İçimizdeki Mutlu Son Masalları

Berna Olgaç

Yazarın şu ana kadar yazılmış 14 makalesi bulunuyor.

İzlediğim filmin repliğinde “kaybetmek yolculuğumun bir parçası” diyordu. Kaybetmek kazanmaktan daha mı değersizdi. İnsanın kaybettikleriyle edindiği kazanımlara olan minnettarlığını tüm yolculuğu boyunca yanında taşıması daha erdemli değil miydi?

Hayatın oynayan rolüne kendimizi kaptırarak yaşadığımız şu evrende, insanı kendinden uzaklaştıran duyguların yakınlığını, bize hissettiren belki izlenen bir film, bir kitap, tanımadığınız birinden kendi masalınızı tarifleyen bir cümle olabiliyor belki de… Ama her nedense uzaklığa yüklediğimiz anlam hep daha değerli oluyor. Sanat, duygu ve düşüncenin en derininden yana olsa da yüzeysel yaşamların seline kapılarak, yitirilen zamanı sorgulayarak, ufkumuza ışık tutuyor. Hayatımıza değip geçen insanlarda mı saklıdır kazanımlarımız yoksa kapının zilini çalıp kaçan çocukların heyecanında mı bilinmez?

Hissettiğimiz her duyguya tuttuğumuz ayna bizi güzelleştirmeye yetmiyor. Çünkü kötü kraliçenin aynası hep doğruları söylüyor. Kişinin kendine yakınlaşmasına aracı olan şey prensesin ısırmaması gereken elması mıdır acaba?

Yaşamın bir sonu olduğunu hatırladığımızda hep mutlulukla bitmesi gerektiğine inandırıldığımız masallarla yüzleşiyoruz önce…  Hep onaylanma isteğiyle geçecek var oluş serüveninden yok oluşun soğuk rüzgârına kadar olan sürede, yaşanan kimlik arayışları içinde…

Büyüklerimizin, küçüklere sözlü edebiyat ürünlerinden olan masallara öykünmesiyle onların dinleme eğilimlerinin doyurulması ve yeni düşler yaratmalarına katkı sağlamak amacıyla masal çağı çocuklarıyla kurdukları köprüde yaşam deneyimlerinin anahtarı verilir. Çocukların kendi masalını yaratma becerisine rehberlik eder adeta.

Bazen kalbe açılan masalların tınısıyla yaşarsınız. Dünya denilen büyüleyici melodinin içinde.

İnsanın neyi, niçin yaptığının hesabını kendine vermeyi akıl edemediği zamanlarda sığınırsınız masalların gizemine. Ve içimizde büyüyen tüm sorular ruha, vicdana fısıldanan yanıtlarda gizlidir. Olması gereken gibi, sizden beklenildiği gibi…

İyinin ve kötünün ayrımına, iyinin mutlu sonla biten zaferine, kötünün nasıl alt edileceğine, hayvanlarla, bitkilerle, doğaüstü yaratıklarla cevap arar cesur ve iyi yürekli olabilmenin erdemine varabilmenin formülüne ulaşırsınız. Korkularla baş etmeyi, güzel bir dünya kurma hayalini ve gücünü bulursunuz masallarda. Cadıların karşısında duran iyilik perilerinin her türlü kötülüğün üstesinden gelebilecek olan kudretine inanır,  tüm sorunları çözebilen kahramanlarla özdeşim kurarsınız. Masallar keskin ayrımıyla mutlu-mutsuz , güzel- çirkin figürleriyle, iyilerin  zaferiyle  günümüze kadar gelmiş, etkisini çağlar boyunca sürdürmüş bir eğitim aracıdır. Zaman ve yer kavramından uzakta olağanüstü olayların hikâyesinde toplumların üstünlüğe karşı özlemlerini canlı, hareketli olaylarla, sade ve akıcı bir dille, iyilik, güzellik duygusunun gelişmesine faydalı tasvirlerle, kahramanlarla ustaca işlenmiş, merak duygusuyla gelişip beklenmedik sonla çocukları neşelendiren, eğlendiren yanıyla dinleyenleri büyüleyen, hayata karşı cesareti arttıran da önemli bir rol oynar.

İçimizdeki mutlu son masallarının yaratıcılarına değinmek gerekirse çocukluğun keşfiyle eş zamanlı gelişen bu sözlü kültürün anlattığı doğuya ait geleneğin uzantısı olan Ezop’la ahlak, ibret ve davranış dersi veren hayvan masallarıyla tanışıyoruz.17.yüzyılda La Fontaine çağdaşları arasında masal yazarı olarak Ezop’tan aldığı masalları yalın, canlı, nükteli diliyle hayvanlar üzerinden insana yönelik eleştirisini şiirsel bir ifadeyle aktarıyor. Karga ile Tilki’den, Ağustos Böceği ile Karınca’ya kadar konuşan hayvanların eğlendirici ve düşündürücü yanlarına vurgu yaparak. Sonra  bize düşsel ortamlarda renkli bir anlatım sergileyen Charles Perrault’la peri masallarının ilk örnekleriyle buluşuyoruz. Uyuyan Güzel’den, Külkedisi’ne, Kırmızı Başlıklı Kız’dan, Eşek Postu’na, Çizmeli Kedi’ye varan nice örneklerle… Almanya’da köy, kasaba dolaşarak Alman şiirlerini, masal ve efsanelerini  edebi üslupla derleyen Kinder und Hausmarehen Çocuk ve Ev Masallarını hazırlayan Jacob Grimm ve Wilhelm Grimm kardeşlerle Ormandaki Ev’i, Rapunzel’i, Fareli Köyün Kavalcısı’nı, Kurbağa Prens’i,  Altın Yağmuru’nu, Tembel Kız’ı, Kurt ileYedi Keçi Yavrusu’nu, Köylü ile Şeytan’ı, Büyülü Kuğu’yu, Kar Beyaz ile Kırmızı Gül’ü masal ülkesinin hayal ürünleri olarak okumaktayız. Her ne kadar Andersen masalları gerçek hayattan kesitler sunsa da  diğer masalların kahramanları  gerçek dışıdır. Kafdağı, Anka, dev gibi kavramların gerçekle bir ilişkisi yoktur örneğin. Kendine özgü bir anlatım şekli olan masallarda sebep-sonuç ilişkisi yoktur. Olayların hangi sebepten ileri geldiği bilinmez. Her şey birdenbire gelişebilir. İmkansızlık diye bir şey yoktur. Pekala fakir zenginin yerini alabilir. Anlatılanları inandırma iddiası taşımayan bu kısa ve yoğun anlatılar tarihe kaynaklık ederken günümüz insanlarının alacağı derslerle sadece çocuklar için değil yetişkinler için de etkisini gösterir. Kendini bulma işleviyle insanın yaşam gerçeğini, beklentilerini, çözüm önerileriyle zorluklara karşı dayanıklı ve donanımlı olma özelliklerini geliştirir. Kötülüklerin yerine iyiliği koyan, korkuların yerini sevinç ve mutluluğa bırakan bu çocuksu türün ruhu besleyen, geleceğe hazırlarken gerçeği dolaylı olarak anlatan rüya ile hayallerin birlikte yoğrulduğu olaylar yumağında özellikle merakın kamçılandığı çocuklar için masallar bir tutku olarak yaşanır.

Herkesin kendi hayatını mutlu masallar yaratma çabası içerisinde sürdürmesi üzerine kurulu bir dünyada  kaybetmenin de, mutsuz olabilmenin de yolculuğumuzun bir parçası olduğunu unutmadan yaşama sarılabilmek dileğimle…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