Kasabadan Esinti, Ekim 2019 sayısıyla e-dergi olarak okuyucularıyla buluştu. Bu ilk sayının dosya konusu Aydın Şimşek… E-dergi, genel yayın yönetmenimiz Kaan Tanyeri’nin “Niçin E-Dergi?” başlıklı yazısıyla başlıyor. Usta Şair Nihat Behram’ın “Böylesi Zamanlarda” adlı şiirini “Birler Meclisi” adlı şiiriyle Orhan Alkaya takip ediyor. Derya Ezgi Tanyeri dosya konumuz Aydın Şimşek’in yaşam öyküsünü anlattığı yazısıyla yer alıyor. Tuğrul Keskin’in “Aydın Şimşek ile Sorgulayan Bir Söyleşi”si de oldukça ilgi çekici. Hülya Soyşekerci “Sıradışı Bir Yazın Eğitmeni ve Kuramcı: Aydın Şimşek”, Emel Kayın “Şiir Evreninde Pastoral İz”, Özgür Sürek “Edebiyatımızın Özgün Adası” adlı yazılarıyla dosyaya katkı veriyorlar. Şadan Gökovalı “Aşina Yüzler”, Barış Erdoğan…
Yazar: admin
Levent Karataş’ın yönettiği Perfect Underground başlıklı soruşturma çalışmasının birinci sorusu şöyle: “2010’lu yıllardan sonra yazılan şiirde poetik olarak; tematik benzerlikler ve tematik özgünlükler gösteren şairler kimlerdir? Ve yine, 2010’lu yıllardan sonra yazılan şiirde -’80’-’90’-‘2000’ Kuşakları’na kıyasla- tematik benzerlikler-tematik özgünlükler gösteren güncel poetikalar nelerdir?“ Hüseyin Peker: 2010 lu yıllardan sonra yazılan şiirin henüz tam kurulduğu söylenemez öncelikle, kurulma aşamasında oldukları konu edilebilir. Yazılan şiirde nerelere vardıklarından, ya da ne çeşit uygulamalara sokulduklarından söz edilebilir. Örneğin İkinci Yeni Taklitçisi bir nizamı sürdürenler ve özünde tutanlar var. Bunun dışında Heves, Ücra dergilerinin, ya da avantgard söylemin tutumunda seyredenler de dahil. Somut şiir, Görsel şiir, en…
Dayton Edebiyat Barış Ödülü sahibi Golnaz Hashemzadeh Bonde’nin Türkçeye çevrilen ilk kitabı Bizden Geriye Kalanlar Epsilon Yayınları’ndan çıktı. Pek ülkede satışa sunulan ve ilgi gören “Bizden Geriye Kalanlar” İran doğumlu yazar Golnaz Hashemzadeh Bonde’nin ilk romanı. Çocukluğunda ailesiyle beraber İsveç’e kaçmak zorunda kalan Bonde, Stockholm School of Economics’ten mezuniyeti sonrası Toplum içinde ayrımcılığa karşı savaşan Inkludera Investadlı sivil toplum örgütünün kurucusu ve yöneticisi… Golnaz Hashemzade Bonde, kendi hayatından hareketle kitabında, arkasında kalanlar, sevdikleri ve kökleri olmadan gerçek anlamda özgür olup olamayacağını sorguluyor. Sürgün hayatının aidiyet duygusu ve anne-kız arasındaki duygusal bağı, sevgi, pişmanlık ve yaşam sevinci üzerinden irdeliyor.
