Yedinci Sanatın Eskisi

Muzaffer Sungur

Yazarın şu ana kadar yazılmış 1 makalesi bulunuyor.

Adapazarı Asri
Antep Nakipoğlu
Aksaray Zafer
Giresun Sahil
Batman Mehtap
Bursa Tayyare
Van Şehir
Hakkari Lale
Afyon Şafak
Adana Seyhan
Lefkoşa Zafer
Sinop Melek
Söke Efes
Elbistan Dilek
Konya-Ereğli Atlas
İskenderun Kervan
Maraş Bingöl
Polatlı Yeni
Mardin Lale
Tekirdağ Atlas
Erzurum Dadaş
Nazilli’de Saray
Lüleburgaz Gül
Anamur Kaplan,
Tarsus Saray
Aliağa Onaran
Alaşehir Akın,
Sincan Kemal
Siirt Botan
Kırşehir Saray
Kaman Emek
Denizli Cem
Trabzon Yıldız
Alaçatı Sakarya
Manisa Zevk
Antalya Bizim
Urfa İnci
Turhal Ali Sabri
Zile Saray
Amasya Dünya

Liste uzar. Merak ettiniz değil mi bu liste neyin nesi diye? O zaman başka bir liste vereyim.

Kaman Emek
Denizli Cem
Trabzon Yıldız
Alaçatı Sakarya
Manisa Zevk
Antalya Bizim
Urfa İnci
Turhal Ali Sabri
Zile Saray
Amasya Dünya

Liste uzar. Merak ettiniz değil mi bu liste neyin nesi diye? O zaman başka bir liste vereyim.

Arcadium,
Pashador Avşar
Atirus Site
Venezia Cinens

Bu liste bir şey ifade etti mi? Peki, işi biraz daha kolaylaştıralım.

‘Cinemaxsimum,
Cinema Pink,
Cinemarine,
Cinemazecik,
Cinemax…’

  Evet, tahmin ettiğiniz gibi…

Bazen her zamanki rutininizden çıkıp farklı bir sokağa daldığınızda etrafı tel örgülerle çevrilmiş bir arsada henüz yıkılmamış, kireçle beyaza boyanmış, çerçevesi siyah bir duvar görürsünüz. Tel örgülerin birkaç yerine de asılmış tenekeden birkaç levha. Bilmem ne inşaatın bilmem ne rezidansı ya da bilmem ne konakları diye. Ya da girdiğiniz devasa tozlu bir deponun bir yüzünde yer yer yırtılmış beyaz bir perde. Belki de alışveriş yaptığınız birkaç katlı bir pasajdaki kuyumcunun eskiden bir makine dairesi, bir teknoloji mağazasının da sinemanın balkonu olduğunu öğrenirsiniz. Merak edenler hemen başvurup Google Amca’ya, görsellerden eski halini görür hakkın rahmetine kavuşmuş sinema salonlarının. Başta Beyoğlu Emek olmak üzere toplumsal hafızamızın bu köşe taşlarının ruhuna El Fatiha… (Meraklılarına: Google’a ‘Ankara Büyük Sinema’ ‘Beyoğlu Emek Sineması’ diye yazabilirsiniz.)

Baştaki listeyi oluşturanların çoğu ya yıkılmış ya düğün salonu ya da depo olmuş eski sinemalardır. Yani her kentin dünyaya açılan penceresi.

Kim mi yıktı? Siz bulursunuz artık…

Kendi içine sıkışmış, bazıları uçsuz bucaksız bir bozkır düzlüğüne, bazıları bir tepenin eteklerine dağılmış kalabalık bir tenhalığa; bazıları bir ormanın ya da bir denizin kıyısına sığınmış kentlerde, dört duvar, bir beyaz perde, birbirilerine çakılmış sandalyelerden ibaret sinema salonlarıdır. Kimi kışlık, kimi yazlık…

Muhsin Ertuğrul’un tiyatro için söylediği, “Tiyatro bir şehrin ocak başıdır. Orda en güzel masallar söylenir, en gerçek sözler duyulur. Tiyatrosuz yerlerde bacalar tütmez, ateş ısıtmaz olur. Çocuklar evlerinde ısınacak sıcak bir köşe bulamayınca nasıl yuvadan kaçar, kendilerini kahveye, gazinoya ve daha başka yerlere atarlarsa tiyatroda birleşmeyen büyükler de kendilerini can sıkıntısına kaptırırlar, karamsar ve kötümser olurlar. Bu güzel yeryüzünde karamsarlık ve kötümserlik kanserden de korkunç bir derttir,” sözünü sinemaya uyarlayabiliriz:

