Yazar: admin

ANA

Geçen ay dördüncü yılını kutlayan aylık şiir gazetesi Çıngıraklı Sokak, 38. sayısında sayfalarını şiir ve öykü ilişkisine ayırdı. Her ay özel bir tema kapsamında okurla buluşan gazete, Dünya Öykü Günü’nü de şiire ve öyküye ilişkin yazı ve şiirlerle kutladı. Nâzım Hikmet, Orhan Veli, A.Kadir ve Rıfat Ilgaz’ın Narrative (anlatı) şiirlerden bir seçkiyle, Aziz Nesin’in “Şiire Düşkün İşadamı” öyküsünün yer aldığı sayı, öykücü Behçet Çelik’in kaleme aldığı Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Dünya Öykü Günü Bildirisi’ne de sayfalarını açmış. Gazete, 2023 yılında güney illerimizde yaşanan 6 Şubat Depremi’ni unutmamış, deprem sonrası Antakya’nın kültür sanat yaşamını değerlendiren bir habere ve Öner Yağcı’nın “Deprem…

Read More
ANA

Söyleşen: Engin Kükrer “Aşkın, doğru insanlarla yaşandığında insana iyi gelen ve yaraları iyileştiren bir liman olduğunu düşünüyorum.” Engin Kükrer: Kitabın adı neden “Gidemeyiş”? Kim? Nereden ve Neden gidemiyor? Serkan Uslu: Başımıza bir sürü felaket gelir, kayıplar yaşarız, acılar çekeriz. İnsanlardan, acılardan ya da mekanlardan kaçmak, uzaklaşmak ve uzaklara gitmek isteriz fakat ne kadar gitsek de uzaklaşmak istediklerimizi ya yüreğimizde ya da zihnimizde götürürüz yani adımlar atarız ama gidemeyiz. Gidemeyiş ’te buradan, David’in nereye gittiğini bilmeden yola çıkmasıyla doğdu. Engin Kükrer: Kurguna tarihi bağları iç içe geçmiş kimi zaman kavgalı kimi zaman dost bu üç Balkan ülkesini yerleştirirken neler düşündün? Neler…

Read More

ENGİN KÜKRER 1980 yılında Eskişehir’de doğan Engin KÜKRER, son olarak 2020 yılında Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Muhasebe bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Halen aynı üniversitenin muhasebe bölümünde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Engin KÜKRER’in bugüne kadar yazdığı beş yüzün üzerinde şiir, öykü ve yazı bulunmaktadır. Şair/yazar; 2021-2024 yılları arasında katıldığı çeşitli yarışmalarda altı kez birincilik, beş kez ikincilik, üç kez üçüncülük, dokuz kez mansiyon, dört kez jüri özel ödülü, bir kez yılın şairi ödülü, bir kez yılın öykücüsü ödülünü kazanmıştır. Ayrıca KÜKRER’in dört eseri finalist olmuş, on eseri ise yarışmalarda seçki eserleri arasına girmiştir. Bunun yanı sıra KÜKRER’in,  şiir, öykü, makale…

Read More
ANA

AksiSanat TV’nin sevilen programı “Enzo’yla Kıran Kırana”nın son bölümünde Bay Aksi bu kez “yakışıklılık” kavramını tartışmaya açtı. Kişisel anekdotlarını felsefe, edebiyat ve sinema ile harmanlayan Bay Aksi, toplumdaki estetik algıya dair dikkat çekici saptamalarda bulundu. Programın üçüncü bölümünde Bay Aksi ve Enzo, izleyiciyi hem güldüren hem de düşündüren bir estetik tartışmaya imza attı. “Yakışıklılık”ın toplumsal bir sorun olup olmadığı ve hatta “iptal edilmesi” gerekip gerekmediği üzerine yapılan esprili tartışma, günümüz estetik anlayışını şekillendiren dinamikleri masaya yatırdı. Program, estetik unsurların sembollerini ele alırken tarihsel değişim süreçlerine de ışık tutuyor. Felsefeden Sinemaya Estetik Kavgası Bay Aksi, tezini güçlendirmek adına düşünce tarihine uzanarak…

Read More
ANA

Muallâ Kâtip Bazen hayat sözün ağırlığına karışır, bazen de hayatın ağırlığı bir sözle hafifler ve bizi kanatlandırabilir. “Bir sözün kanadı mı olurmuş?” dediğinizi duyar gibiyim. Öyle ya, söz nereye uçar gider? İnsan zihninin bir havaalanı mı var yoksa? Nasıl oluyor da insan, bir sabah okuduğu bir sözün büyüsüne böylesine kapılabiliyor? Bu sabah aynen böyle oldu. Bir sözle şehrin bütün karmaşasından uzaklaştım. Ne diyordu İranlı şair Füruğ Ferruhzad: “Sadece ses kalıcıdır, kurtulamıyorum bu seslerden… Kelimeler ise canlıdır, geçici yani… Zira ölümlüdür kelimeler.” Öyleyse nedir kelimeleri ölümsüz kılan? Belki de kelimelerin söze ulaşmasıdır; devamlılığıdır, kesilmeyişi, yol alışı ve sonsuzluğa varışıdır. Yoksa nasıl…

