Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    Can-ı Nefes Tasavvuf Korosu, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde…

    1 Aralık 2025

    Çıngıraklı Sokak, üç yaşına doğduğu sokakta bastı…

    28 Ocak 2025

    “Sinema Endüstrisi ve Akademi” Başlıklı Çalıştay başlıyor…

    30 Kasım 2024

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    Can-ı Nefes Tasavvuf Korosu, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde…

    1 Aralık 2025

    “Sessiz Kalmıyoruz Dünya İçin Konuşuyoruz!”

    19 Ekim 2025

    Aylık Şiir Gazetesi Çıngıraklı Sokak Yeni Sayısıyla Okurunu Selamlıyor…

    10 Ağustos 2025
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Gardiyan’ın Cebindeki Anahtar

    24 Ocak 2026

    BESTE NASIR: UMUDA DAİR: MUTLULUK UMUDUN NERESİNDE?

    3 Ocak 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    Yeliz Şenyerli, Şair Hasan Ulaş’la Son Kitabı ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’u Konuştu…

    16 Ocak 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    İsmet Yazıcı’dan Ergun Kocabıyık Söyleşisi…

    3 Ocak 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    AYDAN AY’DAN YENİ KİTAP: “HARFLERİN FISILTISI”

    2 Kasım 2025

    “Boğaz’da Kara Gölgeler” Raflarda

    2 Kasım 2025

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    10 Ağustos 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Her Şeyden Önemli Olan…

    10 Şubat 2026

    ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR

    8 Şubat 2026
  • BİLGİ BANKASI

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023

    Derya Balcı

    4 Mart 2023

    Abdülkadir Budak

    29 Ocak 2023
AksisanatAksisanat
Home»ANA»Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

adminBy admin15 Şubat 2026Yorum yapılmamış10 Mins Read288 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

Özlem Çuhadar

Lodoslar kentine yazarak sahip çıkmaya çalışan Füruzan, kendisiyle yapılan söyleşilerde İstanbul’a duyduğu sevgiyi her fırsatta yinelemiştir. İstanbul, ikinci öğretmenidir Füruzan’ın. İstanbul keşif mekânı, deneyim alanı. İstanbul daha sonraki yıllarda kentin çehresindeki bozulmalarla birlikte ise onun için başat bir hüzün kaynağı.

Kadıköy ve Kasımpaşa arasında geçen çocukluk yıllarına dair aktarımlarında kentin pek çok güzelliği öne çıkar. Çocukların, yaşadıklarını unutmadığını düşünen Füruzan, onların öğretilmekte olana çıplak gözle baktığını, sesleri, kokuları, mekânları ve büyükleri kaydettiğini belirtir.

Kasımpaşa’da Haliç’in küçücük vapurlarına, yolcu büyüklerin çocuklarından biri sayılmayı göze alarak büyüklerin arasından sızıp biner. Birilerinin yanına uslu uslu yanaşan kaçak yolcu Füruzan için Haliç İskelesi,  çanağını iki yakadan süsleyen ve yolcuları gibi temiz, yoksulca bir mekândır. Görmenin çocuklarda konuşmadan daha önce geliştiğini belirten John Berger, ayrıca görmenin sözcüklerden de önce geldiğini vurgulamıştır.[1] Balat gezisi esnasında Havra ’ya giren Füruzan, avludaki büyük boy aynalara hayranlıkla bakar, orada büyük bir dikkatle izlediği düğüne dair detaylar, ona bir masal atmosferinde olduğunu hissettirir.

Karaköy’de vapurdan inip Tünel’e doğru yürüdüğünde de yine hiçbir ayrıntıyı kaçırmamaya çalışır. Sevinç ekler meraklı gözlerine.  Dükkânların camekânlarını izler.  Bütün mağazaların isimlerini okumaya çalışır. Kapalıçarşı’yı, Gedik Paşa’yı, Eminönü’nü pek severek, aşkla gezer.

