Sanat Perisi bu hafta da şiir sularındaydı. Haftanın şair ve oyuncu konuğu Taner Cindoruk idi. Şairle şiirden, tiyatroya ve sanat disiplinlerine dair içten bir sohbet programın dakikalarına kaydedildi. Şairin kendi kitaplarından ve başka şairlerden şiirleri seslendirdiği, şiirlerin anlamsal içeriklerine dair ipuçları verdiği programda sonranın şairlerine gerçek dizelere giden yolun haritasıyla ilgili birkaç ipucu da verildi. Şairin gelecek çalışmaları ve sahneleyeceği yeni oyunlar üzerinde de duruldu.
Yazar: admin
9 Ağustos 2021 tarihinde kaybettiğimiz şair Dedocan Luvi ölümünün 1. yıl dönümünde anılıyor. “Şiirler İle Anadolu” adıyla hazırlanan etkinlik 10 Ağustos tarihinde Kültürpark Gül Bahçesinde gerçekleşecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Art desteğiyle gerçekleşecek olan etkinliğin sunumunu Hasan Kocamanoğlu yapacak. Şair ve Müzisyenlerin sahne alacağı ve konuklarını ücretsiz ağırlayacak olan etkinlik saat 20.00’da kapılarını açacak.
Sanat Perisi’nin bu haftaki konuğu sevilen tiyatro ve televizyon oyuncusu Berna Laçin oldu. Sanatçının samimi sohbeti ve sıcak tavırları ile renk kattığı programda kendisinin geçmiş ve gelecek tiyatro çalışmaları üzerine konuşuldu. Beklemediği bir anda önünde tesadüfi bir şekilde açılan sahne ve sahnenin anıları paylaşıldı. Ülkede tiyatronun ve sahne sanatlarının gelişimi, eksikleri, yapılması ve yapılmaması gerekenler üzerinde duruldu. Berna Laçin geleceğin azimli tiyatrocuları için minik öneriler verdi ve tiyatronun vazgeçilmezliğinin sebeplerini araladı. Tiyatro ve oyunculuk üzerine dolu dolu geçen sohbette bugünü ve yarını aydınlatacak pek çok sanat bilgisi verildi.
Dosya: “Aktivizm” – Emre Sünter, Itır Erhat, Sema Semih, Pınar Derin Gençer, Fatma Berber Şairin Hikâyesi: “Unutulmuş bir hikâyesiyle Celal Sılay” – Erol Gökşen Yazı: Sanat Nasıl Anlatılır: İpek Duben ile Söyleşi (Mine Bican) – Edebiyatımızın Ekoeleştiri Öncüsü Yaşar Kemal ve Psikomitoloji (Buket Uzuner) – Sinema ve Edebiyat: Ertem Göreç ile Söyleşi (Burak Süme) – Çoksesli Şiirin Orkestra Şefi: Lâle Müldür (Elçin Sevgi Suçin) – Hiç Korkulur mu Hitchcock’tan (Deniz Özbeyli) – Vardılar… Hep Varlar (Gültekin Emre) – Güvercinler ve Tarzan (Vecdi Çıracıoğlu) – Yazı: Bir Arzu Konstrüksiyonu (Aylin Antmen) – Çağdaş Sanat: Can Aytekin ile Söyleşi (Hıdır Eligüzel) –…
Gönül Ocak ……………………………………………………… Sevdiğim yaz geldi yine Karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne Barbunla lüferle marulla zeytinle Uzaklarda kaldı nisanları basan sis, bun, yağmur Karadeniz’de bir mavi, çocuklar sevinsin diye Şairler sevinsin diye sevdiğim, yaz geldi yine Gülten Akın/Yaz İlkbaharın gelmesiyle uyanan, renklenen doğa, yazla birlikte tüm cömertliğiyle önümüze serilir. Bol güneş, bol aydınlık ve sokağa, kıyılara taşan insanlar. Bol meyve sebzeler, kabuklanan cevizler, bademler. Her şeyin bereketlendiği, insanların birbirine daha çok dokunabildiği, yanyanalığın daha çok yaşandığı, çeşitli sanatsal etkinliklerin, festivallerin, şenliklerin yapıldığı, insan ruhuna iyi gelen mevsimdir yaz. Yani, genelde böyledir ama bazen de o bol ışıklı, aydınlık mevsim, bir…