Read More
ANA

“…Müzik çalınan sesler gibi görünse de çoğunlukla aslında eslerin yani sessizliklerin oluşturduğu bir temeldir. Çünkü varlığın asıl kumaşı sessizliktir veya evrende de asıl kumaşın karanlık veya boşluk olması gibi. Biz boşluk kumaşının üzerine bir şeyler oya ederiz…”   İSMET YAZICI: Bazı müziklere için “dinliyorum” sözü yetersiz kalır; için ona yer açar ya da sen onda kendine yurt bulursun. Sizin yaptığınız müzik de benim için öyle…  Sanki zaman ve mekân tanımlarından münezzeh bir var oluştan, ruhlara sessizce sızıyor. Bendeki hissi tanımlamaya çalışsam bütün hareket tercihlerim ve zorunluluklarım bir anda kesiliyor ya da yön ve durum değiştiriyor diyebiliyorum. Sabitliğin içinde devinip dönüyorum…

Read More
ANA

Bay Aksi’nin ilk videosu yayımlandı. “Enzo’yla Kıran Kırana” adlı program, mizahi bir üslupla toplumda statüyü belirleyen koşulların nasıl oluştuğunu ele alıyor. Günlük hayattan örnekler, ironik diyaloglar ve abartılı karakterler üzerinden ilerleyen program, izleyiciyi hem güldürmeyi hem de düşündürmeyi hedefliyor. Programda, statünün sadece ekonomik güçle değil; eğitim, kültürel sermaye, görünüş, sosyal çevre ve hatta sosyal medya algısıyla nasıl şekillendiği anlatılıyor. Bay Aksi ve Enzo karakteri arasındaki atışmalar, toplumdaki “üstte olma” arzusunu ve bunun yarattığı rekabeti esprili bir dille ortaya koyuyor. “Enzo’yla Kıran Kırana”, konuyu işlerken sanat dünyasından da örnekler veriyor. Sinemanın ve edebiyatın kült karakterleri üzerinden gösterişli hayatın arkasındaki statü arayışının…

Read More
ANA

Ayşe Özgür Aydoğan / Özgür Sinema “Özgürlük bir sürgündür ve ben özgür olmaya mâhkumum.” Jean Paul Sartre Alman Yönetmen Wim Wenders’in adını Lou Reed’in  “Perfect Day” şarkısından alan Mükemmel Günler filmi izleyiciye minimal ve rafine zevklerle bezenmiş bir hayatın nasıl yaşanabileceğini anlatmaya çalışıyor. Filmin başkahramanı, Geyşa, Kurtların Kanı, Açık Gökyüzünün Altında ve Günler filmlerindeki performanslarıyla uluslararası alanda tanınan aktör Kōji Yakusho, rolünün hakkını öyle güzel veriyor ki Cannes Film Festivali’nden En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle dönüyor. Koji Yakusho’nun canlandırdığı Hirayama, umumi bir tuvalet temizleyicisi. Pek çok insanın burun kıvıracağı bir iş. Sabahları mutlu bir şekilde arabasına binip işe giden Hirayama,…

Read More
ANA

Özlem Çuhadar Lodoslar kentine yazarak sahip çıkmaya çalışan Füruzan, kendisiyle yapılan söyleşilerde İstanbul’a duyduğu sevgiyi her fırsatta yinelemiştir. İstanbul, ikinci öğretmenidir Füruzan’ın. İstanbul keşif mekânı, deneyim alanı. İstanbul daha sonraki yıllarda kentin çehresindeki bozulmalarla birlikte ise onun için başat bir hüzün kaynağı. Kadıköy ve Kasımpaşa arasında geçen çocukluk yıllarına dair aktarımlarında kentin pek çok güzelliği öne çıkar. Çocukların, yaşadıklarını unutmadığını düşünen Füruzan, onların öğretilmekte olana çıplak gözle baktığını, sesleri, kokuları, mekânları ve büyükleri kaydettiğini belirtir. Kasımpaşa’da Haliç’in küçücük vapurlarına, yolcu büyüklerin çocuklarından biri sayılmayı göze alarak büyüklerin arasından sızıp biner. Birilerinin yanına uslu uslu yanaşan kaçak yolcu Füruzan için Haliç…