Kadıköy’de hemen toplanıveren arkadaşlarıyla Yoğurtçu Parkı’na, Kurbağalıdere’ye, Fenerbahçe’ye, Kalamış’a giderler. Kimi gün kurbağa ararlar derede, Kuşdili Çayırı’nda bisiklet kiralayıp birbirleriyle kavga gürültü içinde o bisiklete binmeye çalışırlar.  Daha sonra Moda’ya doğru yol alıp Ayazma’da anlamsız sesler çıkarırlar. Kalamış’taki sandallar, denizcilik oynadıkları yaramazlık mekânıdır. Fenerbahçe’de ise amansız bir taş sektirme rekabeti, bu konuda oldukça hırslıdır Füruzan. Kadıköy İskelesi’ni rengârenk hatırlar. İskelede duyduğu sesler, günün değişen ışıkları hayranlık içinde kendinden geçmesini sağlar. Keşif grubuyla hedefleri arasında Haydarpaşa Garı öncelikli. Sonraki yıllarda tek başına da iki de bir oraya gittiğini ve trenleri izlemeyi çok sevdiğini anlatır heyecanla. Haydarpaşa Garı’ndaki eşsiz bulduğu görsellik, bir mendireğin üzerine sıralanan martılarla, yanaşıp hareket eden vapurlarla arkadaşlık hissi ve değişen ışığıyla güneşin inişine, binanın görkemine bakakalmak yine çocukluk yıllarından kalma tutkusu. Bunun bir çocuk için kentin dokusunu, seslerini ikilemini, kokusunu tanımak açısından ne kadar zenginleştirici, büyüleyici olduğunu yıllar sonra anladığını belirtir. Ona göre çocuk belleği derinlere kazınmış kesinlikte bir fotoğraf çekme yeteneğine sahip. Fotoğraflar üst üste dizilerek o bellek denen yere hazine değeriyle yerleşiyor.[2]

Kavşaklarında binlerce yılın masallarını taşıyan lodoslar kenti annesiyle birlikte verdikleri yaşam mücadelesinin çatışmalı yüzüdür de…

(…)

“daha beni doğurmamışsın,

dağlı babam yok.

sevilmiş

beğenilmiş

çekilmiş yüzünün

kimlikten çıkarılıp elime

tutuşturulanı ile

iniyoruz Yeldeğirmeni’nden el ele

gülüyoruz,

“sen ye, ben tokum”diyen

ışıltılı genç sesinle

ara vapurlarından bir köprü kuruyoruz.”[3]

Füruzan’ın annesiyle vedalaştığı “Lodoslar Kenti” adlı şiir kitabı, kentin yoksullarının yaşadığı acıları da aynı mekânlardan farklı zamanlara doğru bir akışla yansıtır. Öykülerinde ana mekân İstanbul bir dekor olmaktan çıkıp karaktere dönüşür. Çocuk anlatıcının yaramazlık arkadaşı, yol arkadaşı olur bazen. Mekânın, zihinsel süreçlerle kültürel anlatımları birbirine bağladığını düşünen Lefebvre,  mekânın tarihinin tamamlanmadığını ve her döneme özgü yeni bir üretim alanına dönüştüğünü belirtir. Ona göre üretim tarzı kendi mekânını da üretir. Kentin dehlizlerinde tutunmaya çalışan karakterlerin yoksulluk hallerinin betimlenmesi kentin başka bir yüzünü de sergiler. Sınıfsal konumları itibariyle katmanlı işlenen eser kişileri, kente dair farklı deneyimlerin paydaşlarıdır. Özellikle kadınların, çocukların kentle kurduğu ilişki, yoksulluk bağlamıyla öne çıkar. Füruzan’ın metinlerinde, mekâna dair bir çeşitlilik söz konusudur. İskele, park, iş yerleri, pazar, okul, tren garı, konak,  apartman dairesi, oda vb. çok sayıda iç ve dış mekânın betimlendiği kurmaca metinlerde, mekân bir arka fon olmaktan çıkarak karakterlerin içinde bulundukları sınıfın özelliklerine göre geçmişten günümüze çeşitli anlamlar yüklenir ve yeniden üretilir. Füruzan, karakterlerinin yaşadıkları ortamı detaylı ve incelikli bir tarzda işler. Anne –kız diyaloglarından kentin değişen süreçlerini de sezdirir.

