PANDEMİDE YEŞEREN UMUT: ŞİİR

Çağla Göksel Çakır

Yazarın şu ana kadar yazılmış 9 makalesi bulunuyor.

Pandemi huzursuzluğu sebebiyle pek çoklarımız zamana tutunamaz olduk. Araftan yazan bir kalem olarak ben de kurguladığım masal şehrine kapandım iyice. Kalabalıklardan soyutlanmak zorunda kaldığımız bu dönemde en vefalı dostum şiire sarıldım. Masal, mitoloji, efsane, hüzün, ayrılık, annelik, çocukluk ve yalnızlık temalarını yüklendim sırtıma…

Masal şehrimde gezinirken sık sık mutlu çocukluğumla karşılaştım: Bitmeyen günler biriktirirdik kumbaralarımızda, bağdaş kurup gün batımını izlerdik, kuş dilini öğrenirken dallarda/ cıvıltılar dolardı içimize, birbirimizi güldürmeden edemezdik. Naftalin kokardı annemin çarşafları, azıcık da lavanta- kokularına sarılı köy fotoğraflarına bakarken unuturduk koyun saymayı, huzurla dalardık uykuya, umudun peşinden koşardık rüyamızda kardeşimle. Göğün merdivenine tırmanırdık rüyamızda, hayallerimizi asardık yıldızlara, kırlangıçların kanadında güneşli günlerde kelebek, bulutluda yağmur toplardık ceplerimize… Bazen de hüzünlü gençliğimle yüz yüze geldim: Özlemi yığdım defterime, lacivert olmasın dedim bu gece, mavi giydim çocukluğumun elleriyle, saldım kelebeklerimi, düşerken önüme o güleç maske kapandım dizime, aynadaki hüzün büyüme!

Kâğıt gemi yaptım kederlerden, batırdım kabusları, yelken açalım umuda, yetimler gülsün istedim. Kimi zaman renklerle raks ettim, mevsimlerin büyüsüne kapıldım, tabiatın güzelliklerini seyre daldım, tepedeki gelincik çiçeğine dokundum, bahçedeki leylakları kokladım, saksıdaki kuşkonmaza tırmandım. Kimi zaman da efsanevî serüvenlerin içinde buldum kendimi. Antik Yunan mitolojisindeki tanrıların tanrısı Zeus’un ihtirasını tattım. Zeus, kendisinden ateşi çalıp insanlara veren Prometheus‘tan öc almak için kardeşi Epimetheus‘a tanrısal güzellikteki Pandora’yı eş olarak gönderdi. Pandora’ya evlilik hediyesi olarak da sihirli bir kutu verdi. Açtığında dünyaya kötülüklerin yayıldığını fark eden Pandora, son anda kutuyu kapattı. O sırada cılız bir ses, “Lütfen beni çıkarın. Dışardaki kötülüklerle ancak ben baş edebilirim.” dedi. Kutunun içinden gelen sesin sahibi olan kelebek, insanlık için tek umuttu.

Yunan mitlerinin yanı sıra Anadolu efsanelerine de yolculuk yaptım masal şehrimde. Leyla ve Mecnun’la özdeşleştirdim kendimi âşık olduğum adamı düşünürken. Gece yanan şöminenin önünde Kerem ile Aslı’nın imkânsız aşkını anımsadım. Aslı’nın alev alev yanan saçlarıyla kül olup Sahra Çölü’ne düştüm. Zümrüdüanka kuşu misali küllerimden yeniden doğup Kaf Dağı’na kanat açtım.

Sonra erguvanları düşledim. O sırada rüyama üstad Hilmi Yavuz uğradı. ‘Erguvan şairi’ olarak da bilinen Yavuz, “erguvanlar geçip gittiler bahçelerden/ geriye sadece erguvanlar kaldı” diyordu. Onu, “erguvanları düşle/ bırakma bahçenin peşini” mısralarıyla selamladım.

            Masal şehrimdeki bir seyahatin daha sonunda evimin balkonundaydım. Rüzgâr bahçemdeki çam ağaçlarını hırpalıyordu. O karlı şubat gecesi “Pişmanlık, korku, keder/ göğe serçelendiler.” Bir ilkokul velisinin mesajıyla içim neşeyle doldu birden.

