Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

    9 Mart 2026

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Gardiyan’ın Cebindeki Anahtar

    24 Ocak 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Burçin Maya Çankaya’nın Öykü Masası’nda İlk Konuğu “Derya Sönmez”

    28 Mart 2026

    SERKAN USLU İLE “GİDEMEYİŞ” ROMANI ÜZERİNE SÖYLEŞİ…

    28 Mart 2026

    İsmet Yazıcı’dan Demircan Demir Söyleşisi…

    5 Mart 2026

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    AYDAN AY’DAN YENİ KİTAP: “HARFLERİN FISILTISI”

    2 Kasım 2025

    “Boğaz’da Kara Gölgeler” Raflarda

    2 Kasım 2025

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    12 Ekim 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Kız Heves Etmiş Yazıyor…

    17 Nisan 2026

    Vardır Bir Bildiği…

    17 Nisan 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026
  • BİLGİ BANKASI

    ENGİN KÜKRER

    28 Mart 2026

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023

    Derya Balcı

    4 Mart 2023
AksisanatAksisanat
Home»YAZI»Bircan Çelik: Kadın Şiddet Şiir

Bircan Çelik: Kadın Şiddet Şiir

adminBy admin4 Mart 2017Yorum yapılmamış12 Mins Read296 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

Kadın Şiddet Şiir

Bu başlıkta bulunmaması gereken sözcük ‘kadın’ ile ‘şiir’in arasında.

“Şiddet” sözcüğü, tanımında birlik olmasa da, olumsuz çağrışımı olan bir kavram olduğunda uyuşma vardır. Türkçe Sözlük, ‘şiddet’in dört anlamını veriyor: “1. Bir hareketin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik. 2. Hız. 3. mec. (Duygu ve davranış için) Aşırılık. 4. Karşıt görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırmak yerine kaba kuvvet kullanma.”

Bu tanımların hiçbiri “toplumda kadına şiddet uygulanıyor” cümlesindeki ‘şiddet’in anlamını vermez. Genç bir kıza tecavüz edip kollarını kesmek, ardından cesedini yakmak ‘şiddet’le anlatılacak bir durum olmasa gerek! 4. anlamda ‘karşıt görüş’ten söz ediliyor ki kadına şiddet uygulandığında, ‘kadın’ı karşıt görüşte olarak nitelemiş oluruz; burada karşı cins sözünü kullanmak daha doğru olsa gerek. Kaldı ki, Müslümanlar ile Museviler birbirlerine şiddet uyguladıklarında iki karşıt görüş değil, iki İbrahimî görüş çatışmaktadır. Bir de, meşrulaştırılmış şiddet vardır ki, bu da, Devlet aygıtının, toplumu bastırmak, çizgi dışına çıkanları sindirmek için uyguladığı şiddettir.

“[İ]nsanlara incitmek, acı ve ıstırap çektirmek niyetiyle yapılan her türlü fiziksel saldırı”[1] tanımında da ‘cinsel saldırı’, ‘ruhsal saldırı’, ‘toplumsal saldırı’, ‘ekonomik saldırı’, ‘kültürel saldırı’, ‘gelenek saldırısı’, es geçilmiştir.

Kadın, bütün bu saldırılarla karşı karşıyadır. Yasalarımızda ekonomik şiddet diye bir kavram yoksa da, şu haber sevindiricidir: “Yargıtay Genel Kurulu’nun bağlayıcı boşanma içtihadında (…) evlilikte aşırı cimrilik ‘eşe karşı ekonomik şiddet’ olarak yorumlandı ve boşanma nedeni sayıldı.”[2] Haberin devamında şöyle denmektedir:

34 yıllık evlilik hayatında eşinin aşırı hesaplı tutum içinde olduğunu önce maaşına sonra emekli maaşına el koyarak kendisine verdiğini belirten kadının açtığı boşanma davası kabul                     edildi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, yerel mahkemenin bu direnme kararını onayladı ve kadının ekonomik özgürlüğüne destek verdi.

