Yazar: admin

ANA

 Ayşegül Bayar Kaya’nın İlk Öykü Kitabı ‘Gece On İki Sancıları’ Öteki Yayınları’ndan Çıktı Deneme ve öyküleriyle çeşitli dergilerde gördüğümüz Ayşegül Bayar Kaya çağdaş öykücülüğümüzün yeni soluklarından birisi. Öyküleriyle, yakın çağa tanıklık eden öykü kişilerinin iç dünyasında yolculuk ederken, ülkemiz tarihinde karanlık bir dönemin toplum ve birey üzerindeki etkilerini anlatıyor. Kitabında okurunu gerçeklerle yüzleştiriyor ve rahatsız ediyor. “Şimdi uzaklarda bir yerlerde, arada yüzlerce, binlerce duvar bile olsa bir kemiğin kırılışını işitebiliyorum. Elektrik düğmelerine basıldığını, bir kapının kapandığını, bir sandalyenin devrildiğini, bir musluğun açıldığını, bir sabunun kayıp yere düştüğünü. Çığlıkları, küfürleri, her şeyi…” Oda/S.54 Tarkan Toka’nın yayına hazırladığı Gece On İki Sancıları…

Read More
ANA

Mavi Yeşil dergisi, 2020’nin yaz sıcağında okurlarıyla buluştu. Derginin, Temmuz-Ağustos 2020 tarihli 124.sayısı yine zengin bir içerikle okurun karşısına çıktı. Bu sayımızın iki öykücüsü Galib Kaan ve Hatice Tarkan Doğanay. 124. sayımızda zengin bir şair kadrosu oluştu. Hüseyin Alemdar, Özlem Tezcan Dertsiz, Serkan Bozdağ, Mustafa Ergin Kılıç, Melih Elhan, Muhammed Korkmaz, Volkan Hacıoğlu, Muhammet Yusuf Alptekin ve Rıdvan Yıldız, bu sayının şairleri. Dino Buzzati’nin 1940’ta yazdığı ve dünyanın okuduğu Tatar Çölü adlı roman sekseninci yılına ulaştı. Dergimizin, Tatar Çölü romanıyla ilgili mütevazı dosyasında Hitay Tuçaltan, Nilay Kanarya ve Ece Ertem, romanı değişik yönleriyle değerlendirdiler. İsmail Özalp, bugünlerin gündemini de sorgulayan…

Read More
ANA

Tulga Tolun Şatır: Şiddet, hunharca saldırı hiçbir düşünceyi, hiçbir milleti, mezhep ya da dini yok edememiştir. Her zaman daha güçlenerek doğar. Yanan insanları içine almış alevlere ” Cehennem ateşi,” diye bağıranlar aslı bu dünyada, hatta içlerinde olan cehennemden kurtulamadan öleceklerdir. Sonrasında nereye gittiklerine dairse hiçbir fikrim yok. Düşünceleri için Sivas’ta canını verenleri hüzünle anıyorum. Mustafa Ergin Kılıç: Ne kadar da sessizsiniz. Halen sessizsiniz. Bugün de çok sessiz kalacaksınız. Çıtınız çıkmayacak. Umursamayacaksınız. Kılınız kıpırdamayacak. Demek insan insanı yakınca kendi sessizliğinde böyle boğuluyor! Onca cana kıydınız, onca aileyi yıktınız, onca insanı çaresiz ve yalnız bıraktınız. Ne kadar da sessizsiniz. Çaylar dere olmuş, dereler…

Read More
ANA

Yaşanan pandemi sürecinin ardından başlayan yeni normal hayatla birlikte bütün sektörler, yeni düzenlemelere hazırlanıyor. Bunlardan biri de etkinlik ve eğlence sektörü. Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, yeni normaller kapsamında düzenleyecekleri festivaller hakkında bilgiler verdi. Sesli, “Yeni normallerimizle birlikte biz de gerçekleştireceğimiz festivallerde birtakım düzenlemeler yaptık. Gerek kendi tarafımızda gerek dünyadaki örneklerle gerek ESA Event Safety Association yeni regülasyonları ile Sağlık Bakanlığı ve Kültür Bakanlığının yönetmelikleri üzerinde itinayla çalıştık.” dedi. Nakit Para Kaldırılacak Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli’nin yeni dönemle ilgili aktardıkları şöyle: “Nakit para ve alışverişi festivallerimizden kaldırdık. Bu konuda geçen yıl festivallerimizde kullanmaya başladığımız DREAM ON isimli…

