“Ol nice rum şuârası ki Şark’ta,
kaftanları mutantan, sözleri baştan / ayağa ihtişâm. Seyretmiştir kahkahayla,
‘sirk hayvanlarının kaçışması’nı
şu dünya denen çadırdan.”
(“The Tyger” – Köksaplar – Vural Bahadır Bayrıl)
- Deleuze ve Guattari’nin “Köksap” Kavramı
Deleuze ve Guattari, Kapitalizm ve Şizofreni: Bin Yayla (1980) adlı eserlerinin giriş kısmında “köksap” (rhizome) kavramını, dikeylik yerine yatay bağlantı sistemlerini tanımlamak için kullanır. “Köksap”, yeraltında dallanarak yayılan, birden çok çıkış noktası ve başlatıcıya sahip yapılar gibi, düşünce sistemlerinin doğrusal olmayan, çoğulcu, rizomatik ağlar içerisinde gelişmesini sembolize eder.
Onların düşüncesinde bu, majör (hiyerarşik, merkezileştirilmiş) dil veya düşünce sistemlerine karşı, minör (çok merkezli, dağıtılmış) edebiyat veya şiir biçimlerini öne çıkarır. Dilin içsel heterojenliği ve çeşitliliği üzerinden devinim kazanır.
Bu kavrayışa dayanarak Deleuze, şiiri sadece estetik bir metin olarak değil; farklı anlam, imgeler ve bağlantılarla dolu rizomatik bir alan olarak görmemizi sağlar.
- Vural Bahadır Bayrıl’ın Köksaplar Kitabında “Köksap” İfadesi
Köksaplar başlığıyla kitap, doğrudan Deleuze’ün felsefi imgelerini şiirsellikle buluşturur. Bayrıl, “Şark” imgesini gelenek, özne, mistisizm ve modernlik arasında bir mecra olarak kullandığında, şiiri bu köklü ama aynı zamanda dallanmış, çoğulcu bir yapıya oturtur.
Kitabın “Günlük” biçiminde yazılmış olan versiyonu – Köksaplar Günlüğü – ise bir şiir kitabının yaratım sürecine dair kayıt tutar. Bu açıdan yapıt ne yalnızca şiir ne yalnızca günlük; bir yapıtın rizomatik oluşum sürecinin izini sürer.
- Deleuzcu Yaklaşım Bağlamında Analitik Çerçeve
- Rizomatik Yapı ve Şiirsel Form
Bayrıl’ın şiirlerinde geleneksel anlatı çizgisini kıran imge ve biçemler, Deleuze’ün köksap kavramına çok uygundur. Her dizede, imgenin farklı köklerinden beslenen bir dışavurum söz konusudur; dolayısıyla şiir, lineer anlam yüklemesinden ziyade, çoklu bağlantılarda dolaşır.
- Minör Şiir Kullanımı
Deleuze’ün “minör edebiyat” tanımı, “majör bir dilin minör bir kullanımı” üzerinden ortaya çıkar. Köksaplar’da Bayrıl hem geleneği (Şark), hem modern imgeleri yoğurur; şiirde bu heterojenliği sağlayarak minör bir edim yaratır.
- Gelenek, Öz ve Modernlik Arasında Diyalog
Bayrıl’ın kullandığı Şark imgesi, mistik, geleneksel bir varoluş alanı olarak temsil edilir. Bu, modern dünyayla iç içe geçer: örneğin “The Tyger” şiirinde Yeats’e göndermeyle birlikte hem Doğu hem Batı’dan imgeler iç içe geçer. Bu, Deleuzcu anlamda köksapın farklı köklerden beslenip çoğalan yönlerle örülmüş hâlidir.
- Eserin Yaratım Sürecine Tanıklık: Günlük Yapısı
Köksaplar Günlüğü, eserin üretim sürecine dair içsel bir kayıt defteridir. Deleuzcu bağlamda, bir yapıtın oluşumunun riskli, çok merkezli, eksiltmeli ve çoğaltmalı rizomatik hareketler içeren süreç olduğunu gösterir. Bu da okuyucuya yapıtın çoğulcu ağlarını deneyimleme fırsatı sunar.
