8 Mart 2021 günü ‘MERHABA’ diyerek yayın hayatına başlayacak olan KADIN HAREKÂTI, Neslihan Yalman’ın editörlüğünde çıkıyor. Dergi, ‘Dişi bir kalkışma dil göstergesidir’ mottosuyla ilerleyerek, disiplinlerarası düzlemde birçok kadını kucaklamak için estetik bir kalkışmayı hayata yaymayı arzu ediyor. Kadınlarla beraber; kadın direnişi için mücadele etmiş, içeriden ya da dışarından destek sağlayan ve üreten erkeklere de kısmen yer verecek olan dergi, transeksüel, travesti, lezbiyen, biseksüel vb. gibi kimliklerle de kendilerini tanımlayan bireylere alan açmayı umut ediyor. Dergi, seslerini duyurmak isteyen her kesimden kadına da alan yaratmak istiyor. Bununla birlikte, üç ayda bir çıkacak olan bu kadın dergisi, günlük hayattan pratik mücadeleye, sanattan…
Yazar: admin
Ruhsan İskifoğlu: Görsel şiir birçok farklı disiplinin müzik, fotoğraf, film, resim gibi birbiri ile olan ilişkisi ve etkileşimi sonucu “çoksesli” “çok boyutlu” bir anlayışı oluşturur ve disiplinlerarası iletişim, etkileşimi ile birleşerek yeni, derinlikli bir evren yaratır. Görsel imgeler okuyucunun zihninde güçlü bir biçimde dönüşür. Dilin sadece anlamsal boyutlarını değil görsel boyutlarını araştırır. “Duygu” “düşünce” ve “anlam” görselliğin somutlaştırdığı sınırlarını zorlar yeni farklı bir yapı içerisinde karşımıza çıkarır.Bu aynı zamanda şu anlama gelir, sözcüklerin kendi gerçeklerinden soyutlanarak yeniden yapılanması. Görüntü imgeselliğin ötesinde iç ve dış boyutlarını genişleterek zaman zaman algıları duyumları şaşırtarak ve karmaşık duruma getirerek algılama imkanlarını çoğaltır. İlk bakışta…
Kattuf “acı çekmeden sevmeyi özledim.” yüreğimin bilmem hangi teline değdiyse artık; kaç parçaya ayırdı beni, sayamadım bu cümle… oturuyorum. yüzü yok bir kadın sağ kulağıma fısıldıyor: “acı çekmeden sevmeyi özledim…”bir el, sol elimden tutuyor usulca; gidiyoruz..bir pencere kenarı…pencereden bakıyorum; yüzü silik, sesine aşina olduğum bir kız çocuğu..”rüzgara karşı şiir okuyan kız bu” diyorum hemen. bir evin damında, yüzünü kel dağına çevirmiş, köpüklerinden afrodit’i doğuran denizinin kokusunu içine çeke çeke haykırıyor acısını, sevdasını… izliyorum: adonis’in mısraları ses oluyor sesine.. “seni seviyorum dedimrüzgar bile duymadı sesimine diye aklımdasın hala” kalkıyorum yerimden, yüzü yok kadına bakıyorum: “üçümüzün de acısı aynı renk…” pencereden elimi…
Sait Faik’in anısına… Darüşşafaka Cemiyeti 2020 yılında öykü kitabı yayımlanmış tüm yazarları, Sait Faik Abasıyanık’ın anısını yaşatmak amacıyla 67. kez düzenlediği hikaye yarışmasına katılmaya çağırıyor. Yarışma, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle düzenleniyor. Katılım koşulları Yarışmaya katılacak hikaye kitapları 2020 yılında yayımlanmış olmalıdır.Yarışmaya katılacak kitapların daha önce ödül almamış olması gerekmektedir.Daha önce aynı armağanı kazanmış yazarlar yarışmaya katılamazlar.Başvurular iki aşamalı bir değerlendirme sürecinden geçecektir. Ön değerlendirmeyi geçen 10 kitaplık bir kısa liste 16 Nisan tarihinde duyurulacak, nihai sonuç Mayıs ayı içinde açıklanacaktır.Yarışmaya katılacak yazarların, yapıtlarından 7 (yedi) nüshayı, Darüşşafaka Cemiyeti Genel Sekreterliği’ne hitaben yazılmış bir başvuru dilekçesiyle (Dilekçenin yazarın…