“Piyano Çalabilmek” öyküsünde anne, geçmiş yıllarından bahsederken Almanların Haydarpaşa Garı’nı yaptıklarını, Acıbadem’in kış şartlarının çetin olduğunu, Alman mühendisle karısının yanlarındaki kuleli evde oturduğunu, arabalarla bağlık alanlara gittiklerini ve Rasim Paşa’nın büyük kızının geldiğini aktarır. “Sonbaharı çok güzel olur Küçük Çamlıca’nın, pişmiş ayva rengi yapraklarla dolardı her yer. O sıralarda İstanbul’da süpürge koçanından ekmek yapıyorlardı.”[4] Çocuk, içinde bulundukları ortamla annesinin aktardıkları arasında bir bağ kuramaz, özellikle annesinin piyano çaldığını vurgulamasını yaşadıkları şartlarla bağdaştıramaz.

“İskele Parklarında” öyküsünde, iskelede vapurdan inenleri izleyen anne, İstanbul’un sıcağına güvenilmeyeceğini, iskeledeki insanların hep aynı olduğunu düşünür. Bu öyküde anne- kızın yaşadıkları odanın arka avluya baktığını anlarız ve mekânda yemek yedikleri masaya dayadıkları aynanın dışında başka bir eşya detayı yer almaz. Çünkü kadın,  gelinlik dolabını ve karyolasını kocasının ölümünün ardından üç beş kuruşa satmak zorunda kalmıştır.[5] Karanlık merdivenlerden inilerek uzaklaşılan iç mekândan sonra hava almak için sürekli gittikleri iskele yolu anne – kız için yaşadıklarını hissettiren bir yolculuktur. Kadınların kentle ilişkisi değerlendirildiğinde ataerkil toplum yapısında bu ilişkinin oldukça sınırlı olduğu ortaya çıkar. Kadın daha çok ev içerisinde görülmek istenen, yaşamı hane içi işler ve bakım hizmetleriyle sınırlandırılan görünmez bir emeğin kahramanıdır, bu nedenle hane dışındaki mekânlarda görünme durumu yoksul kadınlar için girift bir hal alır özellikle büyük şehirlerde kadınların kentin içerisinde bir yerlere gidebilmeleri,  ulaşım sorunu da devreye girince giderek zorlaşır.  Füruzan,  tüm yoksunluklarına rağmen kenti türlü halleriyle gözleyen, hisseden yaşayan kadınların ve çocuk anlatıcıların iç dünyalarındaki çatışmaları katmanlı işlemiştir.

“Yaz Geldi” öyküsünde ise iskelenin karşısındaki büyük kapının bahçe duvarına oturan küçük kız çocuğu, vapurdan inen öğle yolcularını ilgiyle izler. Bu öyküde kentin yoksulluk halleri iki küçük çocuğun diyaloglarından süzülerek büyüklerin dünyasını kanatır.[6] Çünkü yoksulluk çocukların ellerindeki ekmek parçasına, birbirlerini imrendirmeye çalıştıkları nesnelere, oğlan çocuğunun gözyaşlarına, kızın incelikli şefkatine dolanır ve birlikte yürürler.  Yine bu öyküde Füruzan, Osman Cemal Kaygılı’nın kent betimlemelerine ve Çingene karakterlerine aşina olduğunu belgeler ve öyküde geçen mekânların görselliğini gerçekçi bir şekilde resmederken öykünün dili ve görselliği bayram yerini, kantoları, kumpanyaları duyumsayan ortak bir yazar sesine dönüşür.