Vural Bahadır Bayrıl’ın Köksaplar kitabında geçen birkaç dize, başlı başına bir evren kurmaya yetiyor. Hele ki o dizeler, hem Doğu’nun hem Batı’nın hem de modern çağın çelişkilerini aynı anda sahneye çağırıyorsa…
İlk bakışta, neredeyse bir minyatür gibi: bir avuç imge, ama ardında yüzyıllık kültürler, felsefeler, tarihsel kırılmalar var.
Bu yazıda, tam da bu birkaç satır üzerinden bir yolculuğa çıkalım. Akademik jargona sapmadan, ama düşüncenin hakkını vererek; biraz deneme, biraz edebi eleştiri tadında…
- Şark’ın Işığı ve Kaftanların İhtişamı
Dizelerin ilk bölümü, bizi hemen Doğu’nun ihtişamlı bir sahnesine atıyor. “Şark” sözcüğü, sadece coğrafyayı değil, aynı zamanda bir bakış biçimini, bir hayal perdesini, bir kültürel hafızayı çağırıyor. Kaftanların mutantanlığı, sözlerin baştan ayağa ihtişamı, neredeyse bir divan şiiri atmosferi kuruyor. İmge ağır, gösterişli, sahne ışıl ışıl.
Ama bu ihtişam, biraz da teatral. Bir bakıma masalsı bir dekor. Ve hemen ardından gelen dizeyle birlikte o dekor sarsılıyor:
“Seyretmiştir kahkahayla…” Yani o kaftanlı figürler, dünyanın çadırında yaşanan kargaşayı seyirlik bir eğlenceye çeviriyor.
- Sirk Hayvanlarının Kaçışı
İkinci bölümde, sahneye bambaşka bir imge giriyor: “sirk hayvanlarının kaçışması.” Burada artık ihtişam yok, düzen yok, gösterişli kaftanlar yok. Kaos var, dağılma var, panik var. Dünyanın çadırı dediği şey, aslında koca bir sirkin çadırı. Ve o çadır, düzenli bir gösteriden çok, darmadağın bir kaçışın mekânı.
Bayrıl’ın yaptığı şey tam da bu: iki ayrı imgeyi –Doğu’nun ihtişamını ve modern dünyanın sirkvari kaosunu– yan yana getirmek. Birini öbürünün içine sokmak. İşte burada Deleuze’ün köksap kavramına göz kırpıyoruz.
- Deleuze’ün Köksapı: Çizgisel Olmayan Bağlantılar
Deleuze ve Guattari, Bin Yayla’da “rizom”dan yani köksaptan söz ederken, doğrusal olmayan, yatay, dallanan, merkezsiz bir yapıyı anlatır. Tıpkı yeraltında yayılan bir bambu kökü gibi: bir uçtan kazdığınızda başka bir yerde yeni bir filiz çıkar. Başı sonu yoktur.
Bayrıl’ın şiiri de böyle işliyor. “Şark” ve “sirk” arasındaki bağ, ilk bakışta mantıklı, kronolojik ya da tarihsel bir bağ değil. Ama şiir onları aynı çadırın altına yerleştiriyor. Bu, tam bir rizom hareketi: yan yana, çapraz, eğri büğrü ama canlı bir bağ.
- Kahkaha: İhtişamın Maskesi
Dizelerdeki kahkaha, belki de en çarpıcı ayrıntı. Kaftanlı figürler, ihtişamın simgeleri, o büyük sözlerin sahipleri… Onlar, dünyanın çadırındaki kaosu izlerken kahkahayı basıyorlar. Bu kahkaha, yalnızca bir alay mı? Yoksa bir kabulleniş mi? Belki de dünyanın düzenini hiçbir zaman ciddiye almadıklarının göstergesi.