Tesadüfen önüme düşen yazılardan biriydi geçtiğimiz aylarda. İnsanın teşekkür alma isteğinin sevilme onaylanma isteği gibi yanlış bir bilinçten kaynaklandığından, çocukken biri bize bir şey ikram ettiğinde ya da herhangi bir iyilik yaptığında diyelim, karşımızdakine teşekkür etmemizin öğretilmesinin yanlışlığını vurgulayan, çocukların sezgilerinin gücüyle kime ne zaman teşekkür edip etmeyeceğini büyüklerden daha iyi bildiğinden, sahte bir teşekkür sözcüğündense sevgi dolu bir bakışın ya da şefkatle dokunuşun yeterli olabileceğinden, her önüne gelene her şey için teşekkür eden kişinin kendisinin de sürekli teşekkür beklediği için bunu yaptığından bahsediyordu özetle. Güzel bir anlatımdı, dikkatimi çekmişti; bir yanım onaylasa da bir yanım itiraz ediyordu bu görüşe.…
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliği kapsamında, bu yıl 8.sini düzenlediği ulusal resim yarışmasına başvurular başladı. 7-11 yaş arası çocuklara yönelik olan yarışmanın konusu: “Opera ya da Bale denince aklına ne geliyor”. Geçtiğimiz sene, pandemi nedeni ile ertelenen etkinlik, bu yıl ilk kez online olarak gerçekleşecek ve yarışmaya katılım, resimlerin dijital ortamda gönderilmesi ile sağlanabilecek. Çocukların opera ve bale sanatlarına olan ilgilerini arttırmak amacı ile düzenlenen yarışmaya, her sene Türkiye’nin dört bir yanından katılım sağlanıyor. Hayatında hiç opera ya da bale temsili izlememiş öğrencilerin de hayal dünyalarında yaşattıklarını resimlerine yansıtmaları sonucu ortaya çıkan…
Engin Turgut’un yeni kitabı “Ardından” raflardaki yerini aldı. Edebiyatist tarafından yayımlanan kitap hakkında Engin Turgut şunları söyledi: “Yeni kitabım “Ardından” “Edebiyatist” yayınevinin özenli ve özverili çalışmasıyla görücüye çıktı. Sizi görünce pek sevinecek bunu biliyorum. Bir önceki kitabım “Tayf” göz kamaştıran soylu bir ruh için, kanat çırpan küçük kuşlarla bulutlara karışmış bir gökkuşağıydı, esmer bir kuğuydu, buğuydu, derin soldu. Bu kitaptaysa sitem, sevgi, aşk ve ayrılık var. Bu kitapta sevginin, inceliğin, küsmenin ve incinmenin bütün asil tonları var. Bu şiirler ardına bakmayanların ardında sahici ne kalmışsa kelimelerin üstünü örtmeden mavi yağan yağmur aşkına hüznün dumanıyla yazıldı. Ince sözlerden fışkıran sevecen bir…
Hakan Cem Oyuncu, meraklı, uykucu ve uyandırıcı, istediğini bilen ve uygulayan, evinizin gerçek sahibi, sağaltıcı Kedizade! Bu zat, ‘Müzik’ sanatıyla sosyolojik tınıların iç içeliğini taşır. Kucağınızda sere serpe yaşadığı mutluluğun şarkısını söylerken ah, duyduğunuz mırıltıların notasyonunu çıkarsanız… Aman ha, ilgisiz kalıp ke(n)dinizi bilgisayar başında unutmayasınız, Kedizade bilgisayarınıza hemen oracıkta el koyar: “…biraz sevişelim mi?” Ya sabahın kör vaktinde sizi uyandırması! “Yalnız değilsiniz!..” der, “Miyavv” (…) Pist, diye kovaladığımız; şair Hüseyin Peker’in deyişiyle: “Üstü başı pislenmiş, yalamaya gerek duymadan siyah beyaz her türlü rengi alacaya çevirmiş o doğal yaşamın kedileri…” Kapağını açtığımız sokak çöpünde dünyalar kuran, çöpten fırlayan… Sokağın Kedi! Arabaların…
