FEYZA HEPÇİLİNGİRLER Ayvalık’ta doğdu. İlkokulu ve ortaokulu Ayvalık’ta, liseyi İzmir Kız Lisesinde okudu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulunu ve İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. İzmir Kemalpaşa ve İzmir Karataş liselerinde edebiyat öğretmeni ve Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1983’te 1402 Sayılı Sıkıyönetim Yasası uyarınca YÖK tarafından Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesinde görevlendirildi. 1984’te bu görevinden istifa edip İzmir’e döndü. İzmir’de Yeni Bilgi ve Batı dersanelerinde öğretmenlik ve bölüm başkanlığı yaptı. 1992’de İstanbul’a yerleşti. Burada, DilkoDersanesi, İnanç Lisesi, Galatasaray Üniversitesi gibi çeşitli eğitim kurumlarında görev yaptı. Son olarak 11 yıl öğretim görevlisi olarak…
Yazar: admin
ŞEREF BİLSEL Şeref Bilsel 1972 yılında Rize’de dünyaya geldi. Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Özel bir kanalda program yapımcılığı ve kültür sanat danışmanlığı yaptı. Şiirleri ve yazıları Varlık, Patika, Başka, Mor Taka, Akatalpa, Şiir Oku, Yasak Meyve, Budala, Kaşar gibi çeşitli dergilerde yayımlandı. Yayımlanmış Kitapları – Dar Zaman Rivayetleri, 1996 – Magmada Kış Mevsimi, 2003 – Mecnun Dalı, 2007 – Dünyanın Külü, 2013 – Sürgündeki Rüzgar, 2014 Toplu Şiirler – Yalnız Şiir, 2015 Aldığı Ödüller – 18. Altın Portakal Şiir Ödülü, Dünyanın Külü kitabı ile.
SEZAİ SARIOĞLU Sezai Sarıoğlu 1950 Ordu Ünye’de doğdu. 1967-68 Akpınar Öğretmen Okulu’ndan mezun oldu. 1989’a kadar öğretmenlik yaptı ve sonra istifa etti. 12 Eylül sonrası 1983-88 yıllarında Selimiye, Metris, Sağmalcılar, Sinop, Erzincan ve Samsun Askeri Cezaevleri’nde kaldı. Tahliye sonrasında Yeni Öncü, Özgür Gündem, Söz, V Özgürlük isimli dergi ve gazetelerde çalıştı. Çeşitli sanat dergilerinde yazıları yayımlandı. Sosyalist harekete ilişkin tarih, sözlü tarih çalışmaları yapıyor. Edebiyat – şiir çalışmaları, yazıları dışında Nar Sesleri grubuyla merkezinde şiir olan dinletiler gerçekleştiriyor. Beş yıldır, Kadıköy’de “Nehirmuhabbetler” başlıklı bir etkinlik gerçekleştiriyor. Helen Özgür Gündem gazetesinde haftalık edebiyat yazıları yazıyor. Yayımlanan Kitaplar – Doğusu Batısı…
ONUR BEHRAMOĞLU Onur Behramoğlu 1975 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi’nde işletme üzerine yüksek lisans yaptı. . İlk şiirleri Yasakmeyve dergisinde yayımlandıktan sonra 2006 yılında ilk kitabını çıkardı. 2. Kitabını 2013 yılında çıkaran şairin şiirleri İbranice, Bulgarca, Rusça, Azerice, Hollandaca, İngilizceye çevrildi. Şiiri edebiyat değil başkaldırı olarak gördüğü için hiçbir ödüle katılmamayı tercih ediyor. Yayımlanan Kitaplar – Asit ya da İksir, 2006 – Senden Öğrendiğim Şarkılar, 2013 Katıldığı yurt dışı etkinlikleri – Moskova Uluslararası Şiir Festivali, Rusya, Mayıs 2010 – Şiir Çeviri Atölyesi – Düzenleyen: Helicon, SocietyforAdvancement of Poetry…
DİZDAR KARADUMAN 1952 yılında İzmir- Bornova’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bornova Hilal İlkokulu, Urla Ortaokulu, Bornova Suphi Koyuncuoğlu Lisesi‘nde tamamladı. Bursa Eğitim Enstitüsü’nde iki yıl öğrenim gördükten sonra Trabzon Fatih Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü’nden 1978 yılında mezun oldu. Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisans tamamladı. Çeşitli illerde ve okullarda Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak 28 yıl görev yaptı. En son görev yaptığı Bornova Mustafa Kemal Lisesi’nden 2006 yılında emekli olduktan sonra Veysel Çolak yönetiminde Karşıyaka Belediyesi Şiir Atölyesi’ndeki çalışmalara katıldı. Halen atölyedeki çalışmalara devam etmektedir. Şiir ve yazıları Hayal, Mühür, Kıyı, Deliler Teknesi, Şiiri Özlüyorum,…