Dosya: Adnan Özyalçıner Dosyaya Nalân Çelik, Zerrin Saral, Tahir Şilkan, Nihat Ateş, Zübeyde Seven Turan yazılarıyla ve Semrin Şahin de röportajıyla katkı sağlıyor. Dergide Şenay Koca, Meriç Gök, Mehmet Binboğa, Bedriye Korkankorkmaz, Bünyamin Kıvrak yazılarıyla yer alıyor. Şiirleriyle; Hüseyin Peker, Nevruz Uğur, Cenk Kolçak, Hilmi Haşal, Mehmet Kıyat, Taner Cindoruk, Volkan Hacıoğlu, Çetin Örgen, Aydın Kaşkal, Münevver İzgi, Gülçin Yağmur Akbulut, Urfet Şachır, Rudy Roth, Mehmet Öztürk yer alıyor. Öyküleriyle; Fuat Sevimay, Akın Ersöz, Osman Cantimur, Ahmet Zeki Yeşil, Emre Ocaklı, Hüseyin Opruklu, Çolpan Yılmaz, Orhan Kocadağ, Ali Ezgar Özyürek, Bahar Şahin, Engin Yıldırım derginin 25. sayısında yer aldı. Ayrıca…
İstanbul Kültür Üniversitesi Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi, “Benim Adım Feuerbach” adlı oyunuyla usta sanatçı Selçuk Yöntem’i ağırlıyor. İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ), “Benim Adım Feuerbach” adlı oyunuyla usta oyuncu Selçuk Yöntem’i konuk ediyor. Yöntem’in başrolde yer aldığı oyun, 7 Kasım Perşembe akşamı saat 19.00’da Akıngüç Oditoryumu ve Sanat Merkezi’nde izleyicisiyle buluşacak. Uzun süre akıl hastanesinde yattıktan sonra oyunculuk mesleğine geri dönmek isteyen bir adamın hikayesini konu alan “Benim Adım Feuerbach”, Alman oyun yazarı Tankred Dorst tarafından kaleme alındı. Türkiye’de ilk olarak 1995 yılında oynanan oyun, 23 yıl aradan sonra geçtiğimiz yıl tekrar sahnelenmeye başladı. Türkçeye çevirisi Sema Engin Edinsel tarafından…
Ataşehir Belediyesi Tiyatro Topluluğu “8 Kadın” adlı oyun ile MSKM’de tiyatroseverlerle buluştu.Robert Tomas’ın yazdığı, Coşkun Tunçta’nın çevirdiği 2 perdelik oyunu 330 tiyatrosever seyretti.Oyun hakkında…1950’lerin Fransa’sında karlı bir yılbaşı sabahı… Evde bir ceset ve içlerindeki katili bulma yolunda psikolojik savaş veren 8 kadın… Robert Thomas’ın yazdığı kara komedi türündeki oyunda, kadınların her biri kendini temize çıkartmak uğruna, diğerlerinin sırlarını açık ediyor. Yazar: Robert ThomasÇeviri: Coşkun TunçtaYönetmen: A. Ercan TulunayYardımcı Yönetmen: Nazlı ÇelikReji Asistanı: Gamze AşıkDekor-Kostüm Tasarım: Nazlı Çelik, Gamze AşıkIşık: Emre KahramanOynayanlar: Gamze Aşık, Helin Dinler, İlkay Tokaç Akbaş, Malike Çelik Koç, Melek Ertem, Melihat Gürşün, Nazlı Çelik, Nurgül Karabay
İstanbul’da iki gün sürecek olan “TABİATIN ÇIĞLIĞI” KARMA FOTOĞRAF SERGİSİ “Uluslararası Ekoloji Politik Konferansı”nda açılacak. 16 fotoğrafçı bir araya gelerek hazırlanan “Tabiata saygı” temalı sergi Ekosistemin dünyada ve ülkemizde insan eliyle bozulması kusunda insanları düşünmeye ve harekete geçmeye davet ediyor.. 09 Kasım Cumartesi- 10 Kasım Pazar Açılış: 09 Kasım Saat: 09.00 Adres: Şişli Belediyesi Cemil Candaş Konferans Salonu 19 Mayıs Halaskargazi cd. no.168 Şişli – İstanbul SERGİDE ESERLERİ YER ALAN FOTOĞRAFÇILAR Abidin Yağmur, Adil Okay, Ali Osman Abalı, Ali Ziya Çamur, Derya Narlı, Fevziye Yürek, Ful Uğurhan, Hakan Ottaş, Hatice Ataç, Köksal Şahin, Özcan Yaman, Özgecan Aşlamacı, Servet Üstün Akbaba,…
