Yazar: admin

III. FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali 1-3 Kasım 2018 tarihlerinde UNESCO’ya bağlı Dünya Şiir Festivali (WFP), Kapital Yazarlar Vakfı (WCF) ve Kartal Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleşti. Her yaştan dinleyicinin katıldığı festival, büyük ilgi gördü.  FeminİSTANBUL’un açılış seremonisi Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezinde gerçekleşti.  UNESCO’ya bağlı WFP ve WCF’nin gözetiminde yapılan III. Uluslararası Kadın Şiiri Festivali “FeminİSTANBUL”unbu yıl açılış seremonisi1.Kasım 2018’de Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Bu yılki manifestosu “Birlikte Çeşitlilik” olan FeminİSTANBUL’un açılış seremonisine yabancı şairlerden HajerSmadah (Tunus),  DoritWeisman(İsrail),  Malak SahioniSoufi (Suriye-İngiltere), DimanaIvanová(Bulgaristan),  ValentinBusuioc(Romanya), SafetaOsmičić (Bosna Hersek-Hollanda), ValentinIacob (Romanya) ve yazar-çevirmen İbrahim Azemi (Sırbistan); Türk şairlerden Ali Günvar, Nevin…

Read More

Mesnevi’de geçen bir hikayeden yola çıkılarak tasavvufun etkisiyle yazılan Simyacı, her okuduğumda ayrı bir haz aldığım nadir romanlardan biridir. Kurguyla bağlantılı olarak yazılan masal tadında mini hikayelerden oluşan, süslü cümlelerden uzak, adeta  edebî bir başyapıttır. Gabriel Garcia Marquez’den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar Paulo Coelho’nun son kitabı Hippi de gerçekte Simyacı gibi onun kişisel menkıbesini bulma isteğini anlatmakta. Bugüne kadar ki yayınlanan eserleri arasında belki de kendi hayat hikayesine en yakın olan eseri Hippi’dir. Gelelim “Hippi”nin konusuna… Özgürlük rüzgârının bütün dünyayı sardığı 1970 yılında, değişik maceralara çıkıp, dünyayı keşfetmek isteği ile farklı ülkelerden bir araya gelen çoğu genç…

Read More

İlk şiiri Akatalpa dergisinde yayımlanan, “ Aynadaki Çürüme “ kitabıyla Arkadaş Z.Özger Şiir Ödülü’ne (2017) değer görülen şair Narin Yükler 1988’de Viranşehir’de doğar. 2014 yılında ise politik sebeplerden ötürü Türkiye’den ayrılır. Göç, yitik bir bellek, kadının adı ve cumartesi anneleri izlekleri kitapta bir bütünlük oluşturur. Kadınların bu coğrafya üzerinde yaşadıkları zulmü, acıyı, erkeklerin kadınlara dayattıkları meseleleri ve dönüp dolaşıp kısır döngü haline gelmiş sorunları, döngüden çıkan kadınları okuyacağınız kitap Yükler’in ilk şiir kitabıdır. İlk göz ağrısıdır başka bir deyimle. Nasıl bir ağrıdır. Kadının olduğu yerde dinmeyen bin bir çeşit sancının tam da ortasına kalbine, kimi zaman tenine, bazen de acısına/evlat…

Read More

Beden, Tıp ve Felsefe : Diyalogtan Fazlası Hıdır Eligüzel hidireliguzel@gmail.com Bedene dair her düşünce esasında canlının dünyadaki var oluşuna dönük tartışmayı da beraberinde getiriyor. Beden, en nihayetinde canlının varlığını tarif eden ilk alan olması bakımından bir yanıyla ‘yaşamı’ imlerken diğer taraftan canlının genel kabul gören formunu işaret ederek ‘sağlığını’ tanımlamaktadır.  Vücut bütünlüğü bu bağlamda sadece modern estetiğin değil modern yurttaşlığın da temelinde bulunmaktadır.  Modern devletlerin, teorik olarak, yurttaşın temsiliyetinin yansıması olduğunu ve bu bağlamda yurttaşın kimi özgürlüklerini kendisinde toplayarak zor gücünü elinde topladığını anımsadığımızda, yurttaşın hayatta kalmasını sağlamak hatta vücut bütünlüğünü korumak modern devletlerin birincil sorumluluklarındandır. Bedenin sınıfsal, dinsel, ırksal…

