Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

    9 Mart 2026

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Gardiyan’ın Cebindeki Anahtar

    24 Ocak 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Burçin Maya Çankaya’nın Öykü Masası’nda İlk Konuğu “Derya Sönmez”

    28 Mart 2026

    SERKAN USLU İLE “GİDEMEYİŞ” ROMANI ÜZERİNE SÖYLEŞİ…

    28 Mart 2026

    İsmet Yazıcı’dan Demircan Demir Söyleşisi…

    5 Mart 2026

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    AYDAN AY’DAN YENİ KİTAP: “HARFLERİN FISILTISI”

    2 Kasım 2025

    “Boğaz’da Kara Gölgeler” Raflarda

    2 Kasım 2025

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    12 Ekim 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Kız Heves Etmiş Yazıyor…

    17 Nisan 2026

    Vardır Bir Bildiği…

    17 Nisan 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026
  • BİLGİ BANKASI

    ENGİN KÜKRER

    28 Mart 2026

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023

    Derya Balcı

    4 Mart 2023
AksisanatAksisanat
Home»YAZI»Abuzer GÜLPINAR: “Kitle Şairleri, Felsefi Şiir Ve Toplumsal Şiir Üzerine “

Abuzer GÜLPINAR: “Kitle Şairleri, Felsefi Şiir Ve Toplumsal Şiir Üzerine “

adminBy admin22 Şubat 2019Yorum yapılmamış13 Mins Read16 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

Şiir öznellik içinde yaratılır. Bu öznellik başka özneler için de anlam ifade ederse ürettikleriniz başka öznelere dokunursa kendiliğinden toplumsallaşır. Ama toplumsal olma kaygısı ile yola çıkılıp öznellik daha baştan öldürülürse ortaya politik bir şiir çıkar. Politik şiirlerin ne kadar sanat olduğu çok tartışmalıdır. Çünkü o şiirlerde sanatsal kaygılardan çok “konu ve konuya bakış açısı” öne çıkar. Sanatın toplumu değiştirmek, toplumun acılarına çare bulmak amacı taşıyan bir etkinlik olduğunu düşünmüyorum. Sanat sadece sorunlara işaret edebilir. Öğüt vermez ve çözüm sunmaz. Çözümlemek felsefenin, çözüm bulmak bilimin, onu uygulamak ise siyasetin işidir. Öğüt veren,  reçete sunan sanat eserlerinden her zaman uzak durdum. Sanatın yaratacağı aydınlanma siyaset üstüdür.Sanat kalıcı olmasını da buna borçludur.

            Bugün toplumsal olduğu söylenen şiirlerin genellikle politik şiirler olduğu söylenebilir. Bu şiirlerde bir dünya görüşünün önerildiği ve hayata ideolojik gözlüklerle bakıldığı kolayca görülebilir. Politik şairlere göre, ortada bir acı varsa bunun nedeni kesinlikle karşı tarafın ideolojisidir ve ancak kendi ideolojisi iktidar olduğunda bu acı bitecektir. Çünkü kendi ideolojisine sonsuzca güvenir,  ideolojisinin tartışılmasına bile izin vermez. Ona göre ideolojisi iktidar olduğunda bir yeryüzü cenneti ortaya çıkacaktır. Oysa hangi türden olursa olsun ideolojik göz her zaman kördür. Acı sadece acıdır ve bu bireysel yaşanır, bireysel ifade edilir. Acı karşısında siyasi-ideolojik bir bakış açısına değil insani bir bakış açısına ihtiyacımız vardır.