Read More
ANA

Zeytin Akademi Edebiyat Çalışma Grubu, edebiyat dünyasına önemli bir katkı sunacak yeni çalışmasını tamamladı. Modern Türk edebiyatında eserleriyle yalnızca bir kuşağı değil, ardışık kuşakları da derinden etkilemiş, cesur anlatımı ve sarsıcı temalarıyla edebî bellekte kalıcı bir yer edinmiş olan Pınar Kür için hazırlanan kapsamlı dosya, okurla buluştu. Derya Akar Balcı’nın editörlüğünde hazırlanan çalışma, Pınar Kür’ün edebiyatımızdaki yerini farklı açılardan ele almayı amaçlıyor. Dosyada, yazarın edebiyat evreni; insanın halleri, birey-toplum çatışması, ahlaki kırılmalar, modernleşme sancıları ve psikolojik derinlik bağlamında inceleniyor. Akademik titizlikle kaleme alınan yazılar, Pınar Kür’ün metinlerini yalnızca dönemsel bir çerçevede değil, günümüz okumasına açık, canlı ve tartışmaya davet eden…

Read More
ANA

Esra ERK ÖZYİĞİT Bir kurguya sonradan katılan yazarın işi dikkat ister. Hikâye başlamıştır. Dünya kurulmuştur. Kişiler yerlerini almış, ilişkiler belirlenmiş, okur da bu dünyaya alışmıştır. Yeni gelen, bu alışkanlığın içinde kendine bir alan açar. Beşpeşe’nin beşinci bölümünde Pınar Kür’ün karşısındaki durum budur. Çünkü bu roman, beş yazarın birbirinin bıraktığı yerden yürüttüğü ortak bir çalışma. Başlatılması gereken bir hikâye yoktur; farklı ellerden geçmiş, çoğalmış bir kurgu vardır. Kür bu kurguyu sürdürürken sesi yükseltmez. Bakışı yavaşça başka bir yere taşır. Bu yön değişimi, daha çok anlatma biçiminde hissedilir. Burada ses değişir. Önceki bölümlerde Zehra’nın hayatı dışarıdan görülür. Aynı olaylar farklı bakışlardan anlatılır,…

Read More
ANA

Selda AKTAŞ Pınar Kür, 15 Nisan 1945 yılında Bursa’da doğdu. Doğduğu zaman annesi Bilecik’te hocaydı. Annesi de babası da o sıralar Cumhuriyet kuşağı, idealist öğretmenler. Anadolu’da çalışmayı tercih etmişler. Annesinin Bilecik’te doğurabileceği bir yer olmadığı için, çok yakın olmamasına rağmen Bursa’ya gidiyor. Çünkü ilk öğretmenliğe orada başlamış ve doğum için orayı tercih ediyor. Pınar Kür, kardeşi Işılar ile mutlu bir çocukluk geçiriyor. İnsanın hayatında çok kötü olaylar da olabilir ama bir çocuğun mutluluğunu sağlayan ona duyulan sevgidir. Çocuklar onlara duyulan sevginin gerçekliğini içgüdüsel olarak hemen anlıyorlar. Pınar Kür ve kardeşi gerçekten sevilen çocuklardı. Küçük yaşta yurt dışına gitmenin, büyük değişiklikler…

Read More
ANA

Burçin LAÇİN ALTAY -Pınar Kür’ün Asılacak Kadın Adlı Öyküleri Üzerine Bir İnceleme- Pınar Kür hem edebi diliyle hem düşünsel cesaretiyle edebiyatımızda farklı bakış açısıyla derin izler bırakan yazarlardandır. “Asılacak Kadın” romanı bu bağlamda gerçek bir olaydan kurgulanarak anlatılması nedeniyle de en etkileyici romanlarından biridir. İlk baskısında Sait Maden’in kapağıyla beyazlar içinde elinde bir kırmızı çiçekle bir kadın silueti karşılıyor ilkin. Roman “Ezilmişliği meslek edinmiş olanlar için” epigrafı ile başlıyor. Kitabın arka kapak yazısında ise yargısızca infaz edilmek istenen kadının sessiz çığlıklarını ve ona yapılan adaletsizliği, iyinin kötüyle çatışması üzerinden bireyin kendisini sorgulamasını iterek toplumsal bir sorunun şu şekilde açıklıyor: “Bir…

Read More
ANA

Burçin MAYA ÇANKAYA  Zeytin Edebiyat ailesi olarak bu ayki incelememiz için Sevgili Pınar Kür’e karar verince Rüzgâr Fısıldarken adlı ilk kitabımın ana kahramanı olan bilge çınarı bana çağrıştıran Bir Deli Ağaç kitabını almak istedim. Öyküleri okudukça kimi öykülerimde onunkine benzer yollar denemiş olduğumu görmek beni ne kadar mutlu etti, kelimelere sığdırmam mümkün değil doğrusu. Hem Doğu hem Batı kültürünün etkisi altında yetişmiş sanat hayatında hep kendini aşmaya çabalamış, yazmanın varoluşun ispatı olduğunu ifade etmiş bir yazardır Pınar Kür. Kendileri de sanat dünyasının birer ferdi olan aile bireylerinin cesaretlendirmeleriyle okuma yazma merakı beslenen Kür, sanatın çeşitli dallarında eserler vermiştir. Bu eserler…

