Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana – Bölüm 4 Yayında…

    8 Nisan 2026

    Maraşantiya Dergisinin 19. Sayısı Yayımlandı…

    28 Mart 2026

    ÇINGIRAKLI SOKAK’TA ŞİİRİN ÖYKÜSÜ, ÖYKÜNÜN ŞİİRİ

    28 Mart 2026

    Üçüncü Programda Bay Aksi Sordu: “Yakışıklılık Yasaklanmalı mı?”

    27 Mart 2026
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı

    9 Haziran 2026

    YERYÜZÜNÜN ÇİN SEDDİ ANNELER

    16 Mayıs 2026

    Hayatın İçinden Kanatlanan Bir Söz

    9 Mart 2026

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İSMET YAZICI’DAN ALİ NAKİ GÜNDOĞDU SÖYLEŞİSİ…

    3 Mayıs 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İSMET YAZICI’DAN ALİ NAKİ GÜNDOĞDU SÖYLEŞİSİ…

    3 Mayıs 2026

    Burçin Maya Çankaya’nın Öykü Masası’nda İlk Konuğu “Derya Sönmez”

    28 Mart 2026

    SERKAN USLU İLE “GİDEMEYİŞ” ROMANI ÜZERİNE SÖYLEŞİ…

    28 Mart 2026

    İsmet Yazıcı’dan Demircan Demir Söyleşisi…

    5 Mart 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen

    16 Haziran 2026

    Ruhun Derinliklerine Bir Yolculuk: Osman Erkan’ın “Şeylere Bulaşım”ı Okurla Buluştu…

    3 Mayıs 2026

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…

    16 Haziran 2026

    Barbarları Beklerken Yeni Sayısıyla Raflardaki Yerini Aldı…

    8 Nisan 2026

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Nazım Hikmet Neden Önemlidir?

    2 Haziran 2026

    Bay Aksi – Enzo’yla Kıran Kırana 6. Bölüm

    2 Haziran 2026

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…

    16 Haziran 2026

    Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen

    16 Haziran 2026

    Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı

    9 Haziran 2026

    ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: SEVİM BURAK

    9 Haziran 2026
  • BİLGİ BANKASI

    BURÇİN LAÇİN ALTAY

    25 Nisan 2026

    ENGİN KÜKRER

    28 Mart 2026

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023
AksisanatAksisanat
Home»ANA»Sarhoş Gemi’nin Kâhin Kaptanı: Rimbaud

Sarhoş Gemi’nin Kâhin Kaptanı: Rimbaud

adminBy admin12 Aralık 2020Yorum yapılmamış13 Mins Read106 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email
Zeliha Aypek

Ben sizinle sarmaş dolaş olmuşum, dalgalar,
Pamuk yüklü gemilerin ardında gezemem;
Doyurmaz artık beni bayraklar, bandıralar;
Mahkum gemilerin sularında yüzemem.

    Geçtiğimiz Eylül ayında, 19. yüzyıl Fransız ve Dünya Edebiyatına damga vurmuş iki şairin, Paris ́teki, Fransız Devrimi öncesi bir kilise olan, sonrasında da Fransız entelektüellerinin gömüldüğü bir anıt mezar olan Pantheon ́a birlikte gömülmesi için bir grup aydın, tartışmalı bir imza kampanyası başlatmıştı. Bu tartışma neticesinde entelektüeller ikiye bölünmüştü: Birinci grup, Pantheon ́a ünlü bir eşcinsel çiftin getirilmesinin, anıt mezarın ihtiyacı olan sosyal ve politik çeşitliliği karşılayacağını savunuyordu ve sevgilileri, ünlü eşcinsel yazar ve şair Oscar Wilde ile kıyaslıyordu. Oscar Wild eşcinsel olduğu için hapsedilmiş, yoksullaştırılmış ve zamansız ölmüştü. 2012’de Kadın Hakları Bakanı Najat Vallaud-Belkacem, Arthur Rimbaud gibi ünlü sanatçıların eşcinselliğinin ders kitaplarında yer alması gerektigini savunuyordu.

Ayrıca Verlaine ve Rimbaud, Fransız şiirinin en büyüklerindendi bu gruba göre. Verlaine, 1944 Normandiya Çıkarması’nın “Kemanlar hıçkırır durur/Güz geldi diye/Bitkin  bir yara açar yüreğimde” dizeleriyle ilan edilmesi  bakımından, Rimbaud ise Mayıs 68 olaylarında üniversite öğrencilerince model alınması bakımından siyasi anlamda da  önemlidirler.

