Serdar Biliş, Serkan Keskin’in zihnine girerek Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” için yazdığı tüm karakterleri bir bir ortaya döküyor. Oyun Özeti Doğu ve batı, eski ve yeni, geleneksel ve modern kutupları arasında salınıp duran Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Serkan Keskin’in onlarca surete büründüğü bir oyunculuk şöleniyle sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir uyarlama olarak izleyici ile buluşuyor. Oyunda Tuluğ Tırpan canlı piyano performansı ile hikayeye eşlik ediyor. Yönetmen: Serdar Biliş Yapımcı: Elif Özge Maltepe, Türkan Özilhan Tacir, Yağmur Dolkun Müzik: Tuluğ Tırpan Maximum UNIQ Fotoğraflar: Salih Üstündağ @ustundagsalih Haber: Fatma Eryılmaz…
Yazar: admin
Hasret BALABAN İnsanlar, zamanı güneşten ayırıp ceplerine koyunca zaman da öksüz kaldı. Çocukken fakir ama özgür; gençliğinde hayatını yönlendirirken muvakkat işlere dalıp çıkan; muvakkithane müdavimi; enstitüden önce, sahnede tutuk ama gözlemde mahir; enstitü işlerken sahnede ve suflörü eşliğinde şöhret sarhoşu; enstitünün çarkları durunca menfaat düşkünlerinin balyozla afallayıp baş ağrısı çeken; mutlak samimilik taraftarı bir karakter: Hayri İRDAL. Hayatına giren her yeni olguyla ruhundan bir parça kaybeden -belki de bu yüzden uzun süre bir işte dikiş tutturamayan- kendisini yaşamındaki insanların bileşkesi olarak addeden, eşyaya fazla anlam yükleyen ‘’Hasta Adam’’: Hayri İRDAL. Her yeni…
Fatma ERYILMAZ Sevgili Tanpınar, geçenlerde sizi rüyamda gördüm. İlk kez. Sabah da bu rüyayı “Bu Akşam Rüyamda Leyla’yı Gördüm” şiirinizin hatırına gördüm herhâlde diye düşündüm. Şiiriniz de bestesi de ayrı bir yazının konusu olacak kadar muhteşem olduğu için şimdilik sadece adını anacağım benzersiz dizelerinizin. Evet, sizi gördüm: Uzun paltonuz, elinizde fotoğraf makineniz ile -kitap kapaklarınızdaki meşhur fotoğrafınızdaki hâlinizle- capcanlı karşımda duruyordunuz. Sanki şaşkınlığımın ve eserlerinize hayranlığımın fotoğrafını çekmek ister gibiydiniz. Aslında yaşamıyor olduğunuzu, bunun bir rüya olduğunu bildiğim hâlde kanlı canlı karşımda oluşunuzun da tadını çıkararak baktım size. Rüya işte, kısa sürer. Ben o kısacık anda hem size baktım derin…
Cumhuriyet döneminin ilk öğretmenlerinden, “Bursa’da Zaman” şiiriyle geniş kitleler tarafından tanınan Ahmet Hamdi Tanpınar; şair, roman yazarı, edebiyat tarihçisi, akademisyen ve siyasetçidir. Zaman kavramının imza ismi olan Tanpınar 23 Haziran 1901 tarihinde İstanbul’da, zamanının kalburüstü semti olan Şehzadebaşı’nda, dünyaya gelir.Şehzadebaşı, yüzyıllarca Türk mahallesi olma özelliğini korumuş, yan yana yapılan iki külliye ile tamamıyla Müslüman mahallesine dönüşmüştür. Gürcü asıllı baba Hüseyin Fikri Efendi ile Nesime Bahriye Hanım’ın üç çocuklarından en küçüğüdür. Babası kadı olduğu için Tanpınar’ın çocukluğu ülkenin farklı şehirlerinde geçer. Annesini 1915 yılında Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk esnasında kaybeder. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenimi için İstanbul’a 1918 yılında döner.…
Sibel Turga Metin Bir yazarı sevmek onun izlerini takip etmektir kanımca. Bir şehri ara yollarından yürüyerek gezersen sana dayatılan, gösterilmek istenilenle karşılaşırsın. Oysa bir şehir ara sokaklarıyla vardır, ara sokakların sesi, nefesi, kokusudur aslolan. O sokak araları candır, ılıman bahar rüzgârı, erguvanların sırlı dünyasıdır. Bir yazarı tanımak da onun ara sokaklarına dalmakla, göstermekten imtina ettiklerini görmekle olur. Orada gizlidir hevesi, nefesi, hayali, musikisi… O musikiyi dinlemek için o sokakların kalbine hüküm giymek gerekir. Bugün de yolculuk Ahmet Hamdi’ye, nam-ı diğer Kırtipil Hamdi’ye… En yakın arkadaşlarının bile ciddiye almadığı çokça karamsar ama bir o kadar da yaşamaya sevdalı… Mona Lisa…