Read More
ANA

Derya AKAR BALCI   “Gece gezen ölüler midir hayaletler, Yoksa ancak geceye sığınarak yaşamayı sürdürebilen canlılar mı?”   Kurmaca metinlerin temelini oluşturan “hikâye etme, anlatma” unsuru bireylerin kendini anlatması, aktarması bakımından da yadsınamayacak bir öneme sahiptir. Hikâye sözcüğü deyince insanın aklına ilk olarak “anlatma” gelir. Bir insanı tanımak istiyorsak öncelikle onun hikâyesini sorar, ondan kendi hikâyesini anlatmasını isteriz. İnsanların olduğu kadar toplumların da hikâyeleri vardır. İnsanı, insan yapan geçmişi ve hikâyesidir. Bazen bu geçmişle hesaplaşmak gerekir ki birey kendi var oluşunu tamalayabilsin. Geçmişle hesaplaşma toplumların ya da bireylerin geçmişte yaşadıkları travmatik olaylar ve durumlarla yüzleşmesidir. Bireyin belleğinde yer edinen durumlar…

Read More
ANA

Faruk Bal: Sevgili Mehmet M. Salmanoğlu, Zinneni [1] kitabı Zeytin Günlerinden Geliyorum şiiriyle başlamış. Kitabın özeti gibi olmuş bu şiir de. Kitabın adını da çağrıştırıyor. Altınözü’nün zeytinleri ünlüdür Antakya’da. Dini mitoljide de geçer zeytin. Hz. Nuh’un suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercin salar. Güvercin gemiye döner. Anlar ki sular henüz çekilmemiş. Yedi gün sonra tekrar salar güvercini geminin penceresinden. Güvercin bu sefer gagasında yeni koparılmış bir zeytin yaprağıyla döner. Gagasında zeytin yaprağıyla dönen güvercin o günden bugüne ümidin, barışın simgesi olur. Tufana karşı direnip yaşayan zeytin de ölümsüzlüğün simgesi… Uzun bir giriş oldu ama zeytinle bütünleşen Altınözü,…

Read More
ANA

Aksisanat yazarlarıçağdaş edebiyatımızın önemli isimlerinden Erendiz Atasü’yü odağına alan özel bir çalışmaya imza attı. Platformun yazarları, Atasü’nün edebiyatı, düşünsel dünyası ve eserlerini irdeleyen bir çalışma hazırladı.  Demet Tuğrul Yüceil ve Derya Akar Balcı, farklı bakış açılarıyla kaleme aldıkları yazılar Erendiz Atasü’nün eserlerinin dil ve üslup özelliklerini ele alıyor. Çalışma Atasü’nün eserlerini yakından tanıyan okurlar kadar onu yeni keşfedecek olanlara zengin bir okuma alanı sunuyor. Aksisanat Kültür Sanat Platformu’nun bu çalışması, edebiyatın farklı seslerini bir araya getirerek nitelikli eleştiri ve değerlendirmelere alan açma misyonunu sürdürürken, Erendiz Atasü’nün düşünsel ve edebi mirasına da güçlü bir vurgu yapıyor. Hazırlanan çalışma, Aksisanat’ta okurlarla buluştu.…

Read More
ANA

Derya AKAR BALCI  -Erendiz Atasü’nün Baharat Ülkesi’nin Hazin Tarihi Romanı Üzerine Bir İnceleme – Modern edebiyatın kurmaca metinleri, hayatın gerçeklerini olduğu gibi yakalayıp yansıtmak gibi bir görevi üstlenmeyip, hayatın anlamını metnin kendi iç anlamıyla, içe dönüklüğüyle dile getirir. Erendiz Atasü’nün (1947) Baharat Ülkesi’nin Hazin Tarihi adlı romanı modern edebiyatımızın en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. Roman, çağdaşlaşma ve modernizm yolunda kurulan bir ülkenin gerçeklerini, fantezi edebiyatın unsurlarından faydalanarak dile getirir. Fantezi edebiyatın özelliklerinden birisi, gerçek dünya öğeleri kullanılarak anlatılamayacak durum, düşünce ve içerikleri anlatmak için alternatif yöntemler kullanmaktır. Aslında fantastik edebiyat, gerçek anlamda biçimsel hayali bir dünya kurar ve alt…

Read More