Yine Pantheon ́a gömülmesi taraftarı olanların başka bir argümanı da, Rimbaud ́nun doğduğu kasaba olan Charleville-Mezieres’den  nefret ettiği ve oraya gömülmekten hoşlanmayacağı yönünde bir iddiaya dayanıyordu.

Şairlerin Pantheon ́a gömülmesine  karşı çıkanların ilk argümanı şuydu: Gerçekten ilişkileri kötü sonlanan bu iki eski âşık birlikte gömülmek ister miydi? 10 Temmuz 1873 ́te Rimbaud, Paul Verlaine’e ondan ayrılmak istediğini söylediğinde, onu kolundan tabanca ile vurmuştu. Yalnızca dört yıl birlikte yaşadılar ve aynı evde yaşamaya  başladıklarında Rimbaud 17, Verlaine ise 27 yaşındaydı.

İkinci karşı argüman ise, Rimbaud ve Verlaine gibi iki asi şairin, Cumhuriyetin değerlerini temsil eden bir yapı için uygun olmadığıydı. Bunu savunan aydınlar, bu iki şairin sonsuza kadar siyasetçilerin ve askerlerin olduğu bir yerde dinlenmekten zevk almayacaklarını iddia ediyorlardı. Rimbaud, hayatının sonlarına doğru Afrika ́da silah satıyordu. Verlaine ise absent içip içip sarhoş oluyordu ve karısını dövüyordu. 1873 ́te Rimbaud’yu Brüksel’de vurduktan sonra hapse girdi.

Rimbaud ́nun erkek kardeşinin torununun kızı, şairin aile mezarlığında kalması gerektiğini savundu. Aynı şekilde, Les Amis de Rimbaud Derneği( Rimbaud’nun Arkadaşları Derneği) de bu öneriye şiddetle karşı çıktı. Rimbaud’nun yaşadığı çiftlik evini satın alan ve 16 yaşından beri fanatik hayranı olduğu şairin doğum gününü kutlayan, gitarının mızrabını şairin mezarına gömen Amerikalı şarkıcı Patti Smith de bu transfere karşı çıkanlardan biridir.

SAÇMA! GÜLÜNÇ! BERBAT!

Eğer kendisinin ve dostu Verlaine’in Pantheon’a gömüleceğini duysaydı Rimbaud, eminim ki bu sözlerle nokta koyardı tartışmalara. Tıpkı zamanında kendini edebiyata döndürmek için çeşitli çekingen girişimlerde bulunan arkadaşlarına, bu sözcüklerle karşı çıktığı gibi.

Sıra dışı bir şair  olduğu kadar, okul yıllarında da sıra dışı bir öğrencidir; parlak, erken olgunlaşmış, kabına sığmayan, acımasız, uzun boylu, işçi elli ve kaslı, geniş alnıyla her an öfkelenmeye hazır. Retorikte çok başarılıdır ve birçok ödül almıştır. 13 yaşındayken, İmparatorluk prensine saygılarını sunduğu bir mektubu gizlice yollamıştır. İlk şiirleri Latincedir; Ver erat, Jamque novus ve Jugurtha ile 1869’da Akademi ödüllerine lâyık görülmüştür. Ortaokul öğretmeni Mösyö Perette’nin onunla ilgili şu sözleri dikkat çekicidir ve “lanetli şair”i ilk o görmüştür sanki: “Dileyeceğiniz kadar zeki biri, fakat gözleri ve gülümsemesi hoşuma gitmiyor. Kötü bitirecek: Herhalde bu kafada basit, sıradan hiçbir tohum yeşermeyecek, ya iyiliğin ya da kötülüğün dehası olacak!”. Onu en iyi anlayan ve şefkat duyan öğretmeni, aynı zamanda da bir şair olan George Izambard olacaktır ve Rimbaud ́ya özel kütüphanesini açacaktır. Bu durum, oğlunun okuduğu kitaplardan ahlâkının bozulacağından endişe duyan otoriter annesinin pek hoşuna gitmeyecektir. Fransa ve Prusya arasında savaş çıkınca Izambard Douai’ye giderken kütüphanesini Rimbaud’ya teslim eder. Yaşadığı ve nefret ettiği Charleville’i, “küçük taşra illeri arasında son derece aptal” bir yer olarak betimler mektubunda.

