Nilüfer Altunkaya’dan Sevda Karadağ Çırak Söyleşisi…

Merhaba Sevdacım, Öncelikle Nasılsın? Bize kendinden bahseder misin biraz?

Merhaba Nilüfer, çok teşekkür ederim umarın sen de iyisindir. Tabi ki. Gezmeyi çok sevip turist rehberi olmak isterken kendimi sınıfta İngilizce öğretirken buldum. Yıllarca İstanbul’da yaşadıktan sonra İzmir’e taşınıp, e taşınmışken de haydi kitabevimizi de açalım deyip Özgür ile Zorba Kitabevi Kafe’yi açma çılgınlığını gösterdik, iyi de ettik. Edebiyat ve sanatı kovalamaya devam ediyoruz.

Kirpiğin Düşmesin Yere,  Notabene Yayınlarından çıkan ve geliri Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı’na bağışlanan bir proje kitap. Bu fikir nasıl oluştu?

Egemenin, iktidarın işine gelen ve görmezden geldiği ama bizi derinden yaralayan, acısı hep taze katliamlarından etkilenmemek bizim için imkansız. 3. Sayfa haberi gibi verilen ve politik olan kadın/queer cinayetleri, şiddeti, mahkemelerin verdiği cezaların katillerin sırtını sıvazlaması, kadın mıyız kız mıyız gibi inanılmaz derin(!) sorular, kadınlarla ilgili kararlar alınırken toplantılarda dişi sineğin bile olmaması gibi trajik, yaza yaza bitiremeyeceğim birçok nedenden dolayı öfkemiz giderek artmakta. Bu konuda bir şey yapmak isteyip atılacak ilk adımın ne olduğuna henüz karar veremediğimiz uzun yıllardan sonra okumayı yazmayı seven insanlar olarak gücümüzü edebiyattan almaya ve kadın emeğiyle hazırlanmış bir kitap ortaya çıkarmaya karar verdik.

Öykülerin birbirini bulma sürecinde neler yaşandı? Biraz da yayına hazırlanma sürecini konuşalım istersen…

Seve seve. Kitap fikri ortaya çıktıktan sonra hem gelirinin bir kadın dayanışma vakfına gitmesine hem de kadın dayanışmasının bir örneği olması açısından kadın yazar arkadaşlardan öykü rica etmeye karar verdik. Ocak ayının ilk haftası arkadaşlara yazmaya başladık ve tabi size de. Sağ olsunlar memnuniyetle kabul ettiler. Biz isimleri belirlerken konuya duyarlı arkadaşlardan seçtiğimizden cevapları bizi hem şaşırtmadı hem de çok mutlu etti. Daha sonra yayınevi arama süreci başladı bizim için. Toplumsal olaylara olan tavrını bildiğimizden NotaBene Yayınları ile fikrimizi paylaştık ve olumlu yanıt aldık. Bizden desteklerini o zamandan beri hiç esirgemediler. Her türlü ihtimale karşı her şey kesinleştiğinde Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ile iletişime geçerek projemizden bahsettik. Güzel ve heyecan verici kitap hazırlığı vakıf ile konuşunca daha anlamlı hale geldi. Yoğun çalışmalarımız sonucu 9 Nisan’da kitap raflarda yerini almış oldu. Kitabın oluşum sürecinde bizimle öykülerini paylaşan değerli yazarlarımız Arzu Armağan Akkanatlı, Arzu Eylem, Arzu Uçar, Ayça Erkol, Banu Özyürek, Berna Durmaz, Çilem Dilber, Esmahan Devran İnci, Fatma Nuran Avcı, Jale Sancak, Kader Menteş Bolat, Mevsim Yenice, Müge İplikçi, Neslihan Yiğitler, Nurhan Suerdem, Onur Bütün, Semrin Şahin, Serap Üstün, Sibel Öz ve size çok ama çok teşekkür ederiz.

Maalesef   kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri artarak devam ediyor ülkemizde. Kadın cinayetlerinin altında yatan sebepler azalmadıkça, yasalar erkeğin şiddetini pekiştirmeye devam ettikçe, toplumsal cinsiyet eğitimleri verilmedikçe bir de sınıflar arası ekonomik uçurumlar derinleştikçe ben geleceğe umutlu bakamıyorum. İstanbul sözleşmesinin iptali de bu tabloyu iyice kötü hale getirdi. Bu konuda duyarlı bir kadın olarak sen neler düşünüyorsun?

Maalesef konu tam da özetlediğin gibi.  Şiddet, cinayet, baskının bin türlüsü kendi istedikleri gibi bir düzen kurmak için, o düzende istedikleri gibi at koşturabilmek için ellerindeki kozlar ve bunlardan da vazgeçmek istemiyorlar. Oysa karşılarında dimdik ve kararlı bir şekilde bizler varız ve biz de İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz. Öfkemiz, hayalini kurdukları gelecekten daha gerçek ve elbet bir gün bu gerçeklikte boğulacaklar. İşte o zaman mahkeme salonlarında sinek kaydı tıraşları ve takım elbiseleri asla işe yaramayacak. Çok öfkeliyim Nilüfer ama asla karamsar değilim. Hiç birimizin kirpiğinin yere düşmeyeceği günlere inancım tam.

Kitaptaki öyküler, günümüz edebiyatında öyküye emek veren kadın yazarların içimizi acıtan bu konuya farklı pencerelerden bakışını da yansıtıyor.  Erkek yazarlarla da bir seçki yapılabilir mi? Bu bir tercihti elbette, değil mi?

Evet bu kitap tüm kadın arkadaşlar için KADIN KADININ YURDUDUR demek adına bir dayanışma örneği olsun istedik. İstanbul Sözleşmesi Yaşatır derken sesimizin hep birlikte, kadınlar, queer bireyler ve kadınların yanında olan erkelerle çok daha güçlü, çok daha anlamlı çıkacağına inanıyoruz. Erkek yazarlarla da bu noktada bir seçki elbette yapılabilir.

Senin eklemek istediğin değinmek istediğin noktalar var mı?

Kirpiğin Düşmesin Yere kitabına öykün ile verdiğin destek için öncelikle çok teşekkür ederim. Kitap adına atılan her adım çok kıymetli olduğundan röportaj için de ayrıca teşekkür etmek isterim. Okuru bol olsun, kitabımız sahip çıkan herkesindir, çok kişiye ulaşmasını dilerim.

Hem bu güzel anlamlı proje çalışması için hem de değerli zamanından ayırdığın için çok teşekkür ederim. Bütün kadınlar adına gelecek güzel olsun dileklerimle bitirmek istiyorum…

Çok teşekkür ederim sevgili Nilüfer, İSTANBUL SÖZLEŞMESİ YAŞATIR diyerek ben de son sözlerimi söylemiş olayım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