Close Menu
AksisanatAksisanat
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    • Edebiyat Haberleri
    • Sinema Haberleri
    • Tiyatro Haberleri
    • Müzik Haberleri
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Televizyon Haberleri
  • YAZI
    • Edebiyat Yazıları
    • Kitap Yazıları
    • Sinema Yazıları
    • Tiyatro Yazıları
    • Müzik Yazıları
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Televizyon Yazıları
  • SÖYLEŞİ
    • Edebiyat Söyleşi
    • Sinema Söyleşi
    • Tiyatro Söyleşi
    • Müzik Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Televizyon Söyleşi
  • ETKİNLİK
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Sinema Etkinlikleri
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Müzik Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖDÜLLER
    • Edebiyat Ödülleri
    • Sinema Ödülleri
    • Tiyatro Ödülleri
    • Müzik Ödülleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
    • Televizyon Ödülleri
  • YAYINLAR
    • Kitap
    • Dergi
  • AKSİSANAT TV
  • BİLGİ BANKASI
  • SORUŞTURMA
    • Satır Başı
    • Öykü Zamanlığı
  • DOSYA
  • EDEBİYAT
    • Edebiyat Haberleri
    • Edebiyat Söyleşi
    • Edebiyat Yazıları
    • Edebiyat Etkinlikleri
    • Edebiyat Ödülleri
  • SİNEMA
    • Sinema Haberleri
    • Sinema Söyleşi
    • Sinema Yazıları
    • Sinema Etkinlikleri
    • Sinema Önerileri
    • Sinema Ödülleri
  • TİYATRO
    • Tiyatro Haberleri
    • Tiyatro Söyleşi
    • Tiyatro Yazıları
    • Tiyatro Etkinlikleri
    • Tiyatro Önerileri
    • Tiyatro Ödülleri
  • MÜZİK
    • Müzik Haberleri
    • Müzik Söyleşi
    • Müzik Yazıları
    • Müzik Etkinlikleri
    • Müzik Ödülleri
  • GÜZEL SANATLAR
    • Güzel Sanatlar Haberleri
    • Güzel Sanatlar Söyleşi
    • Güzel Sanatlar Yazıları
    • Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    • Güzel Sanatlar Ödülleri
  • TELEVİZYON
    • Televizyon Haberleri
    • Televizyon Söyleşi
    • Televizyon Yazıları
    • Tv Önerileri
    • Televizyon Ödülleri
    • Televizyon Etkinlikleri
  • ÖNERİLER
    • Okuma Önerileri
    • Tv Önerileri
    • Sinema Önerileri
    • Tiyatro Önerileri
    • Sergi Önerileri
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • ÇEVİRİ
    • Şiir Küre
  • YAZARLAR
  • PERFORMANS
    • Hanım-Efendiler
    • Matris Şiir
    • Dada Günlükleri
    • Şairler Sözlüğü
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
Facebook X (Twitter) YouTube Instagram WhatsApp
AksisanatAksisanat
YAZARLAR Giriş
  • ANASAYFA
  • HABERLER
    1. Edebiyat Haberleri
    2. Sinema Haberleri
    3. Tiyatro Haberleri
    4. Müzik Haberleri
    5. Güzel Sanatlar Haberleri
    6. Televizyon Haberleri
    7. View All

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    Can-ı Nefes Tasavvuf Korosu, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde…

    1 Aralık 2025

    Çıngıraklı Sokak, üç yaşına doğduğu sokakta bastı…

    28 Ocak 2025

    “Sinema Endüstrisi ve Akademi” Başlıklı Çalıştay başlıyor…

    30 Kasım 2024

    Antakya Film Festivali’nden Depremzedelere Moral: Yaz Sineması Etkinliği…

    31 Mayıs 2025

    Fotofilm 6. Uluslararası Kısa Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

    19 Mayıs 2025

    Bergen En Çok İzlenen Film Oldu…

    9 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    BURAK ERTAN “ALABORA” İLE KALPLERE DOKUNACAK

    13 Temmuz 2025

    Özgür Akdemir, “Zalım Seni” adlı çalışmasını, sevenlerinin beğenisine sundu!

    8 Nisan 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    Can-ı Nefes Tasavvuf Korosu, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi’nde…

    1 Aralık 2025

    “Sessiz Kalmıyoruz Dünya İçin Konuşuyoruz!”