Ümit Yıldırım’ın, Sincan İstasyonu Edebiyat Dergisi’nde uzun süredir yayımlanan edebiyatımızın ünlü simalarına ait anekdotları, “Güle Yaza Edebiyat” başlığıyla Yazılı Kağıt Yayınları’ndan çıktı.Ümit Yıldırım, kitapta yer alan anı ve fotoğrafların kimilerini kitaplardan, kimilerini şair ve yazarların kendi anlatımlarından derlediğini söyledi. Ümit Yıldırım ayrıca, “Sanatçıyı yalnız yapıtlarında değil, biraz da günlük yaşamındaki ilişkilerinde, konuşmalarındaki söz buluşlarında, olaylara bakış açılarında aramak gerekir. Bu söz varlıklarının, anı fotoğraflarının unutuluşun elinde solup gitmesine izin vermeden edebiyatımızın ünlü simalarından bir ‘gülen yüzler seçkisi’ hazırlamak istedik. Gülmece, nükte, espri ya da anekdot her ne derseniz deyin, bu söz varlıklarının derlenmesine destek veren şair ve yazarlara; ayrıca bu…
Modern Türk Edebiyatı’nın önde gelen isimlerinden Demir Özlü, yaşadığı İsveç’te dün yaşama veda etti. Demir Özlü, kırk yılı aşkın bir süredir İsveç’te yaşamaktaydı. DEMİR ÖZLÜ KİMDİR? 9 Eylül 1935 tarihinde dünyaya gelen Demir Özlü, Ödemiş İstiklâl İlkokulu, Ödemiş Ortaokulu, İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nde okudu. İlk şiiri Kabataş Lisesi öğrencilerinin çıkardığı Dönüm Dergisi ve daha sonra Türk Dili dergisinde yayınlandı. 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1961-1962 arası Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde felsefe okuduktan sonra Türkiye’ye dönerek İstanbul Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Metodoloji Kürsüsü’nde 4 yıl asistanlık yaptı. 1971’de bir süre tutuklu kaldı. 1979’da Stokholm’e yerleşti. Öykü, deneme, eleştiri ve çevirileri…
Ayfer Feriha Nujen Bağımsız Ol(!)makor Not To Be Şiir son iki yıldır kuvvetli bir biçimde gündemde, ama hâlâ çok az sayıda yayınevi şiire ciddi bir biçimde eğildiler. Aslında bu yeni bir eğilim değil. Tıpkı yeni ve baş edilmez bir virüs gibi varyantlarını oluşturmayı başardı şiir. Tekelin ağzıyla yazılmayan, söylenmeyen şiirlerin de artık basıldığını, okunduğunu söylemek gerekirse. Şiir geçen yıllar içinde de her zaman basıldı, okundu. Ama ambiyansı tek düzen bir defter içinde kalmakla sınırlıydı. Bir elekten geçiyor insanoğlu. Zalim bir elin sallayıp durduğu bir elekten. Bazılarını yaratırken kumunu elemeyi unutmuş bir Tanrı’nın iradesiyle elbette. Çok iyi şairler adı duyulmayan yayınevlerinden…
Gönül Ak’ın hazırlayıp sunduğu Seyirlik Radyo programının bu haftaki konuğu şair İsmail Cem Doğru oldu. 14 Şubat Dünya Öykü Günü’nü konu alan programda Halikarnas Balıkçısı’ndan Hoşbulduk Selim Dede ve Gündüzünü Kaybeden Kuş adlı öyküler seslendirildi. https://www.facebook.com/ahtemkutuphane/videos/921401925298223
‘Bizim şiirimiz umuttan beslendi ve beslenecek. Yeni normalin yarattığı karamsarlıkla, umutsuzlukla başa çıkmak için umuda, coşkuya, sevince olduğu kadar silkelenmeye de ihtiyaç var. Her zamankinden çok birlikte olmaya, yan yana durmaya ve şiirsel özün ve sözün gücüne inancımız tam. Tam da bu nedenlerle şiir salgına da karşı’ diyen Kod Adı Maske 2021 şiirlerden ve şiir eksenli yazılardan oluşuyor, eski yeni ve değişik anlayıştaki birçok şairin şiirlerini okurla buluşturmayı öngörüyor. Kod Adı Maske 2021 ilk sayfalarını da şair kadınlara ayırdı. Nerdeyse günde üç kadının öldürüldüğü ya da yüzlercesinin şiddete ve tacize maruz kaldığı bu topraklarda, tüm kadınların sesi olan şair kadınlarımızın…