Mavi – Yeşil Dergisi’nin 120. Sayısı Yayımlandı. Derginin 120. sayısında “Rıza Tevfik” dosyası yer alıyor. Şairden yetmiş yıl sonraki bu dosyada Mehmet Nur Karakeçi, filozof şairi tanıtıyor. Elmas Arslan, şairin “Uçun Kuşlar” şiirini inceledi. Hasan Öztürk de iki ayrı edebiyat soruşturmasına verdiği cevaplardan yola çıkarak Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın estetik/edebiyat birikimine dikkat çekti. Aydınlar hakkında yazan İsmail Özalp, bilinen bir filmi iktidar ekseninde değerlendiren Gülcihan Bakır ile şiire dair deneyimlerini de anlatan Şener Aksu, yazılarıyla yer alıyorlar. Hüseyin Alemdar, Özkan Satılmış, Deniz Dağdelen Düzgün, Örsan Gürkan, Serkan Bozdağ, Nihat Gümüş, Yusuf Çınar ve Ceren Demirkıran, bu sayının şairleri. 120. sayının tek…
Şair Haydar Ergülen’in çok tartışılan “şiir atölyesi” çalışması hakkında edebiyatçılardan görüşler gelmeye devam ediyor. Şair Selami Karabulut da görüşlerini sosyal medyada paylaştı. İşte o paylaşım: Ucunda para olunca herkesin dikkatini çekti bu mesele. Ben kurs alanlara üzülüyorum. Es kaza şiir yazmayı öğrenirlerse asıl ondan sonra yandılar. Her ay dergi takip edecekler, şiir kitaplarını edinmek zorundalar artık, (internette okumakla şiirin tadını alamazlar) yazacakları dosya boyutuna gelince yayınevi yayınevi dolaşıp hayallerini gerçekleştirmek için uykuları kaçacak. Sonra mı? Sonrası belli… Pamuk eller cebe, (kredi bile çeken gördüm ben kitap bastırmak için.) Kitap satmıyor diye üzülmek de işin cabası eş, dost, ahbap ilgilenmiyor diye…
Türk öykü ve roman yazarı. Anlatımının özgünlüğü, kişileri işleyişindeki derinlik ve sevgi yüküyle çağdaş Türk öyküsüne yeni açılımlar kazandırmıştır. 29 Ekim 1932’de İstanbul’da doğdu. Asıl adı Feruze Çerçi’dir. İlköğrenimden sonra kısa bir süre tiyatro oyunculuğu yaptı. Edebiyat yaşamına başladıktan sonra yazarlığı tek uğraş edindi. 1975’te çağrılı olarak gittiği Batı.Berlin’ de bir yıl kaldı. İlk öyküsünü, F. Yerdelen imzasıyla 1956’da Seçilmiş Hikâyeler Dergisi’nde yayımladı. Bunu Türk Dili, Yenilik ve Pazar Postası dergilerinde yayımladığı öyküleri izledi. 1968 sonrası Yeni Dergi’de yayımlanan öyküleriyle dikkati çekti ve çağdaş Türk öykücülüğünün önemli adlarından biri olarak nitelendirildi. Parasız Yatılı kitabı ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı,…
İtiraf etmeliyim ki, çok korktuğum, fazlasıyla çekindiğim bir husustur birine, birilerine kitap tavsiye etmek. Kendime bile telkinde bulunmak istemem… Dolayısıyla bir tür derkenar olarak kabul edilirse söylediklerim, sevinirim. Thomas Mann okumadan kişi kendini okur olarak tanımlayabilir mi? Bundan emin değilim. “Buddenbrooklar”, “Büyülü Dağ” ile “Yusuf ve Kardeşleri” ne muazzam eserlerdir… Romanda inşa nedir, diye sorsalar, bu üç kitabı işaret ederdim herhalde. Bizde önemsenmediğini düşündüğüm ne varsa, hepsi sanki bunlarda sık sık çıkar karşımıza. Ancak ben hazmı (?) daha kolay olan bir novellasını öneririm: “Venedik’te Ölüm” Gustav von Aschenbach’ın sanat üzerine mülahazalarını bir kenara koyup, bıyığı henüz terlemiş Tadzio’ya bağlılığına bakmak…
