Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

    9 Mart 2026

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Gardiyan’ın Cebindeki Anahtar

    24 Ocak 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Burçin Maya Çankaya’nın Öykü Masası’nda İlk Konuğu “Derya Sönmez”

    28 Mart 2026

    SERKAN USLU İLE “GİDEMEYİŞ” ROMANI ÜZERİNE SÖYLEŞİ…

    28 Mart 2026

    İsmet Yazıcı’dan Demircan Demir Söyleşisi…

    5 Mart 2026

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    AYDAN AY’DAN YENİ KİTAP: “HARFLERİN FISILTISI”

    2 Kasım 2025

    “Boğaz’da Kara Gölgeler” Raflarda

    2 Kasım 2025

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    12 Ekim 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Kız Heves Etmiş Yazıyor…

    17 Nisan 2026

    Vardır Bir Bildiği…

    17 Nisan 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026
  • BİLGİ BANKASI

    ENGİN KÜKRER

    28 Mart 2026

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023

    Derya Balcı

    4 Mart 2023
AksisanatAksisanat
Home»YAZI»Ramazan Parladar:”Yağmurdan Sonra Yüzleşme”

Ramazan Parladar:”Yağmurdan Sonra Yüzleşme”

adminBy admin4 Şubat 2018Yorum yapılmamış8 Mins Read8 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

RAMAZAN PARLADAR

YAĞMURDAN SONRA YÜZLEŞME*

On sekiz yıldır siyasi hükümlü olarak yaşamını sürdüren Yalçın Hafçı, daha önce yayımladığı şiir ve öykü türündeki kitaplarından sonra ilk romanıyla okur karşısına çıktı.  Yağmurdan Sonra adlı roman otobiyografik özellikler taşıyor. Bunu dışarıdan bilgilere gereksinim duymaksızın romandaki birtakım ifadelerden rahatlıkla anlayabilir okur. Romanın başkişisi olan Tahir, şiirler, öyküler yazan, bunları çeşitli dergilerde yayımlayan, bir arkadaş grubuyla bir edebiyat dergisi çıkarmaya hazırlanan ve aynı zamanda otobiyografik nitelikli bir romanın yazımını sürdüren bir karakterdir. Başkişisi yazar olan birinin dilinden yazıldığını öğrendiğimiz bu roman, aynı zamanda elimizde tuttuğumuz romandır; yani anlatıcının, kitabın en sonunda bitirdiğini söylediği roman, bizim de son cümlesini okuyup kapattığımız kitabın ta kendisidir:

“bu romanın sonu nasıl bitiyor, merak ettim? diye sordu.

“roman işte şimdi bitti.” (s. 200)

Otobiyografik bir romanla karşı karşıya olduğumuzu gösteren başka işaretler de var romanda. Bunlardan biri, yazarın gerçekçiliğe dayalı sanat görüşünü açık etmesi bakımından burada anılabilir:

“Eğer hikâye uydurmaysa yazılan her şey birazcık eksik kalıyor aslında. Çünkü kusursuz olan tek öykü hayatın ta kendisi. Yoksa edebiyat insanın kendini anlattığı değil, kendini sakladığı üç kuruşluk bir sahneye dönüyor.” (s. 33)

Yağmurdan Sonra, bir tür taşıyıcı karakter olan Tahir’in şahsında bir dönemin sosyal, kültürel, ve siyasi iklimine mercek tutan bir roman. üniversitelerdeki öğrenci olayları, sol örgütlenmeler ve sonunda yakın tarihimizin siyasi belleğinde acı izler bırakan ölüm oruçları ve hayata dönüş operasyonu. Tüm bunları birbirine sıkı sıkıya bağlı hikâyeler olarak okumamız mümkün. Ancak romanın dramatik yapısını oluşturan ve yazarın asıl yüzleşmesi şeklinde okuyabileceğimiz hikâye, yazarın çocukluğunda yaşadığı birtakım travmatik olaylardan oluşuyor. Roman boyunca bu ana hikâyeye eşlik eden, hatta ana hikâyeyi sayfalar boyunda geri plana iten, bir dip hikâyeye dönüştüren toplumsal, kültürel ve siyasi alanla ilgili olup bitenlere yönelik anlatıcının (dolayısıyla yazarın) muhalif ya da eleştirel / özeleştirel bir noktada konumlanışı onda büyük psikolojik yarılmalara neden olmaz. Orada, oldukça kendinden emin, hatta yukarıdan bakan bir kişilikle karşılaşırız. Kahramanı bir trajedi kahramanına benzeten / dönüştüren asıl şey, onun babasının intiharı ve kızkardeşinin ölümü karşısında “anne”yi bir başka uca yerleştiren gerilimli yapıdır.