Önder Çolakoğlu: Metinlerarasılık… Çok moda( modası hiç geçmeyecek!) çok sık duyduğumuz bir kavram. Julia Kristeva “Metinlerarasılık’’ sonsuz bir süreçtir ve her metin bir alıntılar mozaiği gibi oluşur.”der. Modern ve hatta postmodern şiirin poetikasında metinlerarasılık; önceden yazılan şiirlerle, yeniden kurulacak olan ilişkiyi, geleneği dönüştürmeyi ve geleneğin yeniden üretilmesini öngörüyor. Tam da burada Harold Bloom ise, “Gelenek sadece nesilden nesle bir geçiş ya da yumuşak bir aktarım süreci değildir; aynı zamanda geçmişteki deha ile şimdiki yönelimler arasında bir çatışmadır.”diyor. Ama bu çoğu kez yeni yazılan şiirin ses, müzik, yapı ve biçimsel açıdan daha önceki herhangi bir şiiri anımsatma- hissettirmesinin son zamanlarda arttığını…
Sahilli: “Şiir Yaşamın Kendisidir” Edebiyat öğretmeni, yazar-şair Gülçin Sahilli, ile edebiyat, şiir ve sanat hakkında konuştuk. Sahilli, “Dünyayı dize kurulumları ile görebilen her faninin kendini şair görme yetkisi vardır. Ama diğer süre birimlerinin onu şairdir ya da şair değildir diye tanımlama yetkisi asla olamaz. Keşke edebiyat aleminin içinde kıvrımlanan tükenir ve tükenmez kalemler dillerinin püskürttüğü sözcük biçimlerinin haddinde kalsalar. Çamur rengi edebiyata karıştırılmamalı” diyor. Edebiyat öğretmeni, yazar-şair Gülçin Sahilli ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi ise şöyle: Tuğçe Yerdelen: Şiir denilince, çoğu insanın aklına ilkokul sıralarında ezberletilen şiirler geliyor. Sizce şiir nedir? Gülçin Sahilli: Sanırım bu sorunun sorulmadığı şair yoktur. Bunun cevabı çok…
Mavi Yeşil dergisi, 136. sayısıyla okurlarının karşısına çıktı. Temmuz – Ağustos 2022 tarihli 136. sayımızda mütevazı bir dosyamız var. Yakup Kadri’nin, 1922’de yayımlanan “Kiralık Konak” romanına yüzüncü yılı için açtığımız dosyada; Canan Sevinç, Maksut Yiğitbaş, Mehmet Tekin, Nurullah Ulutaş, Oktay Yivli, Tuğba Çelik ve Yakup Öztürk, kısa yazılarıyla yer aldı. Fatma Aras, Emrehan Parlak, Abdullah Ezik, İbrahim Ekrem Keleşoğlu, Aydın Batur ve Muhammed Hikmet, bu sayımızın şairleri. 136. sayıda üç öykücümüz var: Halil Yörükoğlu, Sıla Özgen ve Şaidin Büyükbayram. Esra Ünal Sağlık’ın, bir ‘mektup’ yazdığı bu sayıda, Arzu Özdemir ise “küçürek öykü” konusuna değindi. Elif Baş, bu kez bir film…
Öykücü, gazeteci, yazar Necati Güngör, bir süredir sosyal medyada işlenen bir konuya dikkat çekerek, büyük bir değerbilmezlikle karşı karşıya olduğumuzu söyledi. Güngör, “Ünü kitaplara, ansiklopedi ciltlerine sığmayan Reşad Ekrem Koçu’nun mezarı nerede?” diye sordu. Güngör sözlerini şöyle sürdürdü:“Reşad Ekrem Koçu, Erenköy’de Sahrayıcedit Mezarlığında toprağa verilmişti. Çok değil, aradan yarım yüzyıl bile geçmedi henüz! Bugün o değerli insanın mezarı yoktur! Bırakın ona bir anıt mezarının yaptırılmasını, bir avuçluk İstanbul toprağını, bir selvinin gölgesini bile çok görmüşler! Olası ki, sahipsiz diye, toprağını başkalarına satmış, mezar tacirleri! Üstadın hayranları, okurları, onun değerini bilen bir avuç insan, adeta içi yanarak mezarını arıyor! Bu kentin…