Sinema da küçük kentlerin mabetleri, kabuğunu kırıp dış dünyaya özgürlüğe kaçış yoludur. Yaşamın tam merkezindedir. Tabi geçmişte kalan sinemalar. Ancak oralarda büyük kentli olunabilir. Belki de bir dünya vatandaşı. Orada kendi ücraları yaptıkları sokakları, taş evleri, kerpiç damları, avluları, küçük bostanları; başka dünyalara, büyük kentlere, uzak diyarlara; oraların renkli yaşamlarına açılır. Hele hele o güzelim Yeşilçam melodramları yok mu, işte onlar bir çeşit hipnotizmadır. Aynı anda üç yüz ila bin kişi, aynı salonda perdede yaşananlarla kurulan duygudaşlık, küçük kentin insanlarını aynı aşklara, aynı acılara, aynı mutsuzluklara ortak eder, ağlatır, güldürür, acı çektirir, kavga ettirir ama çektirdiği tüm bu cefayı filmin sonunda, özür dilercesine mutlaka kavuşan âşıklarla birlikte seyirciyi de mutlu sonla ödüllendirir. Filmin sonunda illaki ölecek Yılmaz Güney’i saymazsak. Sadece sinema salonları, bahçeler mi? Sinesafirlik: Yazlık sinemanın perdesini gören damlarda beleş film izlemek için komşuya misafir olmak. Sinesafirliğin yerini henüz telesafirliğe bırakmadığı yıllarda bu beleş damlar da -çoğunluğunu kadınların oluşturduğu- izleyiciler için akşam mabedidir. Ha unutmadan, şimdi tüm bu cümleleri görülen geçmiş zaman kipiyle (haydi daha meşhur adıyla -di’li geçmiş zaman) yazmak lazım.

Eskidendi, çok eskiden… (Efekt derin bir iç çekme olabilir.)

Sözün burasında, “…Hani erken inerdi karanlık/ Hani yağmur yağardı inceden/ Hani okuldan, işten dönerken/ Işıklar yanardı evlerde/ Hani ay herkese gülümserken/ Mevsimler kimseyi dinlemezken/Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken…” diyerek Murathan Mungan ve Sezen Aksu’ya bir selam çakmayı da ihmal etmeyelim.

“N’Allah’ım, N’Allah’ım, görüyorum!”

“Pervin’e söyle yemeği hazırlasın.”

“Sonun geldi Anton, al sana kahbenin dölü!”

“Nen var senin yavrum, fakat… fakat… fakat sen ağlıyorsun.”

“Topumu verir misin amca?”

“Aslında hiç sevmedim seni Ferit, oynadım, gönül eğlendirdim sennen. Nasıl da inandın? Benim gözüm yükseklerde oğlum. Bir mendil gibi buruşturup attım seni. Hah hah hah… Ühü ühü ühü!”

Hepsi geride kaldı, artık uyuyamadığımız huzurlu uykular gibi.

Şimdi AVM’lerin yiyecek katına sıkışmış, evin salonundan hallice bir salonda, televizyon ekranından hallice bir perdede izliyoruz sinemayı. Ama nasıl… Cümleyi tamamlamak size kalmış artık. Madem sinemadan söz açtık öyleyse yazımıza noktayı Attila İlhan’ın şiiriyle koyalım:

Eski Sinemalar – Attila İlhan

karanlığa dağılan o çocuk ben miyim
beni mi kovalıyor tabancalı adamlar
ıssız sarayların güngörmez prensiyim
yalnızlığımı belki de aşk tamamlar
bilmek zor hangi filmin neresindeyim
ne yapsam içimde o eski sinemalar

galiba tahtabacak korsan gemisindeyim
prensesler cariyem akdeniz bana dar
günlerdir teksas’ta eşkıya izindeyim
hızlı tabanca çeken üstüme kim var
tarzan zor durumda yetişmeliyim
ne yapsam içimde o eski sinemalar

kanlı bir sarışınla şanghay trenindeyim
takma kirpiklerinde hülyalı dumanlar
yabancılar lejyonu’nda fransız teğmeniyim
belki harp divanından idamım çıkar
bitmiyor nedense başlayan hiçbir film
ne yapsam içimde o eski sinemalar

YAZARIN SON YAZILARI
Yedinci Sanatın Eskisi - 23 Aralık 2021
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