Sarhoş Gemi şiirinin,”Ölü sularından iniyordum nehirlerin” ilk dizesinde bahsi geçen ve bir ucunda değirmen olan, kıyısında bir evde oturduğu Meuse Nehri, onun düş gücünü beslemiştir; nehir kıyısında ve Semay Vadisi’nde, bol bol aylaklık edip gezen bu rüzgar tabanlı adam, Aydınlanışlar’da bir yankısını gördüğümüz içsel özgürlük sarhoşluğunu ve doğa ile kendinden geçmenin sarhoşluğunu sentezler. 

1870’de ilk siirlerini(Ophelie, Demirci, Güneş ve Ten)yazmasıyla, ilk evden kaçışının aynı zaman diliminde gerçekleşmesi(Paris ́e) tesadüf olmasa gerek. 

Rimbaud için şiir, aslında zihinsel bir yürüyüştür. Fiziksel olarak kaçamadığı zaman şiir yazarak içsel gerginliklerinden kurtulur. J.J. Rousseau’nun “Ben yalnızca yürürken düşünebilirim. Durduğumda düşüncelerim de durur; benim kafam bacaklarımla hareket eder”, sözünün insan halidir Rimbaud. Özgürlüğünün teminatıdır “gitmek”, şiirinin ruhunun özüdür:

Direnmezse acılarım,

Bir gün altınım olursa Kuzeye giderim, ya da

Bağ Kentlerini boylarım? … – Tatsız düşlerden usandım.

“17 yaşındayken ciddi olamayız”, der, 15 yaşında okuldan ayrılır ve şair olur; doğduğu ve nefret ettiği taşranın dar burjuvazisine rağmen. Nefret ettiği küçük burjuva ve ailesel evreninin vahşi hicivleri ile her zaman kaçmaya, gitmeye hazır olduğu başka bir yer arzusu arasında salınır durur. Başkaldırı ve ergenliğin keşfi arasında kalmış dâhi bir paryadır.

1870 ́de Sedan Savaşı patlak verip, top sesleri her yandan duyulurken, 29 Ağustos’ta ilk kaçışını deneyen Rimbaud, bundan sonra en ünlü şiirlerinden birini yazar: Vadideki Uyuyan. Açık bir alanda ölmüş bir askeri betimler: askerin ağzı açıktır, boynu kan içinde, kokular burun deliklerini ürpertmiyordur; göğsünde eli, güneş altında uyuyordur, sakince.Sağ böğründe iki kırmızı delik. Bu manzara ve savaş, ona siyasi bir duruş kazandırır, onun bundan sonraki eserlerindeki şiddeti besler, vatanseverligi aptalca bulmasına yol açar.

Rimbaud, çalışmayı sevmez.” Tüm uğraşılardan iğreniyorum, tüm cahil köylü işçilerden de”, der. Sanata gelince, o da bütün öteki işler gibi bir iştir; kalem tutan el ile saban tutan el eşdeğerdir.

Zweig, gerçek büyüklerin, yaratıcı insanların, gençlik döneminde veya yaşamlarının orta yerindeyken, yazgının, herhangi bir noktada, onları yakalayıp, çekilmiş oldukları köşelerden, güvenli atmosferlerinden zorla koparıp, bir top gibi bilinmeze sürüklediğinden bahseder. Buna en iyi örneklerden birisi şüphesiz Verlaine ve Rimbaud karşılaşmasıdır. Şiirlerini yolladığı, ünlü Parnasçı şair Verlaine, şiirinden çok etkilendiği Rimbaud’yu Paris ́e davet ettiği mektubunda şöyle yazar:

“Geliniz sevgili yüce dost, sizi çağırıyoruz, sizi bekliyoruz.”

İki şairin dostluğu aşan, cinsel öğeler taşıyan ilişkileri boyunca edebî olarak birbirlerine çok şey kattıkları açıktır. Paris Edebiyat çevrelerine Verlaine sayesinde girebilmiştir Rimbaud. Asık suratı, kabalığı ve hırçınlığı yüzünden bu çevrede pek de kabul görmez. Onu sadece Verlaine olduğu gibi kabullenebilecektir. Charles Cros tarafından kurulan Zutik Şairler Topluluğu üyeleri, Etranger Oteli’nde sık sık bir araya gelirler, şiir okurlar, tartışırlar. Bu edebiyat toplantılarına Rimbaud da katılır, Verlaine ile birlikte. Otelde asistanlık yapma karşılığı bir yatak verilir. Otelin barmeni , notaları değişik renklerle ve ünlü harflerle adlandırarak Rimbaud ́ya temel piyano dersleri verir. Sesliler sonesinde bunun etkilerini görmek mümkündür:

A kara, E ak, İ al, U yeşil, O mavi: sesliler, Diyeceğim bir gün gizli doğumlarınızı da: Karanlık koylara, kara sineklere benzer A, O amansız pis kokular üstünde fır dönerler.

