Ressam Orçun Çadırcı ile “Ödünç İmgeler II” adlı solo sergisi üzerine… Öncelikle bana bir söyleşiyle daha fazla kitleye ulaşmam için verdiğiniz fırsattan ötürü teşekkür etmek isterim. Ödünç İmgeler sergisinin bu ikinci edisyonu bir serinin tamamlanması adına gerçekleştirilmesi gereken bir gösterim idi. Sizin de söylediğiniz gibi ilk versiyonu da MTSO Sanat Galerisinde izleyiciye sunulmuştu. Bu devam sergisinin aynı galeride sanatseverlerle buluşması bu açıdan özellikle anlamlı. Zira görücüye çıkan ilk sergiye yer veren bir galerinin devam sergisine de ev sahipliği yapıyor olması ilki hakkındaki genel kanının anlaşılmasını sağlar. Ek olarak söyleyebilirim ki imgenin ödünç alınması, t/üretilmiş görselliğin temellük yoluyla çoğaltılıp dolaşıma sokulması…
Yazar: admin
İzleyicilerin yanına ister yazdığı ister sevdiği şiiri ya da şiir sevgilerini alıp gidebildiği, farklı disiplinlerdeki ilgi ve meraklarını doyurup deneyim ve birikimlerini paylaşabildiği, “Nurduran Duman ile Şiir Suare”, aralarında başka ülkelerden sanat insanlarının da olduğu uluslararası imzaları konuk etmeyi sürdürüyor. Daha önce “şiir ve ney” etkinliğiyle ABD/Pakistan, sonra Çin, Hindistan gibi ülkelerden şairleri konuk eden, şiirle birlikte diğer disiplinleri harmanlamayı gözeten, bu harmanın, bütüncül anlayışın dünyanın temel gereksinimlerinden olduğunu savunan etkinlik dizisinin bu ayağında resim sanatı ile şiir arasındaki ilişki irdelenecek. Belçikalı şair Michaël Vandebril ve Belçikalı ressam Bart Pluym’ın birlikte oluşturduğu ortak kitap odağında şiir, resim, gezi edebiyatı, arkeoloji,…
Poesin’de Zahide Koçyiğit, şairlerden kendi seçtiği bir şiirini okurla paylaşmasını istiyor. Üstelik şairinin kaleminden şiire dair özel bir notla birlikte. Zahide Koçyiğit’in hazırladığı Poesin’in konuğu Bir İzmir Kapısı Burunova Bornova şiiri ile Hakan Cem…
ÇAĞLA GÖKSEL ÇAKIR Yaban hayatıyla ilgili farklı bir deneyime ya da alışılmadık bir deneme türüne var mısınız? Yazar Nihat Özdal, Aleni Kitap’tan çıkan son kitabında, tabiat ve vahşi yaşam tutkunlarını, çizgili sırtlanların yaşam serüvenine davet ediyor. Üstelik sırtlanları bizzat doğal ortamlarında takip edip objektife alarak. Öyleyse Özdal’ın Türkçe ve İngilizce yazılan “Sırtlan Bilgisi-Hyena Information” deneme kitabına doğru kısa bir tura çıkalım… Belgesel tadında kaleme alınan kitap, “Sırtlan İnsan, İnsan Sırtlan-Human Hyena, Human Hyena”, “Çizgili Sırtlanların Gizemli Dünyasına Genel Bir Bakış-An Overview of the Mysterious World of Striped Hyenas”, “Çizgili Sırtlanların Biyolojisi-Biology of the Striped Hyena”, “Fiziksel Özellikler-Physical Properties”, “Habitat ve…
Yazarlardan Mahur Beste değerlendirmesi… Derya Akar Balcı tarafından yayına hazırlanan dosyada yazarlar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste romanını masaya yatırdı. Bayram Sarı, Demet Tuğrul Yüceil, Eyüp Yıldırmış ve Derya Akar Balcı’nın çalışmalarından oluşan dosya aksisanat portalda yayımlandı… BEN BEHÇET BEY NASILIM | Demet Tuğrul Yüceil SAHİ TALAT BEY’İ BİLMEM NEDEN SEVMEDİNİZ? | Eyüp Yıldırmış ÖMRE BEDEL BİR KAHKAHA: ATİYE HANIM | Derya Akar Balcı MAHUR BESTE METNİ KÜLTÜREL BİR SENTEZ Mİ? | Bayram Sarı
