Söyleşen: Engin Kükrer

“Aşkın, doğru insanlarla yaşandığında insana iyi gelen ve yaraları iyileştiren bir liman olduğunu düşünüyorum.”

Engin Kükrer: Kitabın adı neden “Gidemeyiş”? Kim? Nereden ve Neden gidemiyor?

Serkan Uslu: Başımıza bir sürü felaket gelir, kayıplar yaşarız, acılar çekeriz. İnsanlardan, acılardan ya da mekanlardan kaçmak, uzaklaşmak ve uzaklara gitmek isteriz fakat ne kadar gitsek de uzaklaşmak istediklerimizi ya yüreğimizde ya da zihnimizde götürürüz yani adımlar atarız ama gidemeyiz. Gidemeyiş ’te buradan, David’in nereye gittiğini bilmeden yola çıkmasıyla doğdu.

Engin Kükrer: Kurguna tarihi bağları iç içe geçmiş kimi zaman kavgalı kimi zaman dost bu üç Balkan ülkesini yerleştirirken neler düşündün? Neler amaçladın?

S.U: Edirne’de yaşadım, Bulgaristan’ı dolaştım fakat romanda hem Bulgaristan hem de Edirne için sınırları ve koşulları kendim belirledim, eklemeler ve çıkarmalar yaptım. Yazmanın özgürlüğünü sonuna kadar kullandım. Okurun bunu bilmesini istediğim için kitabın sonunda yaptığım değişiklikleri açıkladım. Edirne, sınırda bir şehir; hem Türkiye’nin batısı hem bir geçiş kapısı. Bu yüzden bana hep bir arada kalmışlık duygusu verir. Tıpkı romanın ana temasındaki gibi: kalmakla gitmek arasındaki çizgi. Bu sebeple Edirne’yi tercih ettim. Tanıdığım coğrafyayı ve bildiğim insanları yazdım. Ortak noktalarda buluşmak varken şaşı bakıp farklılıklar görülüyor ve insanlar ayrı düşüyor. İnsanları illa sınıflara ayıracaksak iyi ve kötü yeterli. Din, dil, ırk, cinsiyet vb. bunların tamamı bizim zenginliğimiz. Sanırım bunu farklı ülkelerden farklı bakan ve farklı gören insanları bir araya getirerek göstermek istedim.

E.K: David’i kurgularken kendini ya da olmak istediğin karakteri mi yazdın? Biri ya da birilerini ilham aldın mı? David de senden de izler var mı? David hakkında bize neler söylemek istersin?

S.U: David, ailesine bağlı, işiyle evi arasında gidip gelen, fazla arkadaşı olmayan kalemi güçlü bir yazar. Aslında her okurun içinde bir parça taşıdığı kişi. Ailesini kaybettiklerinden sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışan, sevdiği insanı bulunca hayata bağlanan ve sevdiği insana sıkı sıkı sarılan bir insan.

Romandaki karakterlerden bazıları bazı değişikliklerle birlikte aramızda yaşıyor. Hatta bazı mekanlarda oraları dolaşanlara tanıdık gelecek. Fakat David’i yazarken ne kendimden ne de tek bir insandan yola çıktım. David birçok insanın bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir karakter. Tabii ki David’in üzerine, özellikle yazdığı yazılara benden bir şeyler sinmiştir. Beni iyi tanıyan arkadaşlarım bu kokuyu aldıklarını söylüyorlar.

E.K: David’in gergin anlarında başvurduğu bu sayı saymalar hakkında ne söylemek istersin?

S.U: Biz insanlar kırılgan varlıklarız ve hiçbirimiz mükemmel değiliz. Bu sebeple karakterime kusur diye tabir edeceğimiz, onun karakterini de tamamlayacak bir şeyler eklemek istedim. David’in gergin anlarında, birisini beklerken ya da adım atarken saymaya başlaması ve yarım kaldığında başına kötü bir şey geleceğine inanması, kusurlu diye tabir edilecek yanını önümüze serer ve onu bizden biri yapar.

E.K: Romanında çoklu anlatıcı kullanmaya nasıl karar verdin?

S.U: Zaman zaman okuduğum kitaplarda ve seyrettiğim filmlerde yan karakterleri daha iyi tanımak istiyorum. Esas oğlan ya da esas kadın mekânı terk ettikten sonra, olaya diğerlerinin gözüyle bakmaktan keyif alıyorum. Okur hem karakterlerimi tanısın hem de okurken keyif alsın istedim.

E.K: Aşk-Aksiyon ve Polisiye üçgenin içerisine felsefik metinleri de yerleştirdiğini gördüm. Romanında ciddi bir emek görüyorum. Kitabı tasarlarken ve yazarken nasıl bir yol izledin? Ne kadar bir sürede Gidemeyiş tamamlandı?

