
Kitapta on beş öykü bulunuyor. Her biri hem aynı hem de bambaşka tatla okunan; umudu umutsuzluğu, sevinci hüznü; kısacası insana dair her şeyi başarıyla işleyen on beş öykü. Bazı öykülerin kurgusunu duygu yoğunluğu şekillendiriyor. Yanık Kokusu, Ölüme İnat, Ağır Koku ve Araf bu yönüyle öne çıkan hikâyeler.
Hande Baba’nın içten ve sıcacık dili öykülerin kurgusuna da yansıyor, okurken gerçeklik hissiyle sarmalanıyorsunuz. Salt olayların değil duyguların da gerçekliği… Okuyunca siz de bana hak vereceksiniz.
Ferhan Topçu
***
“Ölümle kucak kucağa yaşayan bu hâlime alıştım. Aynaya her bakışımda göz göze geldiğim benden çok uzaklardaki beni kabullendim, kanıksadım. Sadece evlat acısı çeken biriyle karşılaşınca utanıyorum kendimden, bir türlü toparlanıp ayağa kalkamayışımdan. Sadece evlat acısı çeken birinin yanında söyleyemiyorum babamın ölümüyle yitip gittiğimi, arafta sıkışıp kaldığımı. Susuyor, sessizce başımı önüme eğiyorum.”



