1990-İstanbul doğumlu. Teoloji ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde öğrenimi sürmekte olan şairin Ali Rıza Ertan 2017 Başarı Ödülü alan Uçurumlar Meşalesi adındaki şiir kitabı 2017 yılında yayımlandı. Şiirleri ve yazıları Hürriyet Gösteri, Aksi Sanat, Edebiyatist, Caz Kedisi, Şiirden, At, Sisifos, gibi çeşitli dergilerde yer alıyor. Yıldız Tozu Sanat ve Edebiyat dergisinde ve çeşitli yayınevlerinde editörlük yapmaya devam ediyor.
Yazar: admin
Şiir öznellik içinde yaratılır. Bu öznellik başka özneler için de anlam ifade ederse ürettikleriniz başka öznelere dokunursa kendiliğinden toplumsallaşır. Ama toplumsal olma kaygısı ile yola çıkılıp öznellik daha baştan öldürülürse ortaya politik bir şiir çıkar. Politik şiirlerin ne kadar sanat olduğu çok tartışmalıdır. Çünkü o şiirlerde sanatsal kaygılardan çok “konu ve konuya bakış açısı” öne çıkar. Sanatın toplumu değiştirmek, toplumun acılarına çare bulmak amacı taşıyan bir etkinlik olduğunu düşünmüyorum. Sanat sadece sorunlara işaret edebilir. Öğüt vermez ve çözüm sunmaz. Çözümlemek felsefenin, çözüm bulmak bilimin, onu uygulamak ise siyasetin işidir. Öğüt veren, reçete sunan sanat eserlerinden her zaman uzak durdum. Sanatın…
Dosya konusu: Ahmet Özer Dosya konusunda Sabahattin Yalkın, Bilsen Başaran, Ümit Tarı, Ümit Sarıaslan, İbrahim Dizman, Osman Bozkurt, Refik Baskın, Selma Şener yazılarıyla, Celal Karaca röportajıyla dosyaya katkı sağlıyor. Dergide, Fuat Sevimay “ Leyla Erbil Kaç Kafka Eder? “, Fazlı Yalçın “ Ah Bu Dergiciler “, İlker Mutlu “ Samsun’un Sinemaları “, Taner Ay “ Zirvede Ölüm Vardı “ ve Ali Ezgar Özyürek “ Hayatı Yudumluyoruz “ yazılarıyla yer alıyor. Şiirleriyle; Hüseyin Peker, Veysel Çolak, Aslıhan Tüylüoğlu, Rahmi Emeç, Serkan Türk, Gülsüm Cengiz, Nevruz Uğur, Okan Alay, Önder Çolakoğlu, Öner Fikri, Münevver İzgi, Mehmet Selim, Neşet Karaçaltı, Levent Uğur yer…
“ Vakit bol bundan sonra. Vakit çok. Ölmek için de, bir şeyler yapmak için de, vakit bol, çok, çok bol. Bolluğun değeri, anlamı olmayacak ölçüde bol. Ne yapmalı bu vakti? Bir şeyler yapmalı, bir şeyler kurmalı. Ama kurmak… Kurmak için, kurmak gücünü bulmak için… ”[1] Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilge Karasu İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitiren Bilge Karasu Edebiyat ile felsefeyi ustalıkla harmanlayarak başarılı bir denge içinde kaynaştırmıştır. Bilge Postmodernist anlayışı en iyi işleyen yazarlarımızdandır. Kendine özgü bir dil anlayışı geliştirerek bir çok Türk edebiyatçısını derinden etkilemiştir.Türk öykü ve romancılığına yeni bir soluk getirmiştir.…
Bucle: ‘Suçu toplum hazırlar, suçu işler’ sözü aslında şöyle ifade ediyor ki; suç zaten hazırdır. Toplum, bireyleri buna teşvik eder. Kohlberg’in ahlak gelişiminde bireyin çocukluğundan beri sosyalleşme sürecinde içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını kabullenme ve sosyalleşirken o toplumun iyi ve kötülerini öğrenmesi, bunları tatbik etmesi, bireyleri aslında toplumun hazırladığını söylüyor diyebiliriz. Hatta meşhur ‘Heinz ikilemi’nde şöyle bir soru soruyor Kohlberg: ‘Bir kadın, ender görünen bir hastalıktan ölüm döşeğinde yatmaktadır. Gerekli bütün resmi mercilere başvurmuş, ilacın yarısını karşılayabilecek 2000 doları ancak bulabilmiştir. Heinz eczacıya gidip, eşinin ölmek üzere olduğunu, ilacı mümkünse ucuza verip vermeyeceğini sorar. Eczacı bunu reddeder. Çünkü ilacı kendisi…