Read More
ANA

Şair Haydar Ergülen Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu meydana gelen ve 37 kişinin öldüğü olayların 27. yıldönümünde Aksisanat Portal’da görüşlerini paylaştı. Haydar Ergülen’in Sivas Katliamı’yla ilgili açıklaması şöyle: Madımak katliamının faillerinin yalnızca o gün o alanda, bağıran, çağıran, gaz tenekesi taşıyan, ateşe veren gerici ve faşist sürüsü olduğunu sanıyorsanız yanılırsınız. Yanılırız. Yandık, Daha çok yanarız. Hep yanarız. 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Oteli’nde 35 canı, Ortaçağ karanlığında değil hayır, 20. yüzyılın ortasında, güneşin alnında cayır cayır yakanlar evet cani, evet ticani, evet irtica yanlıları, ama yalnızlar mı, hayır! Asla yalnız olmadılar! Tarikatları, kolları, dernekleri, vakıfları,…

Read More
ANA

AYSUN ŞENOCAK DEMİRCAN – GÜVERCİNLİ YARAŞiir Aysun Şenocak Demircan’ın yeni kitabı Güvercinli Yara raflardaki yerini aldı. Mordo Yayıncılık tarafından yayımlanan kitapta şair gündelik yaşamın görünmeyen ayrıntılarına odaklanıyor. Akıcı şiir dili okura dingin bir şiir vaat ediyor. Yayın Tarihi: 2020-05 ISBN: Baskı Sayısı: 1. Baskı Dil: TÜRKÇE Sayfa Sayısı: 80 Cilt Tipi: Karton Kapak Boyut: 13.5 x 19.5 cm

Read More
ANA

Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâlKendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim, İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma; Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim. Tevfik Fikret Kimseden iyilik beklemem, kol kanat dilenmem Kimseden iyilik beklemem, kol kanat dilenmemKendi hava yuvarımda, kendi göklerimde kendim uçanım,Baş eğmek esaret tasmasından ağırdır boynuma;Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim. Tevfik FikretGünümüze Türkçeleştiren Nurduran Duman I expect no beneficence from anyone, I don’t beg for protection I expect no beneficence from anyone, I don’t beg for protectionI’m a bird myself in my own atmosphere, in my own sky,Bowing…

Read More
ANA

Sincan İstasyonu İki Aylık Edebiyat Dergisi. 108. Sayı. Temmuz / Ağustos – 2020 Bu sayının kapak fotoğrafı ve konuğu Ressam, Yazar ve Şair Salih MerCanoğlu… 108. sayının açılış sayfasında dergi hakkında bazı açıklama yazıları mevcut. Sayının ilk yazısı Aydın Afacan “Safir Ve Logos” Her sayıda olduğu gibi bu sayıda da “Edebiyatın Gülen Yüzü” isimli köşesinde Ümit Yıldırım; edebiyatçılardan derlediği komik anılarla okuyucuyu güldürmeye devam ediyor. Ardından sayının konuğu Salih MerCanoğlu ise “Şiir Nerededir” isimli samimi bir yazısıyla şiirin hayatındaki etkilerini dile getirmiş. Diğer yazı ise Koray Feyiz’in Salih MerCanoğlu hakkında yazdığı “Salih MerCanoğlu’nun Şiirinde Üç Konuşma Figürü” başlıklı inceleme yazısı.…

Read More
ANA

Frida deyince; bedenindeki acılarla başa çıkma yöntemi olarak yapmaya başladığı otoportreleriyle, çalkantılı aşkıyla ve kalın kaşlarıyla hafızalarımıza kazınan o başı çiçekli kadın değil de “93 Yazı” filmindeki kız çocuğu gelecek ilk olarak aklıma uzunca bir süre sanırım. Carla Simón’un otobiyografik hikayesinden yola çıkan ilk uzun metraj denemesi 2017 yapımı 93 Yazı’nı (Estiu,1993) izlemem 2020 yazının pandemi dönemine denk geldi. İçimize dönmeye çokça fırsat bulduğumuz bu süreçte, filmin başrolündeki küçük Frida ile özel bir bağ kurduğumu hissettim. Altı yaşlarında, babasını daha küçükken kaybetmiş ardından annesinin de ölümüyle doğup büyüdüğü yerden uzaklaştırılarak İspanya’da bir kasabaya, dayısı ve yengesinin evine yerleştirilen bir çocuğun,…

