Arife Kalender, 1954 yılında Malatya’nın Arguvan İlçesi’ne bağlı Ermişli Köyü’nde doğdu. Lise son sınıfa kadar orada okuduktan sonra İstanbul Fenerbahçe Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Almanca Bölümü’nü bitirerek Kadıköy Orta Okulu’na sonra da Kadıköy Anadolu Lisesi’ne Almanca öğretmeni olarak atandı. Uzun yıllar öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. 1997 Yılında emekli oldu. TYS, Pen, Edebiyatçılar ve Cemal Süreya Derneği, Nazım Hikmet Vakfı üyesi olan Kalender, 1997-2001 yılları arasında PEN Yazarlar Derneği’nin yönetim kurulunda genel sekreter, 2007’den bu yana Türkiye Yazarlar Sendikası yönetim kurulu üyesi olarak görev aldı. Nazım Hikmet Vakfı kurucu üyeliği ve 2002’den bugüne Besam (Bilim ve sanat eseri…
Yazar: admin
Ali Hikmet Eren ve Levent Karataş 1990 yılında kaybettiğimiz Cemal Süreya’nın 18. ölüm yıl dönümünde Aksisanat Portal’a görüşlerini belirttiler. Şair Ali Hikmet Eren Sözlerine ‘’ Olmasa da olur muydu? ‘’ diyerek başladı ve şöyle devam etti: ‘’ Cemal Süreya şiiri konusunda ön yargılıyımdır, her fırsatta da söylerim bunu. Şiirinde ‘eril’ bir dil olmasına rağmen, aynı zamanda da bir üst dil, ironi ve zeka olması, benim onun şiiri için çekimser kalmama da neden olmuştur. Cemal Süreya’yı, İkinci Yeni’den ayrı düşünemediğim gibi, birlikte de düşünemiyorum bu yüzden. Onun yazdığı şiir bana hep Garip şiirinin, Orhan Veli’den sonra, onun şiirinin kendi birikimini kullanan…
‘Nasrettin Hoca Aramızda’ kitabı sizin yazarlık serüveninizde bundan sonraki süreçler için hangi planın sebebi haline gelmiştir. Bu sorunun değinmek istediği mesele şu… Bu kitap, yazarlık serüveni açısından hayatınızda neleri değiştirecek? Öncelikle ‘Nasrettin Hoca Aramızda’ başlıklı kitap fikrinin nasıl doğduğuna değinmek istiyorum. Yaklaşık üç yıl önce, konuları günümüzde geçen birkaç Nasrettin Hoca fıkrası yazdım. Fıkralar dergilerde yayımlandıktan sonra olumlu tepkiler aldı.Doğal olarak kitap düşüncesi doğdu. Yazmaya devam ettim. Yazdığım fıkraların, Nasrettin Hoca fıkraları tadında ve renginde olması gerekiyordu. Bu nedenle, Nasrettin Hoca fıkralarını inceledim. Kitabı tamamlama süreci ise, bir yılı aştı. Bu süre içerisinde, mizah öyküleri ve diğer mizah yazılarımı (mizah…
Sabahattin Kudret Aksal adına düzenlenen ‘Sabahattin Kudret Aksal Yazın Ödülü’ bu yıl şiir üzerine olacak. Eray Canberk, Egemen Berköz, Abdülkadir Budak, Adil İzci, Turgay Kantürk, Gonca Özmen, Selçuk Bütün’den oluşan seçici kurul, bir yayın evi tarafından yayımlanmış şiir kitaplarını değerlendirecek. 1 Ocak – 31 Aralık 2018 tarihleri arasında yayımlanmış şiir kitaplarıyla yapılacak başvuruların değerlendirildikten sonra ödül Aksal’ın yaş günü olan 25 Nisan’da verilecek. Ödül tutarının 6 bin TL olduğu ‘Sabahattin Kudret Aksal Yazın Ödülü’ için başvurular 31 Ocak’a kadar şiir kitaplarının Bağdat Caddesi. Ateş Apartmanı No: 102-12 Fenerbahçe 34726 İstanbul adresine gönderilmesiyle yapılacak. Kitapların gönderim bilgisinin bir elektronik postayla selcukbutun@gmail.com adresine bildirilmesi…