Şu haber de kadınlar için, sıradanlaşmış olanlardan biridir:

Eşlerinden gördükleri şiddet yüzünden yanlarına çocuklarını da alıp evlerini terk eden dört kadının yolları Adana Otogarı’nda kesişti. Polis noktasına giderek kadın sığınma evine                                 yerleşmek istediklerini bildirilen kadınlara polis sahip çıktı. Kadınlar ve çocukları sığınma evine yerleştirildi.

Biri Bolu,  diğeri Konya’da, ikisi Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde yaşayan ve evli olan 4 kadın, eşlerinden gördükleri şiddet ve baskıya daha fazla dayanamadı.[3]

 

Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıkladığına göre, Ocak 2015’te, bir ay içinde “mağdur kadın sayısı bin 639, koruma tedbiri verilen kadın sayısı ise 177”dir.[4]

Kadına dayatılan toplumsal şiddet, erkek egemen ideolojinin Devletleşmesiyle örgütlü hâle gelir. Evlilik kurumu, Devletin kadının bedeni üzerinde kuracağı toplumsal denetim mekanizmasının meşrulaştırılmasıdır; çünkü, eril ideolojiye göre, kadın, ‘fitne’ kaynağıdır; bu yüzden, kadının kamusal alanda görünür olması, ideolojik aygıtlarla (medya, aile ve eğitim kurumları) olumsuzlanır. Kadının sivil alanda gülmesi, başını açması, hamileyken sokağa çıkması… onun, fitneyi artırması olarak yorumlanıp itibarsızlanır. Bu baskıda, ailenin çocuk yetiştirmekle ‘görevli’ anaların, resmi ideolojiyi nasıl yeniden ürettiğini Emel İrtem “Vereğen” şiirinde ironik bir dille şöyle eleştirir:

 

hiç de hayata ait değil kahkaha/annem demişti mukayyet ol ağzına/çok gülme çok konuşma çok görünme/yoksa seni vereğen sanırlar a kızım/insana önce hâya      lazım../işte böyle dedi de ben kızdım/ne alaka diye

 

            bazı şeyler değişmiyor birkaç ömürde/gülmenin de bir cezası var mutlu olmanın/insan     önce ağlamakla tanışıyor elbet/okyanuslar böyle doluyor, mağma böyle yakıyor/biraz         namus ile heyecan ölüyor, rahatlıyoruz/biraz inanç ile ruhu doğrayıp biçiyoruz/hep     bir       ayar gerekiyor ama düğmesi yok dünyanın/bir de namus niyaz, bir de solcular,             bir de   salaklar ve seks/işte hepsinin ortasında bir havuz/fıskiyesi hep bozuk olan

 

            gizli gizli mutlu olmayı öğrenmeliyim/fısıltıyla kahkaha atmayı/kimseler duymadan kimseler görmeden/sonra vereğen sanırlar Allah muhafaza/sonra dünyanın             bu/korkunç      halini/anlamayan bir hain ve kim bilir daha neler…

Kadına, ancak, ‘gizli gizli mutlu ol’abilmeyi hak gören bir toplumda kamusal alanın ‘yasaklanması’, kadının evinin hanımı olma çemberinin içinden çıkmasının hor görülmesi olağandır. Başbakan yardımcısının, “Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem- namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak, iffetini koruyacak” dediği bir ortamda, kadının birey olabilmesi için zorlu bir mücadele vermesi gerekmektedir.