Read More

Varlıklı bir Yahudi ailenin çocuğu olan Stefan Zweig’ın kalem tuttuğundan beri hep yazarlıktır hayali… 23’ünde felsefe doktorasını tamamlayıp, birçok edebiyat ödülünü de 20’li yaşlarında kazanmıştır. Hikayelerini,  toplumu gözlemleyerek ve düşünceleriyle sentezleyerek ortaya çıkarmıştır. Yapıtları en çok okunan ve çevrimi yapılan yazarlardandır. Hikayelerinde de insan ruhunun derinliklerinin ve insanın hastalık derecesine varan tutkularının bir çözümleyicisi olmaya çalışır.  Kadın ruhunun ve düşüncelerinin incelikle anlatıldığı Korku isimli yapıtında olduğu gibi… 1920’de kaleme aldığı Korku’da kadın erkek ilişkilerini dramatik bir dille anlatmış; korkunun insan ruhunu adım adım nasıl ele geçirdiğini kurgularken; utanç, suçluluk ve öfkeyle dolup taşan bir kadının dünyasını en can alıcı noktalarıyla…

Read More

Varoluşsal krizlerin odağında bir düş-roman olan: Düş Yiyiciler Sirki  Kısa bir süre önce Ve Yayınevi tarafından yayınlanan “Düş Yiyiciler Sirki” modern çağın tüm açmazlarına bir karşı duruş niteliğinde yazıldığını düşündüğüm bir novella. Oylum hacmi bakımından bir kitap kurdu için bir-iki saatte rahatlıkla bitirilebilecek bir yapıt. Yazarı Memed Osman. Kendisinin sinema geçmişi olması sanırım ilk edebi yapıtına görsel bir zemin oluşturmuş, çünkü metnin birçok bölümünde yazar tarafından görsel hilelere başvurulmuş, bu da tabi okur açısından sıkıntılı bir durum arz etmiyor, aksine okurun düş gücünün aktif ve dengeli çalışmasına yardımcı oluyor. Bu görsel tutum dolayısıyla yazar kısmen de olsa iyi bir iş…

Read More

“Ezmira, patriarkal dünyanın mide ağrısıdır.” Okan Yılmaz: Yaprak, bu yoğun süreçte beni kırmayıp söyleşi teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim. Ezmira’nın ilk yaşını böyle bir partiyle kutlamak bence oldukça keyifli. Öncelikle bu söyleşiyi okuyacak kişilere şimdilerde neler yaptığından bahseder misin? Yaprak Damla Yıldırım: Rica ederim, esas ben teşekkür ederim. Bugüne dek Ezmira hakkında birçok yazı yazıldı ama şiirlerim hakkında doğrudan bana pek bir şey sorulmadı. Artı TV’deki bir söyleşide kurduğum birkaç cümle dışında, ben de ilk kez kitabım hakkında konuşma şansı buluyorum. Hem de Ezmira’nın birinci yılında… Şimdilerde Boğaziçi Üniversitesi Eleştiri ve Kültür Araştırmaları yüksek lisans programında; çağdaş…

Read More

Bir renk, bir koku, bir fotoğraf, bir nesne… Gösterge bombardımanı altında, devamlı kırılan/dönüşen ânların içindeyiz. Hâl böyle olunca da bir günün içinde bir hayatı yaşıyoruz. Seviyoruz, öfkeleniyoruz, zarar veriyoruz, ödeşiyoruz… En önemlisi, bitmeyen bir savrulmanın içindeyiz. Yaşamın içinde bu kadar savrulurken ve başkalarının da savruluşlarını izlerken neden okuduğumuz metnin düzenli bir akışı olsun isteyelim ki? Deniz Poyraz’ın “Mahalle”si de (Emine’nin Yanında Konuşulmayacak Şeyler, İletişim Yayınları) sözünü ettiğim savrulmaların öyküsü. Öyküye başlamadan evvel Necatigil’in “Şimdi aynı uzaklık, aynı utanç/ Düşündükçe o sokağı, o evleri.” dizeleriyle karşılaşıyoruz. Aslında ilk anahtarı yazar kendi elleriyle okura teslim ediyor: Belli ki bu öykü iyi gitmeyecek,…

Read More

AŞK Aniden. Birdenbire, beklenmedik olandan… Beklemeyene: Dilegelen bir dünya. Vahiy gibi, en çok ona benziyor. Baharın karnını öptüğüm rüya. O yüzden “ayak”landım, yukarı ağdım. Sana vardığımda ağlamam bundan… Adını andığımda sıcak akıyor bütün nehirler Dünyayı dolduran sözü olduran o. Ve ben ne desem şimdi, benden değiller. Hâlâ soruyor musun bana, aşk ne demek: O en “bir” ve “tam” olana yürümek. Durup durup geçmesin içinden ağlamak Dur, neden ağlıyorsun ca’nım, yetmez mi ikimize bir sağanak…         BİRHAN KESKİN ‘KESKİN’ BİR AŞK TARİFİ ÇAĞLA GÖKSEL ÇAKIR Aşk, her kalpte farklı esrarda yaşanır. Kimi onu bir sağanağın ardından…