Füruzan’ın  “Benim Sinemalarım”  öyküsünün karakteri Nesibe ile “Kuşatma” nın Nazan’ı kent içinde farklı sosyal tabakalardan gelen kadınların buluştuğu Beyoğlu’nu öne çıkarırlar. Her iki öyküde de öykü kahramanları,  yaşadıkları mekânı aşağısı, çalıştıkları renkli, varsıl görünen semti ise yukarısı olarak adlandırmıştır. Nesibe, yukarıdaki kadınlar gibi yaşamak istemekte bunun çalışarak olamayacağını da bilmektedir.

“Ah Güzel İstanbul’un Cevahir’i yoksulluktan, yaşadığı ortamdaki baskıdan kurtulmak için düşler İstanbul’u ve ona ulaşmak adına attığı ilk adımda ise cinsel sömürünün kurbanı olur. Arzu nesnesine dönüşen bedeni, İstanbul’a gelerek hayal kırıklığı yaşayan, emeği değersizleştirilen her insanın âhı’ dır.  Kâmil, kurtarıcı rolüyle onu genel evden uzaklaştırıp kendi muhitinde kapatmaya çalışınca bedenini yok ederek cezalandırır bütün kayıtsız bakışları. Belki de tüm İstanbul tam da o anda kocaman bir mezarlık olur.

“Sokaklarından Gemilerin Geçtiği Bir Kent” öyküsünde yaşını doğru dürüst bilmeyen ve polise yakalanan Bünyamin, “Ne İstanbul bura, hey anam, der gülümseyerek sokağından gemiler geçer, balıkları toprağa oturmuş, uğultusu dinmez. Güzel ki bir masal, masal…”[7]Kentin sokaklarının bir masal olmadığını anlatıcının acıtan ifadeleriyle bu çamurlar kentinde içindeki bir yerin kar tuttuğunu deneyimler. Sokaklarda suça itilen, şiddet mağduru çocukların kapalı mekânı aş evi ve karakoldur.

“Seyyid” öyküsünde trenden indiğinde denizi görünce şaşıran, ak taş merdivenlerden aşağıya adımını atamayan çocuk, Urum padişahlarının şahının şehri, diye düşündüğü İstanbul’un görkemiyle zayıf bedenini uzlaştıramaz ve sonunda memleket hasretiyle ağabeyinin Almanya hayallerinin içinde savrulup durur.

“Haraç”  öyküsünde Servet’in belleğinde kent ve sokak yer almaz. Annesinden koparıldığı yoksul odanın ardından, karın tokluğuna hizmetçilik yaptığı konak ile yaşlı kocasının hakaretlerine boyun eğmek zorunda kaldığı evdir onun kenti.  Bir de yaşamının son deminde pazardan eve doğru gelirken yokuşun başında hatırladığı Sirkeci Garı. Kendisini bırakıp Almanya’ya giden oğlunun ardından bu koca kent iyice yaşanmaz hale gelmiştir.

“Parasız Yatılı” öyküsünde anne- kızın birlikte deneyimledikleri yoksulluk şartları, parasız yatılı sınavının yarattığı heyecanla kurtuluş umuduna evrilir.

“Mısır Çarşısı’ndaki beğendiğimiz börekçi var ya, kanarya kuşları olan, orda öğle yemeğimizi yeriz. N’olacak kırk yılda bir ziyafet. Onun için Cağaloğlu’na yürüyerek gidip gelmekten yorulmayız,  değil mi benim kızım?  İstersek tatlı bile yeriz.  Köprüden de eğlene güle döneriz.”

“Gecenin Öteki Yüzü” öyküsünde de anne- kız izleği devam ederken çocuk, kentte yaşayan insanlarla, doğayı birlikte, algılar. Yaz aylarında tozlu, uğultulu salgısıyla duyumsanan kent,  çıplak ağaçların, tren seslerinin, yağmurla alacalanan akşam saatlerinin kırık ışık parçalarıyla durağan bir yöne ulaşır. Bu öyküde aşkı, acıyı tutkulu yaşayan bir kadının kent içindeki duygusal devinimleri de sinematografik bir üslupla işlenmiştir. Füruzan, aşksız bir hayatın yavan olduğunu düşündüğünü ve kenti İstanbul’u âşık olduğu zamanlarda daha farklı hissettiğini hatta Küçük Çamlıca Tepesi’nden İstanbul’u bambaşka bir duyguyla izlediğini samimiyetle aktarır.