    19 Ekim 2025

    Aylık Şiir Gazetesi Çıngıraklı Sokak Yeni Sayısıyla Okurunu Selamlıyor…

    10 Ağustos 2025
  • YAZI
    1. Edebiyat Yazıları
    2. Kitap Yazıları
    3. Sinema Yazıları
    4. Tiyatro Yazıları
    5. Müzik Yazıları
    6. Güzel Sanatlar Yazıları
    7. Televizyon Yazıları
    8. View All

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Gezi – Demet Kurt Güngör: Kurdun Kirpikleri

    29 Haziran 2020

    Şiir Taşı: Toprağın Bağrındaki Nişan

    22 Haziran 2020

    Ertan Mısırlı’dan Bir “Baba” Anı

    20 Haziran 2020

    İÇİ HİKÂYELERLE DOLU KISACIK BİR KİTAP: KALPTEN GELEN ARMAĞAN ve YENİ TOHUMLAR, YENİ HAYAT

    19 Mayıs 2025

    Hüseyin Kalyan Yazdı: Şerif Fatih, Hakikat Yolunda Bir Münzevi

    7 Ağustos 2022

    Erinç Büyükaşık Kitapları Liman Yayınevi’nde…

    3 Şubat 2022

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Ev Köpekleri ve Çakallar

    12 Temmuz 2025

    FLEISHMEN IS IN TROUBLE

    13 Nisan 2023

    Malcolm & Marie

    20 Şubat 2021

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Makamların Efendisi…

    17 Ocak 2022

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Gardiyan’ın Cebindeki Anahtar

    24 Ocak 2026

    BESTE NASIR: UMUDA DAİR: MUTLULUK UMUDUN NERESİNDE?

    3 Ocak 2026
  • SÖYLEŞİ
    1. Edebiyat Söyleşi
    2. Sinema Söyleşi
    3. Tiyatro Söyleşi
    4. Müzik Söyleşi
    5. Güzel Sanatlar Söyleşi
    6. Televizyon Söyleşi
    7. View All

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    Faruk Bal’dan Betül Tarıman Söyleşisi

    7 Eylül 2025

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN CEREN AVŞAR SÖYLEŞİSİ

    25 Haziran 2025

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    İsmet Yazıcı’dan Özcan Özcan Söyleşisi…

    1 Mayıs 2024

    Fotoğraf Sanatçısı Özlem Dikel Aksisanat’ın Sorularını Yanıtladı…

    1 Mayıs 2024

    Rabia Çelik Çadırcı Ressam Orçun Çadırcı İle Konuştu…

    31 Mart 2024

    İSMET YAZICI’DAN SETENAY ÖZBEK SÖYLEŞİSİ…

    5 Ağustos 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    FARUK BAL, MEHMET MUHTAR SALMANOĞLU İLE ZİNNENİ KİTABI HAKKINDA KONUŞTU…

    7 Şubat 2026

    Yeliz Şenyerli, Şair Hasan Ulaş’la Son Kitabı ‘Ağaçların Gidecek Yeri Yok’u Konuştu…

    16 Ocak 2026

    BURÇİN LAÇİN ALTAY’DAN EMRE GÜRKAN KANMAZ SÖYLEŞİSİ…

    4 Ocak 2026

    İsmet Yazıcı’dan Ergun Kocabıyık Söyleşisi…

    3 Ocak 2026
  • ETKİNLİK
    1. Edebiyat Etkinlikleri
    2. Sinema Etkinlikleri
    3. Tiyatro Etkinlikleri
    4. Müzik Etkinlikleri
    5. Güzel Sanatlar Etkinlikleri
    6. Televizyon Etkinlikleri
    7. View All

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024

    Şiir Yolculuğu Etkinliği – Turgut Uyar Durağı

    22 Nisan 2024

    Camille Geri Sayıyor

    14 Mayıs 2018

    Ara Güler’in filmi !f İstanbul’da…

    6 Şubat 2018

    Çağrılmadan Gelen, Garibaldi Sahnesinde…

    19 Ocak 2024

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Tanpınar, Vefatının 64. Yılında Seyirlik Radyo Programıyla Anılıyor…

    23 Ocak 2026

    KADIN OLMAYI KUTLAYAN TEK FESTİVAL “FEMİNİSTANBUL” 8 YAŞINDA

    18 Kasım 2025

    Temiz Yürüyüş Etkinlikleri Devam Ediyor…

    31 Ekim 2025

    Şair Çağla Göksel Çakır ve “Ah Mabel” öğrencilerle buluştu

    8 Mayıs 2024
  • YAYINLAR
    1. Kitap
    2. Dergi
    3. View All

    Mehmet İş’in Yeni Kitabı “Erguvanî” Raflarda

    3 Ocak 2026

    Yusuf Ferhat’tan “Hayatın Taşlık Kıyısında” çıktı!

    3 Aralık 2025

    AYDAN AY’DAN YENİ KİTAP: “HARFLERİN FISILTISI”

    2 Kasım 2025

    “Boğaz’da Kara Gölgeler” Raflarda

    2 Kasım 2025

    Kirpi’nin’ Dosya Konusu: “Kemal Sunal”

    18 Kasım 2025

    “ŞİİR VE BARIŞ, KARTALIN KANADINDAKİ GÜNEŞ”

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    12 Ekim 2025

    Varlık’ta Bu Ay

    10 Ağustos 2025

    Burası Henüz Hiçbir Yer – Ferit Sürmeli

    19 Şubat 2021
  • AKSİSANAT TV
    1. Haberler
    2. Söyleşi
    3. Kitap
    4. Şiir
    5. Programlar
    6. Öneriler
    7. Öykü
    8. View All

    İki Taşın Arası, Duvar’da Yayında…

    6 Şubat 2024

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Anlatamıyorum…

    7 Nisan 2023

    Mavi Gözlü Dev

    7 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tiyatro Sahnesinde

    19 Nisan 2023

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Murat Batmankaya’dan Okuma Önerileri…

    30 Ekim 2019

    Özgür Çırak’tan Okuma Önerileri…

    27 Ekim 2019

    Aksisanat.com Yenileniyor!

