“Müziğe ve şiire batmış şehirler” Erkut Tokman’ın “Şehirlerle Yanar Dünya”sı (Yasak Meyve) özel bir çalışma. Adının da söylediği gibi. Tokman’ın şiirlerini okurken, İlhan Berk’in “Dünyada En Güzel Şehirler Uyanır” şiirini anımsadım. Şehir nedir, sesten, müzikten ve şiirden başka! Tokman da İstanbul’dan başlayarak müziğe ve şiire batmış şehirlerle nasıl yandığımızı yazıyor. Nasıl yana yana yaşadığımızı: “Şiirlerle yanar dünya, dünya kalır ben giderim”. Sanata, edebiyata, şiire bir saygı duruşu…” (Haydar Ergülen-Vatan Gazetesi-Kitap Eki-Aralık 2017) “… Esasen Erkut Tokman, bu son kitabıyla hem anlattıkları hem de anlatma hali bakımından yeni bir evreye geçti diyebiliriz. Bu son kitapta deneyim ve bilginin-…
Yazar: admin
SEBASTİANO GRASSO ‘NUN KİTABI İÇİN NE DEDİLER? “Neruda söylemişti: “Susunca hoşuma gidiyorsun çünkü yok gibisin” Giuliana,gerçek ya da hayali kadın, şiirin merkezi aynı zamanda.Sebastiano Grasso’nun bu olaganüstü kitabının obsessif kahramanı,başlangıçta hakiki ve eklemli, beyitler ya da ayrı ayrı cümlelerden oluşan bir şiir yazar, bu şiir yazara kendi eserlerini düzenlemesi için ihtiyaç duyduğu sözcükleri önerecektir. Sık sık kadına yaklaşır, geniş açıklamalarla da olsa, daima görgü kurallarına maruz kalmaktan kaçınarak yapar bunu ama yine de bir keresinde kurallara ters düşecektir. Bu aşk hikayesi herşeyden önce ilan edilen bir ayrılığın hikayesidir.Vücutlar her şeyi bilemezler, onlarsız hiçbir şey mümkün olmasa bile.” José Saramago (İspanyolca…
“Nehrin İki Yakası”, “Aghartalı” ve “Kader Bozucu” adlı yerli fantastik edebiyat eserlerinin yazarı Gündüz Öğüt’ün yazdığı benzersiz öyküler bir araya geldi. Yazarın “Masal Dağı’nın Sırrı” adlı öykü kitabı Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Fantastik türdeki kült romanları Nehrin İki Yakası, Aghartalı ve Kader Bozucu adlı öykü kitabıyla tanınan Gündüz Öğüt, edebiyat yolculuğuna Masal Dağı’nın Sırrı’yla devam ediyor. Yazar, Masal Dağı’nın Sırrı’nda yer alan dokuz öyküsüyle okurlarını gerçeklerle hayallerin birbirine karıştığı bir dünyanın kapılarına davet ediyor. Yerli fantastik edebiyata büyük bir katkı bu kitap. Edebiyatı özleyen herkese iyi bir okuma önerisi. “Harfler, heceler, kelime ve cümleler… Onlar yaşanmışlıklar kervanının sessiz taşıyıcılarıdır. Aynı…
Pardon Neye Bakmıştınız? / Modern Sanatın 150 Yıllık Şaşırtıcı, Sarsıcı, Kimi Zaman da Tuhaf Hikâyesi kitabından tanıdığımız yazar, BBC sanat editörü Will Gompertz uzun yıllar sanatçılarla çalışmış ve onları incelemiş. Bu süreç zarfında, başarılı sanatçıların birtakım ortak özellikleri olduğunu fark etmiş. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Sanatçı Gibi Düşün” kitabında bu özellikleri, her zamanki akıcı, esprili üslubuyla ve örneklerle anlatıyor. Yeteneklerin gelişmesine yardımcı olan birtakım yaklaşımları benimseyen ve sanatçı gibi düşünen herkesin, işi ne olursa olsun, daha yaratıcı ve verimli bir hayat sürebileceğini, başarı kazanma ihtimalinin artacağını savunuyor.
