Esra Ünal Sağlık’ın ‘Göz İzi’ndeki Konuğu Mustafa Fırat

Esra Ünal Sağlık:

Şair Mustafa Fırat’ın, İlhan Berk’le olan anısını okurken anı içinde anı okuduğumu hissettim.  Şehir ve kültür… Bu iki kavramın birbirine çok yakışan sözcükler olduğunu düşünüyorum. Sanatın ve türevlerinin; bir şehrin coğrafyasına yayılmasının, insanlarda estetik bilinç oluşturmada önemli olduğu yadsınamaz.

Bir şiiri okuduktan sonra bilinci sarsılan, bir tiyatrodan aklında topluma ve insana dair soru işareti ile çıkan, bir tabloya dakikalarca bakıp hayatına anlam yükleyen insanlardan oluşan ülkeler düşünsenize. Adalet, eğitim, sağlık vb. bu bakış açılarına sahip insanlarca idare edilse fena mı olur?  Mustafa Fırat da böyle düşünüyor olmalı ki Antalya Altın Portakal Şiir Festival’i davetine icabet etmiş.  Evet anımız böyle başlıyor.  Mustafa Fırat ,festival için havalimanına gittiğinde İlhan Berk’i görür ve onunla Antalya’ya kadar yolculuk yapar. Festival’de İlhan Berk konuşulacağı için önceden hazırlıklıdır ve yanında Berk’in kitapları vardır. Onları tek tek imzalayan İlhan Berk’in yazısı için “ eski yaşamlardan çıkmış gelmiş, gibi” tabirini kullanmış Mustafa Fırat.  Nedendir bilmiyorum, bu kısmı birkaç kez okudum. Muazzam çağrışımlar yarattı bende. Eski yaşamları bir el yazısında görmek, hissetmek… Eski İstanbul, şairlerin uğradığı mekanlar, Ziya’ya Mektuplar ve  Yaşamak Hatırlamaktır’da okuduğum onca anı zihnimdeki peliküle yansıdı hızla.  Yolculuk devam ederken İlhan Berk, şiir ve şiire dahil ne varsa durmadan anlatır. Anıların vanası açıldıkça açılır  İlhan Berk tarafından.  Anı bu aşamadan  sonra yön değiştiriyor sanki. O lirik hava dağılıyor ve daha sorgulayıcı ve realist bir havaya bürünüyor. Okuyacağınız anıda, Mustafa Fırat’ın sorduğu o can alıcı soru ve aldığı cevap benim de merakıma bir son verdi. Gökyüzündeki sohbette ilgimi çeken diğer bir nokta da İlhan Berk’in güncel şiiri takip etmesi dolayısıyla birçok şairi okuması konusu oldu. İnternet ortamının şimdiki gibi yaygın olmadığı zamanlarda bu takibi yapabilmek oldukça zor olmalı. Yerli ve yabancı birçok şaire hakim olan Berk, Mustafa Fırat’a Gonca Özmen’i tanıyıp tanımadığını sorar ve genç şairlerin onu okumalarını salık verir. Usta şairlerin ya da eski kuşak şairlerin genç şairlere nasihatler vermesi, onları kimi okuyup kimi okumamaları konusunda yönlendirmesi günümüzde de tartışılan bir konu. Sanal ortamda sık sık karşılaştığımız polemikler, şiire dahil ilkesel tartışmalardan  daha çok kişiler üzerinden yapılan sataşmalardan oluşuyor. Ne gelenekten rahatsız olmak ne de gelenekten yana tutucu olmak doğrudur. Şiirde eskiyen, canlılığını yitiren kullanım,  ne olursa olsun terk edilmelidir. Şiir adına yapılan her türlü yenilik de eski kuşak şairleri tarafından görülmeli ve dile getirilmelidir. Bundan kazançlı çıkan da Türk şiiri olacaktır.

Mustafa Fırat:

İlhan Berk O Gün Ne Dedi?

Rahmetli Ahmet Tüzün, şehirlerin kültür simalarını hep önemsemişimdir, beni arayarak Antalya Altın Portakal Şiir Festivali’ne davet etmişti. Belleğim beni yanıltmıyorsa iki defa davet edilmiştim. Birinde konuşmacı olarak diğerinde dergi yayın danışmanı olarak. İlhan Berk, konuşulacaktı. Mühür Şiir ve Edebiyat dergisi olarak oradaydık. Havalimanına vardığımda İlhan Berk ile aynı saatte aynı uçakta yan yana gidecektik. İlhan Bey, şiirimizin çok önemli bir şairi. Bunu zaten söylemeye gerek yok. Son anına kadar okuyan, şairleri takip eden biri. Konu konuyu açıyordu. Ben dinlemeyi seven biriyimdir. Aralarda muzip sorular sorarak sohbeti renklendirmeyi çok severim. Neyse o gün İlhan Bey’e orada olacağı için yanımda kitaplarını getirmiştim. Ondan kitaplarını değil kitaplarımı imzalamasını rica ettim. Sağ olsun çok sevinerek birer birer kitapları imzaladı. Yazısı o eski yaşamlardan çıkmış gelmiş gibiydi.  İç içe geçen yazısıyla onları teker teker imzalamıştı. Havada kırk dakika boyunca İstanbul’dan Antalya’ya kadar durmaksızın şiirden konuşuyordu. Sanki kulağıma biri huni dayamıştı ve şiir okuyordu. Büyülü saatlerdi. Hatıralar ardı ardına akıyordu. İkinci Yeni şiirinin bu güzide şairi, sorduğum o grubun içinde- İkinci Yeniciler arasında-  en çok kim ayrı bir yer teşkil ediyordu? sorusuna ben şahsen Cemal Süreya deyiverecek diye düşünürken Turgut Uyar demişti. Şaşırmıştım. Turgut Bey’i o kadar harika anlatıyordu ki sanki bir ressam karşımızda onun portresini çiziyordu. ‘Dayanamadım “Peki Cemal Süreya?’

Verdiği yanıt daha da sarsıcıydı: 

“Cemal, babasının ölüm trajedisini şiirine yansıtamadı!” Sözün bittiği yerler vardır ya işte öyle bir an idi benim için. 

Aralarda, Latin ve Yunan şairler… Bunları nasıl bulduğumuz üzerinde söyleşirken, iniş anonsunun yapılmasından sonra Gonca Özmen’i tanıyıp tanımadığımı sormuştu. “ Evet.” dedim. Genç şairlerin Gonca’yı okuması gerektiğinin altını çizmişti. 

Haydi ben de sorayım o soruyu: Gonca Özmen’i tanıyor musunuz?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