Çocukluk yıllarından itibaren tüm detaylarıyla öğrenmeye, keşfetmeye çalıştığı İstanbul’la ilgili öğrendiklerini severek, aşkla öğrendiğini ifade eden Füruzan,  içinde taşıdığı kentine dair biriktirdiklerinin sonucunda İstanbul’u çirkinleştiren her şeyin kendisine acı verdiğini ve bunlara öfke duyduğunu belirtir.

“Benim kayıtlarımdaki güzel kentim yıkılıyor, örseleniyor.”

“Onları anlatırken sahip çıkmak istiyorum tümüne.”

“Bir ülke kendi tarihiyle ilgili bağlantılarını sürdürmek için değer verdiği önemli yapıların şeylerin değişmesine karşı çıkar.  Biz her şeyi yıkıp yerine bambaşka estetikten yoksun şeyler yapıyoruz.”

“ Kendi tarihinin zamanları takvimleyen belgesi, bilgisi niteliğini taşıyan bütün yapılara sahip çıkmak gelişmişliktir.”

“Ben kentimi anlatırken bu kentin bütün görselliklerinin, değerlerinin nasıl hırpalandığını çarçur edildiğini görüyorum.”

“ Kamunun ortak bir aklı olmalı bir kentte, o tarihin bütün süreç içinde ne gibi yol izlediğini bilmek, ilk kesin koşuldur.”[8]

Haydarpaşa’da yenileme bahanesiyle trenlerin durması çocukluğundan kalan ışığın, seslerin azaldığının işaretidir. İç denizin vapurlarının değişmesi, estetik açıdan çirkinleşmesi bu kentin sokakları dolana dolana olsa da denize ulaşır, dediği sokaklarda hüzünle, öfkeyle dolaşmasına neden olur. Yoğurtçu Parkı’nı yoğun ağaçlı yeşil bir yer olarak betimlerken 1980’lerin sonuna doğru parkı perişan bulmuştur. Yedikule Surları’nın onarımındaki hatalara dikkat çekerek bu onarım sürecinde onun adeta bir tiyatro dekoru haline geldiğini söyler.

Kentin dokusunda meydana gelen her olumsuzluk Füruzan’ın ikinci öğretmeni kabul ettiği İstanbul’u yaralar.  Ve “Akim Sevgilim”  kitabının son öyküsünde distopya atmosferi içinde kentlerin kentinin sonunu duyurmaya çalışır. Haykırır adeta Füruzan, külliyatındaki bütün temel izlekleri ve anlatım özelliklerini selamlarcasına yoksulluğu yine çocuk anlatıcı üzerinden duyumsatmaya çalışır.

“Uykuya geçişe benzer kısacık soluklandığı bir an, bir tren düdüğünü duyduğunu sandı.

Karnı deşik tek gözü akık çöplük ayısı oyuncağını arandı, ona yeniden sarılmayı denedi, yapamadı.

Parmakları artık kıpırdamıyordu.”[9]

Füruzan’ın metinlerinde çocuk anlatıcılar, genellikle yaşadıkları hiçbir olumsuzluğu trajik algılamayan, kendilerince çıkış yolları bulan çocuklardır. Nesnelerle, mekânla kurdukları bağ, onları büyüklerin dünyasından bir anda sıyırarak içini kendilerinin doldurduğu düşsel bir atmosfere yöneltir. Oysaki bu öyküde kentin kokusunu, sesini, görselliğini hiç bilmeyen bir çocuk yüreğinden damıtarak hesap sorar yazar. Ondan çalınan sesleri, kokuları, renkleri sorgulatır. Kentin bittiği sınırdadır artık çocuk, düşlerin bittiği sınırda.