Sigmund ilk uçuş denemesinde kafa üstü küt diye düşer. Zavallıcık artık diğer kuşlar gibi cikcikleyemez. Anne babası gece gündüz yavrularının başından ayrılmaz, onun için ellerinden gelen her şeyi yapar, ona uçmayı öğretirler. Ancak Sigmund ne zaman konuşmak istese sadece “HOP GÜM!” diye gaklar hüzünle. Yaşlı beyaz bir tavşan, Sigmund’un bu halinin farkına varır ve eski neşesini bulması için ona yardımcı olmayı teklif eder. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Heinz Janisch ve Helga Bansch’ın yazdığı “Hop Güm”, minikleri gülümsetecek yeni bir hikâye…
Uğurböceği Sevecen ve Salyangoz Tomurcuk ile rengarenk bir macera! Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Erika Bartos’un yazdığı ve resimlediği “Dönmedolap”, çocukları boya kalemleriyle birlikte Uğurböceği Sevecen ile Salyangoz Tomurcuk’un renkli dünyasına çağırıyor.
Demet Taner’in eşi Haldun Taner’in 10. ölüm yıldönümünde yayımlanan kitabı “Canlar Ölesi Değil”, yirmi yıl aradan sonra Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı. “Canlar Ölesi Değil”, birçok bakımdan özel bir kitap: Öyküleri, tiyatro yapıtları, gazete yazıları, konferansları, üniversitedeki dersleri, uluslararası toplantılarda edebiyatımızı temsil edişi ve daha birçok yanıyla bilenen Haldun Taner’in yaşam öyküsünü, kendine özgü kişiliğini, insani değerlerini ve geniş bir fotoğraf albümünü içeriyor. Kuşkusuz edebiyatımızın bu büyük ustası hakkında pek çok bilimsel çalışma yapıldı, yazılar yazıldı, bildiriler sunuldu. Ayrıca edebiyat ve tiyatro insanlarının anılarında sıkça kendisinden bahsedildi. Ama “Canlar Ölesi Değil”de can yoldaşı Demet Taner’in kalemiyle onu kavrayacak, sımsıcak duygulara tanıklık…
Mardinli yazar Atilla Yaşrin’in yeni romanı “Morî”, Yitik Ülke Yayınları’nca yayımlandı. Güçlü anlatımı ve ustaca kullanılan sözcüklerin kültürel kodlarıyla derin göndermelere sahip olan eser, şiirsel yapısıyla da dikkat çekiyor. Morî, çocukluk kuyusunda biriktirdikleriyle çıktığı yolculuklarına, hışt hışt’lara duyarsız kalamaz. Onun bu yolculuklarına eşlik ederken bizler de kendimizi, çocukluk kuyumuzun başında buluveririz. Bir yangının külü olan Morî; bize, toprakta yaralarımızdan düşen kabukları aratırken kimimizi bir kuyunun dibine, kimimizi bir perdenin desenlerine düşürür, kimimizi de bir bulutun kuyruğuna takar. Her “ben”i çocukluk kuyusunda aratır. Çocukken renkli renkli bilyelerimiz arasından bazılarını renklerinden ve şekillerinden dolayı diğerlerinden ayırır, ayrı bir kavanoza veya torbaya koyardık,…
Gianni Rodari zengin halk masalları geleneğinden yararlanarak, kahramanı Düşüveren Alis aracılığıyla meraklar ülkesinin kapısını aralıyor. Ufak tefek Alis istiridyeden baloncuğa pek çok tuhaf şeyin içine düşer. Ailesi onun birdenbire ortadan yok olmasına pek şaşırmaz çünkü Alis’in her şeye ta içinden bakmak istediğini bilmektedirler. Rodari’nin zorlu konuları mizahın hafifletici diliyle anlattığı ve merakın çocuk dünyası için ne değerli bir nitelik olduğunu bir kez daha vurguladığı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Alis’in Hikâyeleri” kitabını Filiz Özdem çevirdi.