Açelya Büşra Özdirek Buxtou’nun ‘’ Oymacılıktaki kural eleştirilerde de geçerlidir. Oyulacak yer kesilmez. ‘’ dediği yerde aslında eleştiri alanı şu anda. Varlığı kendisi dışında bir sanatı gerektirdiği, yaratıcı sanatlar arasında olmadığı için hayat ve insan ilişkilerine dair yeni bir yorum getirmek yerinesarkastik eğilimlerin boy gösterdiği, öznel düşüncelerin, ön yargıların, pazarlama kaygılarının birbirine karıştığı yöntemli eleştiriden uzak ne varsa, önümüze seriliyor maalesef. Günümüz için değerler skalasına sahip çok az yapıtın var olduğu yadsınamaz bir gerçekken, bu noktada aklıma ilk gelen Mavi Şiirler Antolojisi ile hepimizin masasından geçmiş olan usta eleştirmen Memet Fuat oluyor benim için. Eleştirinin gerçek anlam ve işlevini kapsayıcı,…
Şair Ahmet Telli’nin Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleşen etkinliği sırasında uğradığı saldırı hakkında şair ve yazarlardan açıklamalar gelmeye devam ediyor Mesut Kara: Ahmet Telli’ye yapılan faşist saldırıyı kınıyorum. Ahmet Telli ve sanatçılarımız yalnız değildir. Cehaletin ve kötülüğün kutsandığı bu karanlığın da üstesinden geleceğiz. Kadına, çocuğa, hayvana, sanata ve sanatçıya insanlık dışı saldırıların yaşandığı bu karanlık dönemde bir ve birlik olursak korktukları aydınlığa ulaşmamız daha kolay ve çabuk olacaktır. “Bu duyduğumuz çakalların ulumasıdır”. Umudumuzu kaybetmeden sanata, güzelliklere sarılarak güzel günler görene kadar mücadeleye devam diyorum. Neslihan Yalman: 21 Aralık (2018) – VİCDAN İÇİN EN UZUN ZAMAN… Bugün bir aksilik çıkmazsa, yine bomba gibi…
Şair Mustafa Fırat, Behçet Necatigil’in ölüm yıldönümünde Aksisanat Portal’ın sorularını yanıtladı. Her şairin üzerine düşen görevin, Necatigil’in yaptığı gibi dili en iyi şekilde kullanmak olduğunu söyledi. Necatigil’in, insanların kendilerini bambaşka karakterlerle özdeşleştirebilmesini sağlayan radyo oyunlarına dikkati çeken Mustafa Fırat, onun şiirleri gibi yazılarının da bugünün okuyucusuna keyif verdiğini belirtti. Mustafa Fırat sözlerini şöyle sürdürdü: “Vaktiyle şair, dağın doruğundadır derken bu güzel şairlerle yürüyüşümü devam ettirdim. Kent insanın gündelik yaşamını ve bireyin sorunlarını kendine has bir üslupla dile getirdi. Dili en iyi kullanan kaç kişi varsa,şüphesiz, onlara öte dünyadan selam ediyordur… O, hepimizin akşam olduğunda başımızı soktuğumuz, kapının açılmasıyla, bizi karşılayanların,…
Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki ‘Cumhuriyet Döneminde Edebiyat’ konulu söyleşisinde bir grup öğrenci tarafından saldırıya uğrayan ve tehdit edilen şair Ahmet Telli’ye genç şairlerden destek mesajı geldi. Şairler ortak bir bildiriyle olayı kınadı. Bildiri metni ve bildiriye imzasını atan şairler şöyle: “Ya hep beraber ya da hiçbirimiz. Kurtulmak yok tek başına yumruktan ve zincirden. Ya hep beraber ya da hiçbirimiz.” Halkın Ekmeği, BertoltBrecht Değerli şair Ahmet Telli ‘ye yapılan çirkin ve faşizan saldırıyı kınıyoruz. Eli kalem tutanların; üretenlerin, emeği ve insan olmanın hüznünü işleyenlerin tarih boyu hırpalandığı coğrafyanın adıdır Türkiye. Ne yazık ki bu ülke; sanatçıya, şaire, yazara ve entelektüel azınlığın fikirlerine tahammülü olmayan, linçten…