Deleuze’ün felsefesinde kahkaha, molar düzenin çözülüşüyle, yani sabit yapıların çatlamasıyla da ilgilidir. Kahkaha, bir kaçış çizgisi olabilir. Ama aynı zamanda bir kayıtsızlık, bir umursamazlık da olabilir. Bayrıl, bu ikisini aynı anda düşündürtecek bir yoğunlukla yerleştiriyor dizelere.
- Dünya Denen Çadır
Son dize: “Şu dünya denen çadırdan.” Bu kadar yalın, ama bu kadar sarsıcı. Dünyayı bir çadır olarak görmek, hem geçiciliği hem sahneliği hem de dağınıklığı ima ediyor. Çadır, sabit değil. Rüzgârla sallanır, fırtınayla uçar, sökülür, yeniden kurulur. Tam da Deleuzcu bir imge: sürekli akış halinde, sürekli yeniden kurulan bir mekân.
Üstelik çadır imgesi, hem Doğu masallarında hem Batı sirklerinde karşımıza çıkar. Bir köksap gibi, farklı kültürlerin köklerinden beslenir.
- Doğu’nun İhtişamı ile Batı’nın Sirki Arasında
Dizeler, Şark’ın gösterişli kaftanlarını ve Batı’nın sirk hayvanlarını aynı anda sahneye çıkarıyor. Burada bir çatışma değil, bir birlikte varoluş var. İhtişam da, kaos da, kahkaha da aynı şiirsel zeminde yer alıyor. Yani dikey bir tarih anlatısı yok: “önce Doğu vardı, sonra Batı geldi” gibi bir sıralama yok. Bunun yerine yatay bir ağ var. İşte köksap tam da bu.
- Minör Bir Şiir Olarak Köksaplar
Deleuze, Kafka’yı incelerken “minör edebiyat” kavramını ortaya atar: Majör dilin içinde, küçük seslerin, başka bakışların, marjinal çizgilerin edebiyatı. Bayrıl’ın şiirinde de bu hissediliyor. Dize, kocaman Doğu imgesini getiriyor; ama hemen ardından o imgeyi bozan bir sirki sokuyor içeri. İhtişamlı sözler, sirk hayvanlarının paniğiyle yan yana geliyor. Bu, majör olanın içinden minör bir patika açmaktır.
- Okurun Deneyimi: Dallanan Anlamlar
Okur, bu dizeleri okurken tek bir anlamda sabitlenemez. Göz bir an kaftanların ihtişamına takılır, sonra sirkteki panik görüntüsüne kayar, sonra kahkaha yankılanır kulakta, en sonunda dünya denen çadırın geçiciliğiyle yüzleşilir. Yani şiir, okura da rizomatik bir deneyim yaşatır: sürekli dal budaklanan, yön değiştiren bir okuma.
- Kaçış Çizgileri
Deleuze’ün en sevdiği kavramlardan biri de “kaçış çizgisi”dir. Bu, bir düzenin içinden kaçıp başka bir imkân açan çizgidir. Burada “sirk hayvanlarının kaçışması” tam bir kaçış çizgisi örneği. Kaftanlı figürlerin ihtişamlı sahnesi, bir anda darmadağın hayvanların koşuşturmasına açılıyor. Düzenli olanın içinden düzensiz çıkıyor. Ama o düzensizlik de yeni bir düzen kurmuyor, sadece yeni bir imkân açıyor.
- Günümüzle Bağlantı
Şiiri bugüne taşırsak, belki de şunu söyleyebiliriz: Kaftanlı figürler, bugünün iktidar sahiplerini; sirk hayvanlarının kaçışı ise halkların, bireylerin, marjinal grupların kopuşlarını temsil ediyor olabilir. Ama Bayrıl bunu doğrudan söylemiyor, imgeyle ima ediyor. Yorum serbest, rizomatik. Şiirin gücü de burada.