            Toplumsal olayım derken politikleşen şairler kadar, şiir ile felsefe yaptığını iddia eden şairlerin durumunu da sorgulamak gerektiğini düşünüyorum. Bugünlerde sık sık duyduğumuz “felsefi şiir” adlandırılması da sorunludur bence. Şiirin felsefeye yakınlığı vardır elbet, ama şiir ile felsefe yapılamaz. Felsefe okumak istediğimde Platon, Descartes, Spinoza, Kant, Nietzsche, Kuçuradi gibi filozofların kitaplarını okurum, şiir okumak aklıma gelmez. Şiire toplumsal, politik, felsefi bir misyon yüklemek şiiri şiir olmaktan uzaklaştırır.Zaten şiirin felsefi bir yönü vardır, doğru; fakat bu anlamda özel olarak benimsenmiş felsefi bir çaba şiiri öldürür. Felsefe yapmak isteyen felsefe kitabı yazabilir, ama şiirle felsefe yapılamayacağını bilmelidir. Felsefi şiir yazmakla övünen şairlerin şiirle felsefe yapmanın bir artı değil, bir kusur olduğunu gözden kaçırdıklarını düşünüyorum. Varsayalım ki bu şairler gerçekten felsefi bir şiir yazıyor. Peki, bunlar felsefenin çözümleyemediği hangi sorunu şiirleriyle çözümlemişlerdir? Felsefeyi yıllardır açmaza sürükleyen felsefi konuların şairlerimiz tarafından bir şiirle çözülüyor olması(!) hız ideolojisine uygun bir örnektir.

            Felsefi şiir ya da toplumsal şiir yazmanın değil,sadece şiiryazmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ben bunu yapmaya çalışıyorum. Şiir yazmak dışında hiçbir iddiam da yok. Şiirin evinden[1] ayrılmamakta da ısrarlıyım. Şiirin evinden bir kez olsun ayrılanın da dönüş yolunu bulabileceğinden emin değilim.

Bazı şairlerin “yaratıcı yazarlık” ya da “okuma atölyeleri” gibi çeşitli adlar altında para karşılığında ders verdiğine tanık oluyoruz.Bu adlar altında yapılan çalışmaların şiir yazmaya ne ölçüde katkısı olabilir acaba? Bu nokta da hayli tartışmalıdır.Üstelik bunu yapanlar kendilerini toplumcu olarak gören şairler. Atölyelerde meta üretilir, para kazanılır. O yüzden şiiri meta olarak görenler atölyelerde şiir öğretir ya da şiir öğretisi satar. Para karşılığında şairlik ya da yazarlık öğretmek toplumculuk mudur? Yazarlık ya da şairlik para ile ders alınarak öğrenilebilecek bir şey midir? Bu atölyelerin edebiyat dünyamıza kazandırdığı bir tane yazar-şair gösterebilir misiniz? Bu noktayı daha fazla irdelemek bizi konudan uzaklaştıracağı için bu sorular üzerine düşünmeyi okuyucuya bırakıyorum.

Birey, birey olmaktan çıkıp “kitle bireyi” olursa kendi kişiliğini kaybeder. Kitle bireyi duygu ve düşüncelerini bağlı olduğu kitleden telkin ve bulaşım (sirayet) sonucu alır. Artık kendisi olmaktan çıkar,telkinle aldığı direktifleri gerçekleştirir. Bağımsızlığını kaybedip bir otomata dönüşür. Freud,  kitle bireylerinde vicdani ve insani sorumluğun giderek azaldığını söyler(2017, s. 30). Bu yüzden kitle bireyi olmuş bir sanatçının“vicdanlı” olabileceğine inanmıyorum. Kitle bireyi olmuş bir sanatçının büyük eserler üretebileceğine de inanmıyorum. Çünkü bağımsızlığını kaybettiği için düşünsel başarısı da azalacaktır. Kitle örgütleri, sanatçının ruhunu öldürüp onu bir otomata dönüştürerek ondan kendi ideolojileri yararına eserler üretmesini beklemektedir. Kitlenin gönlüne göre şiir yazmaya hiç niyetim yok.