    25 Mart 2023

    Mükemmel Günler / Perfect Days

    15 Şubat 2026

    Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

    15 Şubat 2026

    Her Şeyden Önemli Olan…

    10 Şubat 2026

    ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR

    8 Şubat 2026
  • BİLGİ BANKASI

    Gülten Doğruyol İncesu

    11 Ekim 2023

    Burçin Maya Çankaya

    25 Mayıs 2023

    BİR ZAMAN YOLCUSU: AHMET HAMDİ TANPINAR

    14 Nisan 2023

    Derya Balcı

    4 Mart 2023

    Abdülkadir Budak

    29 Ocak 2023
AksisanatAksisanat
Home»ANA»İsmet Yazıcı’dan Ergun Kocabıyık Söyleşisi…

İsmet Yazıcı’dan Ergun Kocabıyık Söyleşisi…

adminBy admin3 Ocak 2026Yorum yapılmamış13 Mins Read39 Views
Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
Share
Facebook Twitter LinkedIn Pinterest Email

ERGUN KOCABIYIK: “…Kurmaca dışı kitaplar ‘doğru’yu ifşa ederek günah işlerken, kurmacanın günahı ise anlattıklarının ‘yalan’ olmasıdır…”

İSMET YAZICI: Elimizde bir kitap var; adı, daha sayfalarını çevirmeye başlamadan insanı tuhaf bir şekilde tedirgin etmeye, heyecanlandırmaya yetiyor: “Asla Okuyamayacağınız 101 Kitap”… Bunlar nasıl kitaplar ki diye düşünüp, kafanızda sorular üretmeye başlıyorsunuz. Yasaklanmış kitaplar mı bunlar? Ergun Kocabıyık yazmışsa, çok kadim metinler de biz fanilerin ulaşması asla mümkün olmayan kitaplar mı? Gibi gibi sorular dönüyor zihninizde, kitabın sayfaları çevirmeye başlayınca da hem içeriğiyle hem grafik tasarımıyla çok büyülü bir dünyanın daveti olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.

ERGUN KOCABIYIK: Kitabın adı bir meydan okuma gibi geliyor, ama aslında öyle değil; zira gerçekten okuyamayacağımız kitaplar bunlar; çünkü hiç var olmadılar. “Var olmadılar” demek de pek doğru değil, “var”lar ama filmlerin dünyasında varlar, yani muhayyel kitaplar bunlar.

“Kitabınız ne hakkında” diye soranları yanıtlarken biraz zorlanıyorum. “Filmlerdeki muhayyel kitaplar hakkında” dememin açıklayıcı olmaktan çok kafa karıştırıcı olduğunu görüyorum. Filmlerde kitapların var olduğundan bahsetmem sanki kimseyi heyecanlandırmıyor; çünkü filmlerde görünen kitapların gerçek kitaplar olduğunu varsayıyoruz. Bunun iki sebebi var sanırım. Birincisi filmin olay örgüsünü takip etmekle meşgul seyirci görünen kitabın muhayyel bir kitap olduğunu çoğunlukla fark etmiyor; onun gerçek bir kitap olduğunu sanıyor. İkincisi kitabın muhayyel kitap olduğu fark edilse bile film bittiğinde ilk unutulan ayrıntılardan biri oluyor. Hatta hatırlansalar bile çoğu kere gerçek bir kitapmış gibi hatırlanıyorlar.

Kurmaca eserlerde; romanlarda, öykülerde olmayan kişiler, olmayan hayvanlar, olmayan olaylar var. Bu kitap, o muhayyel dünyalardan tek bir nesneyi seçiyor; olmayan kitapları… Kulağa çılgınca geldiğinin farkındayım. Zaten kitabın en ayırt edici özelliği biraz da bu: delice bir işe kalkışması. Filmleri bulmak bir meseleydi, bulduğumda da iğneyle kuyu kazar gibi filmin içine serpiştirilmiş bilgi kırıntılarından o muhayyel kitaba dair parçaları çekip çıkarmam gerekiyordu.

İSMET YAZICI: Asla okuyamayacağımız ama bir filmin sahnesinde kuşkusuz fark edilmek ve hikâyelendirilmek için bizi bekleyen o sessiz nesnelerin aslında bir anlamda hayatlandırmasını yapmışsın. Filmi kurgulayanlar bile böyle çılgın bir yorumlamanın bir gün yapılabileceğini hayal etmemişlerdir belki de… Böyle bir okuma fikrini tetikleyen ne oldu?

ERGUN KOCABIYIK: O anı çok net hatırlıyorum. Antonioni’nin La Notte/Gece filmini izliyordum. Filmin ana kahramanı bir yazardı; filmin başlarında bir hastanede hasta bir yazar arkadaşını ziyaret ediyordu. Daha sonra yeni yayımlanan romanının tanıtım kokteyline gidiyordu.

