Fatma ERYILMAZ Ve perde! Perdenin arkasında dev bir külliyatla Haldun Taner bekliyor. Taner, eser sayısının diğer türlere baskınlığından dolayı daha çok tiyatro yazarı olarak tanınsa da hikâyeciliği de ağdırmaz. İlk hikâyesi “Töhmet” Yedigün dergisinde yayımlandığında Sedat Simavi’nin dikkatini çeker ve Simavi, ona hikâye yazmaya devam etmesi gerektiğini salık verir. Edebiyat dünyasında ilk yazdığınız hikâyeye telif ödenmesi de sık rastlanan bir durum değildir. Haldun Taner, böyle bir motivasyonla başlar öykücülüğe. İbrahim Haldun Taner… Dedesi, Kurmay Albay İbrahim Muhiddin Bey. Babası, son Osmanlı meclisinde milletvekilliği yapmış, ilk devletler hukuku profesörümüz, hukuk fakültesi dekanı, Lozan’ın maddelerini hazırlayan ekipte yer almış, Fatih Mitingi’nde hararetle…
Yazar: admin
Derya AKAR BALCI Cumhuriyet yönetiminin 1923 yılında kurulmasıyla birlikte yazın hayatımızın düşünsel ortamı da değişmiş, biçim ve içerik bakımından gelişmeler göstermiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında toplumcu-gerçekçi bir anlayışla kaleme alınan öykülerde Kurtuluş Savaşı’nın da etkisiyle Anadolu insanına ve Anadolu insanının sorunlarına çözüm bulma konu edilmiştir. Bu dönemde ayrıca toplumun geçirdiği siyasal, toplumsal, kültürel değişiklikler ve bu değişimlerin birey ve toplum üzerindeki etkileri, yabancılaşma, aydınların bunalımı, kentleşme olgusunun yarattığı sorunlar, yurt dışına giden işçiler gibi geniş bir konu yelpazesi vardır. 1940-1960 arası dönemde yazarlarımız genel olarak gözleme dayalı gerçekliği anlatmaya devam ettirmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’nın dünyada ve toplumumuzda yarattığı yıkımın etkileri ve…
Hasret BALABAN Haldun TANER, üst düzey bir ailede yetişip halkın arasına inmeyi başarmış, mahalle aralarında elleri cebinde gezerek gördüğü her beşerin kaderinden bir parça alıp yeniden bir sokak oluşturan münşiler gibi yaşamış bir sanatçı. Okuyucusunu, o sokaktaki evlere misafir ederek sanatını yapmayı yeğlemiş dolu bir yazar. “Her şerde bir hayır vardır.” hesabı, hastalandığı yıllarda kendini yazılarına vermesi, bugün bizim doyum sağlamamıza vesile oluyor. İyi ki “güzel bir avuntu” olabileceğini düşünmüş ve yazmaya başlamış. Elinde fener, arkasında okuyucusu, bir rehber edasıyla; “Bakın. Dünya, her çeşit meyve ağacının yetişebildiği bir tarla gibi verimli; gözünüzü alamayacağınız güzellikteki yüksük otu…
Sibel TURGA METİN Hayatı anlamlandırmak için yol arkadaşı olabilecek yazarlarımızın en önde gelenlerinden biri şüphesiz Haldun Taner. Rasyonel ve sorgulayıcı tarafıyla okuru mest ediyor. Kırıp dökmeden hiciv yapabilmesi ise oldukça etkileyici. Haldun Taner, 1967’de “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” ve “On İkiye Bir Var” kitaplarında yer alan on üç öyküyü Konçinalar adıyla Varlık Yayınları’ndan çıkararak edebiyatımızdaki yerini güçlü bir şekilde anımsatmıştır. Yapı Kredi Yayınları’ndan 2017 yılında basılan “Konçinalar-Seçme Öyküler 50.yıl özel baskısında on üç öykü yer alıyor. On İkiye Bir Var Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu Kantar Kâtibi Ali Rıza Efendi Konçinalar İznikli Leylek Bayanlar 00 Arttırma Eczanenin Akşam Müşterileri Ayak Sahib-i Seyf…