Her sesli harfi bir renk, bir duyum, bir imge olarak görür ve gösterir. Sonenin son dizesinin mor renkle ve Yunan alfabesinin son harfi olan omega ile bitmesi, tanrıya mı, bir kadına mı ya da kutsal saydığı başka bir şeye mi işaret ettiği bilinmeyen “Ses Yeux”(Gözlerinin) ifadesinin, cümle ortasında büyük harfle yazılmış olması gibi sözcük oyunları, dönemin ünlü şairi ve aynı zamanda İzambard aracılığıyla tanıdığı dostu Paul Demeny’e şiir anlayışını açıkladığı  “ruha ruh olacak, her şeyi, renkleri, kokuları, düşünceyi bulup çıkaran, düşünceyi özetleyecek bir dil”i bulduğunu müjdeleyen bir dilsel bayram havası taşır.

Rimbaud içindeki cehennem ateşini hem yaratır hem de ondan kaçış yolu olarak şiire sığınır. Bilici olup kestirmeden her şeyin özüne nüfuz edebilmek, dünyanın tüm gizemlerini çözebilmek, sonsuz özgürlüğüne kavuşmanın düşünsel yanidir. Bu noktadaki tutkusu Baudelaire ́in tutkusu ile örtüşür ve onun şiirinin biçeminden ve tekniğinden etkilenir. Şair, görünmeyeni görebilmek için kendinden çıkmalı ve kendisine dışardan bir göz gibi bakabilmeli, ruhunu incelemeli, yeniden keşfetmelidir; tıpkı aşkın yeniden keşfedilmesi gerektiği gibi. “Açacağım örtüsünü tüm gizemlerin: Dinsel ya da doğal gizemlerin, ölümün, doğuşun, geleceğin, geçmişin, kozmogoninin, hiçliğin.” Duyuların düzenini bilinçli olarak bozmak, sanrılarla görmek, şairin görme biçimi olmalıdır. Duyularını bozmak için esrar alır zaman zaman:

“Küçük esriklik uyanışı, kutsal ! Bize ödül verdiğin maske karşılığında ancak. Onaylıyoruz seni, yöntem ! Dün, biz yaştan her birine ün ve şan verdin, unutmuyoruz. Inancımız var ağuya. Ömrümüzü tümüyle verebiliriz her gün.

Işte canakıyıcıların vakti.”

Komüncüleri yürekten desteklediği, anarşik duygular taşıdığı dönemde Verlaine ile absent ve esrar içip aylak aylak Paris sokaklarını arşınlamışlardır. Ruhsal açıdan güçsüz ve sinik bu burjuva karşıtı bir burjuva olan Verlaine’le ilişkisinde Verlaine, tıpkı şiir gibi deneysel çalışma alanında yer alan bir denektir. Première Soirée(İlk Akşam ) şiirinde, bazen kristal bazen yumuşak ve vahşi kahkahalar atan, çıplak genç bir kadının onu baştan çıkaran jestleriyle haz ve aşk arasındaki ilişkiyi keşfetme vardır. Bu şiir, ayak fetişizmi ve gençlik fantezileri  ile doludur:

Çıplak: üstünde tek geceliği var

İnadına, pencerenin camına

Sokuluyor yapraklarıyla dallar,

Nasıl da hemen yanına yanına.

Koca iskemleme geldi oturdu,

Yarı çıplak gülüyordu çapkınca

Sanki döşemede ürkek bir kumru

Küçük ayakları ince mi ince.

…

Verlaine ile ortaklaşa yazdıkları Le Sonnet du trou du cul(anüs sonesi), geleneksel kadın-erkek ilişki biçimini taklit eden erkekler arası çiftleşmenin kutlandığı pornografik bir şiirdir.