Özcan Karabulut’un Adanalı olduğu bilindiği gibi bir “Ankara yazarı” olduğu da aşikâr. Ankara’da gerçekleştirilen, aşağı yukarı son otuz yıla yayılan dönemin yazınsal etkinlikleri kabaca gözden geçirildiğinde, Ankara kökenli olmadığı halde bunları alabildiğine yoğurmayı başarmış insanlar arasında anılabilecek bir serdengeçti denebilir onun için. Bu, ister ODTÜ kökenli oluşuna verilsin, ister işçi sendikalarındaki çalışmalarına koşut Ankara’da üstlendiği, sonrasında büyük adımlarla gerçekleştirdiği yazınsal etkinliklerle hemhal oluşuna yorulsun, sonuçta Ankara’daki yazın ortamının gereğini yerine getiren, “Ankaralı yazar” nitelemesini hak eden, ötesinde Adanalı “Ankara yazarı” bağlamında anılmayı başaran biri. Özcan Karabulut’un Türk edebiyat tarihinde bu yönüyle de önem taşıdığı düşünülürse, ona yönelttiğimiz aşağıdaki sorularımıza karşı…
Amida, Eğer Sana Gelmezsem (1.2. Basım: Can Yayınları, 2008; 3. Basım: Kırmızı Kedi, 2012;Alıntılar için bak.:Gözden geçirilmiş 3. Basım: Can Yayınları, 2017),çok katmanlı bir ilk roman. Muhteşem Tutkularımızın Bir Sonraki Saati (Can Yayınları, 2016),birbirinden bağımsız altı öyküden oluşan bir öykü kitabı. Özgün ses, sözle dillenmiş kitapların yazarı, çok yönlülüğüyle bilinen ama en çok öykücülüğümüzün temel taşları arasında anılan Özcan Karabulut. Diğer eserlerinin arasındanözellikle adı geçenleri seçmemin nedeni, kitapların birbirinin içinden geçiyor oluşu. Şöyle. Romanın çekirdeğini, öykü kitabında yer alanGece, Bir Otel Odasında adlı öykü oluşturuyor.Yayımlanış tarihine bakarsak,romanın daha önce yazıldığı görünüyor. Ama işin aslı öyle değil. Karabulut, Gazete Ankarakeçisi’nde yayımlanan…
Gotik edebiyatınınirdelendiği bu sayıda; Zeynep EŞİN, “Noradrenalin’in Edebiyata Açılan Kapıları” başlıklı yazısıyla; Cemre ÖZCAN, Stephen KİNG’in kitabı“Hayvan Mezarlığı”incelemesi ile yer alırken,Yaşar ERCAN gotik edebiyatında kullanılan mekan, imge, zaman başlıklarını inceledi.Mustafa BOSTAN, öyküsü Halk Bilimci ile yer aldı. Okurlarına şiir ziyafeti sunan bu sayıda dört tane de öykü yayımlandı. Sunuş Yazısı “Dünya’nıngördüğü her büyükbaşarı, öncebirhayâldi. En büyükçınarbirtohumdu, enbüyükkuşbiryumurtadagizliydi.” Edgar Allan POE Tarihöncesiyaşantılardaniletişimçağınavarıncayakadarbirçoktoplumve o toplumlarınsosyalkurallarıolmuştur. Bilinirkikurallarsosyalyaşantınındahahuzurlu, dahagüvenli, dahaözgür, dahayaşanılabilirbirhâlalmasıiçinortayakoyulan, iletişimtemelliortakpaydalardır.Bu paydanınkökleriniinsanlar, dallarınıisetoplumunortakyaşantısınıntezahürüolan her şeyolarakgörürsek; kökiledalarasındakigövdeyioluşturanunsurlarıninsanhayatındakiyerinedir?Bizcebusorununcevabıbizzatinsanınistekleridir. İnsanzihni; maddeningörünenyüzünükeşfettikçegörünmeyenyüzünü de merakederekyenianlamlararamayabaşladı.Bu arayışinsanıbirçokfelsefidüşüncenintemelsorusunasevketti; nedenvarız?Varoluşfelsefesinegöreinsanözgürdürvedavranışlarındansorumludur.