SÖYLEŞİ: Hasan ULAŞ ile Son kitabı ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’u konuştuk.
Yeliz ŞENYERLİ
Yeliz ŞENYERLİ: Merhaba Hasan Bey nasılsınız?
Hasan ULAŞ: Çok teşekkür ederim Yeliz Hanım, dünya telâşı işte malum…
Yeliz ŞENYERLİ: ikinci kitabınız ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’, ilk kitabınız ‘Kirman’dan dokuz yıl sonra yayınlandı. Uzun denilebilecek bir süredir de edebiyatla özellikle de şiirle ilgileniyorsunuz. Bize Çalışmalarınızdan ve kitabınızın hikâyesinden bahsedebilir misiniz?
Hasan ULAŞ: Sanıyorum İbn-i Haldun’un ‘Coğrafya Kaderdir’ sözünün, o tam olarak bu anlamda söylemese de bir gerçeklik payı var. Doğup büyüdüğüm yaşadığım yer olan Salihli’nin Sart köyü (Sardes) edebiyat ve sanat açısından oldukça mümbit topraklar. Dionysos buralarda yaşamış, Sapfo’nun buralarda gezdiği söylenir. Şiire ilgi duyanların bileceği üzere ‘Salihli Şiir İkindileri’ uzun bir aradan sonra tekrar başladı. Galiba benim de hamuruma, çağlardır akıp gelen bu şiir ırmağının suyu karışmış. Daha öncesi olmakla birlikte hikâyenin büyük kısmı 2018 de şair Yusuf ÇAĞLAR öncülüğünde ‘Sardes Kültür ve Sanat Derneği’ni kurmamız ve 30. sayısını yayınladığımız ‘Artemis Kültür Sanat Edebiyat’ dergisini çıkarmaya başlamamızla şekillendi diyebilirim. ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’ 2024 yılı ağustos ayında, Artemis Dergisi ‘Hermos Şiir Dizisi’nde çıkan dokuz kitaptan biri. Dizide birbirinden değerli dokuz şairden dokuz kitap bulunuyor.
Yeliz ŞENYERLİ: “Ağaçların Gidecek yeri yok” da farklı bir anlatım ve dil kullandığınız görülüyor, bu noktada dilinizi ve anlatımınızı belirleyen nelerdir?
Hasan ULAŞ: Şairin, şiirde kullandığı dil ve anlatım, poetikasıyla doğrudan ilgili.
Her sanat eseri gibi şiir de şiar ve şuur ekseninde şairinin yarattığı bir iç-evrensel dil. Dilinin endemik oluşu, okurda karşılık bulması ve şairin bir kimlik inşa edip kendini kabul ettirmesinde oldukça etkili.
Şair, insanlığın kendinden önceki birikimini ve kendi ana dilinin bütün olanaklarını kullanabilmeli kendini kısıtlamamalı.
Sanat, bir görme biçimi ve bu görüntüden yeni örüntüler kurma hali.
Ben şiirimi bu halden hareketle kuruyorum. Büyük kalabalığın görmediği, görse bile rahatsız olmadığı şeylerden huzursuz olur, bu huzursuzlukla başkalarının huzurunu kaçırmaya çalışırım. Bu ister açarken görülmeyen bir çiçek olsun iter yanan bir ağaç…
Bu noktada ironi ve mizah en çok kullandığım ögeler. Bunları bir matador pelerini gibi kullanırım. Bazen okurun ezberine çelmeler takmak gözüyle kulağı arasında ikilikler yaratıp onu konfor alanından çıkarmak isterim.
Bunu da sözcüklerle uğraşarak, yeni imgeler, metaforlar ve söz dizimleri kullanarak yapmaya çalışırım.
Yeliz ŞENYERLİ: İfade ettiğiniz gibi şiirlerinizde ironi ve çarpıcı bir ince mizah öne çıkıyor. Peki siz kendi şiirinizi nasıl tanımlar, nerede konumlandırırsınız?