Emel İrtem’in şiirinde, şiire konu olan annesinin söylemi öne çıkıyor. “annem demişti mukayyet ol ağzına/çok gülme çok konuşma çok görünme/yoksa seni vereğen sanırlar a kızım” dizeleri, resmi ideolojinin, Serpil Sancar’ın kavramlaştırmasıyla “muhafazakâr modernleşme”nin[5], dolayısıyla geleneğin yeniden üretimi olarak çıkıyor karşımıza. Anne, kızına sınırlar çiziyor; böylece kız yerleşik değerlerin içine hapsedilerek, onun birey olmasının önü tıkanıyor. Anneye göre, ‘insana, haya lazım”dır. Haya ise İslam Peygamberine göre şöyledir:

 

Allahü teâlâdan hayâ ediniz! Hakîkî mânâda Allahü teâlâdan hayâ etmek, kötü düşüncelerden uzak durmak, helâl lokma yemek ve ölümü hatırlamaktır. Âhireti isteyenler                                                  dünyânın zînetinden süsünden uzaklaşır. İşte bunları yapmak, Allahü teâlâdan hakkıyla korkmak demektir.[6]

 

İleti, Tanrı’dan korkmak üzerine inşa edilmiş. Haya ile ‘namus’ bitişik kardeşlerdir. Tanımı ve sınırları, kullanıldığı ortama göre değişen ‘namus’ kavramı, kadın için, en büyük tehdit durumuna getirilmiştir yerleşik ideoloji tarafından.

İrtem, yerleşik ideolojiye karşıysa da, başkaldırıya yatkın değil bu şiirinde; onu sadece eleştiriyor, kadınlara çizdiği sınırları ironik bir dille reddediyor. “insan önce ağlamakla tanışıyor elbet” dizesiyle mutsuz olmayı doğallaştırıyor ve “hep bir ayar gerekiyor ama düğmesi yok dünyanın” dizesiyle de, çözümsüzlüğe boyun eğiyor; bu nedenle, reddettiği toplumsal kuralların nasıl değiştirileceğine dair bir işaret vermiyor, İrtem. Kadın-erkek arasındaki ilişkiyi de, havuz-fıskiye simgeleriyle veriyor. Erkeklik organının simgesi olan fıskiye, hep bozuktur, derken burada da erkeklerin kadına yaklaşımının yanlışlığına dikkat çekiyor.

Daha ilk kitabında muhalif tavrını ortaya koyan Arife Kalender, “Sıfatsız”da anneye duyduğu sevgi ve acıma içinde, onun kendisine telkin edilen doğruları kızına aktarmadaki amacını anlatıyor:

 

ben yanlışsam onun ömrü yıllarca acıyacak

çiftçinin buğdayını sevdiğinden daha çok

seviyor beni,[7]ormanın ağacından

şeytanlarını çoktan uyutmuş bir rahibe kendisi

korkuyor o iblis bende uyanacak kendisinden

 

Kalender, şiire konu olan annesinin evladını çok sevdiğini, bu yüzden kızında uyanacak ‘iblis’in, onu, kötü yola sürüklemesinden korkmasına dikkatimizi çekiyor. “Külden Sığınaklar”da da toplumsal baskıyı söyle aktarır:

 

her yerde parmak işareti-sus

gün usulca çatılara konarken

biz yaşamak korkulu insanlarız

 

Kadınlarda var olan ince zarın oluşturduğu kalın duvarı “Silahımı Bıraktım”da, erkek egemen ideolojinin kalkanı olduğunu söyleyen Kalender:

“kızlığımı çıkarıp masaya koydum” diyerek Cemal Süreya’ya selam gönderdikten sonra

 

baskınlardan korkarak silahıyla uyuyan

            bir silahşör nasıl usanırsa kalkanından

            bıkmıştım kızlığımdan

 

dizeleriyle egemen ahlakın baskı aracına başkaldırır. Muazzez Avcı, “Vereğen”de konuşan anneye tepkisini dile getirir
“Kız Kısmı” şiirinde:

 

bir gün gelir anne olursam eğer, söz aldım kendimden

            o cinsiyetçi bayrağı asla kızıma devretmeyeceğimden…

 