           Öznellik özellikle sol kesimde küçük görülmüş, suçlanmıştır. İkinci Yeni şairlerine öznel oldukları ve toplumsal konulara uzak durdukları eleştirisi yöneltilmiştir. Hatta “dönemin baskıcı şartlarından korktukları için” toplumsal konulara uzak durdukları iddia edilmiştir. Oysa İkinci Yeni şairlerinin bize en büyük mirası politik konuların şiirde nasıl işleneceğidir.  Onlar gerek kendilerinden önceki gerekse dönemlerindeki şairler gibi kuru politik şiirler yazmamışlardır. Bu tutum korktuklarından dolayı değil, sanatsal kaygıları şiirin temel meselesi saymalarından kaynaklanmıştır. O dönemde hem sağ hem de sol kesimin ilah olmuş şairleri vardı. Bunlar -iki kesimde de- büyüklüklerini siyasi fikirlerine uygun olarak yazdıkları şiirlerine borçluydular. Okuyucular bu şairleri edebî yollarla değil;oy verdiği partiden, okuduğu siyasi gazete ve dergiden, mahalledeki siyasi abilerden ya da miting alanlarından tanıyordu. Yani genellikle bu şairlerle tanışmak edebî bir zeminde değil, siyasi kanallardan oluyordu. O yüzden bu şairler hem sağda hem solda baştacı edilmiş, yüceltilmiştir. Acaba bu şairlerin şiirleri gerçekten şiir olma niteliğine ne kadar sahiptirler? Onların basit diye küçümsedikleri Garip şiirinden tek farkları politik soslu olmalarıydı. Hiçbir derinlikleri yoktu. Hem sağda hem solda abartılan bu şairlerin isimlerini ısrarla vermemem okuyucunun gözünden kaçmamıştır. Vermiyorum; çünkü benim buradaki amacım isimler değil, şiir olanla şiir olmayanı birbirinden ayırt etmenin önemini belirtmek, kitle şairi olmak ile şair olmak arasındaki farkı vurgulamaktır.Hem sağın hem de solun ilahlaştırdığı kitle şairleri o dönemde politik fikirlerinden ve politik şiirlerinden dolayı ilahlaştılar, ama günümüze politik olmayan şiirleriyle kaldılar. Ve geleceğe kalacaksalar da bunu politik olmayan şiirlerine borçlu olduklarını düşünüyorum.

             İkinci Yeni şairleri şiiri politikadan uzaklaştırmıştır. Evet, toplumsal konuları da işlemişler; ama öznel bir açıdan. Yani olması gerektiği gibi. Korkmamışlardır, hatta o dönemin toplumsal kabul edilen şairlerinin bile kullanmaya cesaret etmediği kelimeleri üstelik politika yapmadan kullanmışlardır. Dileyen Turgut Uyar’ın Yokuş Yola şiirine bakabilir. Artık yazılacak toplumsal şiir İkinci Yeni’nin aşağısında olmamak zorundadır. Seviye çizilmiştir. Ama bu miras kendisinden sonraki kuşakların çoğu şairi tarafından (1970 – 2000 arası)heba edilmiştir. İkinci Yeni’nin çıkmazlarını, yanlışlarını görmüşler; ama ne olumlu taraflarını fark edebilmişler ne de o seviyeyi aşmışlardır.  İkinci Yeni’den sonra gelen şairlerin büyük kısmı bu seviyenin altında ve bağlı oldukları kitlenin gönlüne göre şiirler yazmışlardır.İkinci Yeni’den sonra Yorulan bir şiirin ayak değiştirmesi[2]ancak 2000’li yıllardan sonra olmuştur. Oysa bu değişimin doğal olarak İkinci Yeni’den sonra gelen kuşaklar tarafından gerçekleştirilmesi beklenirdi. Ama bu değişimi 2000’den sonra yazan genç şairlere borçluyuz.

İkinci Yeni’nin eleştirisi çok yapılmıştır. Bu eleştiriler sayesinde İkinci Yeni’nin yanlışları ve çıkmazları ortaya çıkmıştır. Bu da onları takip eden şairlerin işini kolaylaştırdı. Ancak toplumcu gerçekçi şairlerin eleştirisi günümüzde dahi neredeyse hiç yapılmamıştır. Çünkü hiç kimse bu şairlerin geniş siyasi takipçilerini karşısına almak istemiyor. Toplumcu gerçekçi şiirin ilahlarına bugün bile kimse bir şey söyleme cesareti bulamamaktadır. Bu da toplumcu gerçekçi şairlerin şiirlerinin gelişmemesine, basit düzeyde kalmasına neden olmuştur. 1940’lı yıllarda yazılan toplumcu gerçekçi şiirlerin aynısı 1980’de, 1990’da tekrar edilmiştir. Politik okur istiyor diye tekrar 1940’lı yılların şiirine dönemeyiz. Toplumcu gerçekçi şiir temelde ideolojik bir şiirdir. Dünyaya politik gözle baktığı için kendini eleştirmesi, yanlışlarını görmesi de pek mümkün değil.

