Şiirler Yoldaşsız; Öyküler Dengbejsiz Kaldı

  • 11 Ocak 2021
  • 203 kez görüntülendi.

 Güler Kalem

Murathan Çarboğa… Fantastik öykülerinde Anadolu’yu, çocukluğunun bahçelerinde annesini ve babasının şiir dizelerine sinmiş varlığını hissettiğimiz, dizelerinde duygu çoğaltan edebiyatçımızı kaybetmenin buruk bir şaşkınlığı var üstümde. Şiirleri yoldaşsız ; öyküler dengbejsiz kaldı.

İshak Kuşu’nun Çağırdığı Çocuk adlı öykü kitabında yer alan öykülerini yarışmalara göndermeden benimle paylaşırdın. Bazen haddimi fazlasıyla aşar, fena eleştirirdim seni. Sense her defasında,”Güler beni eleştir, sen sıkı eleştiriyorsun.” derdin. Tanpınar Şiir Ödülü’nü aldığında “Güler seni iyi ki dinledim, son dizeleri değiştirdim, ödül almam da senin de emeğin var.” diye çorbada tuzu bile onore edecek alçakgönüllü bir adamdın.  Ben ki edebiyatın basamaklarına yeni adım atan, emekleyen bir çaylaktım.

 Öykü yolculuğuma adım atmamdaki en büyük yardımcım, öğretmenimdin. Sadece benim değil çevremdeki herkese yardım eder, adeta herkese yetişirdin. Bunu da hiç gocunmadan severek yapardın. Öykü ve şiir yolculuğumda deli saçması abuk subuk yazdığım onca metnin içinde gözünün nuru var. Hatay’da tanıdık tanımadık kim varsa edebiyat noktasında bir el vermişliğin vardı senin. Bunun aksini kimse inkâr edemez.

Seni kaybetmeden önce blogunu açıp “Dilemma” şiirini okumuştum birkaç gün öncesinden. Yanımdaki arkadaşa, “Ne zaman Murathan Çarboğa’nın şiirlerini okusam aynı yoğun duygular içinde oluyorum, o yoğunluk, o derinlik nasıl oluyor da her defasında aynı kalabiliyor?” demiştim. Sanırım bir daha böyle derinden sarsıcı yeni şiirlerinin olamayacağı duygusuyla baş etmem gerekecek. Benim gibi düşünen okurlarının, bu vakitsiz gidişi hazmetmesi çok zor olacak Murathan abi, çok zor olacak.

Fantastik bir roman yazacaktın, günlerdir tasarladığın. Bizi eserlerinden ve sohbetinden mahrum ettin ve daha nice projelere, imza günlerine, söyleşilere dâhil olacaktık. Edebiyat bizim tek tutanağımızdı ve biz kendimizi çoğaltarak yürek yüreğe verip kalemimiz yoruluncaya kadar pes etmeyecek, her ne olursa olsun yazmayı bırakmayacaktık. Değerimiz anlaşılsın anlaşılmasın; yazıyorduk ya, bir avuç okur da yeterdi bize. Öyle gönül koymak da neymiş, hem hangi yazar yaşarken kıymet görmüş ki?

Ve öyle içim rahat ki seni uğurlarken, ne güzel edebiyat dolu anılar biriktirmişim ki… Yokluğuna alışmak kolay olmayacak ama anılarda güzel kalmanın o kalp ağrıtan hüznüyle karışığım abim. Karmaşık ruh halim, bir yandan iyi ki tanımış seni der; bir yandan çok erkendi be abi, acelen neydi der.

Sen her ne kadar çevrene kırgın gitsen de abi, senin kıymetini bilen bir avuç insan olarak eserlerini yaşatmak boynumuzun borcu. Yok öyle ben gittim demek, eserlerinde kadim kalan o esrik duyguların başka dillerde yoldaşlık edecek. Başka yaralara merhem olacak. Şiirlerini içen şifa bulacak; öykünü okuyan yılkı atlarının üstünde içine attığı baskıladığı tüm duygulara özgürlüğün kılıcını çekecek. Yok öyle aramızdan ayrılmak, dilimizin varamadığı yok oluşu bizlere kabullendiremezsin.  Şiirinde de dediğin gibi unutuş aldanmaktır; biz seni unutursak kendimizi aldatmış oluruz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