Zadie Smıth İle Tanışmak

Özgür Sürek

Kuşkusuz İngiliz edebiyatı için roman çok temel edebi türlerden biri. İngiltere tarihinde romanın sosyolojik temelleri mevcut. Sanayi devrimi sonrasında boş zaman ve mesai olgusunun oluşmasıyla romanlar tefrika edilmeye başlar, İngiliz kültürü içinde ciddi bir yer edinir. 1975 doğumlu Zadie Smith’in ilk romanı İnci Gibi Dişler 2000 yılında yayımlandı ve kısa sürede birçok ödüle layık görüldü. Zadie Smith halen New York Üniversitesi öğretim üyesi, roman ve deneme yazmaya devam ediyor.

 Roman iki savaş dönemi arkadaş üzerine yoğunlaşmakta. Samad Iqbal Bangladeşli and Archie Jones ise İngiliz. Roman boyunca geri dönüşlerle kahramanlar ve olaylar derinleştirilmekte. İlk bölümden itibaren Bulgaristan’da ordu için görev yaptıkları yıllardan, dostluklarından bolca detay veren kitap akıcı üslubuyla bizi içine çekiyor. Kitabın kapağı çok satanlar listesinden bir roman izlenimi verse de romanın entelektüel derinliği ilk sayfalarda hissediliyor. Archie çok sevdiği eşiyle mutlu bir hayata sahiptir fakat eşinin Jamaika kökenli olması onu ırkçı saldırılara maruz bırakır.

Romanın diğer kahramanı Samed Archie kadar kararlı ve tuttuğunu koparan biri değildir, Archie’nin aksine bir aşk evliliği yapmamıştır mesela, görücü usulü bir evliliktir onunki. Ülkesinde mühendislik yapabilecekken, Bangladeş’ten ayrılmış ve İngiltere’de garsonluk yapmaktadır. Sofistike karakteri için tatmin edici bir uğraş değildir bu meslek. Samed’in alkolle ilişkisi, cinselliği iki kültür arasında kalmışlığı çok güzel tasvir eder roman boyunca. Roman Jones’lar, İkbal’ler ve Chalfen’ler üç farklı ailenin çok boyutlu ve renkli hikayesidir.

Bu iki ana karakter üzerine kurulmuş olsa da roman barındırdığı birçok konu, tema ve yan karakterle aslında tam bir post modern karnaval sunar okuyucusuna. İngiltere ve onun kalbi Londra barındırdığı çok farklı kökenlerden göçmenle Avrupa’nın en kozmopolit kentlerinden biridir. İnci Gibi Dişler de tam olarak bu renkliliği farklı tonlarla sunar okuyucuya. Bir ilk romandan beklenmeyecek büyüklükte başarıyla, didaktizme kaçmadan yapar bunu. İngiltere, Elizabeth döneminden beri sömürgecilikle iç içe olmuş ve ikinci dünya savaşı sonrası siyasi özgürlüklerine kavuşmuş olan eski sömürgeleriyle kültürel birlikteliklerine devam etmiştir. Londra ve orada yaşayan farklı etnik, dini kökene sahip göçmenler kenti hala eski sömürgeler için bir cazibe merkezi kılmaktadır.  Zadie Smith’in annesinin Jamaikalı yani eski bir İngiliz sömürgesinden babasının ise İngiliz olması, onun göçmenlere ‘içerden’ bakabilmesini ve farklı ayrıntıları yakalayabilmesini sağlamaktadır. 

Romandaki aşk, dostluk, sömürgecilik sonrası döneme ait meseleler onu çağdaş dünya edebiyatının en özgün eserleri arasına sokmaktadır. Kimlik ve kimlikle ilgili konular post modern romanın belki de en çok vurguladığı motiflerdir. Roman boyunca bu mevzular çok net hissedilir. Romandaki Millat ve Magid karakterleri belki de arada sıkışmışlığı, iki kültür arasındaki yorgunluğu en güzel anlatanlar. Zadie Smith’in Türkçe çeviriye de başarıyla yansıtılan eğlenceli dili romana ayrı bir keyif katıyor. Mefkure Bayatlı tarafından 2001 yılında dilimize kazandırılan roman farklı bir dünyanın kapısını aralıyor ve insan kitabın bitmesini istemiyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