            Ben toplumcu gerçekçi şairleri ortaokul ve lise yıllarımda okudum, ondan sonra bir daha da elime almadım. Çocukluk yıllarımda şiiri sevmemi sağladılar, ama şiirimin gelişmesine katkıları olmamıştır. Beni etkileyen Cemal Süreya, Turgut Uyar, Ece Ayhan, Edip Cansever gibi İkinci Yeni şairleridir. İkinci Yeni ile şiirlerimde bir akrabalık vardır.

Attilâ İlhan’ı diğer toplumcu gerçekçi şairlerden ayırmak gerekir. O farklı bir şiir yazmıştır ve toplumcu gerçekçi şiire yeni bir soluk getirmiştir. Bizim eleştirdiğimizi o da eleştirmiş, bu konuda çok yazı yazmıştır. “Toplumculukta Siyasal Esnaflık” yazısını örnek olarak verebiliriz. Toplumsal ile siyasalı karıştıranları, partisinin ortaya attığı sloganlardan siyasal metinler çıkaranları, ağalık edebiyatı moda diye ağaya veryansın edip köylüyü melekleştirenleri, toplumcu olmanın şartının proletaryanın gönlünü okşayacak slogan gibi dizeler yazmak oluğunu sananları eleştirir (2002, s. 216-218).

                        Bu kafa, oynak sınıfsallık gerçeğini gündelik politikanın lâf ebelikleriyle karıştıran heveskâr            kafasıdır. Eğer sanatçı nesnel olarak yönetici çevreleri, burjuvaziyi ve kanatlarını, kendi koşulları          içerisinde saptayabilir, saptaması belirli bir zaman ve yerdeki toplumsal gelişmenin verilerine uygun          düşerse, ayrıca işin içine işçi sınıfını, partisini, ya da gündelik politikanın söylevlerini ne diye karıştırmak            gerekli olsun? (2002, s. 218-219)

            Attilâ İlhan, toplumcu gerçekçiliği böyle anlayanların “siyasal esnaflık” yaptığını söylemiştir.Toplumcu gerçekçiliğin nasıl olması gerektiğini ise şöyle anlatır: “Öyleyse, toplumcu sanatçının kompozisyonuna temel oluşturacağı gerçek, yukarıdan evrenseli, aşağıdan bireyseli de içeren toplumsal bir diyalektik süreç olarak düşünülecektir”(2002, s. 218). Bu fikirlere ben de katılıyorum.

           Tarkovski,  filmlerinin toplumcu gerçekçi (sosyalist gerçekçi) olmadığı için Sovyetlerde baskı ve sansüre nasıl uğradığını yazılarında uzun uzun anlatır.Andrey Rublev’de düşmanı güzel ve neşeli gösterdiği için kınanır (2009, s. 35-36). Çünkü onlara göre düşman çirkin olmalıdır. Stalkerfilminin öğrencilerin ahlakını bozacağı için gösterilmemesi emri verilir (2011, s. 278). Otobiyografik başyapıtı Ayna anlaşılmaz bulunarak bazı bölümlerin çıkarılması istenilir (2011, s. 106).El yazısı günlüklerini ülke dışına çıkarmasına izin vermezler (2011, s. 315). Dağıtılan kopyaların azlığı, tanıtım yazılarının yetersizliği, filmlerinin festivallere gönderilmemesi gibi birçok bürokratik ayak oyunlarına ve müdahalelere uğrar.Bu durumdan şöyle yakınır: “Sanat insana ait olduğundan, bu onlar için kötü bir şey, çünkü onların tek amacı yaşayan her şeyi, en ufak insaniyeti, her türlü özgürlük arzusunu ve kasvetli uykumuzdaki herhangi bir sanat oluşumunu ezip geçmek”. Bu yakınışına şunu da ekler: “Bağımsızlığın her türlü belirtisini yok edip insanları hayvan düzeyine indirgemeden içleri rahat etmeyecek”(Tarkovski, 2011, s.61).