Bütün bu baskılara rağmen, şair kadınların, sosyalist gerçekçilerin “70” Kuşak diye adlandırılan şairlere yapılan saldırılar yüzünden, bu toplumsal yaraya uzak kaldıkları bir gerçektir.  1980 sonrası İkinci Yeni’nin yeniden keşfi, imge/hayal’in gündemin baş sırasına oturtuluşu, şair kadınları toplumsal sorunlardan uzak tutmuştur. Toplumsal sorunlara yönelenlere “Sen şiir yazmıyorsun, bildiri yazıyorsun” diye hücum edenlerin çok olduğu bir toplumda hayat şiire sızmaya devam eder. Kadına yapılan baskılar, şiire yansıyacaktır; fakat, bu yansımanın şiirsel seviyesi doğal olarak tartışma konusudur. Bir kızgınlık ânının düşüncelerini/duygularını yansıtmaktan öteye geçmiyor çoğu şiirler; hatta bunların önemli bir bölümü manzume düzeyinde kalıyor.

Zübeyde Seven Turan “Kadın”da durum tespiti yapıyor:

 

Suskunluğun mu?

            Sabrı çeliğe dönüştüren

            Koyversen sessiz çığlıklarını

            Çıldırsa yeşil

            Pıhtılaşsa törelerden sızan kan

            Çayır çimene dolansa sevgin

            Uygar dünyanın beş yapraklı düşü! 

            Yüreği kanayan sabahlarda

            Seyrekleşiyor ismin

            Ömrü çalınmışların anası ey!..

 

“Ey” diye seslense de şair, sesini duyuramaz. Kadından ‘sessiz çığlıklarını koyvermesini’ bekliyor Turan, törelerden sızan kanın pıhtılaşmasını istemesi, törelerin acımasızlığına son vermek anlamını içeriyorsa da, mecaz tam istenileni vermiyor. Genelleştirilebilecek doğruları şiirleştirmek,  aynı zamanda ayrıntıyı da kaçırmak anlamına gelebilir; çünkü, şiire ayrıntı özgünlük kattığı bilinen gerçek.

Ayten Mutlu da “Bir İsyan Türküsü”nde, bu kez sözü kendisi alır: “ben kadınım”! Mutlu, ‘ben’ zamiriyle bütün kadınların sözcülüğünü üstleniyor. Şiirin adından da anlaşıldığı gibi, bir başkaldırı dillendiriliyor. “gönlünüzce ektiğiniz biçtiğiniz/tarla” dizelerinde Kur’an’ın  (Bakara/223): “Kadınlarınız, sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi varın” ayetine göndermede bulunur. Burada tarla eğretilemesi kadını pasif bir nesne konumuna düşürüyor. Mutlu,  bu eril söylemi eleştiriyor; çünkü ‘ektiğiniz biçtiğiniz” sözcüklerindeki iyelik ekleri erkekleri işaret etmektedir.

 

eksik etek

            kiminizin anası

            karısı kiminizin

            ya da orospunun teki

            çağlar boyu diri diri mezara gömdüğünüz

            uğruna öldüğünüz

            mülkünüz cariyeniz

            taşa tuttuğunuz

            aldığınız sattığınız

            kanatmayı erkeklik saydığınız

            kadın

 

Ayten Mutlu, çok kullanılan ‘eksik etek’i bir kez daha gündeme getiriyor. Bu kullanışın Zehra Bacı’nın “Ya Muhammet bize nâkıs diyorlar;/Nedendir erlerin bu hataları?” yakınmasından farkı, Zehra Bacı mahlasıyla Edip Harabî Baba (1853-1915) tarafından yazılan nefeste[8], peygambere yaptığı şikâyetin, Ayten Mutlu’da bir kadının dilinden topluma yönelik olmasıdır. Zehra Bacı’nın eril dünyaya tepkisi çağının çok çok ilerisindedir.

