyordu. Dünya tarihinin seyrini değiştiren bu tarihi olayın üzerinden 561 yıl geçti. İttihat ve Terakki’nin Türkçülük ideolojisi doğrultusunda 1910 yılında başlatmış olduğu kutlama törenleri ise gelenekselleşerek günümüze kadar sürdü. İstanbul’un fethi olayı, tarihi önemine binaen yerli ve yabancı birçok tarihçi için önemli bir araştırma ve tartışma konusu oldu. Özellikle de bu olaya tanıklık eden Kritovulos, Francis, Dukas ve Halkondilis gibi tarihçilerin kaleme aldıkları metinler, fethin gerçekleşmesindeki tarihi gerçekleri tartışmalı hale getirdi. Bu…
Yazar, şair ve felsefeci Oruç Aruoba, 72 yaşında yaşamını yitirdi.Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashō gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini Türkçeye çeviren Oruç Aruoba yazar, şair ve felsefeci olarak düşünce dünyasına sayısız eser kazandırdı. Aforizmalara dayalı felsefi metinleri başarılı bir şekilde kaleme almasının yanı sıra haiku şiirinin Tükiye’deki en başarılı temsilcilerinden biri olarak öne çıktı. Oruç Aruoba’nın Yaşamından Kesitler: 1948 yılında Karamürsel’de dünyaya geldi. TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisansını tamamladı. Yine Hacettepe Üniversitesi’nde çalışmalarına devam ederek felsefe bilim uzmanı oldu.…