Aslında bu ikili yapı, yani kahramanı toplumsal, kültürel ve siyasi kişiliğiyle karşımıza çıkaran anlatısal yapıyla, kahramanın çocukluğundan devraldığı psikolojik durumunu yansıtan anlatısal yapı, romanın tekniğine, dolayısıyla niteliğine etki eden, deyim yerindeyse, yazınsal nitelikleri bakımından iki ayrı romanla karşı karşıya olduğumuz izlenimini veren bir özellik gösterir. Sözünü ettiğim ilk yapı içerisinde, yazar hem örgütlü sol gelenek içerisinde sıkça görülebilecek eril, feodal kahraman modelinin bir tekrarını gerçekleştirir hem de roman tekniği bakımından daha kusurlu denilebilecek bir anlatımı sürdürür. Bu kusurlardan, bence romanı en çok zatıflatanına değinmekle yetineceğim.

Kitabın daha ilk sayfasından başlayak okurun maruz bırakıldığı bir durum var. Başta anlatıcı karakter olmak üzere kitapta yer alan birçok kahramanın ağzından dökülen beylik laflarla bir tür “hayat dersi” sağanağına yakalanır okur, kitap boyunca kurtulamaz bundan. Satırlar değil, pasajlar boyu metne boca edilen bu büyük laflarla okur terbiye edilir adeta. Kimi zaman bir bilgenin, kiminde bir filozofun, kimi zaman da bir yalvacın ağzından dökülebilecek lafları bir çırpıda söyleyen kahraman(lar)la sonu gelmez bir eğitim sürecinden geçirilir okur. Her duruma, her olaya, her kişilik özelliğine yönelik çifte kavrulmuş bir özlü söz, romanın cümlelerini ağırlaştırdıkça ağırlaştırır. Birkaç örnek verelim:

“Gerçi ölüleri hatırlamak onları yaşatmaz, ama yaşayanları her anımsayışta biraz daha öldürür” (s. 22)

“Çünkü, dedi işaret parmağıyla beni göstererek, önyargılı olacak kadar aydınlanmışsın sen” (s. 39)

“Hâlbuki insan annesini ve babasını diğer insanlar gibi iyi ya da kötü olduğu için sevmeli ya da sevmemeli” ( s. 43)

“Biriyle olmak demek, kendinden tavizler verip ona göre kendini kesip biçmek demektir” (s. 49)

Yukarıdaki alıntılar kitabın ilk elli sayfasından rastgele alınmış birkaç örnek.  Yazar kimi zaman bu zaafının farkına da varıyor, buna yönelik şeyler de söylüyor; ama birkaç cümle ya da paragraf sonra içindeki bilgeyi, filozofu ya da yalvacı konuşturmaya devam ediyor.

Öte taraftan örnekleriyle anlatmaya çalıştığım bu zayıflık ile başka kimi zayıflıklara rağmen romanı büsbütün başarısız saymak doğru olmaz. Tersine, yukarıda da değindiğim ve romanın dramatik yapısını oluşturan asıl hikâyenin anlatımında yazar, daha etkileyici bir anlatım seviyesine ulaşıp bir ölçüde kusurlarının üstünü örtüyor. Yazar daha önce de değindiğim gibi, estetik tavrını gerçekçilikten yana belirlese de, romanı başarılı kılan özelliklerin oluşmasında kurguya yönelik gerçekleştirilen kimi teknik uygulamalar etkili oluyor. Yazının burasından itibaren, bu açıdan dikkat çekici gördüğüm birkaç değini ile yazıyı sonlandıracağım. Yazılacakları daha anlaşılır kılmak için kısa bir özet yerinde olacak.