Hilal Varol Yeni bir yazarla tanışınca siz de heyecanlanıyor musunuz benim gibi? Yıllardır geçmedi bu heyecanım. Bazen hayal kırıklığı da olsa her yeni kalem merak uyandırıyor bende. Kuzeydoğu Kansas’ta ormanın derinliklerine yerleştirilmiş küçük bir kütük kulübede doğup büyüyen Sarah Penner, artık tam zamanlı bir yazar olduğunu söylüyor biz okurlara. Sıradaki romanları nasıl olacak, diye merak etmeden edemiyor insan bu bilgiyi öğrenince. Adından yola çıkarak, romanın sürükleyici olduğu beklentisi oluşsa da bende, ilk yüz sayfadan sonra pek de sürükleyici bir roman olmadığını fark ettim elimdeki kitabın. Ancak, okurken bu romandan iyi bir film olur diye düşündüğüm sırada zaten hali hazırda bir…
Eskişehir’de edebiyat etkinlikleri yeniden başlıyor… Burçin Laçin Altay ve Gülşah Demirci’nin hazırladığı “Şiir Yolculuğu” etkinlikleri devam ediyor. İkilinin şiirleriyle şairleri andıkları serüvenin yeni sezondaki ilk durağı Ahmed Arif olacak.Yoğun ilgi çeken etkinliğin bu bölümünde de hayatı, edebi kişiliği, şiirleri ile Ahmed Arif anılacak. Bağlamasıyla Emrah Erkmen de bu yolculuğa eşlik edecek. Etkinlik biletleri aşağıdaki linkten temin edilebilir. https://biletinial.com/tr-tr/tiyatro/siir-yolculugu-ahmed-arif-duragi?fbclid=PAAaZrqTrQcQXoMix1X6CtzuaG4vp45FIFVKeZJJiCA0iHfkMyDjXbABAEnVk
Ahmet Zeki Yeşil Yazar-Şair Mustafa Fırat’ın üçüncü romanı “Üç Uzun Gün” okurlarıyla buluştu. Anılan roman, yine bir Osmanlı polisiyesi. Mustafa Fırat’ın önceki polisiye kitabı “Dersaadet’te Sabah Cesetleri”nin kahramanı Ali Canib, burada yeni bir serüvenle karşımıza çıkıyor. Zaman, İstanbul’un işgal yılları. Halkın yorgun ve umutsuz olduğu günler… Bundan yararlanmaya çalışan çeteler cirit atmakta… “Üç Uzun Gün” kendi hikayesinin yanı sıra, işgal yıllarında neler olup bittiğini anlatıyor bize. Olaylar bir film şeridi gibi gözümüzün önünden akarken fonda, İstanbul’un işgalini kutlamaya hazırlanan azınlıklar ve onlarla işbirliği yapanlar; bu arada ülkesinin kurtuluşu için çırpınan aydınlar yer alıyor. Tarihi olayların sarkacında maceradan maceraya koşan Ali…
VII. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali 5-8 Ekim 2023 tarihinde Kartal Belediyesi ve UNESCO’ya bağlı organizasyonlar olan Dünya Şiir Festivali (WFP), Dünya Şiir Hareketi (WPM) desteğiyle gerçekleşti. Her yaştan dinleyicinin katıldığı festival büyük ilgi gördü. FeminİSTANBUL Tanıtım Toplantısı Kartal’da Kahvaltı Eşliğinde Yapıldı VII. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali’nin tanıtım toplantısı, Kartal’da yapıldı. Kartal Belediyesi Başkanı Gökhan Yüksel, Kartal Belediye Başkan yardımcısı Adem Uçar, Kültür İşleri Müdürü Umut Veli Develi, Basın İşleri Müdürü Hüseyin Güler, Festival Direktörü Op. Dr. Hilal Karahan, organizasyon komitesinden Dilruba Nuray Erenler ile yurt dışı ve yurt içinden gelen şairlerin katıldığı tanıtım toplantısı Mehmet Ali Büklü Parkı’ndaki…
İtalya’da Felsefî Sanatlar ve Bilimler Akademisi’nin Uluslararası Seneca Şiir Ödülünü kazanan Tarık Günersel tören için eşi Füsun ve kardeşi Şen Günersel ile Bari’ye gitti. Ödül Töreni 14 Ekim akşamı 12. yüzyılda yapılmış bir kale olan Castello Normanno-Svevo’da düzenlendi. Ödülü Seneca Ödülü Başkanı Dr Massimo Massa’dan alan Günersel yazdığı Neron ile Agrippina oyununda kardeşi Şen’in Octavia (1994) kendisinin ise Seneca (2006) rolünde oynadığını belirtti. Çocukken annesinin götürdüğü İtalyan operası Palyaçolar’dan etkilenişini anlattı. Gramsci çevirisi ile eşi Füsun Günersel’in Pirandello çevirisine değindikten sonra şöyle dedi: “Bilim, felsefe ve güzel sanatlar önemli ise, Atatürk önemlidir. Taliban Afganistanı ile modern Türkiye arasındaki temel fark Atatürk’tür. Bu ödülü laik…
