Beste NÂSIR (bestenasir@gmail.com)
Umut, her yeni günle birlikte içimizde hep yeniden yeniden açacak bir çiçeğin tohumlarına benzer.
Her yeni günle birlikte hiç durmadan akan içinde yaşadığımız bu hayata tutunmamızın ya da tutunmak istememizin nedeni, umuttur. Dünyanın daha iyi, daha güzel bir yer olacağının beklentisi ve insanlar arası ilişkilerimizde yaşadığımız zorlukları, düğümleri, kırgınlıkları, acıları aşmak için, daha güzel bir ilişkiye sahip olabilmek için hep yeniden yeniden çabalamak istememiz yine umuda karşılık gelir. Başka bir deyişle, umut, her birimizin hayatımızın her alanı için ayrı ayrı sürekli çırpınıp durmamızı sağlayan şeydir.
Ben, umut hakkında yazmak isterken aslında mutlu olma hali dediğimiz halin bir bölümünün de böyle bir umuda bağlı olduğunu anlatarak göstermek istiyorum. Bunun için bu yazıma da böyle bir başlık seçtim.
Umut ve mutluluk arasındaki bağ: Mutluluk umudun neresinde?
Umudun neresinde mutluluk var ya da umut ve mutluluk arasında bir bağ var mı? Bana kalırsa, umut ve mutluluk arasında çok sıkı bir bağ var ve umutsuz mutlu olabilmemiz pek mümkün görünmüyor çünkü, umut dediğimiz şey, bize her zaman açık kapıları gösterir. İçinde yaşadığımız bu hayatta karşılaştığımız ve karşılaşabileceğimiz bütün olumsuz yaşam deneyimlerine rağmen ışığı doğurabilmemizin, toprağı yeşertebilmemizin, ateşi (sıcaklığı) taşıyabilmemizin kaynağı yine umuttur.
Tek tek insanlar olarak her birimizin binalara, betonlara, yakınlarında hiç ağaç olmayan, rahatça nefes alamayacağımız dar çevrelere ya da ortamlara değil, umuda ihtiyacımızın olduğu çok açıktır. Umut, bize, aynı zamanda, güzel bütün olanakların hepimize her zaman açık olduğunu hatırlatır; içimizde hiç sönmeyen ışıktır. Kalbimizdeki en koyu karanlıkları dağıtır. Böylece, bu dünyadaki bütün kötülüklere, çirkinliklere, haksızlıklara rağmen her gün iyi ve güzel bir şeyler yapabilmemizi, hem bütün sevdiklerimiz hem kendimiz hem de içinde yaşadığımız insan dünyası için harekete geçmemizi, hayat dediğimiz bu yolculukta ömrümüz boyunca yola devam etmemizi, Sisyphos (Sisifos) gibi kayamızı yükseklere doğru taşıyıp sürekli tepelere doğru didinmemizi sağlar.
Umut, bize yaşama gücü, yaşama isteği de verir
Umutlu olduğumuzda en küçük pırıltı bile kalbimizi doldurmaya yeter ve bu dünya artık bize ne anlamsız ne de değersiz görünür. Dahası, yine bu dünya, boş bir yer olmaktan çıkar. Her birimizin kendimize göre oluşturabileceğimiz hayat amacımız ve/veya hayat amaçlarımız da yalnızca umutlu olduğumuzda ortaya çıkar ve biz, o amacı ve/veya amaçları gerçekleştirebilecek gücü de yalnızca böylelikle kendimizde buluruz. Zaten, böyle bir insan da mutludur.
Başka bir taraftan, umut ve mutluluk, iç içedir ve birbirlerinden koparılamazlar bana kalırsa. Her yeni güne uyanmak istememizin nedeni, umudun ve mutluluğun işte bu iç içeliğinde kendini gösterir. Böylece, aslında umut bize yaşama gücü ve yaşama isteği de verir. Dahası, umutlu olduğumuzda sevdiklerimize, kendimize ve dünyaya sevgiyle ve şefkatle bakabilme kapasitemiz de artar ve sevdiklerimizle derin, kapsayıcı ve uzun süreli bağlar kurarız.
O halde, mutluluk umudun tam kalbinde bana kalırsa.