Tahir, İstanbul’da edebiyat okuyan Keskinli bir gençtir. Çocukluğunda yaşadığı kimi travmalar onu sert, tavizsiz, inatçı biri yapmıştır. Politik biridir. Örgütlü mücadeleye büsbütün inanan biri olmasa da, her türden olay ya da eylemin içinde olmaktan kaçınmaz. Bu sert ve uzlaşmaz tavrı duygusal ilişkilerini de doğrudan etkiler. Bir tür uyumsuzdur. İki yakın arkadaşından biri cezaevinde açlık grevindedir, diğeri kayıptır. Devlet mi, örgüt mü kaybetmiştir bilinmez. Sonra Tahir de kendini F tipi bir cezaevinde bulur. Aynı zamanda genç bir edebiyatçı olarak edebiyat dünyasında var olmaya çalışmaktadır. Daha önce çeşitli dergilerde şiirler, öyküler yayımlamıştır. Bir süredir çalıştığı ilk romanını da bu cezaevi günlerinde tamamlar.

Tahir çocukluğunda iki büyük travma yaşamıştır. Biri kızkardeşinin ölümü, diğeriyse babasının intiharı. Babasının intiharından annesini sorumlu tutar Tahir. Anne İstanbullu bir ailenin kızıdır, hiçbir zaman eşini yakıştıramamıştır kendine, sınıfsal farklılığını hep hissettirmiş ve eşini yalnızlığa, mutsuzluğa sürüklemiştir. Boşanmayla sonuçlanan bu evlilikten sonra mutsuzluğu daha da koyulaşan baba bir sabah evin bahçesindeki elma ağacına asmıştır kendisini. Cenaze sırasında şunları der Tahir;

“O an anladım ki, babamın yıllardır suladığı elma ağacı annemin ta kendisiydi. Asılacağı bir ağacı ömrünce sulayıp durdu babam” (s. 144)

Anlaşılacağı üzere tüm suçu annesinde görmektedir Tahir. Roman boyunca bu duygusunu açıkça hissettirir okura. Kardeşinin ölümü ise aslında daha derin izler bırakmıştır Tahir’de. Onun düşerek can verdiği kuyu, roman boyunca neredeyse bir leitmotive dönüşmüştür; ne var ki kuyula ilgili vicdanını yoran asıl hikâyeyi ısrarla anlatmaz Tahir. Hatta, okurun merak duygusunu köreltecek iki anlatımla sürekli dönenip durduğu “kuyu” metaforuna odaklanılmasını engeller. Biri, henüz Tahir doğmadan önce halasının o kuyuya atlayıp intihar etmesi, diğeri de kardeşi Yağmur’un kuyuya bakma isteğini istemeyerek de olsa geri çeviremediği anlatım. Bu iki anlatımla, okur Tahir’deki kuyuyla ilgili travmatik etkiyi bu hikâyelere bağlar ve bildiğini düşündüğü sebeplerden dolayı da Tahir’in iki de bir döne dolaşa geldiği kuyu metaforunu merak etmez, sorgulamaz. Dolayısıyla da romanın finaline giden yolun nereye çıkacağını kestiremeden yol alır okur. Okurun, algısını şaşırtan bir şey daha yapar yazar-kahraman. Bir taraftan kuyuyla ilgili ikincil hikâyeleri ifşa ederken, diğer taraftan da kardeşinin ölmüş olduğunu satır aralarında sıkça tekrarlar. Bu, okurun, kardeşinin ölümüyle kuyu metaforunu yan yana getirmesini daha da zorlaştırır.

Yirmi dokuz bölüm halinde anlatılan romanın son bölümünde biçim değişikliğine gidilir. Kahramanın hayatı boyunca baskılamaya çalıştığı asıl travmayla yüzleşmesini okuyacağımız bu son sayfalarda tutmaya başladığı günlükle konuşmaya başlar okurla. Bu biçim değişikliği onun asıl yüzleşmeyi gerçekleştirmesinin olanağı olur aynı zamanda. Şimdiye kadar öğrendikleriniz değil asıl mesele, der gibi. Uzam artık cezaevidir, burada gerçekleşecektir yüzleşme, kahramanın yine “kuyu” metaforuyla betimlediği. Roman boyunca kapatmaya çalıştığı kuyunun içindedir artık, yüzlemenin uzamında. Annesi bir süre ölümle pençeleşmiş, sonradan sağlığına kavuşmuştur. Bu süre zarfında içten içe gitmek istese de bir türlü ziyaretine gitmez annesinin Tahir, annesinin ısrarla çağırmalarına karşın hep son anda vazgeçer. Ama ziyareti bu sefer Tahir hücredeyken annesi gerçekleştirir. Şunu der: “Seni hiç suçlamadım oğlum,” İşte bu cümle okuyucu için bir şoktur, anlaşılmayan, yerine oturtulamayan bir cümledir. Hemen ardından Tahir’in ağzından şu cümleyi okuruz: “Herkesin hayatında hiç kimseye söylemediği bir sır var vardır” Demek, sırrın dökülmeye başlayacağı noktadayız. Sırrı dökecek olan da edebiyattır; yazarın edebiyat görüşünü iyice belirginleştirdiği yer de burasıdır. Biraz uzun bir alıntıyla biraz daha yaklaşalım bu sırra;