Kokteyl, yayınevinin lobisindeydi. Girişteki vitrinde yan yana dizilmiş yeni romanın nüshaları görülüyordu. İşte fikrin çaktığı an, o andı. Heyecanla bir kenara not ettim, La Notte’deki gibi muhayyel kitapları bir araya getirebilirdim. Böyle bir kitabın hayalini kurmak beni heyecanlandırmıştı. Sonra işin zorlukları yüzünden projeyi erteledim. Bunun birkaç yılımı alacağı belliydi.

O sırada filmdeki muhayyel kitabın adının “Mevsim” anlamına gelen İtalyanca “La Stagione” olduğunu, kitabı basan yayınevinin aslında gerçek bir yayınevi olduğunu bilmiyordum. Bompiani Yayınevi, 1929’da yazar Valentino Silvio Bompiani tarafından Milano’da kurulmuştu; dolayısıyla kokteyl sahnesi Bompiani yayınevi binasında çekilmişti; bu tür ayrıntıları kitabı yazarken yaptığım araştırmalar sırasında öğrendim. Başka ayrıntılara da ulaştım: Kokteyl sahnesinde yayınevi sahibinin yanı sıra birçok gerçek yazar da vardı; muhayyel yazarımız Giovanni Pontano’ya (Marcello Mastroianni) romanını imzalatıyorlardı. Hatta filmden, Bay Bompiani’nin, yayımladığı her kitabın imzalı bir nüshasından oluşan özel bir koleksiyonu olduğunu da öğrendim. Sanırım koleksiyonunun en nadide parçası da “La Stagione” idi. Hepsi bu değil. Davetliler arasında 1959 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Salvatore Quasimodo da vardı, ama en heyecan verici olanı yayınevinin genç editörlerinden henüz 28 yaşındaki Umberto Eco’nun elinde şarap kadehiyle kalabalığın arasında çok kısa bir an görünmesiydi. Bütün bu heyecan verici ayrıntıları ve nicesini henüz keşfetmemiştim.

İSMET YAZICI: Bu kitap, aslında iki yönlü bir referans oluşturuyor. Hiç okuyamayacağımız film sahnesine sıkışıp kalmış olan kitaplar dünyasında bizi dolaştırırken, aynı zamanda önümüze çok iyi bir film listesi sunuyor ve farklı bir bakış açısıyla o filmler de yeni bir okumaya kavuşuyor.

ERGUN KOCABIYIK: Bu kitap projesi fikrinin zihnimde yer etmesinin açıklanabilir bir sebebi var. Üniversiteden sonra sinema-televizyon sektöründe on yıl çalıştım. Önce reji asistanı sonra metin yazarı ve senarist olarak. Sonra meslek değiştirip editörlüğe geçtim. Editörlük derken film editörlüğünden yani kurguculuktan bahsetmiyorum, kitap editörlüğünü kastediyorum. 28 yıldır bu işi yapıyorum. “Asla Okuyamayacağınız 101 Kitap”ın, bu iki sektördeki tecrübelerimin kesişiminden doğduğunu söyleyebilirim. Daha açık söyleyeyim: sinefilliğim ile bibliofilliğim bu kitapta buluştu.

İSMET YAZICI: Kitabın çok farklı bir okuma olduğu kuşkusuz, örneği var mı bilmiyorum. Senin araştırmacı titizliğin ve detaycılığın kitapta o kadar hissediliyor ki çok büyük bir emek var, ne kadar zamanda oluştu?

ERGUN KOCABIYIK: İlk notu aldığım anın üzerinden yaklaşık yirmi yıl geçti. Emeklilikle birlikte değerlendirebileceğim daha fazla zamanım oldu ve eski defterleri karıştırırken bu projeyi hatırladım. Ancak, listemde tek bir film vardı, listeyi genişletmem gerekiyordu. Vakit kaybetmeden çalışmaya koyuldum. Kitapların göründüğü filmleri araştırmaya başladım. İzleyip notlar çıkardım. İşin ilginç bir yönü de yaptığım araştırmaya göre bu konuda daha önce yazılmış bir kitaba rastlayamamış olmadı. Bildiğim kadarıyla bu alandaki ilk çalışma bu. Yani film film muhayyel kitapların izini süren, kapaklarıyla, künyeleriyle ve hikâyeleriyle onları bir araya getiren bir kitaba rastlamadım. Kitabın bu bakımdan önemli bir boşluğu dolduracağını düşündüm.

Çalışmaya başladıktan bir süre sonra şunu fark ettim: Filmlerde görünen her hayali kitabı bu kitaba alamazdım. Bir eleme yapmam şarttı. Bazı kriterler koydum. Öncelikle film, seyir keyfi vermeliydi. Dizileri değerlendirme dışında tutmalıydım. Muhayyel kitap “basılmış” olmalıydı, kapağını görmeliydik. Kitabın filmin hikayesiyle iç içe geçen kısa da olsa bir hikayesi olmalıydı, öyle sadece bir aksesuar gibi görünmemeliydi.