Henri Lefebvre, “Mekânın Üretimi”[10] adlı kitabında egemen sınıfların mekânı bir çalgı aleti gibi kullandığını, işçi sınıfını kent merkezinden uzaklaştıran egemen aklın mekânı iktidara tabi kıldığını vurgular. Öyleyse kent bir bütün halinde sınıf mücadelesinin yansımasıdır.

Füruzan son öyküsünde, kentin yoksulları kuşatan ezici yüzüyle buluşturur okuyucuyu. Eşit koşullar yaratın. Fırsat eşitliği sağlayın uyarısında bulunur bugünün insanına. Kentin merkezinden, çeperlerine itilen yoksullar, Füruzan’ın diğer eserlerinden daha keskin bir karanlık içindedir. Yaşama tutunmak bu öyküde daha da zor hale gelmiştir. İnsanca yaşam bu değildirin resmi çizilir satırlarda

Öyleyse Füruzan’ın çocukları kış şartlarında masalların masalı İstanbul’a uyansınlar. Füruzan’ın ikinci öğretmeni İstanbul, tüm çocukların sokaklarında özgürce dolaştığı, mutlu olduğu bir diyara dönüşsün.  Füruzan’a selam olsun.

[1] Berger, J. (2008). Görme Biçimleri. Yurdanur Salman (Çev.). İstanbul: Metis. s.7

[2] Şüyün, F. (2020) Füruzan diye bir öykü. İstanbul: Yapı Kredi. Yayınları s. 29-34

[3] Füruzan. ([1991] 2020 ).  Lodoslar Kenti.  Al Sazını Sevdiceğim.  İstanbul: Yapı Kredi. Yayınları . s.60-62

[4] Füruzan. (2001). Parasız Yatılı: Piyano Çalabilmek. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. s.35

[5] Füruzan. (2001). Parasız Yatılı:  İskele Parklarında. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. s.67-68

[6] Füruzan. (2001). Parasız Yatılı:   Yaz Geldi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. s.108-114

[7] Füruzan. (2018).  Gecenin Öteki Yüzü.  Sokaklarından Gemilerin Geçtiği Bir Kent. İstanbul: Yapı Kredi. Yayınları s.68

[8] Şüyün, F. (2020) Füruzan diye bir öykü. İstanbul: Yapı Kredi. Yayınları. s. 29-32

[9] Füruzan. (2023).  Akim Sevgilim. Varoşlarda. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları. s.129 (son sayfa)

[10] Lefebvre, H.(2014) Mekânın Üretimi, Türkçesi: Işık Ergüden. İstanbul: Sel Yayınları

Not: Bu yazı Anlam Dergisi’nin Mayıs-Ağustos 2025 sayısında yayımlanmıştır…

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 202619 Views

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 202663 Views

ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR

8 Şubat 202641 Views
Leave A Reply

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Mükemmel Günler / Perfect Days

By admin15 Şubat 2026

Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema “Özgürlük bir sürgündür ve ben özgür olmaya mâhkumum.” Jean…

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 2026

ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR

8 Şubat 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 2026

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Mükemmel Günler / Perfect Days
  • Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim
  • Her Şeyden Önemli Olan…
  • ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR
  • Seksek Tebeşiri: Bir Öykü Dilinin İzinde…
  • PINAR KÜR – AKIŞI OLMAYAN SULAR
SON YORUMLAR
  • Seksek Tebeşiri: Bir Öykü Dilinin İzinde… için Tahir Mutlu Duymuş
  • Ödül ve Trajedi… için Şiir Rafım
  • BEN’İN EŞSİZ ANLATICISI: CAHİT ZARİFOĞLU için Yılmaz Taşoğlu
  • BEN’İN EŞSİZ ANLATICISI: CAHİT ZARİFOĞLU için Sadık Doğan
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?