İnsanmaddeninişlenmesine, yorumlanmasına, kullanılmasınasahiptir; öğrenmelerideneyimileeldeeder. FakatSartre’agörevaroluşözdenöncegelir.Bu düşüncemaddeüstügüçlerin de dünyadaaçıklanmayıbeklediğifikrinidesteklemiştir. Sözlüedebiyatdönemlerindetemeliatılandistopya, ütopya, fantastik, gotikgibiinsanınhayâlgücününsınırlarınızorlayanedebiyateserlerindebilinmezedoğruyolculukvardır.Bu yolculukelbetteinsanınarayışhissindenayrıdüşünülemez.İnsan; göremediği, dokunamadığışeylerisezgiselyollarladüşünerek, hayâlederekbelki de özdeşimkurarakarar.Bu arayışinsanakeşfedilmesınırıolmayangenişbirarazidekâşiflikizniverir.Gotikedebieserlerinbuarazidekikaranlıkalanlarolduğunusöylemekhataolmaz. SİN EDEBİYAT…
Mavi Yeşil, Kasım-Aralık 2018 tarihli 114. sayısıyla 19.yılını tamamladı. Yeni bir yılda, yirminci yılımıza başlıyoruz; dile kolay… On dokuz yıllık aralıksız yayım boyunca Mavi Yeşil dergisine emeği geçen pek çok okur ve yazarımız var; onların her birine içtenlikle teşekkür ediyoruz. Bu sayımızda, mütevazı bir “Turgenyev dosyası” hazırladık. 1818 doğumlu yazarı, iki yüz yıl sonra bir biçimde edebiyat gündemine getirmekti amacımız. Mehmet Nur Karakeçi, İsmail Özalp ve Hasan Öztürk, dünyanın “Babalar ve Oğullar” yazarı bildiği romancı hakkında yazdılar. Derviş Polat, doğumunun yüzüncü yılında Tarık Buğra’yı, önemli ancak yayımlandığı yıllarda pek de ilgi görmemiş olan Küçük Ağa romanı hakkındaki değerlendirmesiyle gündeme taşıdı.…
2015 yılının Ekim ayında aramızdan ayrılan Sennur Sezer’in anısı ve mücadelesini yaşatmak için “Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri” birlikte yaşadığımız topraklarda “Sabah sokakları saran ekmek kokusunun mayalanışındaki uykusuzluk payı”nı yazmak, emeğin tarihine yeni kaynaklar sunmak ve şairin anısını yaşatmak amacıyla Gıda-İş Sendikası ve Manos Kitap tarafından düzenlenmektedir. Katılım Koşulları: Ödüle daha önce dergilerde yayımlanmış olsa da kitap olarak yayımlanmamış ve daha önce herhangi bir ödül almamış öykü ve şiir dosyaları katılabilir. Her katılımcı ödüllerden sadece birisine ve sadece bir dosyayla katılabilir.Ödüle katılan eser sahipleri dosyanın herhangi bir yerinde açık kimliğini belli edecek isim, rumuz ve işaret kullanmamalıdır. Katılımcılar…
Özcan Karabulut, bir yandan öykü eylemcisi olarak öne çıkarken,öykücülüğünü de alabildiğine sürdüren yazar kimliğiyle bu tutumu bütünlüyor.Hem öykü yazarı hem öykü eylemcisi, ama bir yanı daha var onun, öykülerindenyansıyan siyasal tutum. Evet, Özcan Karabulut, siyasal öykücülüğümüzde farklı bir damar olarak ortaya çıkıp kendini gösterirken, belirgin çizgisiyle dikkat çekiyor kuşkusuz. İşte tam da bundan dolayı birkaç soruyla onun öykücülüğümüzdeki bu yanını açığa çıkarıp ortaya dökelim istedik. O halde gelin sorularla yanıtlara geçelim. M.Sadık Aslankara, öykülerinizde Adanalılıkla Ankaralılığı buluşturan bir tutumdan söz ediyor, bir diklenişten, hatta isyandan. Ayrıca bunun bir ucunun siyasal öykülemeyle içlidışlı olduğu da biliniyor. Gerçekten siz, siyasal öyküde yazınımızda…