Varlık Dergisi’nin Kasım 2019 sayısı okurla buluştu. Bu sayıda dergi “Konuşmak ve Susmak Arasında Postmodern İnsan”ın durumunu inceliyor. Dosyaya Nilgün Tutal, Fidan Terzioğlu, Sarphan Uzunoğlu ve Mehmet Özkan Şüküran katkıda bulunuyor. “Türk Sinemasının 105. Yılı” nedeniyle Kültür Gündemi köşesinde Burak Süme, ilk yerli film olarak kabul edilen, 14 Kasım 1914 tarihli Ayastefanos’taki Rus Abidesi’nin Yıkılışı’nın yönetmeni Fuat Uzkınay’ın torunu Burçin Resuloğlu ile gerçkleştirdiği söyleşiye yer verildi. Dergide ayrıca Hıdır Eligüzel, sanatçı Derya Ülker ile resimleri, “birbirlerine ‘kalabalık’ gelen insanların kent içindeki karşılaşmaları” üzerine söyleşisi bulunuyor. Raşel Rakella Asal, Gülüş G. Türkmen, Haydar Ergülen, Halûk Sunat, Barış Acar, Hikmet Temel Akarsu,…
KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FeminİSTANBUL” 4 YAŞINDA UNESCO’ya bağlı Uluslararası Şiir Organizasyonları içinde yer alan, “FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali” bu yıl dördüncü kez, 7-9 Kasım 2019’da, Kartal Belediyesi’nin desteğiyle düzenlenecek. “Şiir Şiddeti Yener” manifestosuyla yola çıkan FeminİSTANBUL, kadınlığın sorunlarına dair evrensel bir fikir, sanat ve diyalog platformu olmayı hedefliyor. Uluslararası FeminİSTANBUL Kadın Şiiri Festivali,7-9 Kasım tarihleri arasında dördüncü kez düzenlenecek. Ana temasını kadın, kadın sorunları, kadının her türlü halini içeren durumlar olarak tanımlayan düzenleyiciler, festivali cinsiyetçi ya da salt feminist bir festival olmamakla birlikte Türkiye’de bir ilk olarak tanımlıyorlar. Kadın temalı şiirleriyle, kadın, erkek, LGBT, her dilden, cinsten, dinden, ırktan ve milletten…
Ali Koçak – Nişancı – A7 Yayınları Uzun yıllar gazetecilik ve haber müdürlüğü yapan Ali Koçak’ın o yıllarda kendi yaşamından da kesitler sunduğu öyküleri “Nişancı” ismiyle A7 Yayınları tarafından yayınlandı. Fazlasıyla gerçeğe dönüşen kurgusuyla öykülerini işlerken Koçak, Bosna Savaşı’nın yıkıcı etkisini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor! Aslında bu öyküler yerine başka öyküler yazılmalıydı, biz bunca acıyı okumak yerine muazzam güzellikleri hissetmeliydik. Ama dünyadayız ve iyi ki Koçak insani yanına dokundurtmamış… Han Kang – Çocuk Geliyor – April Yayıncılık İlk yapıtı “Vejetaryen” ile büyük çıkış yapan Koreli yazar Han Kang bu kez kalemiyle adalet olgusunu sorguluyor! Gwangju Olayları ismiyle anılan acı…