Başlangıçta Parnasçı bir ozan olmak isteyen Rimbaud; rahatlık ve güvence içinde, anlık bir coşkunlukla şiir yazmayı hüner sayan, oldukça vasat şiirleriyle övünen dönem şairlerinden ölesiye tiksinir ve ögretmeni Izambard ́a yazdığı mektupta, öğretmeninin şahsında bu gürûhu nasıl gördüğünü anlatır: “Hiçbir şey yapmak istemediği için hiçbir şey yapmadan doyuma ulaşmış insanlar vardır, sonunda siz de onlardan biri olacaksınız. Ayrıca özel şiiriniz de korkunç yavan olacak. Başkalarının umduğu gibi bir gün sizin ilkelerinizde de nesnel şiiri görebileceğimi umarım…”

Kendisini şair olarak görür, bunun onu suçu olmadığı kanaatindedir. İlk şiirlerinde Banville, Musset, Hugo, Baudelaire gibi önceki şairlerden etkilenir. İçinde kaynayan özgürlük ateşi, önce dizelerindeki hece sayısını, sonra uyakları yakar, şiirin tüm alışılmış geleneklerini yıkar, ve tamamen estetik kaygılardan arınmış bir özgünlüğe ve nesnelliğe sahip kendi şiir evrenini yaratır. Şiir eylem yaratmalı ve eylemin öncülü olmalıdır.

Denizi görmeden yazdığı 25 kıtalık “Sarhoş Gemi”si, düş bahçesinde yaşayan Rimbaud’nun gerçekleşen en ölümsüz, en büyük düşüdür. Görünmeyeni gören, arzu ettiği yalvaç (bilici)lığa yükselmiştir. Avrupa’dayken “Özledim eski hisarlarını Avrupa ́nin” diyecek kadar ileridedir düşleri. Gelecekteki yaşamı, uzak denizlere yapılan yolculuklar, bir daha Avrupa’ya dönmeyiş, bütün bunlar gerçekleşmezden yirmi yıl önce hem bu şiirde, hem de öteki şiirlerinde mat renkli camların ardından parlarcasına yer almıştır, Zweig’e göre. Fransız edebiyatında bir dönüm noktasıdır, birçoğuna göre bu şiir. Yine Zweig’a göre Fransız şiirinin üzerinde anarşinin kırmızı bayrağı gibi sallanır. Şiirleri öncelikle kendi özel yaşamında devinime, eyleme yol açar.

Hiç görmediği denizin şiirinde yıkanır, sular onu alıp gider can attığı yere, arınır…

“Hep iyice uyanık olsaydı usum, su üstünde yürürdüm bilgece. Ey arınmışlık! Arınmışlık! Bu uyanıklık anıdır bana arınmışlığı sunan. Tanrıya usla gidilir! Yürekler acısı mutsuzluk!”

Rimbaud ́nun şiirleri  Zweig’e göre acımasızdır. Şiire acımasızca sarılır; ona sevecen tavırlarla değil, ama sertlikle, tecavüz ederek boyun eğdirir ve sinirleri zayıf olanlara uygun düşmez; bu şiirlerin kimilerinden yoksulluğun, kirli giysilerin, terli pabuçların, tuvaletlerin kokuları yükselir. Paris Sefahati’nde, “Frengililer, deliler, kuklalar, vantriloklar ne yapabilir ki fahişe Paris ́e?” der. Çalınmış Yürek’te:

“Hep belden aşağı edepsiz laflar

Onu nasıl baştan çıkardı, bakın!” dediği kendisidir… Bu şiirler en gerçekçi gerçeklikten ve dizgin tanımayan imgelemden oluşma, dahiyane bir yumaktır. Rimbaud sanki dünyanın ilk şairiymiş, sanki kendisinden önce gelmiş binlercenin oluşturdukları estetik, iskambil kağıtlarından yapılma bir bina örneği çökmüş gibi şiir yazmaya başlar. Şiiri, bu gözü kara içgüdüsel özgürlük ortamında, kendine özgü bir gelişme çizgisini izler. Bilim, temposu cok ağır olan bir alandır; oysa onun enerjisi ancak bir şimşek çakması gibi boşalabilir, bütün bu enerjisine rağmen tembeldir de..

Aile bağlarını küçümsese de en sevdiği kız kardeşi hastalıktan vefat ettiğinde, yas simgesi olarak saçlarını kazıtır. Ailesel, dini, ahlaki, milli tüm bağları reddeden Rimbaud, 1883’de ailesine yazdığı bir mektupta, evlenmemiş olmaktan ve bir aile kurmamaktan duydugu üzüntüyü, pişmanlığı dile getirir.