Başlangıçta hedefim bir koleksiyon oluşturmaktı. Sinemanın büyülü dünyasıyla, benim kitaplarla kurduğum ilişkinin kesişmesinden doğan bir merak. Ama bir noktadan sonra iş değişti.

Filmler gerçeklik duygumuzu bir süreliğine askıya alır ve bize paralel bir dünyanın kapısını açar ve içeriye davet eder. Başınıza o dünyada bir şey gelmeyeceğinin garantisiyle o dünyaya tanıklık etmek üzere, bir tür tanrısal bakışla gözlemci olarak gireriz içeriye. Fakat ben pasif izleyici konumunu terk edip bir araştırmacı, bir antropolog gibi bu dünyaya girdim ve oradaki “yerel” kitapları tespit edip hikayelerini yazdım.

İşte o zaman bu paralel evren çok daha ilginçleşti. Kitapların sayfaları aralanmaya başladı. Kitap tamamlandığında şunu fark ettim: Bu muhayyel kitaplar, aslında bizim dünyamızdaki kitaplarla ilişkimiz üzerine de bazı şeyler söylüyordu. Yani iş, eğlenceli bir fikir olmanın ötesine geçti; bize, kültürümüze ayna tutmaya başladı.

Muhayyel kitaplar eğer iyi tasarlanmışlarsa her zaman ait oldukları filme dair önemli şeyler söyler. Öncelikle filmin yaratmaya çalıştığı gerçeklik duygusunu pekiştirirler. Kapakları, arka kapak yazıları, başka yazarların hakkında ettikleri laflar, eleştiriler olduğunu görürüz. Hayran okurları vardır. Kimilerinin yazarları önemli ödüller almıştır. Bütün bu ayrıntılar bizde gerçeklik duygusu uyandırır.

Ama daha önemlisi şu: Muhayyel bir kitap, çoğu zaman içeriğiyle, anlattığı –daha doğrusu ima ettiği hikayeyle (çünkü çoğu kere bir şeyi uzun uzun anlatacak vakti yoktur) ait olduğu filmin temel fikrini, tezini keşfetmemize yardım eder.

Muhayyel kitaplar, bize yalnız filmi değil, bizim kitaba dair hazır yargılarımızı da gösterir. Onları tasarlayanların önyargılarını, korkularını, umutlarını yansıtırlar. Kitabın yazımını tamamlayıp bir sonsöz yazmaya çalıştığımda keşfettiğim, yazım aşamasında belli belirsiz oluşan ama sonsözü yazarken netleşen bir şeydi bu.

İSMET YAZICI: “Kitap” vurgusunu özellikle yapıyorsun galiba…

ERGUN KOCABIYIK: “Kitap” imgesinin “gerçeklik”le bağı çok güçlü. “Roman” dediğimizde aynı etki oluşmuyor, ama “kitap” dediğimizde durum değişiyor. Kitabın gerçekleri dile getirdiğine dair güçlü bir yargımız var. Kitap çoğumuz için hala doğru bilgi taşıyan, gerçeği dile getiren bir nesne. Bugün internette geniş bilgi kaynaklarına erişebiliyor olsak da nihayetinde bilgiyi bir kitaptan doğrulama ihtiyacı duyuyoruz.

İSMET YAZICI: Yazı ve kayıt, dolayısıyla “Kitap” kutsalla kurulan bağda da çok önemli bir imge.

ERGUN KOCABIYIK: Kitap bir yönüyle hâlâ arkaik bir “kutsallık” taşıyor, hakikatin taşıyıcısı olarak görülüyor. Bu bakımdan Kutsal Kitap’ta söz edilen İyiyi ve Kötüyü Bilme Ağacı’nın meyvesini yeme günahının bir ürünü olduklarını söyleyebiliriz. Kitap hakikati açıktan veya imalı ya da şifreli bir şekilde ifşa eder. Burada Söz’ün gücü, ifşanın emrindedir. Kelimeler onları kullanan kişinin becerisiyle keskinleşir ve hakikatin üzerindeki örtüyü yırtar, saçtıkları parıltılarla karanlığı aydınlatırlar. Özellikle kurmaca dışı kitaplara böyle bir misyon yüklenmiş gibi görünüyor.

Örneğin “Gülün Adı” filmindeki Poetika’nın sözde kayıp Komedya Kitabı’ndaki ifşa, gülmenin, güldürmenin şeytaniliğidir. “Dokuzuncu Kapı”daki yazma eser Gölgeler Krallığının Dokuz Kapısı’nın gizlediği bilgi, dünyevi güce giden yolun şeytani şifresidir. Ahlat Ağacı’nda, yazar, ahlat ile kendisi arasındaki benzerliği fark eder ve kendini tarif ve temsil edecek bir metafor keşfeder. My Life isimli muhayyel kitap şifreli bir şekilde, eski İngiltere başbakanı ve karısının CIA bağlantılarını ifşa eder. Marriage, Divarce, and Selfhood’da bastırılmış bir cinsel kimlik ve onun heteroseksüel evliliğinin mutsuzluğu dışavurulur.