            Tarkovski, birey ve toplum ilişkisinin nasıl olması gerektiğini en güzel ifade edenlerdendir. Bu tarif hem sanatçı hem de iyi bir yaşamacı için benim de dileğimdir.

                        Hayatlarımız hep yanlış. Bir bireyin topluma ihtiyacı yoktur, bireye ihtiyacı olan toplumdur.            Toplum bir savunma mekanizması, bir çeşit oto korunmadır. Birey, sürüde yaşayan hayvan gibi değil,                kendi yalnızlığında, doğaya, hayvanlara ve bitkilere yakın, onlarla ilişki halinde yaşamalı (Tarkovski,           2011, s. 155).

            Aynı şekilde “toplumcu olmamak”suçlaması Kieslowski için de yapılmıştır. Onlar toplumun doğru ve yanlışlarıyla ilgilenmemiş, ahlaki yorumlardan kaçınmış, reçeteler sunmamış, olaylara kişisel ve insani bir açıdan bakmışlardır. Büyüklükleri de buradan kaynaklanmaktadır. Kieslowski, tamamen siyasi bir konu olan Fransız devriminin ideallerini (özgürlük, eşitlik, kardeşlik)Üç Renk Üçlemesi’nde (Mavi, Beyaz, Kırmızı) kişisel ve apolitik bir şekilde anlatma ustalığını göstermiştir. Bu ideallerin modern bir dünyada nasıl karşılık bulduğunu toplumsal değil kişisel bir düzlemde ele almıştır (Andrew, 2016, s. 31).İşte zor olan budur. Yani politik bir konuyu bile apolitik bir şekilde anlatma ustalığı. Zamanında toplumcu olmamakla suçlanan bu iki yönetmen bugün sinema sanatının en büyükleri arasındadırlar. Onların sanat zaferinden bugün kimse kuşku duymuyor.

            Başka bir örnek olarak Picasso’nun Guernica’sını anabiliriz. Guernica savaşın acımasızlığıyla özdeşleşmiş, 20. yüzyılın en efsaneleşmiş resmidir. Guernica şehri Naziler tarafından uçaklarla bombalanarak yerle bir edilir. Bir hafta geçmeden Picasso bu resme başlar. Ama resimde kent yoktur, asker yoktur, uçak ve bombalar yoktur. Yani savaşla ilgili bir resim olmasına karşın savaşı hatırlatacak hiçbir şey yoktur. Pek çok solcu resmi belirsiz olmakla suçlamıştır (Berger, 2017, s. 179). Picasso kendi çektiği acıları resmetmiştir çünkü. Atın dili, parçalanan bedenler ile olay karşısında çektiği kişisel acıları anlatmıştır. O yüzden tamamen öznel bir eserdir. Hiçbir toplumcu imge içermez bu resim.  Ama benzer duygular taşıyan birçok insanı etkilediği için toplumsallaşmıştır. Resim savaş öğeleriyle donatılsaydı, bir yerlere mesaj verme kaygısı taşısaydı, bu kadar etkili olamazdı.

            Roboski’de uçakla bombalanarak öldürülen köylüler ile ilgili yazdığım Kar Mevsimi ya da anadili ile ilgili yazdığım Yaza Geç Kalan Bülbül şiirlerim de böyle okunmalıdır. Bunları yazarken halkın çektiği acıları yazmak gibi bir görev hissetmedim. Ya da siyasi bir mesaj vermek gibi bir derdim olmadı. Bir olay karşısında bütün doğru ve yanlışların dışında insani olarak kişisel acılarımı ifade ettim. Bu anlamda hiçbir zaman toplumcu, politik ya da felsefi bir şiir yazmadım. Nezihe Altuğ, Kira Kuşları kitabımla ilgili yazdığı inceleme yazısında şiirlerimde ideolojik bir gözün değil felsefi bir gözün olduğunu belirtir. Felsefi bir gözün nasıl olması gerektiğini ise şöyle belirtir:  “Felsefe, bize, zaten bunun için, yani felsefi bir göz edinmek için gereklidir. Felsefi bilgi üretmek için değil. Felsefi bilgi üretme işi, kuşkusuz şairlerin değil, felsefeciler ile filozofların işi (Altuğ, 2018).