Talha Uğurluel’in, Arzın Kapısı Kudüs’ün devamı niteliğindeki Kudüs:Eski Şehir kitabı İnkılâp Kitabevi tarafından yayımlandı. Kitapları, televizyon programları ve gezileriyle okurların,izleyicilerin beğenisini kazanan, anlatım dili ve üslubuyla tarihi herkese sevdiren Uğurluel, Kudüs: Eski Şehir kitabı ile okuyucularıyla yeniden buluşuyor. Talha Uğurluel,Kudüs: Eski Şehirkitabında da ezberleri bozan pek çok tarihsel sürece yer veriyor. Kitap, bir yandan fotoğraflar ve kent haritasıyla Kudüs tarihini sokak sokak bugüne taşıyarak sizi şehrin damarlarında gezdirirken bir yanıyla da görsel şölen sunuyor ve olayları, kentin tarihsel sürecini de yeniden günümüze taşıyor. Talha Uğurluel Manisa Demircili olan Talha Uğurluel, 1997 yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tarih bölümünden mezun…
Doğumunun 100. Yılında İlhan Berk Sempozyumu İlhan Berk 100. doğum gününde Arel Üniversitesi’nde anılacak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından hazırlanan etkinlik İstanbul Arel Üniversitesi’nin Kemal Gözükara yerleşkesinde 20 Aralık tarihinde gerçekleşecek. Saat 10.30 ‘da başlaması planlanan etkinlik dört oturum şeklinde planlandı. 17.45’te sone erecek etkinlikte konuşmacılar İlhan Berk’in şiirlerine, poetik tutumu ve iç dünyası açısından değinirken çevirileri, denemeleri, makaleleri, anları ve mektupları hakkındaki görüşlerini de izleyicilerle paylaşacaklar. Sempozyumu izlemek isteyenler için Arel üniversitesi saat 09.00 ve 13.00 saatlerinde servis kaldıracak.
Kırmızı Hap Yıkık bir sabaha uyanıyorum. Aynı kabusları defalarca görmemim sancısı tüm boynumu ve sağ elime giden sinirlerimi kaplamış durumda. Ne yazı yazmak istiyorum, ne de düşünmek! Telefonu elime almak zaten işkence. Önce bir kas gevşetici ardında da D ve B vitamini alıyorum güçsüzleşmiş sinirlerim ve kemiklerim için. Tekrar yatağa yöneldiğimde koridordaki kitaplığa gözüm takılıyor. Orta raflarda bana bakan bir kitap var. Diğerlerinden hafif dışarda duruyor. Rotadan çıkmış – çıkmak zorunda kalmış- bir gemi gibi. Onun dalgası olup kitabı elime alarak sıcak adaçayımla yatağa giriyorum. Hava çok sıkıntılı. Hem rüzgar var hem yağmur. Çatı katındaki evimde sıcaklık deniz seviyesinden epey…
“Ben’in kendini inşa edişine dair başka zamanlardan, başka öznelerden devraldığımız bir şeyler var. Neyin mirası bu?” Okan Yılmaz: Beş yıl sonra yeni bir kitap… İyi ki şiir yazıyorsunuz, diyerek başlamak istiyorum. İlk bakışla Unutmanın Kısa Tarihi’nin “ben” şiirlerinden oluştuğunu söylemek mümkün. Ancak “ben” yalnızca eylemden ibaret bir şahıs değil. Kişisel tarihinden/deneyimlerinden güçlü poem dilini yaratan, şuurunu felsefî ve estetik anlamda da uyandıran bir “ben”den söz ediyorum. Oldukça öfkeli, yer yer kırgın ve sorgulayan. Şiir yazarken “ben”i yeniden inşa etmekle ilgili neler söylersiniz? Betül Dünder: Biliyorum adımdan başlayarak söyleyeceğim şey, mutlaka beklenen olmayacaktır. Ancak ben’in inşasında beklenene, arzulanana, bilindik…