“Uzak bir şirkete tabi olarak, aylak aylak dünyayı gezmeye mahkumum. Avrupa yaşam tarzını, hatta dilini ve mevsimlerin tadını giderek unutuyorum. Neye yarıyor ki bu gelmeler-gitmeler, bu yorgunluklar ve bu yabancı ırkların arasında yaşadığım maceralar, hafızamı dolduran diller, isimsiz acılar? Eğer bir gün mümkün olursa, birkaç sene sonra, yakınlarımda dinlenebileceğim hoşuma giden bir yer bulursam, bir ailem, en azından bir oğlum olursa, hayatımın geri kalanını, onu bu çağa en uygun sekilde, eksiksiz bilgi ve eğitimle donatarak geçireceğim. Şimdiden onu ünlü bir mühendis, güçlü ve zengin bir bilim insanı olarak görüyorum. Ama kim bilir günlerim ne kadar sürecek bu dağlarda? Ve hiçbir haber çıkmadan, bu kabilelerin ortasında öylece kaybolabilirim…”(1883 Mayıs, Ailesine yazdığı mektup).

 Şimşekler çaktıran ve Fransız Edebiyatında devrim yaratan beş yıllık yazın hayatı boyunca, başlangıçta nefret ettiği Charleville’den kaçıp kaçıp Paris’e gelip, Paris sokaklarında yatan, her türlü aşağılık işi yapan, Verlain’le birlikte İngiltere, Belçika, Almanya gibi Avrupa ülkelerinde serserilik eden, Hollanda kolonileri için askere alınan ve Sumatra’dan kaçan, Mısır’ı,  Kıbrıs’ı, Zanzibar’ı, Aden’i tanıyan öfkenin çocuğu, çağın kültüründen kendini soyutlar:

“göçebeler gibi uzaklara gideceğim;

mesut, sanki yanımda bir kadın varmış gibi” dizelerinde olduğu gibi, hiçbir yere ait olmamayı tercih eder.

“Görüyorum ki tedirginliklerim Batıda olduğumuzun ayrımına zamanında varmayışımdan doğuyor. Batının bataklıklarında! Bozulmuş ışığa, hurdası çıkmış biçime, yolundan sapmış devinime bel bağladığımdan değil… Geçelim! Şu anda usum, Doğunun çöküşünden bu yana insan usunun karşılaştığı en yırtıcı gelişmeleri yüklenmek istiyor ille… İstiyor bunu usum!. ́ ́

Doguya ve ilk ve sonsuz bilgelige yeniden dönüyorum”, der.

Etiyopya’da Harar ve Abissini’de kaldığı zaman dilimlerinde ticaretle uğraşır. Bunun yanısıra fotoğrafçılık da yapar. “Burada bir yıl beş yıla eşdeğer, bu enlemlerde çok çabuk yaşlanıyor insan”der, tıpkı bu yaşantısını önceden görebildiği şu dizelerdeki gibi:

“demirden uzuvlarla geri döneceğim, derim koyu olacak, taşıdığım maskeye bakıp benim güçlü bir ırktan geldiğime karar verecekler..”

Çılgın Kız, Cehennemlik Koca şiiri, kadınlara ilişkin düşüncelerini barındırır:

“Ne diyor cehennemlik koca: Kadınları sevmem ben, aşkın yeniden icadı gerek, belli. Kadınların istedikleri tek şey kendilerini sağlama almak, tek istedikleri güvenli bir ortam kazanmak, yüreği ve güzelliği hesaba kattıkları yok; soğuk bir hoşgörü geriye kalan, günümüzde evliliğin besini. Ya da ben kadınları mutluluğun işaretleriyle görüyorum, iyi arkadaşlar haline getirebilirdim onları, her şeyden önce parlamaya hazır odun yığını gibi duyarlı hayvanlarca parçalanmış arkadaşlar!”.

Rimbaud’ya göre, kadının sonsuz esareti kırılınca, kendisi için ve kendisi vasıtasıyla yaşamaya başlayacağı zaman, o da bir şair olacaktır.