 

Sanmayın ki ersiz olmaz dünyayı,

Düşünün bir kere Meryem Ana’yı;

Pedersiz doğurdu koca İsa’yı;

Bacıların yoktur müdaraları.

 

Ayten Mutlu ‘mülkünüz’ derken burada Devlet’i işin dışında tutuyor; evlilik cüzdanını kastederek kadınların “Benim tapum onda!” dediklerini, bu mülk ettirmede Devletin rolünü hatırlamak bile istemiyor!

Özge Sönmez de “Adem’in Kırdığı”nda benzer bir yaklaşım gösterir. Kadın, ilk günahın, şeytanla işbirliğinin sorumlusudur. Sönmez, çok kullanılan “kaburga kemiği” eğretilemesine başvurur; imgelerle anlatacağına, bildirişim dilini kullanır: “ne söylesen azdır hep, ne yapsan eksik” Kadını karşısına alıp “Dişisin sen” demek, onu etkin kılmıyor; bir tespitte kalıyor dizeler:

 

dişisin sen!
incir yaprağında gizlidir günahın

            iki cihanda

            vaat edilmiş verimli toprak

            dünyada kadınsın, cennette huri

            emerler etini sütünü

            doymazlar

            alırlar ruhunu özünü

            koymazlar

            ne söylesen azdır hep, ne yapsan eksik

            bin tanrı doğsa,

            bin tanrı ölse

            bin dilde bin kitap gelse

            sen yine şeytanla anılırsın

            Tanrı’nın kovduğusun

            Adem’in kırdığı…

 

            Kadının durumuna ‘kader’ diye bakıyor, Sönmez: “bin dilde bin kitap gelse” de, kadının kaderinin değişmeyeceğini söyleyerek çaresizliği onaylamakta, eşitlik mücadelesi verenler bu durumda pasif kalmış oluyor!

Aydan Yalçın, “Bu Kadın”da önce bir tespitte bulunuyor:

 

er yazması eril yasa

            estikçe insafsızca evde sokakta

            dökülüyor bir bir gülleri fistanların

 

            indikçe yumruklar ayın gözüne

            nefesi daralıyor evin, morarıyor bahçe

            azalıyor şişesinde yağı lambanın

 

Yalçın, şiirini imgelerle, mecazlarla kuruyor. Emel İrtem, bir iki mecaza yaslanmış, şiirinin bütünüyle okurun hem aklına hem kalbine sesleniyordu. Yalçın, ise, şiirin olmazsa olmazı mecazlara başvuruyor. Her ne kadar ‘eril yasa’ sözleri bunun erkekler tarafından yazıldığını söylüyor, ‘er yazması’nı gereksiz kılıyorsa da, evin nefesinin daralması eğretilemesi, özgün ve çarpıcı olması şiiri tamamlıyor. Burada ‘ay’ eğretilemesi sıradan da olsa, şairin fistan eğretilemesiyle parçayı söyleyip bütünü kastetmesi çok yerinde olmuştur.

Yalnız yağ-şişe-lamba mecazının, gaz lambasını kullanmak bir yana, onu görmemiş olan yeni kuşaklara bir şey anlatabileceğinden kuşkuluyum! Aydan Yalçın, derdini, bu imgeyle iyi anlatmış, kadına karşı uygulanan şiddet, evin mutluluğunu azaltmakta, ev kararmaktadır; evin aydınlığı kaybolmaktadır! Aydan Yalçın, Sönmez gibi, kadını kaderine mahkûm etmekten yana değil; onun kadınları zulme direnmektedirler:

öfkeyle yırtıyor kadın/suyun kalınlaşan dantelini/kırmak zamanı diyor el ele kafesleri

 

Burada ‘el ele’ ikilemesi Aydan Yalçın’ın “Tek başına kurtuluş yok” diyen kuşakla bağı olduğunun işaretidir. Bir sivil toplumcu olarak, engelleri, kadına örülen duvarları, kafesleri ancak örgütlü mücadeleyle yenebileceğinin bilincinde olduğunu hissettiriyor.