Read More
ANA

Nahit Ulvi Akgün 100 Yaşında: ‘Şairin ‘Birisi’ Nahit Ulvi Akgün’ün, muayene olmak için gittiği Alsancak Devlet Hastanesi’nde kendisini tanıyan bir hekime söyledikleri çok dikkat çekici: “Bugüne kadar hiç kimse benim adımı tam söyleyemedi. Gençler ‘Birisi’ adlı şiirimi ezbere bilirler, ama adımı bilmezler. Adımı doğru bilenler de şair olduğumu bilmezler.” Kadir İncesu Bir şey var aramızda Senin bakışından belli Benim yanan yüzümden Dalıveriyoruz arada bir İkimiz de aynı şeyi düşünüyoruz belki Gülüşerek başlıyoruz söze Bir şey var aramızda Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek Fakat ne kadar saklasak nafile Bir şey var aramızda Senin gözlerinde ışıldıyor Benim dilimin ucunda Şiirle ilgisi olsun…

Read More
ANA

YALAN HABER VE SİYASET VARLIK  Varlık Ekim dosyası medya ve siyaset dünyasında egemenliğini gittikçe artıran sahte/yalan haber konusunu ele alıyor. Dosya hazırlanırken, kıdemli gazeteci Bob Woodward’ın Beyaz Saray’da Trump’ın kararlarının engellenmesi için çevrilen entrikaları anlattığı 2018 yılında çıkan Fear in the White House (Beyaz Saray’da Korku) başlıklı kitabından bazı bölümlerin Washington Post gazetesinde paylaşılmasından bir gün sonra New York Times’ta imzasız bir yazı yayımlandı. New York Times’taki bu yazı kendi beslediği yalan haber şebekesiyle ünü yayılan Amerikan Başkan’ı Trump’ın ülke çıkarlarını gözetmekten aciz bir politikacı olmasından endişe eden devlet elitinin bu durumun tehlikelerini önlemek için ülke çıkarları adına Trump’tan gizli çalıştığını…

Read More

“Yazarken hem ortak tarihimizle hem de kişisel tarihimizle ve belki bu ikisinin giriftliğiyle yüzleşiyoruz.” Okan Yılmaz: Herhangi bir şairin/yazarın edebiyat serüveni tartışıldığında ilk kitabın bazı acemilikleri doğal karşılanır. Edebiyatçının ilk kitapta kendi dilini aradığı aşikârdır. Hiç şüphesiz, Deli Bal sıkı bir kalemin habercisiydi. Ancak ben bir okur olarak dilinizi Kanatları Ölü Açıklığında ile bulduğunuzu düşünüyorum. Bence kitabın en özel öyküsü “İbrahim Dağı”. Geçmişindeki bir lekeyle yüzleşmek için memleketine dönen bir kahramanın monologunu dinliyoruz. Siz, o “lekeli suç”u anlatmakla kalmıyor, gösteriyorsunuz. Peki, edebiyat bir yüzleşme midir? Bu yüzleşmede öykünün rolü nedir? Pelin Buzluk: Edebiyat sadece bir yüzleşme değildir elbette…

Read More
ANA

“Yaşamı Hangi Çelişkiler Üzerinden Okuyorsun?” Muhammed Abdullah’la Söyleşi  Okan Yılmaz: Sevgili Muhammed, öncelikle söyleşi teklifimi reddetmediğin için teşekkür ederim. Beğendiğim kitaplar üzerinde çalışmayı görev edindiğimden seni es geçmem mümkün değildi. İlk soru biraz düşündürsün istiyorum. Hatırı sayılır bir jüriden önemli bir ödül aldın. Bu bir zorunluluk muydu? Ödülün olmasaydı bize bir Ali getiremez miydin? Muhammed Abdullah: Rica ederim, asıl ben teşekkür ederim. Durup durup birden sormanı beğeniyorum, biliyorsun. Bu soru, haydi düşündürsün biraz, ama baştan söyleyeyim, Size Bir Ali Getirebilirim koşulsuz bir davet, her hâlükârda edilecek bir davet. Şiir yazmıyor olsaydım da bir şekilde benim de ilişkili olduğum böyle tepeden…

Read More
ANA

Cenk KOLÇAK şairlere sordu: Şimdilerde, değişen siyasi yapı, din anlayışı, teknoloji, bilim ve sanatla birlikte; modern yaşamın birçok yerinde oluşan radikal değişikliklerin beraberinde getirdiği toplumsal değişim sürecinin içerisinde olduğumuz yadsınamaz bir gerçektir. Sanatın ve bir birey olarak sanatçının varlığına dair önem arz eden değerlerin tehdit altında olmasının benzer örneklerine aynı coğrafyada olduğumuz diğer toplumlarda da rastlanabilmektedir. Bütün bu ahval ve şeraitler göz önünde bulundurulduğunda, günümüz şiiri nasıl özgür kalabilir/kalmalıdır? Emrullah ALP Özgürlük tuhaf bir kavram. Şiirin özgürlüğü şairle başlıyor, onu yazanıyla. Şair kendini özgür hissediyor mu, şair kendi özgürlüğünü nasıl tanımlıyor, bu sorulara eğilmeden şiirin özgürlüğünü…