Kurmaca dışı kitaplar, genel veya uzman okura az veya çok bilinen gerçekleri aktarmak, doğru bilinen yanlışları açığa vurmak gibi bir “günah”ı işler.

Kutsal Kitap’ta bilginin ifşa edici yasak meyvesine Âdem’in duyduğu arzu en büyük suçtur ve cennetten dünyaya atılarak cezalandırılır. “Gereğinden fazla” şey öğrenmekten sakınması gerektiği konusunda teo-politik otoritelerce uyarılmıştır insan. Aynı uyarı Sirak Kitabı’nda da tekrarlanır: “Senin için çok güç olan şeyleri anlamaya çalışma. Gücünü aşan şeyleri bulmaya çalışma. Sana verilen görevlerde çalış, gizlerle uğraşma.”

Aziz Augustinus İtiraflar’da bilgi ve bilimi boş bir meraklılık, bir tür hırs olarak olumsuzlar. Merakın, bilgi açlığının ayartıcılığı hepsinden tehlikelidir. Merak inancın eksikliğinden kaynaklandığı düşünülüyordu, o yüzden şüphe gibi tehlikeli sayılmıştır.

Kurmacaya gelince, başka günahların söz konusu olduğunu görüyoruz. Kurmaca dışı kitaplar “doğru”yu ifşa ederek günah işlerken, kurmacanın günahı ise anlattıklarının “yalan” olmasıdır.

Kurmacanın en büyük günahı gerçeklik yanılsaması yaratmaktır. Çünkü kadim zamanlardan modern zamanlara kadar kurmaca, kurbanlarını hayali evren ile gerçek evreni birbirine karıştırma tuzağına düşürmekle itham edilir.

Bunun en eski örneği, onuncu yüzyıl Japonyasından, Genji Monogatari’dir. Genji Monogatari, Batı’da romanın ortaya çıktığı on altıncı yüzyıldan çok önce yazılmış bir romandır; üstelik bir kadın tarafından yazılmıştır. Nedir bu romanın işlediği “günah”?

Japoncadaki kuyō kelimesi, vefat etmiş bir kişinin ıstırabını azaltmak, Buda’ya yükselmesini kolaylaştırmak üzere gerçekleştirilen ayin için kullanılan bir terimdir. Genji kuyō ise; Genji Monogatari’nin yazarı Murasaki Shikibu’nun kendisi başta olmak üzere, okurları, yarattığı başkahraman Genji ve hikâyesindeki diğer tüm karakterler adına düzenlenen cenaze ayini demekti. Bu ayinin amacı, kurmacanın yol açtığı günahı temizlemektir.

Budacılığa göre evrende var olan on kötülükten dördü insanların kullandığı “kelime”lerden kaynaklanır. Bunlar “yalan”, “yanıltma”, “iftira” ve “samimiyetsiz konuşmalar”dır. Bu kötülükler hem sözlü hem de yazılı kelimeler için geçerliydi. Bu yüzden dünyevi konularda süslü veya şiirsel bir dil kullanarak hayal mahsulü yazılar yazan şair ve edebiyatçıların hepsi birer günahkârdı. Kurgu yazarları, “yalan” yüzünden suçlu oldukları için en tehlikeli grubu oluşturuyordu. Bu günahlardan herhangi birinin işlenmesi durumunda günahın derecesine göre, cehenneme atılma, hayvan suretinde yeniden doğma veya aç hayalete dönüşme gibi cezalara çarptırılma tehlikesi vardı.

İSMET YAZICI: “Kurmacanın günahı anlattıklarının ‘yalan’ olmasıdır” diyorsun ama, o ‘yalan’, okuyucu tarafından ne kadar gerçeklikmişçesine duyumsanırsa başarısı ve okuyucuyu etkileme gücü de o kadar artıyor. Bir anlamda günah da katlanarak artıyor😊

ERGUN KOCABIYIK: Örneğin Sherlock Holmes, dünya edebiyatının en popüler dedektif karakterlerinden biridir. Arthur Conan Doyle, Aralık 1893’te Holmes’ü öldürdüğü “Son Vaka” (“The Final Problem”) öyküsünü The Strand Magazine’de yayımladığında hayranlarından büyük tepki görmüştü. Londra’daki okurları yas işareti olarak siyah bant takmış, gazeteler yazarı sert bir şekilde eleştirmişti. Conan Doyle, yoğun tepkiler üzerine Holmes’ü münasip bir şekilde diriltmek ve ona yeni maceralar yazmak zorunda kalmıştı.

Cervantes’in Don Quijote romanı yayımlandığında bazı okurlar, aklını şövalye hikâyeleriyle bozmuş Don Quijote’nin gerçek bir şahıs olduğuna inanmış, maceralarını tarihsel bir gerçeklik gibi algılamışlardı. Örnekleri çoğaltmakta zorlanacağınızı sanmam.

Kurmaca, “uydurmak”la hem “yalan” söyler hem de “yaratıcılığa” başvurur. Modernitenin yücelttiği yaratıcılıkla yazarın işlediği büyük günah, tanrıyı/tanrıları taklit etmektir.