Aydan Yalçın’ın başarısı, şiirde imgeleri rastlantıya bırakmaması ve imgelerinin dağınık olmamasından kaynaklanıyor; oysa, birçok şairde, imge yaratmak temel güdü olmakta; şair bu imgelerin o şiirdeki işlevini düşünmediğini görüyoruz.

Nalan Çelik, Aydan Yalçın gibi uzaktan yakına geliyor. Yalçın, “O Kadın”da Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ırkçı bir babanın baskısına direnen, bu yüzden acılar içinde kıvranan ve ‘kurtuluşu’ denize yürüyerek intiharda bulan İngrid Jonker’in acısıyla özdeşleştikten sonra, “Bu Kadın”da yakına gelmekteydi. Çelik ise, aynı şiirde Ruanda’dan ülkemize, Ayşe Paşalı’nın katline gelmektedir. 1994’te 800.000 Tutsi’nin katledilmesinin acısını kadın üzerinden işleyen Çelik, ülkemizde büyük yankı uyandıran, boşandığı kocası tarafından tecavüze uğrayan ve yasalarca suç sayılmayan 26 cm.’lik bıçakla Aralık 2010’da on bir yerinden bıçaklanarak öldürülen Ayşe Paşalı’ya gelmektedir.

Kadın şairler arasında güncele en çok yaklaşan Nalan Çelik olmuştur. Paşalı’nın yüzü gözü morarmış fotoğrafının beyinlere işlendiği bir dönemde, Nalan Çelik, şiirini sıcağı sıcağına yazar; ama, güncelin şiirleştirilmesi ile sorunu aştığı söylenemez.[9] Nalan Çelik, cinayet üzerinden toplumun suskun kalışına tepkisini dile getirirken, iletişim dilinden uzağa düşmez:

 

Silah sayılmayan yirmi altı santimlik bıçakla

            can verdiklerinin gözleri önünde can verir

            6136 sayılı yasayla

            döner bıçağı mı gerekli rahat uyumanız için

 

Yukarıdaki dizeleri aşağıdaki gazete haberiyle karşılaştırdığımızda Nalan Çelik’in iletişim dilinin tuzağına düştüğünü gösteriyor:
[C]inayette kullanılan 26 santimetre uzunluğundaki bıçakla ilgili kriminal                                                        raporunda, “Tetkik için gönderilen ve inceleme konusu bulgular bölümünde                                                         özellikleri belirtilen bıçak imal durumu, tip ve niteliği itibariyle 6136 sayılı                                                      Yasa’nın 4. maddesinde belirtilen yasak niteliği haiz bıçaklardan değildir”[10]
Nalan Çelik, toplumu bu tip saldırılara karşı ses vermeye çağırır. Aydan Yalçın, kadının kurtuluşunu örgütlü mücadelesinde görüyordu. Çelik ise, kadını ayrı bir ‘kategori’ içinde değerlendirmiyor, bütün topluma sesleniyor:
suskunluk bulaşıcı mıdır/ses/ses/ses/ haykırış oluncaya değin

 

Çelik, toplumun tepkisizliğine bir kadın/bir anne olarak isyan ediyor.

Nisa Leyla, “Kadın” adlı şiirinde kadın güzellemesi yapıyor; yine ‘kaburga kemiği’ne yaslanıyor; fakat, bu eğretilemeyi reddederken yine onu erkeğe bağımlı kılıyor:

 

“tanrı kaburga kemiği diyor/gerçekte erkeğin kanadı”!

Kadın, erkeği başarıya götüren kanat olunca, ‘özne’liği, erkeğe bağlanmış oluyor. “Güzelliği ‘on par’etmez’” dizesinde de, Veysel’e göndermede bulunurken, kadınlığın güzelliği erkek sayesindedir, demiş olmakta; ayrıca, Nuh peygambere gönderme yaparken de, kadını erkeğin ardına itmektedir. Nisa Leyla’nın kitabının bütününde kadının direnişine dair bir işaret görülmüyor.