Marksist eleştirmen Fredric Jameson, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Antikler Ve Postmodernler”de modern sanat eserlerini geç-modern ve postmodern eserlerle karşı karşıya getiriyor. Rönesans’tan Neuromancer’a, Rubens ve Mahler’den The Wire’a, anlatı formlarının geçirdiği değişiklikler üzerinden toplumsal bütünlükteki dönüşümlerin izini süren bu makaleler, incelemede teferruatlara odaklanmanın verimini gözler önüne seriyor. Jameson’ın sık sık atıf yaptığı Thomas Mann’ın deyişiyle, “Yalnızca inceden inceye anlatım gerçekten ilginçtir.” Fredric Jameson Duke University’de Karşılaştırmalı Edebiyat Profesörü ve Duke Center for Critical Theory adlı kuruma bağlı Edebiyat Yüksek Lisans programının başkanıdır. Jameson’ın, Marksizm, yazın-kuramı, post-yapısalcılık ve postmodernizm üzerine çok sayıda çalışması bulunmaktadır. Eserleri arasında, Marxism and Form (Marksizm ve…
“Üzerimde hakkı olan şair: Enver Ercan” demiş Karin Karakaşlı. O kadar çok Enver Ercan tanıyoruz ki. Bazen yayıncı, bazen şair, bazen öğretmen, bazen dost, bazen patron. Siz hangi Enver Ercan’ı tanıyorsunuz? Meslektaşları ve çalışma arkadaşları Enver Ercan’ın vefatından sonra duygularını dile getirdi. METİN CENGİZ Enver ile bir yerlere birlikte gitmekten hoşlanırdık. Aynı işe baş koymanın getirdiği dostluk ister istemez yolu da belirliyor. Birimize bir davetiye geldiğinde, diğerini de davet ettirirdik. Birlikte başta Mersin, Çanakkale ve İzmir olmak üzere birçok yurtiçi etkinlik, sempozyum, festival dışında yurt dışında da çeşitli festivallere katıldık. Kıbrıs’a iki defa birlikte gitmiştik örneğin. Şu son yıllar hastalığından dolayı…
BAŞ EĞMEYEN BİR DEVRİMCİ / Joseph Berger KOPMA / Claude Roy METİN DENİZ’LE SÖYLEŞİ / Turgut Çeviker METİN DENİZ’E BİR KUTLAMA ÇİÇEĞİ / Cevat Çapan KENDİ KALEMİNDEN SOHRAB SEPEHRİ ÜÇ YAZI / Akgün Akova ENDÜLÜS, LORCA VE BUNUEL/ Hakan Savaş “CEVİZ AĞACI” ŞİİRİ / M. Melih Güneş NURULLAH ATAÇ / Mehmet Serdar ARZUNUN YURTSUZU / Taner Gülen AYDIN BOYSAN / Besim Dalgıç Şiirleriyle, Cevat Çapan, Özdemir İnce, Refik Durbaş, Şavkar Altınel, İsimsiz, Salih Bolat, Âba Müslüm Çelik, Ferruh Tunç, k. İskender, Hakan Savlı, Gökçenur Ç., Nurduran Duman, Zarife Biliz, Emel Kaya, Kutay Onaylı, Ali Koçak, Cao Shui, Emin Kaya, Fatoş…
Şair ve şiir’in iktidar’la hiç de örtüşmeyen tarafından bakarsak; gelenekte edebiyat otoriteleri arasında sivrilen bazı iktidar şairleriyle, kısır döngü içine sürüklenen şiir, şiire dayatılan bir zül olmaktan başka bir şey olmamıştır. Hiç de modernist olmayan bu anlayışın nihai eğilimi etik olamayan bir tercihi yansıtır. Şiir unutulup, bireysel hırsların anlamsız bir iktidara talip olması kadar, yöneten ve yönetilenlerin; “yersiz, yararsız işlerle vakit öldürmek: “Yazarlarımızın çoğu yalnızca kendi ürünlerinin ne amaçla üretildiğini sayıp dökerek bir anlamda abesle iştigal ediyorlar.” demiştir, T. Uyar. Cemal Süreya ise, “Şair ancak şairlerce şair sayıldığı, şairler loncasına kabul edildiği zaman şair olur.”[1] demesi, iyi şiiri bulan şairin, illâ…
Reyhan Koçyiğit ile İt Yangını Üzerine İt Yangını, Reyhan Koçyiğit Öykü, Edebi Şeyler Yay. Kemal Yavuzer K.Y.:İlk kitabınız fakat siz zaten yayıncılık dünyasının içerisinde etkin olarak çalışıyorsunuz, bu dünyaya yabancı değilsiniz. Daha önce, başkalarının kitaplarını yayına hazırlarken sizde uyanan fikirler ve edindiğiniz birikim sizin kendi öykülerinizi oluşturmanızda ne kadar etkili oldu, siz yazma serüveninizi nasıl görüyorsunuz? R.K.:Yayıncılık dünyasının içerisinde yer almamın yazınsal açıdan üstümde etkisi olmuştur olmasına fakat yine de bunun net hatlarla ayırt edilebileceğini sanmıyorum. Hayatın çok fazla değişkeni var. Her an sayısız duygu geçişleri yaşıyoruz, bir an öncesinde keyifliyken, bir an sonrasında bir travma yaşamamızmümkün. Yaşadığımız, karşı karşıya…