Read More
ANA

Romanın bir kurmaca metin olarak sadece uzun anlatı bağlamında ele alınmaması gerektiği ortada. Özellikle yazarın okurla metin aracılığıyla kurduğu bağ göz önünde tutulduğunda yazarın düşünsel evreni, derinliği, kurmacadaki anlatıcı ve kahramanın izinde ilerlediği yolculuk bir o kadar önemli ve değerli olabiliyor kuşkusuz. Bu noktada Göksu N. Çakır’ın metinleri öyküyle başlanmış bir yolculuğun roman kanalıyla hakkını vererek ilerleyen değerli metinler kuşkusuz. Kahramanın “kadın” olmanın zorluklarıyla baş ettiği, arkasına mitolojiyi, kültürel derinliği ve otobiyografik sayılabilecek bağlam ışığında tarihi aldığı iki romanı “Hayal Odası” ve “Dağın Ardı Akşehir” bir yandan okura “Umay Ana” mitosunu sezdirecek kadar mistik bir arka planla yürürken, “Hayal Odası”nda…

Read More
ANA

                                                                                               Kurt yüzü mübarektir.                                                                                                                  Dede Korkut “Eğer öykü tohumsa, biz onun toprağıyız. Eğer bir kurt öyküsü duyarsak, o andan itibaren bir süre bir kurt gibi dolaşıp durur ve dünyayı onun gibi görürüz. Gerçek hayatta da sadece öyküyü dinlemekle edindiğimiz bilgiyle hareket ederiz.” (Clarissa P. Estes) Düşlerim ve dinlediğim öyküler ardımdan gelen bir gölge. Bir anlığına dönüp baktığımda gölgemin beni bazen bir insan şeklinde, bazen de vahşi bir hayvan görünümünde takip ettiğini görürüm. Kurtlar gibi… Onlar her zaman sessizce takip ederler. Önce geri çekilir sonra birdenbire ortaya çıkarlar. Ormanda sizi gizlice izleyen bir çift gözdür. Yolculuk öncesi gördüğüm rüyada bir cam…

Read More
ANA

AVUNMA MEVSİMİ – CUMA DUYMAZ Şiir 2005 yılınca Arkadaş Zekai Özger Şiir Ödülü’nü alan Avunma Mevsimi, Cuma Duymaz’ın ilk kitabı. Betik Yayınları tarafından gerçekleştirilen kitabın ikinci baskısı 2019 Mayıs ayında raflardaki yerini aldı. Betik Yayınevi şiir dizisinden çıkan kitap çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlanmış şiirleri bünyesinde barındırıyor. Cuma Duymaz’ın edebiyat yaşamında önemli bir yeri olan Avunma Mevsimi, Betik Yayınları’nın sürdürdüğü görsel devamlılığı koruyan bir tasarımla hazırlanmış. Yayın Tarihi2019-05-01ISBN978-605-80770-2-7Baskı Sayısı2. BaskıDilTÜRKÇESayfa Sayısı64Cilt TipiKarton KapakKağıt CinsiKitap KağıdıBoyut13.5 x 19.5 cmKitabı temin etmek için lütfen tıklayınız…

Read More
ANA

Bülent Tüsen, Erkut Tokman’la Lupoc’u konuştu. 1.Lupoc’a gelene değin çıkartmış olduğun önceki dört şiir kitabı ile Lupoc arasında nasıl bir ilişki vardır? Var mıdır? Lupoc benim için bir kırılma kitabı olsa da, diğer kitaplarımla kıyaslandığında onlardaki bazı öğelerin bu kitaba kadar işlediği görülecektir. Bazen de Lupoc’daki bazı öğeler diğer kitaplarımda baskın olmasa da bir ipucu olarak yer almıştır. Örneğin şiirde toplumsal duyarlılık ve eleştirel üslup diğer kitaplarımda farklı eksenler çevresinde şekillendiği gibi bu kitapta da farklı bir sorunsal etrafında şekillenmektedir: “Dil”. İlk kitabım “Giden ve Kalan”dan itibaren bu duyarlılık ve üslup gittikçe artarak devam etmektedir. Özellikle yapılan bir seçim olmamakla…

Read More
ANA

Hediye Selda YILMAZ Diyarbakır; Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biridir. Bir zamanlar Ermenilerin, Süryanilerin, Yahudilerin, Kürtlerin, Türkmenlerin, Arapların, Rumların, Ezidilerin hep birlikte yaşadığı Diyarbakır’dan söz ediyorum. Şehir M.Ö.3000’lü yıllarda Asurlularca kurulmuş, o günden beri Mezopotamya’nın bütün kültürlerini içinde barındırmış önemli bir yerleşimdir. Diyarbakır tarih boyunca; İskitler, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler, Emeviler, Artuklular, Mervani Kürtleri, Abbasiler, İlhanlılar, Akkoyunlular, Karakoyunlular, Selçuklular ve Osmanlı egemenliği altına girmiştir. Şehirde her uygarlıktan birçok kültürel izler bulunur. Şehir tarih boyunca Amida, Amid, Amed, Kara-Amid, Diyar-Bekr, Diyarbekir ve en son Diyarbakır adları ile anılmıştır. İpek yolunun “yolgeçen hanına” dönmüş bu şehir; birçok mimari ve sanatsal zenginliğin yanı sıra…

