B

BABA: Yara sarnıcı. (İsmail Cem Doğru)

BAĞIL: Mahalle baskısı; benlik ikileşmesi; eli işteyken gözüne kıyaslayacak tozun kaçması. (Alper Ağdaşan)

BAĞIŞLAMAK: Kişinin içine bırakılan acı ile vedalaşması. (Çağla Meknuze)

BARIŞ: İnsanlık derslerinin pusulası. (Zübeyde Seven Turan)

BAŞAK: Bilgeliğin sarılığı. Hep yeniden doğan güneşin sırtı. Toprağın tüyleri ve ışığı toplayan saçları. Yenilenen verim ve isteği insanın. Şiirin başağı sözcükler ve bütün alt birimleri bir dilin başağın taneleri. Şiir de başak gibi rüzgarda salınır, yüzünü güneşe döner, boyun eğdiği sadece doğasıdır. Zulüm değil. Özgürlüktür o. (Erkut Tokman)

BAVUL: İçinde ıslak mendil, şiir arasında kurutulmuş karanfil, tren çığlığı ve okunmuş mektuplar saklanan ayrılık kutusu. (Eşref Karadağ)

BELLEK: Aklı ve kalbi hiçe sayan, kontrolü olanaksız kara kutu. (Özlem Tezcan Dertsiz)

BENLİK: Önünde sonunda öğretilen hayatın görüntüsüyle yaşamak… (Berna Olgaç)

BEZGİN: Tutunmaya çalıştığı kırık dallardan kendine taht yapmış olan kişi. (Açelya Büşra)

BORAN: Nisan ayında göğü saran oğul fırtınası. (Gülçin Sahilli)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
BİR YORUM YAZ