Demet TUĞRUL YÜCEİL “Belki de yazmak eylemi, şu ufak tefek insan bedeninin koskoca bir dünyaya açılmasını sağlıyordur.” Tomris Uyar’ın bu sözleri, insanın var olduğunu yazarak kanıtladığının en güzel ifadelerinden birisidir. Sait Faik’e de “Yazmasaydım çıldıracaktım.” dedirten de bu değil midir? Ömrünü okumaya, öğrenmeye, öğretmeye adamış; güzel sanatlardan edebiyat tarihine, mimariden müziğe, estetikten felsefeye, resimden psikolojiye kadar birçok alanda büyük ve bitmez bir iştahla kendini yetiştirmiş Ahmet Hamdi Tanpınar da “Şiirde sustuklarımı romanlarımda anlattım.” demiştir. Tanpınar’ın romanları, modern öğeler taşımakla birlikte bireyin iç dünyasını ele alan romanlardır. Bu romanları okuyanlar, ilk romanına adını da veren “Mahur Beste” adında bir müzik parçasının…
Eyüp YILDIRMIŞ “Hayat kimsenin etrafında dönmez, herkesle beraber yürür.” Mahur Beste, Türk edebiyatının nadide eserlerinden biridir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dil ve anlatım ustalığı, okuyucuyu romanın içine çekme gücüne sahiptir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın eserlerinde önemli bir tema uzun süredir zaman olmuştur. Bu, Marcel Proust’ a (1), bağlamak hiç de hatalı bir yaklaşım değildir. Tanpınar, Proust gibi geçmişin izini sürer. Geçmiş zamanın Tanpınar’ın kendi hatıralarının romanlarına yansıması veya roman kahramanlarının hatıralarının olaylar içindeki rolü, burada gözlemlenen ortak bir geçmişin izleridir, adeta toplum hafızasının bir parçası. Mahur Beste (2), Osmanlı toplumunun Tanzimat Dönemi’yle birlikte yaşadığı derin değişimleri okuyucunun zihninde simgeler. Burada, müzikle romanın…
Derya BALCI “Istırap insanoğlu için gündelik ekmek, ölümse sadece bir kaderdi, ikisinden de kaçılamazdı. Asıl dava, derin bir şekilde yaşamak ve kendi kendisini gerçekleştirmek, ölümlü hayata şahsi bir çeşni vermekti.” Mahur Beste, Tanzimat sonrası toplum hayatımızın her yönüne yansıyan değişim ve başkalaşımın yansıtıldığı ve her fırsatta tartışılan bir roman olmuştur. Ev, konak yaşantısı, sofra adabı, kadın erkek ilişkileri bakımından dönemini yansıtan bir özelliğe sahiptir. Fransız İhtilali ile milliyetçilik, özgürlük ve demokrasi kavramları Avrupa’yı kasıp kavururken Osmanlı konak yaşantısı da bundan etkilenmiştir. Kadın, ilk defa Fransız İhtilali’nden sonra politika ile ilgilenmeye daha doğrusu kadınlar siyasi – politik görüşlerini bu dönemde dile…
Bayram SARI Hem Doğu hem de Batı kültürünü yakından tanıyıp içselleştiren ve döneminin özgün aydınlarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, 1944 yılında “Ülkü Mecmuası”nda tefrika edilip, 1975’te kitap olarak basılan “Mahur Beste” romanı, uygarlık kırılmasının sonuçlarını bireyler üzerinden cesurca yansıtan bir metindir. Tanpınar’ı okurken, onun geçmişe Cumhuriyet epistemolojisinin içinden baktığı, dolayısıyla geleneği modernist yani düz zamansal bir çizgide düşündüğü, “hazır sunulacak bir sentezcilikten özellikle kaçınarak, oluşacak ‘yeni hayat’ içinde uzağı görmek” istediği gözden kaçırılmamalıdır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ı özgün kılan düşünce, Batılı modernleşmenin bir sonucunda “gelenek – modernlik” arasındaki gerilimi, bireyin ve toplumun dünyasında doğurduğu huzursuzluğu metinlerinde felsefi olarak yansıtabilmesidir. Tanpınar, “Medeniyet…