ÖZGE SÖNMEZ Özge Sönmez, 1982 yılında Ankara’da doğdu. 2000 yılında Ankara Özel Tevfik Fikret Lis esi’nden mezun oldu. Daha sonra, 2004 yılında Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili Eğitimi Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. 2005 yılında, Fransız hükümeti bursu ile gittiği Fransa, Nantes Üniversitesi’nde yüksek lisansını “çok iyi” dereceyle tamamladı. Türkiye’ye döndükten beş ay sonra, 2005 yılının Aralık ayında, Dokuz Eylül Üniversitesi Fransız Dili Eğitimi Anabilim Dalı’ında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. 2008 yılında aynı üniversitede doktora programına başvurdu ve 2012 yılında doktor unvanını aldı. 2015 yılında aynı üniversitede yardımcı doçent oldu. Çeşitli akademik dergilerde makaleleri ve bildirileri yayınlandı. Alanıyla ilgili çalışmalarını sürdürmektedir.…
BİR OYUN, İKİ HAYAT Hakan Tabakan tarafından yazılan, Volkan M. Sarıöz tarafından sahnelenecek olan “Mağrur Fil Ölüleri” bir çok sahnede sergilendikten sonraşimdide Semaver Kumpanya KocamustafapaşaÇevre Tiyatrosu’nda… 1969 senesinin yılbaşı akşamında geçen oyun evli bir çiftin yaşadıkları üzerinden bir döneme mercek tutuyor. Toplumsal ve siyasal düzenin bireyin yaşamına olan etkilerini tartışan bu iki kişilik oyunda Sarp Aydınoğlu ve Sezin Bozacı aynı sahneyi paylaşacak. İki insan arasında geçen diyaloglarda seyirci kesinlikle sıkılmıyor ve bir sonraki sahneyi hayal edemiyor. Sahnenin ortasında duran dev kutudan sanki mağrur bir fil ölüsü çıkacak! Oyun sahne tasarımı ve müzikleri ile de izleyicinin tüm duyu ve duygularına hitap…
Ölüm ve doğum arasında geçen zamana dokunan dizeler: Hiçölüm Editörlüğünü Kenan Yücel’in yaptığı Hiçölüm, Eylül 2018’de Ve Yayınevi tarafından yayımlandı. Çevrimdışı İstanbul, Lirik, Dünyadan Çıkış Yolları gibi dergilerde şiirleri görülen Merve Çanak’ın ilk şiir kitabıdır Hiçölüm. Kitabın giriş sayfasında “Mutfak tezgâhının altındaki boşlukta eski bir ağıtı mırıldanan bütün kadınlara.“ kadınlara merhaba diyen dizesi karşılıyor bizi. Hacmi bakımından ince olan kitabı elime aldığımda bir çırpıda bitirilecek gibi durmuyor hemen. Kitabın kapağını kapatınca soyut kavramlar üzerine düşünürken buldum kendimi. Bu kavramlar; hissizlik, yalnızlık, ölüm, takıntı ruh hali, buruk, sızı, düş, sanrı, kuytu, göç, yazgı. . . Kitapta dikkatimi ilk çeken durum mensur…
Dil demek, sözlerin; aklın ve mantığın ilkeleriyle dizilmesi demektir. Dilde yaratıcılığa ve özgürlüğe giden yol, bu ilkelerin ötesine geçmekle mümkündür. Bu da şiirle gerçekleşebilir. Şair sözcükleri iletişim aracı olarak kullanmak zorunda değildir. Nasıl bir heykeltraştan sanatının gereci olan taşı ya da mermeri gündelik hayatta merdiven olarak kullanması beklenemezse, şairden de sözcükleri gündelik hayatta işe yarayacak şekilde kullanması beklenmez. Buna rağmen şair; dili, iletişim aracı olarak kullanmasa da dilin olanaklarını geliştirir, zenginleştirir ve güçlendirir. Tam da burdan yola çıkarak İsmail Biçer’in “Gelmek Gazeli” adlı son şiir kitabında dilin olanaklarının nasıl ustaca kullanıldığının göze çarptığını belirtmek isterim. Kitapta karşımıza çıkan ilk şiir,…