Read More
ANA

E.Y: Sizi şiirlerinizden, öykülerinizden, yazınsal çalışmalarınızdan tanıyoruz. Söyleşimizin okurlarına, sizi biraz daha yakından tanımaları için kendinizden kısaca söz eder misiniz sevgili Yaser Bereketoğlu. Y.B: Merhaba sevgili Edip. Öncelikle bu söyleşi gerekçesiyle bir araya gelip keyifli anlar geçireceğimiz için kendimi iyi hissettiğimi belirtmek isterim.    Kadim kentimiz Antakya/Defne’nin Dursunlu Mahallesindenim. İskenderun doğumluyum. Çocukluğum İskenderun’da geçti. Antakya Lisesi’nde okudum ve İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünden mezun oldum. Bir esnaf çocuğu olarak hayatın birçok alanıyla haşır neşir oldum. Daha sonra bitirdiğim okulun gereği olarak Türkçe Öğretmenliği yaptım. Yakın bir zamanda emekli oldum. Arapça biliyorum. Evli ve iki çocuk babasıyım. Şiir ve…

Read More
ANA

Editör: Göksu N. ÇAKIR KİTAPLAR Önereceğim ilk kitap, Knulp. Yazarı, Hermann Hesse. Hesse bu kitabı 1908-1915 yılları arasında yazmış. Yaşadığı çağa ayak uyduramayan modern insanın bunalımlarını yersiz yurtsuz ve huzursuz bir gezgin olan ”Knulp”un arayışları üzerinden anlatmış. Kitabın sonunda Knulp hiçbir yere, biz de Knulp’a varıyoruz. Dili eşsiz ve kahramanı Knulp olan üç öykü de insani ve edebi inceliklerle bezeli. İkinci önerim, Amerikana. Roman, görece genç bir yazar olan Chimamanda Ngozi Adichie tarafından yazılmış. Üniversiteye gitmek için Amerika Birleşik Devletleri’ne göç eden Nijeryalı genç bir kadının, Ifemelu’nun ‘büyüme’ hikâyesi anlatılıyor. Yazarın ırkçılık üzerine kafa yorduğu romanın kurgusu Afrika, Avrupa ve…

Read More
ANA

Hilmi HAŞAL 0- Şairin geçmişi vardır, şiirin geleceği… Başı-ortası-sonu, o kadar! 1- Harfler, heceler madeninde, düşler ve düşüşler işçisidir yaratıcı birey! Şair, öykücü, yazar… Öncülerinin / öncüllerinin izini sürer. Sürmelidir, zira gelenek ağının bir parçası olacağına inandığı “yeni ve büyük” yapıtını arayış yolu, ömrün(ün) son noktasına kadar gider. Eserinin söyledikleri / çizdikleri, yansıttıkları özgün olmalıdır! Alıntılar hariç, noktalama işaretlerini kullanmak da, kullanmamak da, bir tür tavırdır; biçim kurmak, yani ilke edinmek bağlamında… Kişisel tutumdur. Yaratıcı bireyin hakkı da denebilir buna! 2- Anlatıcı bir başkişi sezilmiyor olsa da, anlattığı dert, her kişiye uyarlanabilir. Eski deyişle her kişiye “teşbih” edilebilir. Her bireyde…

Read More
ANA

Editör: Gülçin Sahilli … Sensizsem bir istasyonda gezinirimVagonlar bekar odaları gibi sürüklenirİzin ver kalayım üç numara tıraşımlaDüşlerim rengarenk olmayabilirBil ki hâlâ reşit değilim acılaraAkşamı geciktiren oyunlar bul banaGitme baba Dilersen bir kenti birlikte yürüyelimDerbeder gençliğimizle çıkalım yolaKuyruğunu uzun tut uçurtmalarınKaranfil zamanı ilişsin yakamızaGünleri çocuk sesleriyle bezeyelimDuruşun yakışmıyor bayram sabahınaGitme baba (Ahmet Günbaş’ın Gitme Baba şiirinden) … Babalar zili bastıra bastıra çalarKoptu kopacak bir damarı zor tutar kalbindeDerelerin santrale esir olması gibidir akşamlarGürül gürül rüyaya dökülür esareti Taşınır bellek nasıl taşısın o yükü?Babaların gigıbaytı çocuktaki atoma eşitAşağıdan çalar zili bir elParmak izi silinmez ömür boyuHayat yamuk yumuk şekillenirPhotoshop çare etmez o…

Read More