Maraşantiya’dan 11. Sayı ile Okuruyla buluştu. Derginin basın bülteni şöyle… Maraşantiya’dan 11. Sayı ile Merhaba, Maraşantiya Şiir Dergisi, 11. Sayısı ile 3 yaşına girdi. Şiirin doğasında olan dirençle sürdürüyoruz varlığımızı. Geçmişi Hititlere uzanan ve 9 il dolana dolana bize ulaşan Maraşantiya (Kızılırmak) sayfalarından akan şiirlerle akıyor şehirlere. Dergimiz format olarak, her sayısında bir şairle söyleşi yapıyor. Bu sayımızın söyleşi konuğu; şiirimize verdiği emeklerle değer katan Şeref Bilsel. “Şiirin Bakışı Sığmıyordu Yüzüme” üst başlığı adı altında bir söyleşi yaptık. Varoluşsal ve şiir içerikli sorularımıza; kendi şiiri, şiir tarihimiz, şiirde işlevsellik gibi konularda altı çizilerek okunacak yanıtlar verdi. Deneme bölümüzde Hasan Efe,…
Hilal Varol Hayatımı yazsam roman olur, cümlesine aşina olduğumuza eminim. Hepimiz kalemi elimize alsak vardır birbirimizinkiyle yarışacak iç karartıcı anılarımız. “Büyük Defter” , ikiz olan Lucas ve Claus’un anneleri tarafından savaştan korunmaları için Büyük Şehir’den Küçük Şehir’e getirilişleriyle başlıyor. Ancak savaşın acımasızlığının yanında anneannenin sevgisizliği daha da iç burkuyor maalesef. Kurulan cümleler, cümlelerin bir çocuğun kaleminden çıktığını gösteriyor. Bu öyle bir çocuk ki; yanında her zaman ikizi olmasına rağmen, yalnızlığı her satırından anlaşılıyor. Hiçbir şeyi yalnız yapmıyor; savaşın getirdiği olumsuzluklarla, anneannesinin sevgisizliğiyle, anne ve babasının yokluğuyla mücadelesinde ikizi ve yazdıkları hep yanında ama bir taraftan değil gibi de.…
6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve 11 ili etkileyen deprem felaketinin birinci yıl dönümüyle ilgili anma ve etkinlikler Küçükçekmece’de devam etti. “Yaralarımızı Sarıyoruz” adıyla Gülten Doğruyol İncesu ve Emrullah Alp tarafından düzenlenen etkinliğe birçok şair ve yazarın katıldığı görüldü. Davetliler arasında 90. yaşını kutlayan Adnan Özyalçıner’in bulunması etkinliği daha anlamlı hale getirdi. Ayrıca Hatay Dayanışma Derneği başkanı Fahir Semir Abacı ve Antakya Defne Barış Korosu kurucusu Türkiye Yazarlar Sendikası Antakya Temsilcisi Mehmet Karasu da etkinlikte hazır bulundu. Sunuculuğunu Erdal Çakıcıoğlu’nun üstlendiği etkinlikte Dr İbrahim Kalkan ve Tahir Şilkan deprem gerçeği ve bu konuda 6 Şubat’ta yaşananlar hakkında konuştu. Ata Yiğiz,…
Burçin Laçin Altay ve Gülşah Demirci’nin beraber hazırladıkları ve “Şiir Yolculuğu” adını verdikleri şiirlerle şairler serüveninin bu seferki durağı İkinci Yeni şiir akımının öncüleri arasında yer alan Edip Cansever. Şairin hayatı ve edebi kişiliği şiirleriyle anılacak. Eskişehir’de Mahfil Sahne’de yer alacak bu etkinlik 23 Şubat Cuma günü saat 20.00’da şiirseverlerle buluşacak. Şiirlerin müzikle buluştuğu şiir yolculuğuna katılım göstermek isteyenler biletlere biletinial linklerinden ulaşabilir.