Ruşen Eşref Yılmaz’ın “İstanbul’da Saat Kaç?” Konseptli Resim Sergisi Eva Sanat Galerisinde Sanatseverlerle buluşuyor! Ruşen Eşref Yılmaz’ın “İstanbul’da Saat Kaç?” konseptli resim sergisi 10 Kasım Cumartesi günü saat 18.00’de Eva Sanat Galerisinde açılıyor. Sergi, 23 Kasım’a kadar açık kalacak. Şimdiye kadar 11 kişisel sergi açan ve önemli grup sergilerinde yer alan sanatçı; İstanbul temasını işlediği bu sergisinde yağlı boya, akrilik ve karışık tekniklerle oluşturduğu 20’ye yakın yapıtını sanatseverlerin beğenisine sunuyor. Sanatçı; yıpranmış, yer yer yıkıma uğramış, kalabalıklar içerisinde yalnızlaşan ve yabancılaşan İstanbul’un hiçbir zaman yitip gitmeyen ışığını ve gizemini bir sanatçı duyarlılığıyla vurguluyor. Figüratif bir resim anlayışının izini süren sanatçı,…
Dosya konusu: Sinemamızın Öykücüsü Osman Şahin Dosya konusunda Adnan Binyazar, Öner Yağcı, Melih Yılmaz, H. Hüseyin Yalvaç, İlker Mutlu dosyaya katkı sağlıyor. Dergide, Hüseyin Atabaş, Aytekin Karaçoban, Faruk Güçlü, Oğuz Tümbaş, Akın Ersöz, Nusret Ertürk, Özkan Eroğlu, Davut Köksoy, Neşet Karaçaltı, M.Ali Canikli, Mehmet Selim yazılarıyla yer alıyor. Şiirleriyle; Veysel Çolak, Ahmet Özer, Hüseyin Peker, Ahmet Günbaş, Bircan Çelik, İbrahim Oluklu, Ali H. Eren, Nevruz Uğur, Hilmi Haşal, Murat Yurdakul, Taner Cindoruk, Mehmet Kıyat, Fatma H. Esen, Gönül Tekayeva, M. Güner Demiray, Emel Koşar, Rahim Gür, Turgay Değirmenci, Volkan Hacıoğlu, Şenol Gürel, Duran Aydın, Mehmet Binboğa, İsmail Biçer, Figen Sariye,…
Narsisizm ve Nihilizm başlıklarınınincelendiği bu sayıda; Gönül OCAK, “Narcissus’tanNarsisizm’e” başlıklı yazısıyla; Emre BİRHAN, “Psikolojik Rahatsızlıkların Sinemada Kullanımı” ile Yaşar ERCAN, “Ben ve Hiç’in Birlikteliği: Görecelik” isimli deneme yazısıyla yer alırken; Mustafa BOSTAN, Feyyaz KAYACAN’ın öyküsü Şişedeki Adam’ı ele aldı. Sunuş Yazısı “Sabit fikir, sahibini hapseder.” Friedrich Nietzsche Sin Edebiyat’ın yazın serüveninin ikinci yılı bu sayıyla tamamlandı! Yeni yazınsal yıla girerken tüm okur ve yazarlarımıza teşekkür etmeyi borç biliriz. Bu sayıda Nihilizm ve Narsisizm’in dünyamıza, özellikle günlük yaşantımıza etkilerini irdelemeye çalıştık. Sözlük anlamları bir tarafta bekleyedursun, bu iki kelimenin farklı görüş ve çatışmalara yol açtığı aşikâr. Kimine göre hastalıklı…
“Kalıplaşmaya, donuklaşmaya, ‘usta’lara, ‘abi’lere, holding dergilerine, belediye şairlerine, edebiyat tarikatlarına, çeteleşen ilişkilere başkaldırmak için ÇIKMIŞ BULUNDUK!” diyerek yola çıkan KANON 2010 dergisi Ekim-Kasım 2018 tarihli ilk sayısıyla okurlarına merhaba dedi. Genç kuşağın sesi olma iddiasındaki KANON 2010 dergisinin sayfaları manifesto niteliğinde bir ön yazı ile açılıyor. Genç şairlerin ağırlıkta olduğu dergide şiir perdesi Burak Ş. Çelik’in Ciğerlerine Kül ve Duman Değmemiş adlı şiiri ile açılıyor. Eray Sarıçam’ın Savunma, Bâki Ayhan T.nin Kızılgerdan Manzaraya Bakıyor, Ömer Erdem’in Bedri Rahmi’nin Resimleri, Habil Arabacı’nın Efemera, Aytaç Ars’ın Bol Ç’li Bir Çukur Uçkuru, Mert Mevlüt Gökçe’nin İlişkin Detaylar, Umut Cemal’in Aralık Arayanlardan Uzak, Fuat…
III. FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali 1-3 Kasım 2018 tarihlerinde UNESCO’ya bağlı Dünya Şiir Festivali (WFP), Kapital Yazarlar Vakfı (WCF) ve Kartal Belediyesi’nin katkılarıyla gerçekleşti. Her yaştan dinleyicinin katıldığı festival, büyük ilgi gördü. FeminİSTANBUL’un açılış seremonisi Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezinde gerçekleşti. UNESCO’ya bağlı WFP ve WCF’nin gözetiminde yapılan III. Uluslararası Kadın Şiiri Festivali “FeminİSTANBUL”unbu yıl açılış seremonisi1.Kasım 2018’de Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Bu yılki manifestosu “Birlikte Çeşitlilik” olan FeminİSTANBUL’un açılış seremonisine yabancı şairlerden HajerSmadah (Tunus), DoritWeisman(İsrail), Malak SahioniSoufi (Suriye-İngiltere), DimanaIvanová(Bulgaristan), ValentinBusuioc(Romanya), SafetaOsmičić (Bosna Hersek-Hollanda), ValentinIacob (Romanya) ve yazar-çevirmen İbrahim Azemi (Sırbistan); Türk şairlerden Ali Günvar, Nevin…