Yazdıkları pek çok ödülle taçlandırılmış Faruk Duman’ın uzun yıllar devam eden editörlüğü yanında, öyküyle başlayan, deneme ve çocuk kitaplarıyla süren yazma serüveni, yakın zamanda çıkan “Sus Barbatus!” (Hep Kitap, Kasım 2018) adlı altıncı romanıyla perçinlenirken çok yönlü, üretken yazar kimliğiyse palazlanıyor. Duman, yarattığı biçim, biçem, izlek, kurgu ile kanatlandırıp ince işçilikle dokuduğu diliyle metinlerinde ayrıksılığı pekişen bir yazar. Onun bu meşakkatli yolculuğunu, Aksisanat okurları için anlamaya, anlatmaya çalıştık. Kurduğunuz atmosferlerde genellikle kar, yağmur, sis benzer doğa olayları ana motif olarak görünüyor. Ama en gerçek halleriyle… Okura duyguyu geçirecek sertliğiyle kar, buz olup donduruyor; yağmur, seline katıp götürüyor; sis, büyülü dokunuşuyla…
Post-Kemalizm’den herkes “kendine göre” bir şey anlıyor, diğer yandan birbirinden farklı kesimler –aralarındaki kavgaya son vermeden– Post-Kemalizm ortak paydasında buluşabiliyorlar. Peki nasıl bir ortak payda bu? Post-Kemalizm’in bir ortak payda olacak denli tutarlılığa sahip olduğu söylenebilir mi? Kendine Post-Kemalist diyen var mı? Sağcı veya solcu olsunlar, siyasi hayatımızdaki otoriterliği, demokrasiye dair güncel sorunlarımızı, kimliklerimiz üzerindeki baskıları “yanlış kurulmuş Cumhuriyet” tezine dayandıranlar, devletin temelinde bir “ilk günah” arayanlar, Batılılaşmayı ve Kemalizm’i “kültürel yabancılaşma” olarak görenler sahneye yeni çıkmadılar, ancak bu düşüncelerin kimlerin çıkarına hizmet ettiği, toplumda yarattığı algı, sonuçlarıyla birlikte henüz yeterince incelenip sorgulanmadı, tartışmalar sürüyor. Varlık dergisi olarak Şubat ayı…
SandraGilbert ve Susan Gubar’ın “Tavan Arasındaki Deli Kadın” adlı ortak çalışmalarının yalnızca 160 sayfalık kısmı incelenmiştir bu yazıda. Yüksek lisans derslerimden birinde ödev olarak vermiştim. Cidden feminizme giriş 101 dersi niteliğinde, biliyorum. Ancak bu seviyeye bile gelememiş bir sürü zihniyetle karşılaşıyorum. Artık bazı şeyleri anlatmaktan gerçekten yorulduğum için bunu buraya bırakayım ve 2019 yılında yaşamamıza rağmen bana hâlâ o anlamsız sorularını soranlara bak şuraya gir ve oku diyebileyim. Çünkü asla bu kitabı alıp okumayacaklar biliyorum. Üniversitede bile bir hocadan şu cümleyi işittim: “Bayandan şair olmaz.” Arkadaşlarımla aramızda “Evet, bayandan olmaz. Kadından olur.” diye dalgaya alıp her yerde bundan bahsetmeye başlamıştık.…
FATMA N. Hemen her dönemde şiirde sıkça kullanılan sözcükler(mekân/olay adı/siyasal değişimin öne çıkardığı duygu vs.) vardır. Bu günden örnek verecek olursak, ‘park’ sözcüğü sıklıkla kullanılan bir sözcüktür. Çağrıştırdığı anlamın değişimi de etkili olmuştur hiç şüphesiz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz? Kendi şiirinizde ‘ortak çağrışım gücüne(hüzünlendirici, mutlandırıcı vb.)’ sahip, asıl anlamının birtakım olaylar sonucu değişip farklı bir çağrışıma evrilen, sözcükleri kullanıyor musunuz? Günümüzde yazılan şiirin ortak imgeleri/mazmunları var mıdır? Fatma N. Ortak olan veya olacak olandan kaçınma, imtina etme çabasının içinde buluyorum kendimi. İçinde olduğumuz akışın, dönemlerin, trendlerin tuzağı var elbette… düştüğümüz oluyor. Halbuki ortak sese meyledeceksek biri…