Müslüm Kabadayı Sıfır ile sonsuz üzerine düşünmeyenden bilimsel ve felsefi bilinç beklemek mümkün mü? Zeki olmakla yaşamın dinamikleri, doğanın yasaları ve toplumun nitelikleri üzerine düşünüp bütünsel bir bilinç oluşturmak farklı şeyler olduğundan, bu soruya verilecek yanıt koskoca bir “hayır”dır. Bu soruya “evet” diyebilmek, zekanın derin bir gözlem, inceleme, deneyimleme, çözümleme ve bireşim yapmaya odaklanmasıyla başlar. Yetmez. Bu alanlardaki gelişkinliği güçlü bir anlatımla zenginleştirmek gerekir. O zaman bilimsel ve felsefi bilinç, sanat ve edebiyatla ete kemiğe bürünmüş olur. Ete kemiğe büründüğünde de, “Düşünmeden konuşmak, nişan almadan ateş etmeye benzer.” aptallığına düşülmez. 1934 Antakya doğumlu Sabahattin Yalkın, bir berberin zeki…
Çıngıraklı Sokak Şiir Gazetesi, mezarlık ziyaretlerinin ikincisinde Salih Bolat’a gidiyor. Behçet Necatigil’i Aralık ayında Zincirlikuyu’da ziyaret eden gazete okurları ve şairler, bu ay da Salih Bolat’ı Büyükada’da anacak. Bilindiği gibi şairi iki yıl önce 13 Şubat’ta yitirmiştik. Aynı gün gerçekleşecek buluşmada Bolat’ın şiirleri okunacak, şiirleri üzerine konuşulacak. Buluşma yeri: Kadıköy- Adalar Vapur İskelesi Gün: 13 Şubat 2024 Saat: 14.00
Poesin’de Zahide Koçyiğit, şairlerden kendi seçtiği bir şiirini okurla paylaşmasını istiyor. Üstelik şairinin kaleminden şiire dair özel bir notla birlikte. Zahide Koçyiğit’in hazırladığı Poesin’in ilk konuğu Hepsi Geçti şiiri ile Oğulcan Kütük.
MODERN ŞEHRAZAT SENEM GEZEROĞLU Senem Gezeroğlu ile “Yeniden İnşa” romanı üzerine söyleştik. Fatma Eryılmaz: Ekim 2022’de Monokl Yayınları tarafından okurla buluşturulan bu roman ayağının tozuyla Haziran 2023’te “Vedat Türkali Roman Ödülü”ne layık görüldü. Öncelikle biz okurlara böylesine çeşnili bir içerik ve üslup ziyafeti çektiğiniz için teşekkür ederek başlamak istiyorum. İlk romanınızla hatırı sayılır bir ödül almak nasıl bir duygu? Senem Gezeroğlu: Öncelikle söyleşi davetiniz, Yeniden İnşa’yı böylesine derinden incelemeniz ve kapsamlı sorularınız için ben teşekkür ederim. Yeniden İnşa’nın hem yazım hem de basım aşaması oldukça sancılıydı. Yeniden İnşa’dan önce Zaman Dursun İstedim ve Unuttum Yalnız adlı öykü kitaplarım yayınlanmıştı ve…
Mehmet Ali Tan’ın yeni şiir kitabı “Pantolonlu Bulut”, Kanguru Kitap etiketiyle yayımlandı.Genel Yayın Yönetmenliğini Aydın Şimşek’in yaptığı Kanguru Yayınları tarafından basıma hazırlanan kitapta 87 şiir yer almakta olup, kapak tasarımı Nurgül Gökmen’e ait. Adını, Mayakovski’nin aynı adı taşıyan şiirinden alan “Pantolonlu Bulut”un arka kapağı Mehmet Ali Tan’ın bir şiirine ayrılmış:Bizler hem sarhoşHem ayıklarızSuda yüzen kayıklarızGün geceye girinceGüzeli sayıklarızHaydi, oğlanlar oğlanlarNiçin kızlar oynamıyorlar?“Lariç çum terelellihayhahay” Mehmet Ali Tan, önceki kitabı “Çın Çınn”da olduğu gibi yine rakının ve rakılı sofraların edebiyatını yapıyor. İronili ve eleştirel dili, yine ön planda. Tema ise her zaman hayatın kendisi. Mehmet Ali Tan, kitabıyla ilgili şunları söyledi;…