Bunun izlerini “olay örgüsü” (plot) kavramında sürebiliriz. Plot kelimesinin İngilizcedeki anlam öbeklerinden biri “düşmanca ya da yasadışı bir maksatla gizli plan yapmak; suikast; düzen; tertip”tir. Fransızca complot kelimesinden türetilmiştir. Kurmaca, olayların örüldüğü duygusu uyandırır tıpkı kader gibi. Çünkü kader de tanrı veya tanrılarca “örülmüş” bir hayattır.

Yunan mitolojisinde Moiralar kaderi zamanın ipleriyle dokur. Bu yaşlı üç kız kardeşten Klotho yaşam ipliğini eğirir, yani yaşamı başlatır. Lakhesis ipliği ölçer, yani yaşamın süresini belirler; Atropos ise ipliği keser, yani ölüm anını belirler. İnsanın yazgısı bir iplik gibi onun çevresine dolanır, onu dokur. Bütün kader ve zaman tanrıçaları eğirici ve dokumacıdır: İnsan hayatının ipini eğirir ve dokurlar. Evren de bir dokuma, devasa bir ağdır. Ulu dokumacı, tüm varlıkların kaderini hayatın dokuma tezgahında dokuyan, evrenin yaratıcısıdır.

Dokumanın iç içe geçmiş çözgüleri ve atkıları bir bütünlük oluşturan ağın içindeki temel ikilikleri ya da karşıtlıkları temsil eder. Kozmosta olduğu gibi insan hayatında da her şey birbirine görünmez bağlarla bağlanmıştır. “Kader ağları” deyiminde ifade edildiği gibi bu örgü aynı zamanda kaderdir. Kader; bir olay örgüsü, bir metin örgüsü, bir mantık örgüsü, geometrik ya da sayısal bir örgü veya müzikal bir örgü yani armonidir.

Kurmaca anlatı, olay örgülerinin bir sonucudur ve olay örgüsü örmek, entrikalar çevirmeye, komplo kurmaya benzer. Kurmaca kurarken yanlış bir işe kalkışma hissini, suçluluk duygusunu yaratan şey budur. Edebiyat, Yaratıcı’nın yaratıcılığını taklit ederek işlenen bir suç, bir “edepsizlik”tir. Bu kelimeyi bilerek kullanıyorum, “edebiyat” kelimesi “edep”ten gelir. Edebiyat “edepli”, “uslu” bir anlatı olarak tarif edilmiştir eskiler tarafından. Oysa burada bahsettiğim kurmacalar “edep-siz”dir çünkü adeta tanrıların mahrem alanını saygısızca ihlal etmiş gibi görülmektedirler. Kurmaca, tanrılara mahsus yaratıcılığın alanına destursuz dalar.

Kurmaca kitaplar Kutsal Kitap’taki Hayat Ağacı’nın yasak meyvesinden yemiştir. Yaşamı sonsuza kadar çoğaltma günahını işlemektedirler. Yazmak, hayaller kurmak, hayalinden yaratmak “normal” bir insanın yapacağı bir iş değildir. Yaratıcı yazarlık bir “sapma”dır. Kurgusal karakterler yaratmak, onları kurgusal bir dünyaya yerleştirmek ve onlara bir yazgı uydurmak, işte bu tanrısal alanın saygısızca ihlalidir.

Elbette kurmaca yazmanın da okumanın da sonuçları olacaktır. Buna göre okumak ve yazmak dimağı yorar, daha ileri giderseniz hayaller, hezeyanlar, endişe sizi ele geçirir. En nihayetinde delirirsiniz. İyi ile kötü, gerçek ile hayal arasındaki çizgi kaybolur. Muhayyel roman The Girlfriend’in yazarı Calvin Weir-Fields, romanını yazarken deliliğin eşiğinde gezinir. Nobelli muhayyel yazar Joseph Castleman büyük bir sahtekârlığa batmıştır, kitaplarının gerçek yazarı değildir. Bu yaratıcı yazarlık hocasının kitaplarının hayalet yazarı aslında karısıdır. Bir diğer muhayyel roman Old Caster’ın yazarı Eli Cash’in madde bağımlılığından kaynaklanan eksantrik davranışları vardır.

Kurmaca yazarlığının olumsuz yönlerini en bariz şekilde muhayyel polisiye romanlarda görürüz. Sara Morton bir katile yardım ve yataklık etme fantezisi kurar. Delirmiş Morton Rainey, yarattığı John Shooter karakterine bürünüp cinayetler işler. Catherine Woolf seri katildir. Mathieu Vasseur şöhret ve paraya sahip olmanın yolunu yazarlıkta arar ama sonunda bir sahtekâr ve katilden başka bir şey olamaz. Walter Finch cinayet romanları yaza yaza sonunda ünlü bir yazar, ünsüz bir katil olur.