“Tarla-tohum” eğretilemesine en sert tepkiyi “Eyyy Yaralı Kadın!”nda Muazzez Avcı gösterir:

 

ey yaralı kadın kalk ayağa!

            seni öldürecek hançeri at rahminden

            büyütme kötülüğün tohumunu

            ve sürdürme toprağını bir daha

            egemen tohumlarını ekecek zorbana

 

Avcı, kadını başkaldırıya çağırırken, eril ideolojinin yerleştirdiği değerleri reddetmekte ve erkeği bu yüzden ‘zorba’ ilan etmektedir.

Şiir, toplumsal sorunlardan uzak kalsın, bir kavga aracı olarak kullanılmasın, diyerek topluma sırtını dönen, bireysel acılarını dillendirmekle yetinmek isteyenleri, hayat, ister istemez bir tepkiye, kimi zaman bir isyana itiyor.

 

Hayat şiire dâhildir; şair hayattan sorumludur.

 

Kurşun Kalem Dergisi, S. 36, Temmuz- Ağustos 2015, s. 27-28-29-30

 

 

[1]William Outhwaite (editör), Modern Toplumsal Düşünce Tarihi, İletişim yayınları, İstanbul 2008,  s. 758

[2]Taraf  Gazetesi, 27 Şubat 2015

[3]Taraf  Gazetesi 28 Şubat 2015

[4]Taraf Gazetesi 3 Nisan 2015

[5]Bkz. Serpil Sancar, Türk Modernleşmesinin Cinsiyeti, İletişim Yayınları, İstanbul, 3. baskı 2014, s. 20

[6] http://sozluk.ihya.org/dini-terimler/haya.html

[7]Burada Nâzım Hikmet’in şu sözüne gönderme var gibi: “Bir köylü toprağını ve öküzünü, bir marangoz tahtasını ve rendesini nasıl severse ben de Türk dilinin öyle seviyorum.” (Nâzım Hikmet, Sanat ve Edebiyat Üstüne, haz: Aziz Çalışlar, Evrensel Kültür Kitaplığı, ikinci baskı, İstanbul, s.83

[8]Bkz. Abdülbâki Gölpınarlı, Alevi Bektaşi Nefesleri, İnkılap Kitabevi, 2. baskı 1992, s. 241

[9]Nâzım Hikmet’in güncelden nasıl kalıcı bir şiir ürettiğini görmek için bkz. Sabit Kemal Bayıldıran, Edebiyatımızda Şiirler Sözlüğü, Yasakmeyve Yayınları, İstanbul 2013, s. 215

[10]http://haber.sol.org.tr/kadinin-gunlugu/ayse-pasalinin-katili-de-namusun-arkasina-sigindi-haberi-39034

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

9 Mart 202676 Views

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 202669 Views

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026434 Views

Comments are closed.

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

By Vildan Çetin17 Nisan 2026

21.yüzyılın içindeyiz. 1 Ocak 2001’de başladı, 2100’e kadar sürecek. Kâğıt üzerinde ilerliyoruz. Ama zihniyetler söz…

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026

Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

8 Nisan 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

17 Nisan 2026

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Kız Heves Etmiş Yazıyor…
  • Vardır Bir Bildiği…
  • Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…
  • Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…
  • Burçin Laçin Altay’dan Hatice Utkan Söyleşisi…
  • Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…
SON YORUMLAR
  • BEN BEHÇET BEY NASILIM için İlayda
  • İsmet Yazıcı’dan Bayrıl Söyleşisi… için Alihaydar
  • Mükemmel Günler / Perfect Days için Taner Çanırtay
  • Seksek Tebeşiri: Bir Öykü Dilinin İzinde… için Tahir Mutlu Duymuş
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?