VBKY “Sosyolojiyi Kurmak: Montesquieu, Tocqueville, Comte, Durkheim”ı yayımladı. Fransız düşünürlerin gözünden sosyolojinin tarihsel yolculuğuna bakış… VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY) “Sosyolojiyi Kurmak: Montesquieu, Tocqueville, Comte, Durkheim” isimli kitabı okurla buluşturuyor. Kitapta, sosyolojinin kuruluş evresine damgasını vuran dört Fransız düşünür Montesquieu, Tocqueville, Comte ve Durkheim’ın toplumsal çözümlemelere yönelik düşünüş biçimleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar inceleniyor. VBKY’nin İnsan ve Toplum kitaplığı “Sosyolojiyi Kurmak: Montesquieu, Tocqueville, Comte, Durkheim” eseri ile genişliyor. Fransız sosyolojisi ve tarihsel sosyoloji alanında uzmanlaşan akademisyen Enes Kabakcı’nın yazdığı kitap, “bir Fransız bilimi” olarak on dokuzuncu yüzyılda ortaya çıkan sosyolojinin erken dönem tarihini Fransız düşünürler Montesquieu, Tocqueville, Comte ve Durkheim’ın gözünden inceliyor.…
Gülten Doğruyol İncesu, Ardahan / Hanak doğumlu. İstanbul’da yaşıyor. Eğitim emekçisi. Cem Ulaş adlı bir oğlu var. Öğrencilik yıllarında yazmaya başladı. İlk şiiri 1986 yılında yayımlandı. Şiirleri, deneme ve öyküleri edebiyat, sanat dergilerinde, seçkilerde ve yerel gazetelerde yayımlandı. Şiir, deneme ve öyküleri yurt dışında da dergilerde yayımlandı ve birçok seçkilerde yer aldı. Yazmaya devam ediyor. Kitapları: Şiir : Ilgıt (2008), Yürek Kuyusu (2012), Merhaba Mavi (2014), Seslendim Uyuyordu Dünya (2022) Öykü : Mendil (2018) Derleme : Niye Özgürlük (2022)
Oktay Esgin Psikolojik gerilim kitaplarının filminin çekilmesi belki biraz riskli olabilir, çünkü okurun hayal ettiği ile yönetmenin hayal ettiği bambaşka olabilir. Ancak okuduktan ve filmini de izledikten sonra Roland Topor’un bir başyapıt olan romanı ‘Kiracı’ (1964) (Orijinal adı:Le Locataire chimérique) ve aynı adlı ‘The Tenant/Le locataire/Kiracı’ filminin mükemmel şekilde benzer anlatımları içerdiğini görüyoruz. Roman Polanski kitaptan ancak on yıl sonra 1976’dakitabı sanki kendisi yazmış gibi mükemmel bir filmle taçlandırıyor. Filmin aynı zamanda başrol oyuncusu olan Roman Polanski’nin oyunculuk performansının ve ünlü yönetmenin kitabı nasıl uyarladığının görülmesi için filmi izlemeyenlere özellikle tavsiye ederim. Filmdeki buhran dolu apartman atmosferinin, sekansların kitapla neredeyse…
Hilal Varol Sezgin Kaymaz; yine, sanki tüm hayvan, haşerat ve illa ki insanların gözlerinin ta içine daha dikkatle bakmamız için yazdığı romanıyla bizlerle. Bu giriş cümlemin sebebi; tam on üç sene önce tanışma fırsatı bulduğum, benim için ilk kitabı olan “Lucky” dir. O günden beri bambaşka bakarım gözü olan her şeyin gözünün içine hiç pişmanlık duymadan, daha önce hiç farkında olmadığım bir hissiyatla. Bizim “Melek” olarak isimlendirdiğimiz varlıklar, Sezgin Kaymaz’ın kalemiyle “Düz Dünyacılar” olarak çıkıyor karşımıza bu romanında. “Sesi sese benzemiyordu, şarkıya, şiire benziyordu, ömrün yettikçe dinlersin, o kadar güzel.” derken, roman boyunca her söyledikleri kulağımızda hoş…
Yonca YAŞAR Bahar geldi gelmesine, dağ tepe renklere büründü bürünmesine de, aldığım nefesi bırakmak, yutkunmak hiç bu kadar zor olmamıştı Hocam! Hele sesler.! Yaprak hışırtısı, kuş cıvıltısı, su sesi değil… Yedi kat aşağısına indim de yeryüzünün yine duydum sesleri. İnsanıyla birlikteyken taşı, yolu, ağacı, ezgisi konuşur bir şehrin bilirim bilirim de perdesinin, duvarının dili olduğunu sokaklar susunca öğrendim. -Eve gelirken bir şey lazım mı? /-Geliyorum, aşkım!!! /-Bebek eşyaları hazır! Yarın, büyük gün…! /-Önünde çok uzun yıllar var, evladım! Korna sesleri, tıklım tıklım duraklar… Simit satıcıları, ayakkabı boyacıları. Su birikintisinin başındaki ürkek serçe… Bankta oturan yaşlı nine, onu izleyen dilenci… Homurtuyla…