Zaman… Zaman deyince insanın aklına öyle çok soru geliyor ki, insan hangisine cevap arayacağını bilemiyor. “Zaman en başından beri var mıydı yoksa onu biz mi yarattık?” ya da “Zaman bir şeyin bitmesini istemediğimizde hızlı geçer, oysa birini beklerken nasıl yavaşlar?” Belki de varlığını tartışmak yerine şunu sormalıyız: “Zaman geçiyor mu?” Zaman üstüne düşünenler çok. Austin Dobson, “Zaman geçer derler fakat heyhat… Zaman duruyor, geçen biziz.” der. Tanpınar ise “Bir anın parçalanamaz akışı içindeki ben” den söz eder. İçinden çıkılamayan ve kontrol edilemeyen bir gerçeklik olarak zamanın sınırlılığını aşmanın yolu ise yazmaktır. Kelimelerle kurduğumuz sonsuz bağlantılarla var olmayı sürdürmek, bir şekilde…
İlknur Atalkın “Bu hayat bana hiç yakışmıyordu. Cevabı olmayan sorulara verdiğim yanıt buydu.” Fleishman Is In Trouble, Taffy Brodesser-Akner’ın aynı adlı romanından uyarlanmış sekiz bölümlük bir mini dizi. İlk kez ne zaman bir roman uyarlamasını sinemada izlediğimi (film izlemek için sinemaya gitmekten başka bir seçeneğimiz olmadığı zamanlardan geliyorumJ ) ve hangi film olduğunu hatırlamıyorum ancak yaşadığım hayal kırıklığını unutmadım. Görsel bir hayal kırıklığından bahsediyorum öncelikle. Okurken zihnimde yarattığım karakterler, mekanlar ne kadar da farklıydı… Sonrasında, okuduğum bir kitabın film uyarlamasını izlemekten kaçındım genellikle. Hayalimde yarattığım dünya benim okumamdı ve bana özeldi, senaristin ya da yönetmenin okumasından uyarlanan film ya da…
Yüzyıllık Şiirimiz Üzerine Görüşler Gelecekte şiir için geçmişe dönük çalışmalar yapıldığında, şiirlerin yanı sıra şiire dair konuşulanlar, değerlendirmeler de önemli bir yer tutacaktır. Bu sebeple gelenekten ister doğrudan, ister eleştirel biçimde olsun bir şekilde yararlanılacaktır. Geçmişin veya bugünün şiirine övgü ya da yergi de bulunmak için gelecekte başvurulacağını düşündüğüm, bugünün şairleriyle yüzyıllık şiirimiz üzerine görüşlerini sordum. Geleceğe katkısı bulunması temennisiyle… “Gelenek, bir bütündür; bütün ‘bütün’ler gibi, parçaları olan bir bütün!” (Hilmi Yavuz- Yakın Dönem Türk Şiiri) Cumhuriyet dönemi boyunca şiir topluluklarına baktığımızda, Beş Hececiler, Milli Zevk ve Anlayışını Sürdüren Şiir, Yedi Meşaleciler, Saf Şiir Anlayışını Sürdüren Şiir, Toplumcu Gerçekçiler, Garip…
Gönül Türüt Kesim “Okumak kendi içinde kapılar açan sihirli bir yolculuktur. Bu yolculukta yeni bir yol arkadaşına ne dersiniz!” Tamamen ücretsiz bir yolculuğa çıkmak size iyi gelmez mi?” Sait Faik, okudukça doyamadıklarımdandır. Yeniden okuyordum, normalde kuaförde kaldıkça sıkılır insan, afakanlar basar bazen. Ama iyi bir kitap, biraz denk gelen radyo, fön makinelerinin sesi derken, nasıl iyi geliyordu okumak. Biraz daha uzasa da şu işlemler kitabımı bitirsem derken, randevulu ikinci müşteri geldi. Hemen yanımdaki koltuğa oturtuldu. Oturur oturmaz başladı benim kuaförümle konuşmaya. Ah! Dedim ne güzel keyfim vardı, kitabımın bitmesine iki üç sayfa kalmıştı. Hiç susmuyor, fön sesinden sesi duyulsun…
Gülçin Sahilli Kahramanmaraş ve çevre illerde yaşanan deprem felaketi tarihi ve insanıyla eşsiz şehirlerimizi yıkıntılar yığınına döndürdü. Enkaz dağları haline gelen iklimlerde on binlerce kişi hayatını kaybetti. Afetin oluştuğu bölgede yaşayan vatandaşların büyük bir kısmının evi ya yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Dondurucu soğukların da oldukça etkili olduğu bölgede yaşam savaşı verenler şehirleri terk etti, artık şehirleri de anıları da yok. Ülkenin insan yığınları içinde herkes her şeye rağmen ve herkes kadar yaşamaya çalışan bir birey olarak, burada İzmir’de Bayraklı da yaşayan biri olarak depremi ben de bizzat yaşadım. Evimin duvarlarında çatlaklar oluştu. Eşyalarım yerlere saçıldı. İnsan o dağınıklık…