Yenimahalle’deki Zehra Önder İlkokulu öğrencileri yeni umutlar yeşertti kalbimde. Şiir adına sonsuz bir güvene gark etti beni minik çocukların heyecanlı gözleri. 2-G sınıfına girdiğimde soludum o umutlu havayı ilk. Maskenin ardındaki gülen gözlerle karşı karşıya geldiğimde anladım ki kadim şiiri çocuklar ilelebet yaşatacak.

Okul Aile Birliğinde bulunan velilerden Filiz Hanım’ın mesajıyla başladı tanışıklığı-mız çocuklarla. Sınıf öğretmenleri Hatice Hanım’ın katıldığı uluslararası eTwinning projesi ‘Poetry is a Game-Şiir Bir Oyundur’dan bahsetti Filiz Hanım. Ankaralı genç kadın şair olarak bana ulaştığını söyledi. Projeye katılıp öğrencilerle şiir üzerine online sohbet etmemi rica etti. Büyük bir memnuniyetle kabul ettim projede yer almayı. Türkiye, Arnavutluk, Bulgaristan, İspanya, İtalya, Polonya, Portekiz, Romanya, Tunus ve Ürdün’den ilkokul öğrencileri ve öğretmenleri katılıyordu etkinliğe. Türkiye’den Ankara, Bursa, İzmir, Hatay, Gebze ve Aydın’daki devlet okulları vardı. Çocukların şiirin eğlenceli yönünü keşfetmesi, şiirin pek çok konunun öğrenilmesinde eğlenceli bir metot olarak kullanılabileceğinin farkına varması, öğrencilerin ilk şiir yazma deneyimlerini edinmesi, kendi dillerinde ve öğrendikleri yabancı dilde şiir yazarak kelimeler arasındaki şekilsel ilişkileri kullanıp anlam dünyaları ile bütünleştir-meleri projenin hedefleri arasındaydı.

Takvim yaprağı 10 Şubat 2021 Çarşamba gününü gösterdiğinde içim heyecandan kıpır kıpırdı. O akşam ilkokul öğrencileri ile uzaktan da olsa buluşacaktım. Şiir ve edebiyat üzerine kısa bir yazı hazırlamıştım geleceğin edebiyatçıları için. En çok da onların sorularını merak ediyordum. Saat 20.00’da Zoom’a bağlandığımda bilgisayar ekranından ışıl ışıl gözlerle bana bakan onlarca çocukla bir araya geldim. Önce kendimi tanıtmamı istediler. Hep bir ağızdan “Öğretmenim sizi tanımak istiyoruz.” diyerek. Miniklerin bana ‘öğretmenim’ şeklinde hitap etmesiyle çok duygulandım. Gözlerimin dolduğunu onlara belli etmemeye çalıştım. Kısaca şiir serüvenimi anlattıktan sonra çocukların şiir, hayal, ilham, mısra ve kafiye üzerine sorularını cevaplamaya çalıştım dilim döndüğünce. En çok da şiir yazarken nelerden ilham aldığımı öğrenmek istediler. Tabiat ve çocukluğumdan esinlendiğimi söylediğimde çok heyecanlandılar. Çocukluğumla ilgili şiirlerimi okuduğumda ise gözlerinin içi gülüyordu. Şiir üzerine yaptığımız söyleşi çok verimli geçmişti. Bazıları büyüyünce şair olmak istediklerini bile söyledi gururla…

Hatice Öğretmen, geçtiğimiz günlerde beni aradı. Bu kez çocuklarla yüz yüze imza günü düzenlemeyi teklif etti. Elbette ki kabul ettim. 11 Haziran Cuma günü Zehra Önder İlkokuluna gittim. Projeye katılan 2-G sınıfına girdiğimde inanılmaz mutlu oldum. Çocukların yüzlerinde maske bile olsa dudaklarındaki tebessümü gözlerinin içindeki sevinçten anladım. Ekose Mutsuzluklar kitabımı imzalarken öğrencilerle tek tek fotoğraf çekinmeyi ihmal etmedim. Şimdi hayatımın en anlamlı anısı olan o fotoğraflara bakarken size bunları yazıyorum… İçim bir kez daha şiir adına umutla doluyor… İyi ki varsınız çocuklar!

‘Büyüdüğümde yazarım çocukluğumu…’ diye karalamıştım zamanı

Ah… Buruktur her insanın biraz çocukluk yanı

Anımsatır yağlı bir tablo ya da kalbin kırık güftesi

….

Şengül Hamamına çıkan dar sokakta

Rutubetli duvarları boyardım safrana

Elimde küflü taşlar

#şiirsokakta hâlâ…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