Neslihan Yalman’dan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne Özel Kitap Tavsiyeleri “Kadınlar milyonlarca yıldır evlerinin içinde oturdular, artık onların yaratıcılıkları o evlerin duvarlarını delmiştir, bu güç tuğlaların ve harcın kapasitesini öyle zorlamıştır ki, artık kalemlere ve fırçalara, iş hayatına ve politikaya yönelmek ihtiyacındadır. Ancak kadınların yaratıcılığı erkeklerinkinden çok farklıdır. Asırlar süren çok katı bir disiplin sonunda kazanılmıştır, yerini de hiçbir şey alamaz, bu yüzden eğer engellenirse ya da ziyan edilirse çok yazık olur, diye düşünürüz.” Kendine Ait Bir Kalem: Kadın Yazını Üzerine – Nil Sakman Nil Sakman, kadın yazını alanında önemli incelemecilerden biri… Kendisinin son kitabı da, geniş kapsamlı alanlar…
Fatma Yeşil Mekândan Taşan Edebiyat, Turgay Anar Kapı Yayınları (Yazı 2015 yılında Varlık dergisinin Kasım sayısında yayımlanmıştır.) İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Turgay Anar’ın “Yeni Türk Edebiyatında Edebiyat Mahfilleri” başlıklı doktora çalışması, Kapı Yayınları tarafından “Mekândan Taşan Edebiyat” adıyla yayımlandı. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden itibaren edebiyatın nabzının attığı seçkin mekânlar oluşmaya başladı. Anar, eserinde 19. yüzyılın ikinci yarısından günümüze kadar olan edebiyat mahfillerini ve edebiyatçı mekânlarını anlatıyor. Kitabı okurken bazen bir şairin evinde bazen ise bir pastanede; bazen bir yayınevinde bazen ise bir kıraathanede buluyor insan kendini… Eserin önsözünde çalışmanın, ciddi bir literatür taraması sonucunda hazırlandığı…
‘Böyle Bir Eseri Topluma Kazandırmak, Dünyanın En Büyük Zenginliğidir’ Kadir İncesu- Metin Avdaç Söyleşisi Edebiyatımızın değerli ismi Sabahattin Ali’yi 111. doğum gününde, yönetmenliğini ve yapımcılığını Metin Avdaç’ın üstlendiği “Sabah Yıldızı Sabahattin Ali” belgeseli ile Ataşehir Belediyesi Mustafa Saffet Kültür Merkezi’nde andık. Belgesel gösterimi sonrası Metin Avdaç ile belgesel üzerine söyleştik. K.İ.:Sabahattin Ali Belgeseli düşüncesi nasıl oluştu, nasıl bir süreç yaşandı? M.A.:Belgeseli çekme fikri, fotoğraf sanatçısı İsa Çelik’le İstanbul’a otobüs ile dönerken yaptığımız yolculuk sırasında oluştu. Yolculuk süresince hep edebiyat ve sinema üzerine sohbet ettik. O sohbet sırasında Sabahattin Ali aklıma geldi ve belgeseli o yolculuk sırasında çekme kararı aldım.…
Şehir / 114. Sayı Devrek’te 14 yıldır yayınlanan aylık kültür ve edebiyat dergisi Şehir’in Mart 2018 tarih ve 114.sayısı yine dopdolu. Devrekli şair Rüştü Onur, 12 Eylül 1940’ta Necati Cumalı’ya yazdığı mektubunda, “Ey benim mektuplariyle huzur bulduğum ve avunduğum kardeşim. Şehir’de buluşacağız. Her ne pahasına olursa olsun Şehir çıkacak… Şehir okuyucu kitlesinin karşısına yeni bir atmosferle çıkacak.” diyordu. Ancak Rüştü Onur, çıkarmayı çok istediği “Şehir” dergisini, ömrü yetmediği için çıkaramamıştı. O’nun bu isteğini kendimize bir vasiyet kabul ederek Şehir’i Aralık 2004 tarihinden itibaren yayınlıyoruz. Zonguldak’ın tek edebiyat dergisi olan Şehir, şiirin merkezde olduğu bir şiir dergisi anlayışıyla, bir derya olan…