Genel Yayın Yönetmenliğini Mesut Şenol’un yaptığı iki aylık edebiyat seçkisi PAPİRÜS Temmuz-Ağustos 2022 sayısında, yakın zamanda aramızdan ayrılan iki değerli şair Sina Akyol ve Salih Bolat’ı kapağına taşıdı. “Dizeleriyle Yaşayacaklar…” başlığıyla çıkan 38. sayı için Şenol, “Sevgili Haydar Ergülen’in, Bircan Çelik’in, Duran Aydın’ın duygusal ve görgül anlatımlarının, Mustafa Emre’nin Salih Bolat için yazdığı şiirinin, Sina Akyol’un Uluslararası Ordu Edebiyat Festivali seçkisinde yer alan şiirinin İngilizceye yaptığım çevirisiyle birlikte yer aldığı özel dosyamızı saklayacağınızdan eminim” dedi. PAPİRÜS 38, doyurucu ve uyandırıcı bir özümseme yolculuğuna çıkarıyor okurunu. Peki bu sayıda, özel dosyanın dışında kimler var? Şiirleriyle Ferhat Özen, Kamber Değirmenci, Maurıce Rollınat…
Hayal Dergisi’nin 82 sayısı okurla buluştu. Derginin basın duyurusu şöyle: Merhaba sevgili okuyucu…Ardımızda bıraktığımız baharın coşkusu ve yaz mevsimin getirdiği neşeyle yeni sayımızı hazırlamaya çalıştık. 82. sayımızda dosya konusu olarak; Mavi Hareketi ile birlikte şiirimizde ses getiren, şair, oyun yazarı, çevirmen veoyuncu kimlikleriyle de tanınan Yılmaz Gruda’yı ve edebiyatımıza katkılarını irdeledik.Bu sayımızda da hayallerimize ortak olan ve katkı sağlayan tüm yazar ve şairlerimize sevgilerimizi gönderiyoruz.Haber alma hürriyetinin kısıtlanmadığı, özgür eğitim hakkına sahip, ücretsiz sağlık hizmetinin toplumun yararlandığı,toplumsal ayrışmadan uzak, sevgi ve barış içinde bu coğrafyayı paylaşmanın umuduna tutunarak, Hayal kurmaya vedirenmeye devam edeceğiz. İçindekiler: Veysel Çolak – ŞiirGültekin Emre -…
Arda Cevahir “Şiirin birimi sözcüklerdir. Şair sözcüklere dayanarak yazar.” Mayıs 1979 tarihli Yusufçuk dergisinde yayımlanan “Şiirin Birimi Sözcüklerdir” başlıklı yazısında böyle söylüyordu Cemal Süreya. Besbelli ki, Sartre’ın Edebiyat Nedir’deki şiir ve düzyazı ayrımından pek etkilenmiştir yazmayı düşünürken. Daha doğrusu, kendi düşünce prizmasından geçirerek Sartre’dan aşırdığı malzemeyle güzel bir salata fikrinin ışığı Edebiyat Nedir’le zihninde parlamıştır. Sartre, bu ayrımı şöyle belirtir: “Yazar ise tersine, imlemlerle (içerilmiş anlam) uğraşır. Ama burada da ayrım yapmak gerekir: İmlerin egemen olduğu yer düzyazıdır; şiir resmin, yontunun, müziğin yanındadır. (…) Gerçekte ozan araç-dilden bütünüyle kurtarmıştır kendini, ta başından, sözcükleri birer im değil birer nesne gibi…
Gazeteci-şair Tuğçe Yerdelen’in ilk şiir kitabı “Bilin İstedim” Klaros Yayınları’ndan çıktı. “Bilin İstedim” kitabıyla, şiirlerini okurların beğenisine sunan Yerdelen, yıllardır bavulunda biriktiği şiirleri kitaplaştırdı. “Bilin İstedim” şiir kitabı yaşamın şiirleştirilmesi olarak bizlere sesleniyor. Tuğçe Yerdelen, “Bilin İstedim” şiir kitabını şöyle tanımlıyor: Hayat koşturmacası içinde şiirle aralandı kapılar, bazılarımız için bir soluk oldu şiir, bazılarımız için ise hayatın ta kendisi. Nefes aldığımız sürece de şiirin etkisi devam edecektir, kuşkusuz. “Bilin İstedim” de işte tam bu noktada ; sesleniyor bizlere. Diyor ki sessizce: “Yaşamın içinde ne varsa şiirde var. Çünkü şiir hayat demek, özgürlük demek. Çünkü şiir var olmak demek.” Gölgesine sığındım,Tırnaklarımla…
Sanat Perisi, şair Efe Duyan’ı konuk etti. Letonya-Riga’da yaşayan o iklimde mimarlık fakültesinde öğretim görevlisi olan şair, ilk romanının çıkışı için geldiği ülkesinde, romanını ve düzyazıya yolculuğunu izleyici ile paylaştı. Programda mimarlığın yazarlığa etkisinden bahseden şair, Türk ve Avrupa edebiyatları arasındaki farkları da anlattı. Türk Edebiyatı’nın mecburi tutulduğu zorlu yolculuktan nasıl açık ara yükseldiğini uzakları gören gözle gözler önüne erdirdi. İlk romanı Başka’nın başka içeriğini ve empatinin var olma kaygısını açıkladı. Sohbetin edebiyatlısı sizi Sanat Perisi’nde bekliyor…