20 yaşında şiiri bırakıp Afrika’ya giden Rimbaud, onlarca teknik eser ve fotoğraf makinesi sipariş eder. Rusça ve Arapça öğrenir, öyle ki Kuran’ı öğretecek seviyeye ulaşır Arapçası. Müslüman olarak öldüğü iddia edilse de, bunun kesin bir ispatı yoktur. 1880’de Aden’de, fotoğrafçılıkla hayatını kazanmaya niyetlenir. Gazetelere ve Coğrafya Derneğine, keşfedilmemiş, adı henüz duyulmamış ülkelerde çektiği fotoğrafları gönderir. Günümüzde onun çekmiş olduğu ispatlanmış yedi fotoğrafı mevcuttur. Mısırlı subaylar, Yemenli tüccarlar, Hintli tüccarlar…1887’de ortağı olduğu fotoğraf stüdyosu işletmecisi Borelli ile yaptığı, silah satışından döndüğü bir seyahat sırasında çektiği üç fotoğraftan biri ilgi çekicidir: Etiyopyalı cılız bir çocuk eğilerek, soylu başka bir genç çocuğun ayaklarını yıkamaktadır. Zayıf ve güçsüz çocuklara büyük bir acıma duymuştur öteden beri. Rimbaud’ya, 1870 yılında Paris’e kaçışlarından birinde, sokaklarda şahit olduğu kırıcı, ezici sefaleti; “Les Effarés( Korkuya Kapılanlar)” şiirinde betimlediği; bir fırıncı önünde kaldırıma diz çökerek, sessizce birbirine kenetlenerek ekmek çıkmasını bekleyen beş küçük çocuğun çaresizliğini, korkularını hatırlatmıştır belki de bu fotoğraf karesi. Birkaç sene içinde tıpkı edebiyatı terk ettiği gibi; teknik imkansızlıklar, düşük kazanç ve yorgunluk sebebiyle fotoğrafçılığı da bırakır. Her şeyi şimşek hızıyla yaşayan Rimbaud, daima öndedir, hep kaçıştadır. Her zaman başka işler yapar. Harar ve Aden arasında yeniden tüccarlık yapar. 1891 yılında bacağındaki tümör nedeniyle hastalanır, kendi yaptığı sedye ile gemiye kadar taşınarak Marsilya’ya gider, bir bacağı kesilir ve kısa zaman içinde vefat eder.

“Tamamen Doğu ile kuşatılmış muhteşem bir evde, sonsuz eserimi tamamladım”, der Aydınlanışlar’da. Rimbaud, şiirini; kıtalar arası bu yolculuklarla, yıllar önce yine sihirli sözcükleriyle yarattığı çağın hep bir adım önünde yol alan şiirini, sezgisel dehasının öngördüğü gibi tamamlamıştır.

Rimbaud, arzu ettiği sonsuzluğu çoktan buldu. Yani, güneşle karışık denizi.

Kaynakça: Stefan Zweig, YarınınTarihi

İlluminations& Cehennemde Bir  Mevsim, Arthur Rimbaud

Le Monde

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…

16 Haziran 202625 Views

Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen

16 Haziran 202615 Views

Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı

9 Haziran 202649 Views

Comments are closed.

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…

By admin16 Haziran 2026

Şiir ve edebiyat odaklı yayınlarıyla dikkat çeken Maraşantiya Dergisi, 20. sayısını zengin bir içerikle okurlarına…

Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen

16 Haziran 2026

Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı

9 Haziran 2026

ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: SEVİM BURAK

9 Haziran 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…

16 Haziran 2026

Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen

16 Haziran 2026

Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı

9 Haziran 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Maraşantiya Dergisi 20. Sayısıyla Okurla Buluştu…
  • Bir Zürbiye İ. Romanı: Aşk, Ölüm ve Yemen
  • Göğe Bakma Durağından Münacat’a: Tanrı şiiri yarattı
  • ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: SEVİM BURAK
  • DÜŞÜNCENİN İNCELDİĞİ YERDEN CESURCA ATEŞE VERİLEN ÖYKÜLER
  • Zeliha Sevim Burak ve Öykücülüğü…
SON YORUMLAR
  • NAZLI ERAY İLE BİR TANPINAR RÜYASI… için Yasemin
  • EGE’NİN  DİBİ – HALİKARNAS BALIKÇISI için thailotto
  • DÜŞÜNCENİN İNCELDİĞİ YERDEN CESURCA ATEŞE VERİLEN ÖYKÜLER için Cemal Karaağaç
  • EGE’NİN  DİBİ – HALİKARNAS BALIKÇISI için cjworld
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?