            Bireyselliği küçük görüp toplumculuğu yüceltenlerin psikoloji ve psikanalizi dikkate almadıklarını ya da bilmediklerini düşünüyorum. İçsel hayatı anlatmanın zorluğu, toplumsal olayları anlatmaktan kesinlikle daha zordur.

            Şiir toplumsallığı değil öznelliği yansıtmalıdır. Bu yaratılan öznellik başka kişilerin de öznelliğine mutlaka uyacaktır. Zaten herkesin öznelliğine uymak zorunda da değildir.

           Türkiye’nin yetiştirdiği önemli felsefecilerden olan Sevgi İyi’nin Dünya Sorunları Karşısında Şiir adlı yazısında sorduğu soruları ben de okuyucuya sorarak yazımı bitiriyorum:

                        Şiir böyle bir şey yapabilir mi ya da şiire böyle bir işlev yüklemek ne ölçüde doğru bir iş olur?      Şiire bir işlev yüklemek acaba onu kendinden, özünden uzaklaştırmak, onu o olmaktan çıkarıp yapay      bir hale getirmek olmaz mı? Şiir, felsefe gibi bir şey midir ki ondan da felsefenin yapabileceği ya da         yapabileceği düşünülen bir işi görmesi beklenebilsin? Ayrıca felsefeye bile böyle bir işlevin yüklenmesi           tartışmalı olurken şiir için bunu düşünmek bir ölçüsüzlük ya da şiirin ne olduğunu bilmemenin getirdiği      bir aşırılık olmaz mı acaba? (İyi, 2003, s.4)

KAYNAKÇA

1. Freud, S. (2017). Kitle Psikolojisi. Kâmuran Şipal (Çev.).  İstanbul: Say.

2. İlhan, A. (2002). Hangi Edebiyat. İstanbul:  İş Bankası Kültür.

3. Tarkovski, A. (2009). Şiirsel Sinema.  Ebru Kılıç (Çev.). İstanbul: Agora.

4. Tarkovski, A. (2011). Zaman Zaman İçinde.  Seda Kervanoğlu (Çev.). İstanbul: Agora.

5. Andrew, G. (2016). Üç Renk Üçlemesi.Merve Erol (Çev.) İstanbul: Alfa.

6. Berger, J. (2017). Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı.Yurdanur Salman ve M. Gürsoy Sökmen (Çev.). İstanbul: Metis.

7. İyi, S. (2004). Dünya Sorunları Karşısında Şiir. Hürriyet Gösteri, 263, 42-43.

8. Altuğ, N. (2018, 16 Mart).Felsefi Şiir Üzerine Bir Yorum Denemesi.Birgün Gazetesi. Erişim adresi: https://www.birgun.net/haber-detay/felsefi-siir-uzerine-bir-yorum-denemesi 208147.html

31 Mart 2018,  Antalya / Kaş


[1] Sevgi İyi

[2] Ece Ayhan

Not: Yazının PDF dosyası aşağıda verilmiştir.

2018-Kitle-Şairleri-Felsefi-Şiir-ve-Toplumsal-Şiir-Abuzer-Gülpınar-31-Mart-2018İndir

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

9 Mart 202677 Views

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 202669 Views

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026440 Views

Comments are closed.

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

By Vildan Çetin17 Nisan 2026

21.yüzyılın içindeyiz. 1 Ocak 2001’de başladı, 2100’e kadar sürecek. Kâğıt üzerinde ilerliyoruz. Ama zihniyetler söz…

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026

Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

8 Nisan 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

17 Nisan 2026

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Kız Heves Etmiş Yazıyor…
  • Vardır Bir Bildiği…
  • Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…
  • Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…
  • Burçin Laçin Altay’dan Hatice Utkan Söyleşisi…
  • Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…
SON YORUMLAR
  • Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim için Anonim
  • EGE’NİN  DİBİ – HALİKARNAS BALIKÇISI için thailotto สมัครสมาชิก
  • BEN BEHÇET BEY NASILIM için İlayda
  • İsmet Yazıcı’dan Bayrıl Söyleşisi… için Alihaydar
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?