Read More
ANA

KİRPİNİN OKLARI-5 M.F.:*Bizi mükemmel bir ruh haline götüren şiire hamdolsun. Bütün kederlerimizi unutturan, kalbimizin ve ruhumuzun bin türlü derinliklerine inerek, akşam batmakta olan grubun mahzun renklerine daldıran şiire çok şükür. Niye tebessüm ediyorsun İsmail? Yalan mı? Bunca rakam arasında büyüyen ‘şey’lerin arasında yine de sığınacağımız şiir değil midir? İ.C.D.: Bu mükemmel ruh hali ütopyasını nereden edindin, merak ediyorum. Şiir bizi neden bir yerlere götürsün. Şiir insanı iyi bir yere götürür mü?“Yalnız insan merdivendir / Hiçbir yere ulaşmayan” diyen Aragon aslında şiirin güzergâhını anlatmıyor mu? Şiiri kutsayıp büyük anlamlar yüklemenin şairi büyük bir iş yaptığını sanmak gibi bir yere götürdüğünü düşündüğün…

Read More

Fatma Yeşil Kozadan Karadeliğe / Dilek Değerli Hayal Yayınları, Şiir Mart ayında Hayal Yayınları’ndan çıkan “Kozadan Karadeliğe” Adonis’ten şu alıntılarla başlıyor: “Zaman bir ihtiyar kırık bir arabanın gölgesinde oturuyor mevsimleri tüttürerek.” Kitabın ilk bölümü “Kaçış”, “Çölde Açan Göl” adlı şiir ile başlıyor. Bu şiirde, şiirden ve şairden söz açıyor Değerli. Kendisini çölde şiir gezdiren kertenkeleye; imgeyi kara bir kuğuya; şiiri ise çölde bir göle benzetiyor. Kum, sıcak, kaktüs sözcükleri ile şiirde bütünlüğü kuruyor. Ayrıca bu şiirde şaire farklı bir anlam daha yüklüyor: “çuhayla ipeği öpüştürmeye çalışan cesur bir terziydi şair” “Çölde Açan Göl”ün son bölümde ise kitapta yer alan…

Read More

İrfan Değirmenci’den Distopik Bir Roman: Herlanda  Distopik ülke Herlanda’nın değişmez lideri Her Şey’e karşı kadınların öncülüğünde başlayan özgürlük arayışının romanı Herlanda, İrfan Değirmenci’nin kaleminden İnkılâp Kitabevi’nden çıktı. Kaybolan(!) çocuklar, Herleştirme ünitelerinden geri dönemeyen muhalifler… Kara sınırları gibi duvarlarla örülmüş ülkenin sahilleri, bu sahillerin tek bağlantı noktası olan Her Şey şatolarının limanlarından yükünü alan gemiler… Gemilerde kaybolan(!) çocukların, muhaliflerin parçalanmış cesetlerinden alınan organlar, bu organ ticaretiyle ömür uzatıcı tedavisini sürdüren ülkenin lideri Her Şey. Herlenda’da şarkıların, kadınların kocalarından izin kâğıdı almadan sokağa çıkmalarının, okulların kız ve erkek okulları olarak ayrılmasının, yurtdışında eğitimin yasaklanmasının üzerinden yüz yıl geçmişti… Herlanda’da tüm mahkemeler, elçilikler…

Read More

Osman Pamukoğlu’nun yönetim tekniklerine dair derin tahlillerini içeren son kitabı Hayat Karar ve Eylemdir, İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlandı. “İnsan yönetiminin ilkeleri nelerdir?”sorusuna cevap arayan Pamukoğlu, başarının yol haritasını okuyucuya sunuyor. Yöneticilik tecrübelerinden yola çıkarak insanın potansiyelini nasıl ortaya koyacağını ve hedeflerin başarılmasında ne gibi ilkelerin yol arkadaşı olabileceğini anlatan Pamukoğlu, kendini gerçekleştirmenin sırlarını Hayat Karar ve Eylemdir’de yazıyor. Osman Pamukoğlu Osman Pamukoğlu’nun yayınevimizden yayımlanmış diğer kitapları şunlardır: Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey Yok, 2004; Ey Vatan, 2004; Kara Tohum, 2005; Ayandon, 2006; Yolcu, 2007; İnsan ve Devlet, 2007; Angut, 2008; Akıllı Ol!, 2012; Siyasetin Sefaleti, 2013; Cehennemdere Kanyonu, 2013;…

Read More