Karadeniz Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Gülhan Özdemir’in bitirme tezinde de yer alan Yelda Karataş söyleşisini yayımlıyoruz… Gülhan Özdemir: Yazma serüveninize nasıl başladınız? Yelda Karataş: Yazma değil ama okuma serüvenime nasıl başladığımdan öncelikle bahsetmek isterim. Okuma serüveni yapmayan bir insan yazma serüveni yapamaz. Tabi ki deneyimlerimiz her şeyin önünde, asıl olan yaşamaktır. Hemingway’ i Hemingway yapan yaşadığı hayatın renkliliği, derinliğidir ama insanın bir bakış açısı kazanması, hayatı çok yönlü kavramaya sahip olabilmesi için yaşadığı kadar okuması da gerektir. Yapılan her bina yeni bir deneyimdir. Çünkü her bina kendi farklı sorunlarıyla gelir. Her strüktür kendi formülünü,…
İki aylık kültür ve edebiyat dergisi Ecinniler, Temmuz-Ağustos 2022 (16.) sayısını yayımladı. Bu sayının dosyası kapsamında 28 yıldır hapiste bulunan şair İlhan Sami Çomak’ın özgürlük arayışı ve bunun etrafında şekillenen şiir dünyası mercek altına alındı. Gökhan Arslan editörlüğünde hazırlanan ve “Ufkun Öte Yanı: İlhan Sami Çomak Şiiri” başlığını taşıyan dosyada, Arslan’ın İlhan Sami Çomak ile gerçekleştirdiği söyleşinin yanında Mahmut Temizyürek, Necmiye Alpay, Erkut Tokman, Asuman Susam, Vasfettin Yağız, Ayşegül Tözeren ve Cenk Kolçak’ın yazıları ile Çomak’ın iki tane el yazısı şiiri yer alıyor. Yeni sayının şairleri Egemen İşcan, Eser Ceran Erdi, Ezgi Şimşek, Fatih Kök, Handan Demir, Hasan…
Sin Edebiyat dergisi 33. sayıyla yayın hayatını sona erdirdi. Son sayının basın bülteni şöyle: Çağdaş Türk edebiyatında özgün dosyalar ve yazılarla yerini alan Sin Edebiyat, bu sayısıyla yayın hayatına son verdi. İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılar, yayıncılık sektöründeki baskı ve dağıtım sorununa, kâğıdın döviz kuruna endeksli olması, dolayısıyla artan kurun etkisiyle katlanan maliyetler de eklenince ülkemizde sıkıntıya düşen birçok sektör gibi yayıncılık sektörü de yara aldı. Bu durum yayıncılar için kapanma seçeneğinin yanında dijital yayıncılığa geçme seçeneğini de yeniden gündeme getirdi. Biz de bu sayımızda dijital ortamda edebiyat yayıncılığı yapan güzide isimlere yeni yayıncılık döneminin merak edilenlerini sorduk. Ayrıca henüz kâğıdın…
Ebru Köfter Enerji dolu bir yaz için her şey bizde! Kazanç dolu bir yaz için bizi tercih edin. Mutluluk üç ay seninle, sen de bizimlesin. Sloganlar mevsimler arasında süregelen çekicilik anlaşmazlığına ve bizim başlattığımız, acımasızca uygulamaya devam ettiğimiz, dahası anlaşılmaz bir zorbalığa teşvik ediyor insanı. Yaz yaraları çok olanların çok da umurunda olmayan ama gençlerin cazibesini arşa çıkaracak kadar kışkırtıcı cümleler. Yaz reklamlarının diğer mevsimlerdeki reklamlardan daha az ya da fazla olduğunu ispatlayabilecek bir veri yok elimde. Ama baştan çıkardığı aşikâr. Kurulan bir pazarda, kendini alıcısına beğendirmeye çalışan sahibinin hareketlerine boyun eğen mevsimlik meyveler gibiyiz bazen. Beğeni ön planda, kültür…

