Derya AKAR BALCI
-Necati Tosuner’in Çocuk Öyküsü Dur Bakalım Petek Eseri Üzerine Bir Değerlendirme-
Güzel dilimiz Türkçemizin ustası Necati Tosuner’e saygı ve özlemle…
“Sevinmek, güzeldir.”
Edebiyatımızın özgün ve önemli yazarlarından biri olan Necati Tosuner’i, içinde bulunduğumuz yıl yitirmenin üzüntüsü içindeyim. Bizlere bıraktığı eserlerinde dilimizin inceliklerini öğrenmeye ve gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceğiz.
Necati Tosuner, güzel dilimiz Türkçemize en güzel hizmeti sunan, eserlerinde dilimizi ustalıkla kullanan yazarlarımızdan biridir. Şiirsel bir yalınlık içinde kendine has, duru ve sade üslubuyla tanıdım Necati Tosuner’i. Bu yazımda, Necati Tosuner’in “Dur Bakalım Petek” adıyla 2012 yılında yayımlanan çocuk öyküsünü değerlendirmeye çalışacağım.
Necati Tosuner, çocuklar için yazdığı bu eserinde apartman yaşamından, komşuluktan ve arkadaşlıktan yola çıkarak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş ilişkilere, sımsıcak dostluklara, hak ve özgürlüklere değiniyor. Duru, sade anlatımıyla, dilimizi ince ince örüşüyle yazarın kendine has üslubu okuyucuyu kucaklıyor.
Anne ve babasıyla bir apartman dairesinde yaşayan Petek, komşu apartmanda yaşayan Burak ile “bizim” dedikleri sırada sohbet etmeyi sever. Gül Apartmanı’nın yöneticisi “karga” lakaplı Akif Bey, iki arkadaşın bu sohbetlerine engel olmaya çalışır. Sırada oturmalarından, gürültü yapacakları gerekçesiyle rahatsız olur. Bu noktada Petek, Gül Apartmanı’nda “İnsanlık öldü mü?” kampanyası başlatır. “Hak, verilmez alınır.” inancını yüreğinde taşıyarak bahçede ve “bizim” dedikleri sırada oturmaya devam ederler.
Kahraman anlatıcı, Petek, başından geçenleri anlatırken içtenliği, samimiyeti elden bırakmaz. Onun Burak ve Defne ile sohbetlerinde candan dostluğa şahit olur okuyucu. Küçüklere karşı sevecenliği, büyüklere karşı saygılı olmak gerektiğini bizzat davranışlarıyla gösterir, örnek bir kişi olur. Yazar, inandırıcılığı yakalamak için kahraman anlatıcıyı seçmiştir. Böylece, okuyucusuna hissettirmek istediği iletiyi, gerçekliğe ve yaşanmışlığa daha yakın hale getirmiştir.
Necati Tosuner bu eserinde küçük okuyuculara olduğu kadar okumaya meraklı yetişkin okuruna da seslenmektedir. Seçtiği bazı sözcükler ve sözcüklerin anlamları üzerinde durur. Bu sözcüklerden olan “gözetlemiyor-gözlemliyor” eserin hemen ilk sayfalarında dikkati çekmektedir. Burak dedesinin verdiği parayı bozdurmaya giderken caddede gördüğü kazayı Petek’e anlatır. Kazayı izleyenler gözetliyor mu yoksa gözlemliyor mu polemiği yaşarlar. Yazar, Petek aracılığıyla iki sözcüğün farklı olduğunu okuyucusuna iletir. Aynı zamanda ikilemelerin başarılı bir şekilde kullanımı, anlatımı akıcı hale getirmiştir. Ses ve anlam benzerliği taşıyan sözcüklerin art arda kullanımı, yazarın dilimizi kullanmadaki başarısını gözler önüne seriyor.
Yazarın kısa cümleler tercih etmiş olması anlatıma ayrı bir güzellik ve akıcılık katıyor. Okuyucu sıkılmadan cümleden cümleye geçiyor. Adeta suyun akışındaki ahenk ve süreklilik gibi bir anlatım yakalamış yazar. Öykü dünyamızın önemli isimlerinden olan Necati Tosuner, dil konusunda oldukça titiz davranmış, öykülerinde yazım yanlışı, dil yanlışlığı olmasın diye özen göstermiştir.
Yazar, öykülerinde çocuklara öğüt vermeden bir şeyleri söyler. Çağrışımlar yoluyla güzellikleri, doğruları, sevgiyi, saygıyı verir. “Güldü Defne. ‘İyi bir şey elbet!’ dedi. ‘Senin yaşındaki kızlar pek sevmezler odalarını toplamayı falan..’ Ben de ona doğru biraz eğilerek… ‘Onlar benim annemin terliğini hiç yememişler!’ diye fısıldadım Defne’ye. ‘Tadına bir baksalar…’” (s.41) Aile yaşantısının güzelliğini, Petek ve ailesinin sohbetlerinde, ilişkilerinde şahit olur, belki de özlemle anımsarız.
Tosuner’in öykülerinde sıradan insanların, sıradan yaşamlarına tanıklık etmek, Sait Faik’in “Küçük İnsanları” na götürür okuyucuyu.
“Bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” diyen öyküleri okumanın tadına tüm okuyucuların varması dileğiyle Necati Tosuner’e şükranlarımızı sunarım!
Tosuner, Nezati, Dur Bakalım Petek, Günışığı Kitaplığı, 2. Baskı, Aralık 2013.