S.U: Gidemeyiş yazdığım öykülerin içerisindeki karakterlerle doğdu. Her karakter için özel olarak çalıştım. Ana karakterlerim ve olayın geçtiği coğrafyada yaşayan insanlar Hristiyan olduğu için İncil’i üç kere bitirdim. Bunun dışında Fahri Dayı denilen karakter görmüş geçirmiş, Mevlâna ve Yunus Emre ile beslenmiş bir adam onun için okumalar yaptım. David yazar ve belli periyotlarla çalıştığı dergiye yazılar gönderiyor. Bu yazılar için ana metin haricinde çalışmalar yaptım. Kitabı yazmaya başlamadan önce kitabı girişten sonuca kadar bütün olay örgüsünü madde madde çıkardım. Bir seneyi aşkın sürede kâğıt üzerinde 2018 yılında bitirdim. Tabii nokta koyduktan sonra köprü altından çok sular aktı. 2023 yılı sonunda kaza geçirdim ve topuğum kırıldı. Her şerde bir hayır var derler. Rahatsızlığım döneminde Gidemeyiş’in dijitale aktarılması hızlandı ve 2024 yılında şimdiki haline geldi.2025 yılında basıldı.

E.K: Kitabının 78. Sayfasında Beyazıt-ı Bestami’den alıntıladığın sözü okuyup sorumu soruyorum. Bestami demiş ki “Aşk, aramakla bulunmaz ama bulanlar sadece arayanlardır” Bu roman da senin anlam ve aşk arayışlarını sorguladığın bir alan mı? Yoksa aşkın anlamını zaten buldun da bizimle mi paylaşmak istedin?

S.U: Günümüzde birçok duygu gibi aşk da kirlendi. İlişkiler beklenti, çıkar ve haz ekseninde kurulmaya başlandı. Tüketim toplumu haline gelinmesiyle de aşk, tüketilen bir meta haline geldi. Şu an insanlar sorumluluk almak ve emek vermek istemiyor. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte, partnerlerin, tıpkı satın alınan nesneler gibi alternatiflerinin bulunacağına inanılıyor. Reel video nasıl kaydırılıyorsa o hızda sevgililer arasında geçişler yapılıyor. Sosyal dejenerasyonla birlikte aldatmanın yaygınlaşması güven sorununu getiriyor. Ben böyle ortamda aşka başka pencereden baktım, aşkın saf, masum ve olması gereken halini yazdım. Bunu bilinçli olarak yaptım. Aşkın, doğru insanlarla yaşandığında insana iyi gelen ve yaraları iyileştiren bir liman olduğunu düşünüyorum. Fakat bunun olması için dediğim gibi çıkar hesaplarının yapılmaması gerekiyor.

E.K: Günümüzde kadına şiddet, insan hakkı ihlalleri ve özellikle kitabında vurguladığın ırkçılık gibi sorunların bir yükseliş eğilimde olduğundan hareketle sence yazarın bir görevi de bu toplumsal olaylar hakkında insanların bilinçlenmesini sağlamak olmalı mıdır?

S.U: Maalesef dünya genelinde söylediğiniz gibi hem ırkçılık hem kadın cinayetleri hem de insan hakları ihlalleri her geçen gün artıyor. Toplumun her kesiminin bu tür olaylara karşı birlik olup ses çıkarması gerektiğini düşünüyorum. Ses çıkarılmadığı sürece bu olaylar maalesef çoğalıyor. İnsanlara, doğaya ve hayvanlara zarar verenler, insan hakları ihlali yapanlar daha da cesaretleniyor. Fakat maalesef eğitim seviyesinin düşük olduğu, okumayan, düşünmeyen, sorgulamayan ve ekonomik olarak zayıf olan toplumlar bu tür meseleleri pek dert etmiyor. Bu noktada biz yazarlara, düşünen ve dertlenen insanlara büyük görev düşüyor.

E.K: Kitap aşk, polisiye, felsefe, macera gibi birçok türü içerisinde barındırıyor. Sen kitabın türü için ne söylemek istersin?

S.U: Gidemeyiş’i tek bir türe sığdıramıyorum. Hayatın kendisi zaten bir karma tür gibi. İçinde hem dram hem aşk hem adalet arayışı hem de gizem var. Kısaca dram-polisiye- psikolojik roman diyebilirim.

E.K: Bundan sonrası için hedef ve projelerin neler? Serkan Uslu imzalı gelecekte neler okuyacağız?

S.U: Yayımlanmaya hazır, 1960’lı yıllardan günümüze uzanan bir dönem romanım ve öykü dosyalarım var. Bunun dışında yazmaya devam ediyorum. Hangi dosyanın yayınlanacağını inanın bende bilmiyorum. Acele ederek Gidemeyiş’e haksızlık etmek istemiyorum.

E.K: Son olarak roman yazmak isteyenlere ne tavsiye etmek istersin?

S.U: Roman yazmak isteyenlere tavsiyem, hangi türde yazacaklarsa o türde bol bol okuma yapsınlar. Yazmaya başlamadan önce diğer metinlerde olduğu gibi ön hazırlık yapsınlar. Bunu isterseniz biraz detaylandırayım. Olayın geçeceği mekanları belirlesinler, karakterleri ete kemiğe büründürsünler ve olay örgüsünü madde madde listelesinler. Bununla hataların ve zamansal sapmaların önüne geçilecek ve karakterlerin yol haritası oluşturulacak. Son olarak romanda geçecek olay ve durumlarla ilgili araştırma yaparak romanın ayaklarının yere basmasını sağlasınlar. Plan, araştırma ve bahsettiğim çalışmalar romanın iskeletini oluşturuyor. Geriye boşlukların doldurulması kalıyor. Bundan sonrası bina inşa etmek gibi, duvarlar örülecek, sıva yapılacak, tesisat döşenecek ve daireler dönemin şartlarına uygun mobilyalarla döşenecek.

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version