Hepimiz, haberin ve bilginin bombardımanı altındayız. Bize sunulan seçenekler genellikle taraflıdır. Küçük ve önemsiz gibi görünen ayrıntılar, karar verme sürecimizi etkilemekte ve bizi yönlendirmektedir. Günümüzde, bilerek ya da bilmeyerek bu konuları organize edenler var. Zaten, bunun adını bile koymuşlar. Advertorial… Gazetecilik ve televizyonculukta yer alan bir kavram. Bir çeşit gizli reklam. Bir ürün veya hizmeti tanıtmak amacıyla yapılıyor. Dolayısıyla, hepimiz yanılsamalara açık durumdayız. Bu konuya değinmek nereden aklıma geldi? Eleştirmen, Gazeteci-Yazar Doğan Hızlan, 15 Ocak 2019 tarihli köşesinde, eleştiriyormuş gibi yapıp OT ve KAFA dergilerinin Ocak sayılarını tanıtmış. İki gün önce de (13 Ocak), Uğur Dündar’ın köşesindeki yazı dikkatimi çekmişti.…
Şiirde bir boşluk var ve ben(sorulara cevap verenlerle beraber) bu boşluğu doldurmak istiyorum, doldurmaya geldim vb. düşüncelerle bu soruları hazırlamadım. Çünkü boşluk somuttur, görebiliriz onu. Sözgelimi, bir kuyuyu taşlarla veya toprakla doldurabiliriz. Okuyucuyu ve yeri geldiğinde şairi, şiirde bir boşluk olduğuna inandıran(düşündüren) söylemler, şiirin sonsuz oluşundan kaynaklıdır. Böyle olduğunu düşünüyorum. Sonsuzluk boşlukla ilintilidir, evet, ama bunu dile getirirken, şiirdeki boşluğu doldurmaya geldi(m)k, söylemi yanlış bir ifade seçimidir. Sonsuz olanı doldurmaya çalışmak değil, sonsuz olanın içinde sonsuza dek kaybolmak olmalı işimiz. Çünkü ancak böyle anlamaya başlarız ‘’boşluğu’’. Türk Şiiri’ne bir katkı yapmaktan başka amacımız olmadığında, şiir hak ettiği noktaya gelecektir.…
Dosya Konusu: Nevruz UĞUR Dosya konusunda Duran Yaşar, Müslüm Kabadayı, Murathan Çarboğa, Aytül Gümüş, Mustafa Gökçek, Mehmet Binboğa yazılarıyla, Deniz Aslan ve Faruk Bal söyleşileriyle dosyaya katkı sağlıyor. Dergide, Ahmet Günbaş, Oğuz Tümbaş, Gülsüm Cengiz, Zerrin Saral, Haluk Kükey, Oya Gündüz Aksu, Dizdar Karaduman, Muzaffer Gündoğar ve Fatma Aras yazılarıyla yer alıyor. Şiirleriyle; Ahmet Özer, Hüseyin Atabaş, Aytekin Karaçoban, Hakan Unutmaz, Volkan Hacıoğlu, H.H Yalvaç, Mevlüt Kırnapçı, Önder Çolakoğlu, Öner Fikri, Murat Yurdakul, A. Uğur Olgar, Buket Işıkdoğan, Davut Köksoy, Özenç Esen, Nuran D. Şeyhoğlu, Şerif Tezgörenler, Mehmet Rayman, Baran Topçuoğlu yer alıyor. Öyküleriyle; Zeynep Aliye, Akın Ersöz, Burcu S.…
“Şiirler neden sırça kürelere benzer hep Şark’ta? Neden çakıp söner bazen okuyanda, harf heykellerinden taşan gaip bir ışık?.. Biliyorduk, cevaplar olsaydı, biz olmazdık!” (Şer Cisimler, Can Yayınları, s.39) Evet, cevaplar olsaydı, biz olmazdık dediğinize göre; “Şiir nedir?” sorusuna veremediğiniz cevap nedir? — “Şiir nedir?” konusunda söylenmemiş ne vardır sence? Sadece geçtiğimiz ikiyüz yıla baksak, bu soru ve yanıtlarından oluşan kaç sayfalık kitap olurdu? Cevapların değil soruların daha değerli olduğunu düşünürüm hep. Soru olmadan cevap olmaz çünkü. Önce sorular vardı… Söz konusu şiir ise zaten şiir kainata sorulmuş büyük bir sorudan başka nedir ki? Yanıtlar muhtelif, elbette öyle olacak… Fakat soru…