“İtiraf ediyorum. Annem hakkında tamamen kötü bir hikâye yazdım ben. Onu içimdeki kuyuya atarak cezalandırdım. Ama nefret içerisinde birini o kuyuya atarak müebbet bir ceza veriyorsanız, aslında kendinizi de o kuyuya atmışsınızdır. Gerçekle yüzleşmeden daha kolay görünür bu, ama esasında daha zordur, çünkü koca bir hayatın her evresine yayılır bu hastalık. İşte bu yüzleşmeden kaçmak için tamamen kendimi yazacağım bir roman yazmaktan kaçmıştım önceleri. Zira bu, edebiyat yoluyla bile olsa gerçeği görmemizi sağlayacaktı. Ama edebiyatla yalandan bile ilgilenmeye başlayan biri birdenbire bu yüzleşmenin içinde bulur kendini. Edebiyat size gerekirse düşmanınızın gözünden bile hayata bakmayı dayatabilir.” (s. 195)

Kuşkusuz romanın başından sonuna kadar yalanlar söylememişti anlatıcı okura. Anlattıkları hep gerçekti, yaptığı, büyük travmasını ikincil travmaları öne çıkararak küllendirmekti, asıl yüzleşmesi gerekeni gözardı etmekti. Ama, işte edebiyat onu (anlatıcı / yazarı) gerçeklin kucağına bıramıştı. Bir sonraki sayfada Yağmur’un ölüm nedenini öğreniriz. Yine kuyunun etrafında oyun oynadıkları bir gün, annesinin yerleştirdiği taşı kaldırarak kuyuyu seyreder, kuyuya şiirler okur Tahir. Bu sırada arkasından yaklaşan Yağmur’u uzaklaştırmaya çalışırken kuyuya düşmesine neden olur. Bu olaydan kendini sorumlu tutar hep. Ama bu travmayı bastırma duygusuyla şaşırtıcı biçimde olaya şahit olan annesine karşı nefret duyar. Bu nefret bu gerçekle yaşayabilmesinin bahanesidir aslında. O ağırlıktan kurtulmanın yolu, yükü başkasının omzuna atmaktır, Tahir bunu yapar işte. Şu tuhaf cümleyi kurar: ” Kardeşimin ölümüne sebep olduğumu biliyordu. Kimseye söylememişti ama ondan nefret etmem için onun biliyor olması yeterliydi.” (s. 197)

Yazının başında biraz da uzunca dile getirdiğim kimi kusurlar bir tarafa, romanın özellikle sonlarına doğru, tekniğin de daha çok devreye girmesiyle yakaladığı düzey kitabı başarılı kılmaya yeter. Belki ikinci baskıyla bu kusurlar da giderilerek çok daha etkileyici bir roman haline de gelebilir Yağmurdan Sonra.

*Bu yazını  kısa versiyonu Lacivert dergisinin 78. sayısında yayımlanmıştır.

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

9 Mart 202676 Views

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 202669 Views

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026434 Views

Comments are closed.

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

By Vildan Çetin17 Nisan 2026

21.yüzyılın içindeyiz. 1 Ocak 2001’de başladı, 2100’e kadar sürecek. Kâğıt üzerinde ilerliyoruz. Ama zihniyetler söz…

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026

Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

8 Nisan 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Kız Heves Etmiş Yazıyor…

17 Nisan 2026

Vardır Bir Bildiği…

17 Nisan 2026

Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

8 Nisan 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Kız Heves Etmiş Yazıyor…
  • Vardır Bir Bildiği…
  • Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…
  • Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…
  • Burçin Laçin Altay’dan Hatice Utkan Söyleşisi…
  • Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…
SON YORUMLAR
  • EGE’NİN  DİBİ – HALİKARNAS BALIKÇISI için thailotto สมัครสมาชิก
  • BEN BEHÇET BEY NASILIM için İlayda
  • İsmet Yazıcı’dan Bayrıl Söyleşisi… için Alihaydar
  • Mükemmel Günler / Perfect Days için Taner Çanırtay
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?