İSMET YAZICI: Bunca tehlikenin arasında “Asla Okuyamayacağınız 101 Kitap”ın o hayal katmanları arasında saklı kalması sanki güvenliğimiz açısından daha iyi😊)

ERGUN KOCABIYIK: Bir ses korkmamamız gerektiğini, muhayyel kitapların zararsız olduğunu fısıldıyor. İfşaatlarıyla sizi zor duruma sokmazlar, çünkü hiç yazılmadılar; yasaklanmış yayınlar arasında olma ihtimalleri de yok, çünkü hiç basılmadılar; tanrıların yaratıcılığıyla yarışmak gibi büyük bir günah işlemiş olamazlar çünkü hiç yaratılmadılar.

Böyle mi acaba?

Gerçek olmamaları suçlarını hafifletiyor mu, yoksa kurmaca içinde kurmaca veya kurmaca içinde kurmaca dışı olarak, katmerli bir günah mı işliyorlar? Filmlerin, yani kurmacanın gerçeklik duygusunu güçlendirmek gibi bir işlev gördükleri doğruysa, filmlerin “yalanına” ortak olarak kurmacanın bizleri “kandırma”sına suç ortaklığı etmiyorlar mı?

Kitaplar eğlenceli, bilgilendirici, aydınlatıcı ama aynı zamanda tehlikeli olarak görüldüler; tarih boyunca yargılandılar, yasaklandılar, imha edildiler. Kitaplara yönelik bu yaklaşım maalesef modern zamanlarda da devam ediyor.

İşte bu sebepler yüzünden filmlerde karşımıza çıkan muhayyel kitapları sadece bir aksesuar olarak göremeyiz. “Asla Okuyamayacağınız 101 Kitap” sadece bunu gösterebilirse büyük bir iş başarmış olacak…

Share. Facebook Twitter Pinterest LinkedIn Tumblr Email
admin
admin

Related Posts

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 202619 Views

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026287 Views

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 202663 Views
Leave A Reply

Aksisanat Reklam
SOSYAL MEDYADA BİZ
  • Twitter
  • YouTube
EN ÇOK OKUNANLAR
ANA

Mükemmel Günler / Perfect Days

By admin15 Şubat 2026

Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema “Özgürlük bir sürgündür ve ben özgür olmaya mâhkumum.” Jean…

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 2026

ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR

8 Şubat 2026

Güncellemelere Abone Ol

Sanat, haber, söyleşi, tv ve edebiyat dünyası hakkında en son yaratıcı haberleri alın.

Blog Authors
avatar for
Aydın Şimşek
Ayşe Özgür Aydoğan
Berna Olgaç
Burak Tokcan
Çağla Göksel Çakır
Derya Balcı
Engin Turgut
Esra Sağlık
Gönül Ak
Hasan Öztürk
İbrahim Ekrem Keleşoğlu
İsmail Cem Doğru
Koray Feyiz
Mahir Karayazı
Mustafa Ergin Kılıç
Neslihan Yalman
Nil Dilan Karaca
Özge Doğar
Özlem Tezcan Dertsiz
Şerif Fatih
Vildan Çetin
Zerrin Saral
EN SON HABERLER

Mükemmel Günler / Perfect Days

15 Şubat 2026

Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim

15 Şubat 2026

Her Şeyden Önemli Olan…

10 Şubat 2026
AKSİSANAT
AKSİSANAT

Kültür, Sanat, Edebiyat, Sinema, Şiir, Müzik ve Daha Fazlası Aksisanat.com 'da...

İletişim:
Email: info@aksisanat.com
WhatsApp: +90 545 545 84 00

Son Yazılar
  • Mükemmel Günler / Perfect Days
  • Füruzan’ın İstanbul’u: Kentim İkinci Öğretmenim
  • Her Şeyden Önemli Olan…
  • ZEYTİN AKADEMİ’DEN YENİ DOSYA: PINAR KÜR
  • Seksek Tebeşiri: Bir Öykü Dilinin İzinde…
  • PINAR KÜR – AKIŞI OLMAYAN SULAR
SON YORUMLAR
  • Seksek Tebeşiri: Bir Öykü Dilinin İzinde… için Tahir Mutlu Duymuş
  • Ödül ve Trajedi… için Şiir Rafım
  • BEN’İN EŞSİZ ANLATICISI: CAHİT ZARİFOĞLU için Yılmaz Taşoğlu
  • BEN’İN EŞSİZ ANLATICISI: CAHİT ZARİFOĞLU için Sadık Doğan
Facebook X (Twitter) Instagram YouTube WhatsApp
  • HABERLER
  • AKSİSANAT TV
  • GÜZEL SANATLAR
  • EDEBİYAT
  • SİNEMA
  • MÜZİK
  • ÖDÜLLER
  • ÖNERİLER
  • ETKİNLİK
  • PERFORMANS
  • POPÜLER KÜLTÜR
  • DOSYA
  • ÇEVİRİ
  • SORUŞTURMA
  • SÖYLEŞİ
  • TELEVİZYON
  • TİYATRO
  • YAYINLAR
  • YAZI
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
© 2026 aksisanat.com. Designed by GF MEDYA

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.

Sign In or Register

Welcome Back!

Login to your account below.

Robot olmadığınızı kanıtlayın


Lost password?