Devrim Horlu, 12 Mart 1988 yılında İstanbul’da doğdu.Pendik Tarık Buğra Lisesi’nden mezun olduktan sonra Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi.Şiir ve öyküleri Varlık, Lirik,Akatalpa, Şiiri Özlüyorum, Güney, Adalya dergilerinde; Boşluk, Yoz, Galaperafanzinlerinde yayımlandı. Yayımlanmış Eserleri Gölgeler Çürürken ( Varlık yay. 2017 ) Aldığı Ödüller Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü, 2017
Sülbiye Yıldırım, 1958 yılında Malatya’da doğdu. Malatya Öğretmen Okulunu bitirdikten sonra öğretmen olarak çalışırken Marmara Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesi, Kamu Yönetimi bölümünübitirdi. Emekli olduktan sonra Deliler Teknesi’nde, İzmir Kent Kültürü ve Sanat Dergisinde, Gamlı Baykuş dergilerinde öyküleri ve eleştirel deneme yazıları yayınlandı. kalemkahveklavye.com, kitapeki.com ve gercekedebiyat.com internet sitelerinde yazıları yayınlanmaktadır. Yayımlanmış Eserleri Yüreğine Bak ( 2016, Kanguru yay. )
Pelin Buzluk, 1984’te Ankara’da doğdu. Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü’ne girdi. 2008’de lisans eğitimini tamamladı.Öykü ve yazıları 2002’den bu yana Varlık, Kitap-lık, Notos, Sıcak Nal, Dünyanın Öyküsü, Özgür Edebiyat, Akköy, Nikbinlik ve Kül Öykü dergilerinde yayımlandı. Yayımlanmış “Deli Bal” adlı öykü dosyasıyla 2010 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülüne layık görüldü. Bu dosya, Varlık Yayınları tarafından Ekim 2010’da kitap olarak yayımlandı. Yayımlanmış Eserleri Kanatları Ölü Açıklığında ( 2012 ) Deli Bal ( 2014 ) En Eski Yüz ( 2017 ) İstanbul’un Sakinleri ( 2018 ) Aldığı Ödüller 2010, Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü – Deli Bal dosyası ile
Feridun Andaç, 1954 yılında Erzurum’da doğdu. Yükseköğrenimini MÜ Eğitim Fakültesi’nde tamamladı. İÜ Edebiyat Fakültesi’nde yüksek lisans yaptı. Edebiyat ve karşılaştırmalı edebiyat dersleri verdi. İnceleme, araştırma ve deneme çalışmalarının yanı sıra yazdığı öyküleri ve gezi yazıları çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlandı. Bu alanlarda yayımlanan birçok kitabı olan Andaç, üniversitelerde görev yaptı, özel kurumlarda alanı ile ilgili yöneticilik görevlerinde bulundu. 2002 yılından itibaren Dünya Kitapları’nın yayın yönetmenliğini üstlendi; edebiyat/kültür/sanat/tarih alanında ikiyüzün üzerinde özgün kitabın yayımını yaptı. Cumhuriyet, Dünya ve Birgün gazetelerinde sürekli yazılar yazan Andaç, Marmara Üniversitesi İletişim ve Güzel Sanatlar fakültelerinde “Günümüz Türk Edebiyatı” , “Kültür Tarihi”, “Eleştiri Kuramları”; Doğuş Üniversitesi’nde…
Birhan Keskin, 1963 yılında Kırklareli’nde doğdu. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. İlk şiirini 1984 yılında yayımladı. 1995-98 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Göçebe dergisini çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. Yayımlanmış Eserleri Delilirikler (1991) Bakarsın Üzgün Dönerim (1994) Cinayet Kışı + İki Mektup (1996) Yirmi Lak Tablet + Yolcunun Siyah Bavulu (1999) Yeryüzü Halleri (2002) . Kim Bağışlayacak Beni (2005) Ba (2005) Y’ol (2006) Soğuk Kazı (2010) Fakir Kene (2016) Aldığı Ödüller 2006 Akdeniz Altın Portakal Şiir Ödülü,Ba adlı kitabı ile