Birçok sıkı okurdan farklı olarak, kitapla sıkı fıkılığım üniversite yıllarına dayanır. Bu sebepten okumadan geçen zamanları telafi etmek için fena sayılmayacak bir okuma ritmi tutturmaya çalışırım her sene. İşin gücün arasında okumaya o kadar düşerim ki yazmayı unuturum. Hem okumak her zaman yazmaktan daha konforlu bir alan… Neyse lafı çok dolandırıp dallandırmadan benim gözümden birkaç kitap önerisi sunmaya geldim. İlk önerim Polat Özlüoğlu’nun “Peri Kızı Af buyrun” isimli öykü kitabı. Can Yayınları’ndan çıkıyor. Yazarın üçüncü kitabı… Kitap derdi muradı olan bir kitap. Yalapşap aşklar, beyaz yaka buhranları, olgunlaşmamış isyanlar, sağa sola hesapsız saldırmalar yok. Ne istediğini bilen bir…
Veysel Şatıroğlu veya lakabı ile Âşık Veysel, Türk halk ozanı. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur. Aşık Veysel Şatıroğlu, 25 Ekim 1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Annesi Gülizar, babası “Karaca” lakaplı Ahmet adında bir çiftçiydi. Veysel’in iki kız kardeşi, yörede yaygınlaşan çiçek hastalığına yakalanarak yaşamlarını yitirdi. Veysel de yedi yaşında aynı hastalıktan dolayı iki gözünü de kaybetti. Kendi anlatımına göre: « Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeye gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kaydı ve düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım……
Levent Karataş’ın yönettiği Perfect Underground başlıklı soruşturma çalışmasının birinci sorusu şöyle: “2010’lu yıllardan sonra yazılan şiirde poetik olarak; tematik benzerlikler ve tematik özgünlükler gösteren şairler kimlerdir? Ve yine, 2010’lu yıllardan sonra yazılan şiirde -’80’-’90’-‘2000’ Kuşakları’na kıyasla- tematik benzerlikler-tematik özgünlükler gösteren güncel poetikalar nelerdir?” Ramazan Parladar: 2010’lu yılların da sonuna geldik, ama kimi bireysel şiirsel çıkışlar dışında ben 2010’lu yılların şiirini 2000’lerden ayıracak net çizgilerin olduğunu düşünmüyorum. On yıllı dilimlemelerin sakıncaları üzerinde çok duruldu; haklılığı olan itirazlardı. Şiir tarihimizi okurken, değerlendirirken farklı metodolojilerin gerekliliği noktasında pek bir şey yapılmadı ama. Bildiğim kadarıyla, son zamanlarda bu ezberlenmiş metodolojinin dışına çıkmış tek ciddi…
Türk edebiyat tarihçisi ve siyasetçi Agâh Sırrı Levend 26 Ocak 1894’de Yunanistan’ın Rodos adasında dünyaya geldi. Edirne Mülkiye Askeri Rüştiyesi’nde eğitim gördü. Konya İdadisi’ni bitirdi. İstanbul Darülfünun’da yüksek öğrenimini tamamladı. Mezuniyetinden sonra farklı okullarda öğretmen olarak çalışmaya başladı. 1. Dünya Savaşı’nın başlaması üzerine askere alındı. 1917 senesinde Bandırma’da bulunan Beşinci Ordu Karargahı’ndaki arkadaşları ile birlikte Çocuk Yuvası adlı bir okul kurdu. Sonrasında İstanbul’da açtığı İstiklal Lisesi’nde hocalık ve müdürlük vazifelerini yürüttü. Bunun yanında Eminönü Halkevi başkanlığı da yaptı. 1940-1946 seneleri arasında Aydın milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. 1947 senesinde Gazi Eğitim Enstitüsü’ne atandı ve 1949 senesinde bu okuldan emekli oldu. Emekli olmasına rağmen Türk Ansiklopedisi Genel Sekreterliği,…