2021 Yılı Dünya Öykü Günü Bildirisi’ni Zafer Doruk Yazdı… Öykü ve Hayat Öykünün kaynağı hayattır. Öyküyle hayat birbirine dokunarak, birbirini izleyerek ilerler; bazen biri, bazen öbürü önden gider. Hayatın kapsadığı alan da öykünün çatısı altındadır: Giriş, gelişme, sonuç. Doğarız, yaşarız ve ölürüz. Hayatlarımızda sayısız öyküler yaşıyoruz, öyküler uyduruyoruz; öykümüzün biri bitiyor biri başlıyor, kimisi hâlâ sürüyor. Kendi öykülerimiz var, başkalarının öyküleri var, başkalarının bizim için uydurduğu öyküler var; yaşayamadıklarımız, düşlerini kurduğumuz, tasarladıklarımız, kaçırdıklarımız, ıskaladıklarımız var; bazen birbirleriyle kesişen öykülerimiz oluyor. Öykü anlatıcısı, hayatındaki olay yığını arasından zihnine yerleşen, gönlünde yer eden, unutamadığı, deneyimlediği, sonuçlarından ders çıkardığı olayları, anları, durumları, görüntüleri…
İki aylık kültür ve edebiyat dergisi Ecinniler, yedinci sayısını yayımladı. 2021 yılındaki ilk sayısında gotik edebiyat denince ilk akla gelen yazar olan Edgar Allan Poe’yu odağa alan derginin bu dosyası “Delilik ve Dâhiliğin Arafında” başlığını taşıyor. Çağla Çinili’nin editörlüğünde hazırlanan, Poe’nun hem kendi metinlerini hem de polisiye edebiyattan korku edebiyatına, sinemadan müziğe kadar birçok alanı nasıl etkilediğini inceleyen dosya kapsamında Meltem Gürle ile yapılan kapsamlı söyleşinin yanı sıra Hakan Bıçakcı, Gamze Haklı Geray, Hilmi Tezgör, Melisa Ayşegül Çal, A. Barış Ağır, Çağla Çinili ve Cihan Yurdaün’ün yazıları okunabilir. Dosyada ayrıca Banu Karakaş’ın John Neal’dan yaptığı bir çeviri de mevcut. 2021…
Zahide Koçyiğit Taş Bina, Aslı Erdoğan’ın Taş Bina ve Diğerleri adlı kitabının son öyküsü. Ne kadar öykü olarak sınıflandırılmışsa da türler arası olma özelliği daha baskın. Hatta onu ayrıcalıklı bir yere taşıyan özelliklerinden biri bu. Boyutuyla değerlendirirsek bu metne bir novella demek hiç de yersiz olmaz. Yazarın öyküdeki dili kullanma biçimi ise şiirle yakın akraba. İşte bu da metni özel kılan bir başka yanı. Üstelik öyle ki hem imgeler hem biçem ile öyküye hakim kılınan iklim okuru ya taş binaya koyuyor ya da taş binayı okurun içine… Taş bina, metin boyunca bundan başka şekilde adlandırılmamış olsa da, bir…
Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazarlarla Öykü Zamanlığı‘nda bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Reyhan Yıldırım’a soruyor: Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz, öykü(-ler) ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? Reyhan Yıldırım: Üç beş isme indirgeyemeyeceğim kadar çoklar. Yazın çabama katkı koymaya devam eden, bu sıralar gündemimde olan isimlerle ilerleyeyim. İlk sıraya Hulki Aktunç’u koyacağım: Bir olay örgüsünde kurgu önemlidir. Öykünün önermesine uygun, klişeden uzak, öykünün talep ettiği bütünlüğü sunan öğelere sahip bir metin üretmek…

