Yeşim Rüzgâr’ın Beat Pazarı

Bayram SARI

( K i t a p K r i t i k )

     Yeşim Rüzgâr, “Beat Pazarı” metninin ilk paragrafında, “Yirmi dokuz karakterli Latin alfabesi… Sekiz sesli harf. Gürültülü bir banliyö kadar sesli. Yüksek desibelde titreşen, yırtıcı, sağır edici, sekiz ölümcül sesli harf,” diye yazarak, metnini ölümcül sesli harflerle kurguladığının işaretini okuruna verir ve “Beni bir yeraltı ucubesi olarak hatırlayın,” der.

     Yeşim Rüzgâr, kurgusal anlamda gerçekçilik; cinsellik ve şiddet öğelerini metninden soyutlamaz. Romanın karakteri Dilba’nın, üniversitedeki son yılından başlayarak, insan- mekân ilişkileri, kahramanın zamana uyumsuzluğu, dostluk, aşk ve seks hakkındaki tavırları, düşünceleri metni kurgusal anlamda gerçekçi kılmaktadır. Bu gerçekçilik oluşturulurken metnin dili cinsellik ve şiddetten soyutlanmamaktadır, örneğin: “…Beynim, içindeki sulandırılmış öfkeyi dışarı binlerce meni fışkırtan bir penis gibi kâğıdın üzerine boşaltıyorum.” (s:35) Yine sayfa elli ikideki anlatım: “…Cenin’in göğüs uçları iki küçük şeker tanesi. Pembe Etki’nin ağzında eriyen iki küçük akide şekeri… birbirlerinin etlerini ısırıp koparıyorlar.”

     Rüzgâr metninde, en uç ve sıra dışı olayları ele alırken, fantastik veya bozulmuş gerçekliğe değil, somut gerçekliğe ulaşmaktadır: “Kanınızdaki alkol oranı yüksekse, kesinlikle girmemeniz gereken yerler arasında olduğunu düşündüğüm bir yerdeyim… Sanki her an kırılacak ve parçaları içerideki diğer insanların yüzlerine saplanacak porselen bir bebektim.” (s:47); “Kaybolan eşini arayan kaçmış bir kadın çorabıyım, topuk yerleri aşınmış,” (s:84)

     Yeşim Rüzgâr’ın dil kullanımı son derece esnektir, argo ve küfür kullanımında oldukça cesurdur; metnin ilerleyen sayfalarında kendi argosunu da başarılı bir biçimde oluşturmaktadır; “Bütün erkekler etçildir,” (s:82); “Dünya çöplük. Çünkü kadınlar ölüyor,” (s:85); “Kalbi fena hâlde kırılmış, aldatılmış, vajinası Pembe Etki’nin penisini özlemle bekleyen Cenin hırs içinde tüm dünyanın önünde diz çökeceği günü bekliyor.” (S:117)

     Yeşim Rüzgâr’ın karakteri sıra dışıdır: “İdrar kesem patlamak üzere. Belime taktığım deri korse ve eteğimin altına giydiğim külotlu çorap işeme isteğimi frenliyor. İdrar kesemi boşaltmam için uzun bir kuyruğa girmem üç dakika, işeme sırasının bana gelmesi beş dakika, korsemi çıkarıp işemem sekiz dakika, tıkalı tuvalet deliğinde bağırsaklarımdan çıkan katı ve sıvı atıkları yok etme çabası dört dakika. Çaresiz erkekler tuvaletine dalıyorum.” (s: 122)

     Rüzgâr, insan psikolojisinin karanlıkta kalan yönlerini karakteri üzerinden şöyle ortaya çıkarmaktadır: “Hayatım ağır ve sancılı bir ölüme gebeyken, etrafımdaki herkes kuşkulu gözlerle beni seyrediyor. Gördüğüm her yaşam dolu bedene, öleceğimi söylüyorum. Çok hastayım. Fiziksel bir ağrım olmalıymış ölmem için. Organlarımdan biri bedenimi solucan gibi kıvrandırarak acıyla sarmalıymış. Oysa ruhun kan kaybetmesi en ağır ölme biçimidir.” (s: 133)

     Yazar, Beat Pazarı’nın kendi etiğini ve estetiğini “Maske” isimli mekânda okuduğu alt metninde başarı ile oluşturur: “Dönüşümlü bir düzüşümün izdüşümüdür susmak. Susmak turuncu bir fotoğraf albümüdür. En çok hangi yıldız göğü kanatırsa ben ona susuyorum…” (s: 125)

     Yeşim Rüzgâr, Beat Pazarı romanıyla, uçlarda yaşayanların dünyaya bakışlarını, kurallara karşı çıkışlarını, yeraltını, isyankârlığı, aykırılığı temel alan alternatif bir yaşam biçimini kalıplaşan edebiyat anlayışının karşısına cesurca getirmekte ve Allen Ginsberg, Jack Kerouac, Charles Bukowski, William Burroughs, Jean Genet ve Antonın Artaud isimlerini anarak da yeraltı edebiyatına okurunun dikkatini çekmektedir.

Beat Pazarı: Yeşim Rüzgâr; Öteki Yayınevi; 2021; 1. Baskı

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