İlber Ortaylı yepyeni bir çalışmayla okurunun karşısına çıkıyor. Dakikalar içinde Atatürk ve Dünyası kitabı kısa süre içinde okurun ilgisini çekmeyi başardı. Mart ayında yayımlanmasına rağmen kısa sürede en çok satan kitaplar listesinde yerini alan kitap Kronik Kitap etiketiyle yayımlanıyor. Kitabın tanıtım metninde İlber Ortaylı’nın şu ifadelerine yer veriliyor:”100. yılı dolayısıyla Cumhuriyet tarihimizin en önemli safhasını, Kurucu Önderimiz ve askerî çevrelerde Türkiye’nin Ebedî Başkomutanı olarak kabul edilen Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını ve dünyasını anlatan bu kitabı neşretmeyi uygun gördük.”İlber Ortaylı Dakikalar İçinde Atatürk ve Dünyası, Cumhuriyet’in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün doğumundan yetiştiği Selanik kentine, ailesine, askerlik yaşamına, özel hayatına,…
Türkiye 2022 yılını sinema açısından bir toparlanma yılı olarak geçirirken yılın en çok hasılat yapan filmi Bergen oldu. Yönetmenliğini Mehmet Binay ve Caner Alper’in yaptığı film 5 milyon 484 bin 798 seyirci ile yılı kapattı. Senaryosu son günlerin popüler senaristi Sema Kaygusuz ve Yıldırım Beyazıt tarafından yazılan Bergen’de önemli rolleri Farah Zeynep Abdullah, Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran üstleniyor. Öyle bir Geçer Zaman ki dizisiyle seyircinin dikkatini ilk defa çeken Farah Zeynep Abdullah performansıyla izleyiciden tam not aldı.
Virüs Dergisi’nin 15. sayısı yayımlandı. Derginin önsözü deprem süreciyle yaşananların insanlar üzerinde bıraktığı etkinin tercümesi bir bakıma. Tozan Alkan imzalı önsöz şöyle… Merhaba, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde yaşanan ve on bir şehri etkileyen deprem, binlerce kişinin ölümüne neden olurken pek çok soruyu da beraberinde getirdi. Neden sağlıklı bir imar planımız, şehir planlamamız, yapı denetleme sistemimiz ve doğal afet planımız yok? Neden fay hatları üzerine on-on beş katlı binalar yapılıyor, neden kaçak, ruhsatsız, malzemeden çalınmış, çürük binalar “affediliyor”? İlk iki gün neden deprem bölgelerine ulaşılamıyor ve bazı şehirlerdeki kurtarma çalışmaları ancak iki gün sonra başlayabiliyor? Silahlı kuvvetleri sahaya…
Web sitemizde yeni bir arayüz çalışması yapmaktayız. Sanat ve edebiyatın sesi olma yolunda sizlere daha iyi hizmetler vermeyi amaçlıyoruz. Anlayışınız için teşekkür eder, sanat dolu güzel günler dileriz.
Türk Tabipleri Birliği Ali Özyurt Kültür Edebiyat Sanat Kolu ve Antakya Sanat Derneği’nin ortak çağrısı üzerine sanatçı, yazar, şair ve edebiyatçılar dayanışma için Antakya’da buluşuyor. 6 Şubat Maraş Pazarcık, Elbistan ve 20 Şubat Hatay depremlerinin büyük yıkıma yol açtığı kentte buluşacak sanatçılar, cumartesi günü saat 12.00’de, Türk Tabipleri Birliği Kültür Sanat ve Edebiyat Kolu üyeleriyle birlikte Antakya Kurtuluş Caddesi’nde basın açıklaması, Samandağ’da TTB ve Hatay Tabip Odası Çadır Sağlık Birimlerini ziyaret ve Arsuz’da Füsun Sayek Kültürevi’nde ziyaret ve açıklamalarda bulunacaklar. Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten, Hatay’ın yüzyıllardan beri gelen çokkültürlülük ortamının çok önemli olduğunu amaçlarının depremle birlikte…
CHP İstanbul 1. Bölge Milletvekili Aday Adaylık başvurusunu gerçekleşen Yunus Emre Demirci, ülkemizde ailelerin ve hastaların büyük acılar çekmesine yol açan SMA Tip 1 ve RPE65 hastalıklarının tedavisinin Türkiye’ye gelmesi için mücadele edeceğini belirtti. “SMA TİP1 hastası ve RPE65 genetik bozukluğu olan herkese sesleniyorum. Bu hastalıkların tedavilerinin getirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tüm gücümle mücadele edeceğime söz veriyorum.” diyen Demirci, nadir hastalıklar konusunda uzun süredir çalışmalar yaptığını belirtti. Hastalıkların tedavilerinin ülkemize gelmesi için Bürokratik mücadeleler verdiğini belirten Yunus Emre Demirci, olumlu geri dönüş alamadıklarını da sözlerine ekledi. Doğuş Üniversitesi İletişim Bilimleri İngilizce Lisans Programı’ndan mezun olan Demirci, Gazete…