- Sonuç Yerine: Birkaç Dizeden Bir Evren
Şunu görüyoruz: Bayrıl’ın bu birkaç dizesi, Deleuze’ün köksap kavramını şiirsel bir jestle somutlaştırıyor. Doğu ile Batı, ihtişam ile kaos, kahkaha ile kaçış, çadır ile dünya… Hepsi aynı anda, aynı sahnede var oluyor. Aralarında dikey bir bağ yok; yatay, rizomatik bir ağ var.
Şiir, böylece tek bir anlamın değil, dallanan anlamların kapısını açıyor. Ve okuru, o dallar arasında dolaşmaya davet ediyor. Tıpkı yeraltında dallanan bir köksap gibi.
- Bir Deneme Daha: Çadırın İçinde Biz
Ve belki de en önemlisi: Biz de o çadırın içindeyiz. O kaftanlı figürlerin kahkahasını işitiyoruz, o sirk hayvanlarının panik dolu koşuşturmasını görüyoruz. Dünya, hepimizin üstüne gerilmiş bir çadır. Geçici, sallantılı, gürültülü. Ama aynı zamanda büyüleyici, gösterişli, ihtişamlı.
Bayrıl’ın şiiri bize bu çelişkiyi hatırlatıyor. Ve belki de diyor ki: hayatın anlamı, işte bu çelişkide; ihtişamla kaosun, kahkahayla paniğin yan yana durmasında.
- Örnek Yaklaşım
Elimizde seçili dizeler olduğu için, tipik bir analiz şöyle kurgulanabilir:
Diyelim ki Bayrıl şöyle der:
“Şark’ta kaftanlar mutantan, sözleri baştan/ayağa ihtişâm…”
Bu dizeler, büyük imgelerle geleneksel Doğu şiirsel kültürüne gönderme yaparken, “Sirk Hayvanlarının Kaçışması”yla modern ve batılı imgesel bir dünyaya dokunur. Burada dikey bir anlam değil; Şark ve Sirk imgeleri arasında yatay, rizomatik bağlantı doğar.
- Genel Değerlendirme
Deleuze’ün “köksap” kavramı, Bayrıl’ın şiirine rizomatik, çok köklü ve çoğulcu bir okuma açısı kazandırır.
Şiirsel Yapı, Geleneğin imgeleriyle modern imgeler arasındaki bağlantı, Deleuzcu rizom yaklaşımıyla anlam kazanır.
Yaratım Süreci , Köksaplar Günlüğü, eserin minör rizomatik oluşum sürecine tanıklık sunar, okuyucuya bu rizom ağları izleme fırsatı verir.
Özet; Bayrıl’ın şiiri, geleneksel imgelerden çıkıp modernliğe yayılan, çok merkezli; aynı zamanda düşünsel olarak da rizomatik bir oluşun izlerini taşır.
- Sonuç
Bayrıl’ın Köksaplar şiirleri, Deleuze’ün felsefi bükülüşüyle uyumlu bir yola girer. Hem geleneksel “Şark” imgeleri hem modern mitolojik/metaforik imgeler arası köksap bağlantıları kurar; üretim sürecinde rizomatik bir düşünsel ağ kurmaya yönelir; böylece şiiri majör anlatılardan kopararak minör, çoğulcu bir deneyime çevirir.
- Son Söz:
Birkaç dize, koskoca bir evren kurabilir. Hele ki bu dizeler, Deleuze’ün köksapları gibi dallanıp budaklanıyorsa. Bayrıl’ın Köksaplar’ı, işte tam da bu yüzden okunmayı değil, yeniden ve yeniden okunmayı hak ediyor. Çünkü her okumada başka bir kök, başka bir filiz, başka bir anlam çıkıyor karşımıza.
Kaynakça:
Deleuze, Guattari: Felsefe Nedir?, YKY, çev: Turhan Ilgaz, 14. Baskı, s.216, Şubat 2023- İstanbul.
Bayrıl: Köksaplar Günlüğü, Mühür Kitaplığı, s.103, 2024-İstanbul.
Bayrıl: Köksaplar, Mühür Kitaplığı, s.80, 2024-İstanbul.




