Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema

“Özgürlük bir sürgündür ve ben özgür olmaya mâhkumum.”

Jean Paul Sartre

Alman Yönetmen Wim Wenders’in adını Lou Reed’in  “Perfect Day” şarkısından alan Mükemmel Günler filmi izleyiciye minimal ve rafine zevklerle bezenmiş bir hayatın nasıl yaşanabileceğini anlatmaya çalışıyor. Filmin başkahramanı, Geyşa, Kurtların Kanı, Açık Gökyüzünün Altında ve Günler filmlerindeki performanslarıyla uluslararası alanda tanınan aktör Kōji Yakusho, rolünün hakkını öyle güzel veriyor ki Cannes Film Festivali’nden En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönüyor.

Koji Yakusho’nun canlandırdığı Hirayama, umumi bir tuvalet temizleyicisi. Pek çok insanın burun kıvıracağı bir iş. Sabahları mutlu bir şekilde arabasına binip işe giden Hirayama, yolda, Rolling Stones, Patty Smith, Nina Simon gibi devleşmiş grupları ve rock şarkıcılarını dinliyor ve dinlerken Hirayama’nın büyük keyif aldığını görebiliyoruz. Hirayama, günlük rutinlerinin arasını sanatla ve estetikle dolduran bir adam. Edebiyata ve fotoğrafa da düşkün; çektiği fotoğraflarını ve kasetlerini özenli bir seçkiyle arşivliyor. Sanat ve estetik onun gündelik yaşamının doğal bir parçası.

Hirayama, işini de büyük bir özenle yapıyor. Öyle ki işini bitirdikten sonra, minik bir ayna ile klozetin içine bakarak kir kalıp kalmadığını kontrol ediyor. İşini bu derece titizlikle yapmış olmanın huzuru ile arabasına atlıyor, güzel bir şarkı açıyor. Bisikletle geziniyor ve gezerken yakaladığı An’lar; günbatımı, yapraklar, yağmur sanki hepsini içine çeken bir adamı izliyoruz.

Yaşadığımız bu teknoloji ve hız çağında Mükemmel Günler izleyiciyi kendini sorgulamaya itiyor. Hirayma’nın ne akıllı telefonu, ne bilgisayarı ne de televizyonu var. O rafine zevkleri ve kitaplarıyla, çektiği fotoğraflarıyla ve içtiği bir fincan kahvesiyle oldukça mutlu görünüyor.

Dünyanın en kalabalık şehri Tokyo’da yaşayan kahramanımız film boyunca çok az konuşuyor, öğle yemeğini hep aynı parkta yiyor, aynı yerden kahve alıyor, aynı kitapçıdan kitap alıyor ama bu tekdüzelik içinde şaşırtıcı derecede mutlu ve huzurlu. Tekdüze hayatı bir ara yeğeninin Hirayama’yı ziyaretiyle biraz bozuluyor ama yeğenini çok sevdiği için onunla da mutlu zamanlar geçiriyor. Ablası kızını almaya geldiğinde Hİrayama’nın ailesinin varlıklı bir aile olduğunu; ancak, Hirayama’nın bilinçli olarak bu sade ve huzurlu hayatı seçtiğini anlıyoruz. Hirayama’nın neden ailesi ile arası açık, neden varlıklı hayatından vaz geçti bunları bilemiyoruz. Yönetmen bunları vermiyor; Altyazı dergisinde Engin Ertan ile yaptığı bir söyleşide, nostaljinin iyi bir duygu olmadığını söylüyor. Eski güzel günleri anmak olumlu değil, bilakis olumsuz bir yaklaşım diye ekliyor.

Aslında film bu yazdıklarımın dışında çok bir şey anlatmıyor daha çok bir durum filmi. Hirayama bugünün tüm imkânlarına uyum sağlamış birisi değil. Fakat günümüzde yaşıyor. Çok fazla olasılık arasında kaybolmaktansa, hayatında eksiltmeye giderek ve daha az tüketerek mutlu olmayı seçmiş. Bunun zorunluluktan kaynaklanmadığı, bir tercihin sonucu olduğu çok açık.

Minimalizm

Antik bir Uzakdoğu kültürü olan minimalizm, Japon halkı tarafından da kabul gören bir yaklaşım. Kahramanımız Hirayma’da tam olarak bu yaklaşımla yaşıyor. Anda kalmak, farkında olmak az tüketmek ve sürdürülebilirliği sağlamak gibi kavramları içinde barındıran minimalizm son 50 yıldır yükselen bir ivme ile takip ediliyor.

1960’lı yıllarda sanat alanında çıktığı bilinen minimalizm, ilerleyen yıllarda sadece sanatla kalmamış felsefe, moda, müzik gibi birçok alanda yerleşmeye başlamıştır. Çeşitli alanlarda minimalizm akımının başlıca örnekleri, temsilcileri ve eserleri şu şekilde verilebilir (1) :

Başlıca Minimalist Sinemacılar ve Filmleri

Nuri Bilge Ceylan: Bir Zamanlar Anadolu’da, Mayıs Sıkıntısı, Kış Uykusu, Üç Maymun, Ahlat Ağacı

Andrey Tarkovski: Ivan’ın Çocukluğu, Andrey Rublev, Silindir ve Keman, Solaris, Stalker, Bugün Kimse İşten Çıkarılmayacak

Robert Bresson: Rastgele Balthazar, Bir İdam Mahkûmu Kaçtı, Jean Darc’ın Davası, Bir Taşra Papazının Günlüğü

Platon: “Önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”

Kaynakça

[1] Minimalizm/ wikipedia

Yönetmen: Wim Wenders

Oyuncular: Kôji Yakusho, Arisa Nakano, Tokio Emoto, Min Tanaka

Görüntü Yönetmeni: Franz Lustig

Ülke: Japonya, Almanya

Share.
Leave A Reply

Exit mobile version