Hasan ULAŞ: Şiirde yeni deney ve deneyimlere açık olmakla birlikte post modern şiire şimdilik mesafeli olduğumu söyleyebilirim. Ağırlıklı olarak ikici yeniden sonra şiirin
a-politikleşmeye başlamasıyla modern-post modern şiir organik olmaktan çıkıp sentetik bir hal aldı. Bu sentetik hal onu sokaktan, günlük hayattan uzaklaştırdı. Halbuki Türkiye gibi ülkelerin güncel değil kronikleşen ‘düncel’ sorunları vardır. Ekmekten suya havdan toprağa her şey politiktir. Bu yaşananlar; Guernica’nın bile yanında romantik kalacağı yeni resimler yaptırmalı, şiirler yazdırmalı, filmler çektirmeliydi. Olmadı. Bence bunun en büyük sebebi maruz kaldığımız gündem bombardımanı. Yorgun düştük, eşiklerimiz köreldi ‘mevzu’ yu çiğnemeden yutan gündem oburlarına dönüştürüldük. Olup biteni sindiremeden, üzerinde durup düşünemeden yeni bir gündemle, eski bir güne uyanıyoruz. Halbuki ‘tavır’ tavında dövülür. Biz herhangi bir meseleyi Maraş dondurması kadar bile dimağımızda dövemiyoruz.
Sanatçı elbette yaptığı işlerle ön açıcı olmalı. Sınırları zorlamalı. Oyunu değiştirmeye çalışmalı.
Saf sanat, her ne kadar ‘gailesiz’lik olsa da henüz oraya erişecek kadar ‘maile’den kurtulabildiğimiz söylenemez. Bunun için toplumsal bir ferahlama, özgürlük gerekir. Kelebek kanadındaki desene elbette şiirler yazılmalı ama önce ormanı kurtarmak gerek. Herkes kelebek kanadı yazmaya giderse ‘yangın var’ ‘talan var’ diye kim bağıracak?
Evet içimizden birileri o kapıları da zorlamalı fakat, defans da bu kadar boş bırakılmamalı. Çünkü daha ekmeği, suyu, havayı vergiden arındıramadık. En ucuz şey halâ insanımızın hayatı. İnsanlar, ödedikleri verginin kullandıkları oyun arkasına düşüp hesabını sormadan bu gidişatın değişeceğini düşünmüyorum.
Yeliz ŞENYERLİ: Şiirin eskisi kadar okunmadığı, şairlerin artık toplum üzerinde eskisi kadar etkili olmadığı, kitapların satılmadığı görüşü yaygın. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Hasan ULAŞ: Hissedilir derecede bir ilgi ve itibar kaybı olduğu doğru. Bunda birçok etmen var. Bence bunun en büyük sebebi, şairin ve halkın aynı dert paydasında bir araya gelememesi. Buna ek olarak şairin dilinin geniş halk kitlelerinden kopması onlar tarafından anlaşılamaması da var. Şiir her ne kadar dil içi bir dil olsa da hiç değilse aynı ana dili konuşan-yazan insanlar birbirini anlayabilmeli. Şiir elbette okurunun algısına ve sezgisine göre katmanlanır, genişler, derinleşir. Doğal olan budur. Ama bir şiir, post modernlik- deneysellik adına anlaşılmamak üzere kurulmamalı. Modern şiir bir kaçış rampası, post modern şiir sıkışık trafikten kurtulmak için sapılan emniyet şeridi haline gelmemeli.
Bunun dışında; sosyal medya eksenli iletişim, insanların azalan ilgi ve dikkat süreleri, dünya telâşı gibi birçok faktör saymak mümkün.
Yeliz ŞENYERLİ: Kitabınızın çok güzel bir ismi var, neden ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’
Hasan ULAŞ: Çok teşekkür ederim. En zor soru en sona kaldı. Çünkü buradayız. Buraya ekildik, çok kereler. Köklerimizle toprağı, dallarımızla göğü tutmak için buradayız. Ağacız ve gidecek yerimiz yok. Suyu yatağından kaldırdılar, balta uykusunu böldü ağacın. Şeriat yok amma şerh-i hayat var! Ya keserler bizi ya yakarlar… Kahrolası bir Ortadoğu adeti, insanı ateşe azık etmek.
….
develerin hörgüçleri menkıbeyle dolu
yangına yangına koşuyor koyun
kelebeklerin kanadı is
son hakkında çekirge
renk değiştirmek de yetmiyor bukalemuna
ya canı ya ardı
fareler bile suya koşuyorsa..
kuş uçup gitmenin
köstebek kazıp kurtulmanın derdinde
ağaçlar?
ağaçların gidecek yeri yok
Kitabın adını aldığı şiirin başlığı şu:
‘Bir Nuh Bulursak Gemiyi Kalan Ağaçlarla Yapacağız’
Hasan ULAŞ: Bu güzel söyleşi vesileyle bana kendimi ifade etme imkânı verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Sevgiler.