Dosya: “Cumhuriyet 100 Yaşında!” – Alphan Akgül, Funda Şenol, Koray Tütüncü, Korkmaz Alemdar, Birsen Karaca Yazı: Opera Sanatı: İrem Kırgız Aray ile Söyleşi (Fatma Berber) – Türkiye’de Kadınların “Kısmi Kurtuluş”unu Ziya Gökalp’ın “Ev Kadını” (1918) Şiiri Üzerinden Düşünmek (Fatma Fulya Tepe – Per Bauhn) – Hilmi Yavuz Şiirinin Genel İzlekleri (Arife Kalender) – Melodram Sinemamızın Özel Bir Portresi: Yıldırım Önal (Zekeriya Şimşek) – Marguerite Duras’da Iskarta Beyaz Hayatlar (Nil Sakman) – “Yaşamı ve Yapıtlarıyla Habip Aydoğdu” Sergisi (Mine Bican) – Türkçe Günlükleri (Feyza Hepçilingirler) – Cumhuriyet’in Kıyısına Yaklaşanlar (Murat Batmankaya) – Travma Edebiyatı Nasıl Yapılır: “Mezarından Yazmak” (Evren Kuçlu) –…
UNESCO’ya bağlı Uluslararası Şiir Organizasyonları içinde yer alan, “FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali” bu yıl yedinci kez, 5-8 Ekim 2023’te, Kartal Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenecek. “Cumhuriyetin İlk Yüzyılında Kadın ve Şiir” manifestosuyla yola çıkan FeminİSTANBUL, kadınlığın sorunlarına dair evrensel bir fikir, sanat ve diyalog platformu olma hedefini sürdürüyor. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali, 5-8 Ekim tarihleri arasında yedinci kez düzenlenecek. Ana temasını kadın, kadın sorunları, kadının her türlü halini içeren durumlar olarak tanımlayan koordinatörler, festivali cinsiyetçi ya da salt feminist bir festival olmamakla birlikte Türkiye’de bir ilk olarak tanımlıyorlar. Kadın temalı şiirleriyle, kadın, erkek, LGBTİ+ her dilden, cinsten, dinden, ırktan ve milletten şair bu…
Zeytin Akademi Edebiyat Çalışma Grubu yeni çalışmasını tamamladı. Modern Türk Öykücülüğünün en önemli yazarlarından biri olan Halikarnas Balıkçısı için hazırlanan çalışma, Derya Akar Balcı editörlüğünde hazırlandı ve aksisanat portal tarafından yayımlandı. Dosyada şu çalışmalar yer alıyor. HALİKARNAS BALIKÇISI- MERHABA AKDENİZ | Hasret Balaban EGE’DEN DENİZE BIRAKILMIŞ BİR ÇİÇEK | Derya Akar Balcı DENİZİN EN SEVDALISI HALİKARNAS BALIKÇISI’NA GÜLEN ADA | Burçin Laçin Altay BÜYÜK YANGINLARI DERİN SULAR SÖNDÜRÜR | Fatma Eryılmaz HALİKARNAS BALIKÇISI’NIN İZİNDE YAŞASIN DENİZ | Sibel Turga Metin EGE’NİN DİBİ – HALİKARNAS BALIKÇISI | Hasret Balaban EGE’YE BIRAKILMIŞ BİR SEVDA ÇİÇEĞİ: ATEŞ FATMA | Derya Akar Balcı ÇİÇEKLERİN…
Hasret BALABAN Tûtî kuşuna… Doğduğumdan beri denizle ilgili duyduğum sözler aklımın bir köşesinde yaşıyor, ara ara karanlıkları yırtan çakımlar gibi kendini gösterip geri çekiliyor. Bunlardan en çok iz bırakanı, “Deniz, insanın derdini alır.” sözüdür. Ancak Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın “Merhaba Akdeniz” adlı eserini okuyunca denizle ilgili çok az şey bildiğim gerçeği gelip karşıma oturdu. Hikâyeleri okudukça betimlenen mekânlarda geziniyor insan. Halikarnas Balıkçısı, sanatını öyle berrak aktarıyor ki kelimeden kelimeye, cümleden cümleye geçerken, sudan çıkıp nefes alarak tekrar suya daldığınızı hissediyorsunuz. Diyorsunuz ki “Keşke Akdeniz’in herhangi bir kıyısında doğsaydım, denizle ana-evlat gibi büyüseydim. O zaman hemcinslerimden kaçacak sığınağım…