Mesnevi’de geçen bir hikayeden yola çıkılarak tasavvufun etkisiyle yazılan Simyacı, her okuduğumda ayrı bir haz aldığım nadir romanlardan biridir. Kurguyla bağlantılı olarak yazılan masal tadında mini hikayelerden oluşan, süslü cümlelerden uzak, adeta edebî bir başyapıttır. Gabriel Garcia Marquez’den sonra en çok okunan Latin Amerikalı yazar Paulo Coelho’nun son kitabı Hippi de gerçekte Simyacı gibi onun kişisel menkıbesini bulma isteğini anlatmakta. Bugüne kadar ki yayınlanan eserleri arasında belki de kendi hayat hikayesine en yakın olan eseri Hippi’dir. Gelelim “Hippi”nin konusuna… Özgürlük rüzgârının bütün dünyayı sardığı 1970 yılında, değişik maceralara çıkıp, dünyayı keşfetmek isteği ile farklı ülkelerden bir araya gelen çoğu genç…
İlk şiiri Akatalpa dergisinde yayımlanan, “ Aynadaki Çürüme “ kitabıyla Arkadaş Z.Özger Şiir Ödülü’ne (2017) değer görülen şair Narin Yükler 1988’de Viranşehir’de doğar. 2014 yılında ise politik sebeplerden ötürü Türkiye’den ayrılır. Göç, yitik bir bellek, kadının adı ve cumartesi anneleri izlekleri kitapta bir bütünlük oluşturur. Kadınların bu coğrafya üzerinde yaşadıkları zulmü, acıyı, erkeklerin kadınlara dayattıkları meseleleri ve dönüp dolaşıp kısır döngü haline gelmiş sorunları, döngüden çıkan kadınları okuyacağınız kitap Yükler’in ilk şiir kitabıdır. İlk göz ağrısıdır başka bir deyimle. Nasıl bir ağrıdır. Kadının olduğu yerde dinmeyen bin bir çeşit sancının tam da ortasına kalbine, kimi zaman tenine, bazen de acısına/evlat…
Beden, Tıp ve Felsefe : Diyalogtan Fazlası Hıdır Eligüzel hidireliguzel@gmail.com Bedene dair her düşünce esasında canlının dünyadaki var oluşuna dönük tartışmayı da beraberinde getiriyor. Beden, en nihayetinde canlının varlığını tarif eden ilk alan olması bakımından bir yanıyla ‘yaşamı’ imlerken diğer taraftan canlının genel kabul gören formunu işaret ederek ‘sağlığını’ tanımlamaktadır. Vücut bütünlüğü bu bağlamda sadece modern estetiğin değil modern yurttaşlığın da temelinde bulunmaktadır. Modern devletlerin, teorik olarak, yurttaşın temsiliyetinin yansıması olduğunu ve bu bağlamda yurttaşın kimi özgürlüklerini kendisinde toplayarak zor gücünü elinde topladığını anımsadığımızda, yurttaşın hayatta kalmasını sağlamak hatta vücut bütünlüğünü korumak modern devletlerin birincil sorumluluklarındandır. Bedenin sınıfsal, dinsel, ırksal…
Varlıklı bir Yahudi ailenin çocuğu olan Stefan Zweig’ın kalem tuttuğundan beri hep yazarlıktır hayali… 23’ünde felsefe doktorasını tamamlayıp, birçok edebiyat ödülünü de 20’li yaşlarında kazanmıştır. Hikayelerini, toplumu gözlemleyerek ve düşünceleriyle sentezleyerek ortaya çıkarmıştır. Yapıtları en çok okunan ve çevrimi yapılan yazarlardandır. Hikayelerinde de insan ruhunun derinliklerinin ve insanın hastalık derecesine varan tutkularının bir çözümleyicisi olmaya çalışır. Kadın ruhunun ve düşüncelerinin incelikle anlatıldığı Korku isimli yapıtında olduğu gibi… 1920’de kaleme aldığı Korku’da kadın erkek ilişkilerini dramatik bir dille anlatmış; korkunun insan ruhunu adım adım nasıl ele geçirdiğini kurgularken; utanç, suçluluk ve öfkeyle dolup taşan bir kadının dünyasını en can alıcı noktalarıyla…

