‘Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir?’: Güzel Sanatlar Yolculuğunda Kılavuz Bir Kitap…

Hasan Öztürk

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.

Adında ‘sanat’ sözcüğü geçen kitapların listesi yapılacak olsa herhalde birkaç kitap olurdu adlarını listelediklerimiz. İçeriği ‘sanat’ olup da adında ‘sanat’ sözcüğü yer almamış kitaplar eklendiğindeyse elimizdeki listenin nasıl da uzadıkça uzayacağını az çok kestirebiliriz. Fischer’in kitabının adıyla Sanatın Gerekliliği bağlamında, kadim dönemlerin kitaplarıyla tartışmalarını bir yana bırakıp bugüne bakalım.  Hiç olmazsa bilindik ad olarak romancı Tolstoy’un -kendisinin yazdığı biçimiyle- 1898’de yayımlanan Sanat Nedir? kitabıyla sorulmuş soruya Gombrich’in kitabı Sanatın Öyküsü, bir tür kapsamlı karşılık gibi durur sanat tartışmalarında. Kendi adıma, listenin başına Sanat ve İnsan (Irwin Edman) yazacağım sanat vadisinde yeni bir kitabın sözünü etmek istiyorum: Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir?

 Görünürde gençleri, gerçekte ise ilgili olan her kişiyi “sanat tarihinde keyifli bir yolculuğa” çıkaran kitabın arka kapak yazısı, adını verdiğim kitabın sözünün özüdür: “Gılgamış Destanı’ndan İlyada’ya, mağara resimlerinden Picasso’ya, Don Kişot’tan İnce Memed’e, klasik müzikten caza, Ayasofya’dan Notre Dame Katedrali’ne sayısız uğrak var bu yolculukta… Pek çok sorunun da yanıtı veriliyor: Sanat nedir ve nasıl doğdu? Antik Çağ dünyasının yedi harikası hangileridir? Antigone’yi neden okumalıyız? Rönesans’la birlikte sanat ve yeryüzü nasıl değişti? Shakespeare neden hiç eskimiyor? Ozanlar birbirini etkiler mi? Şiir yazmayı öğrenebilir miyiz? Çok sesli müzik nedir; çok sesli müzikle demokratik toplumlar arasında bir ilişki var mı? Roman denildiğinde ne anlıyoruz? Don Kişot’tan günümüze önemli romancılar kimlerdir? Sinemaya neden “yedinci sanat” deniyor? Sinema bir sanatsa onun dili nedir? En önemli eserleri hangi müzelerde görebiliriz?”

Şair, editör, yayıncı ve yazar Turgay Fişekçi’nin Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir? (Yordam Kitap, Mayıs 2021) adlı mütevazı kitabı, öğretmeyi değil de sanki anlatmayı öncelemiş bir kitap, dinleyeni çok şey öğrenebiliyor kitabın anlattıklarından. Açık söyleyeyim, ilk kez duyduklarımı duyunca kitaptan sevindim ben de. “Kerem’le söyleşi” biçimiyle olmasaydı belki yalnızca ‘Sanat Nedir?’ adıyla basılacaktı kitap. İyi ki de böyle olmuş da soru-cevap tekniğiyle yazılmış kitap. Okuruna soru-cevap yöntemiyle ulaşan yakın dönemin kitaplarından Fethi Naci’nin, sahibi olduğu “Gerçek Yayınevi” adına yayımladığı “100 Soruda” dizisi gelir aklıma, öncelikle de 100 Soruda Türk Romanı ve Toplumsal Değişme (Fethi Naci, 1980) elbette. Afşar Timuçin hocanın, bu sitedeki başlangıç yazımda sözünü ettiğim Edebiyat Estetiği Konusunda Kendimle Konuşmalar (Bulut 2014) kitabını da Fişekçi ’den önceki önemlilerden biri olarak anmalıyım.

On bir bölümlük, adlandırılmamış girişi de eklersek on iki bölümlük Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir?, okurunu güzel sanatlar alanında doyulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Kitabı, radyo ya da televizyon konuşması dinler gibi okurken ne çok başka kitaba çıkıyor yolumuz gerçekte, sanki şuralarda bir yerde okuduklarımız, sanat dostlarıyla konuştuklarımız çıkıveriyor karşımıza. Her birimizin dağınık bilgileri, derlenip toparlanıp bir araya geliyor bu uzun yolculuğun sonunda. Sanatın sonsuz yolculuğunda buluştuğumuz ne çok güzellik var kitapta ancak kuramsal kitapların didaktik diliyle değil öğrendiklerimiz. Tarihsel yolculuk; şiir, resim, edebiyat, tiyatro, müzik, mimari, sinema gibi güzel sanat türleriyle ilgili sohbetlerle her bir durakta aydınlanıyor. Kitapta güzel sanat alanlarına birer başlık açılırken bu uzun süreçte sanatçı olarak “her kuşağın çağdaşı olan” Shakespeare ve zaman olarak da “insanın kendine gelmesi, kendini tanıyıp yeteneklerini keşfedebilmesi” için başlangıç bilinen Rönesans, sanatın tarihinde ‘belirleyici’ olarak yer almış bölümleriyle…

Sanat kavramından söz ederken kavramın önüne ‘güzel’ sözcüğünün getirilmesi, kuşkusuz zanaattan sanata yönelen tarihsel bir sürecin göstergesidir. Tolstoy, “güzel ile çözülemeyecek sanat sorunu yoktur” diyor ya Turgay Fişekçi de mağara duvarlarına ve oradan da mitolojiye uzanan ‘sanat’ ile ‘güzel’ ilişkisinin bu uzun sürecine değinirken vurguluyor aynı konuyu: “Sanat insanın güzele olan tutkusundan doğmuştur. İnsan eliyle yaratılan güzelliğin tarih boyunca doruk noktaları önce Eski Yunan sanatı, sonra da Rönesans olmuştur. Bu dönem sanatını bilmeyen birinin güzellik duygusu eksik kalır.”

İnsanın, “elini kullanabilme” ayrıcalığıyla doğaya eklediği güzelliklerin adı olan sanat, yaratıcısı ve alımlayıcısı ile yaşamı değerli kılandır. Sanatsal güzelliklerin çekilip alındığı bir yaşamın kuruluğuna, yavanlığına tahammül insan için de zorlaşır çünkü “Sanatın insandaki karşılığı güzellik duygusudur.” Kitabın diliyle söylersek b tarihsel gerçek şudur: “Güzellik duygusu eksik kalan biri de hayata tam bir donanımla bakamaz, hayat karşısında eksikli kalır. Bunca bilimsel ve teknolojik gelişemeye karşın toplumların gerilikten kurtulamama nedenleri sanatla, güzellikle yeterince buluşamamış olmalarıdır.”

 Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir? kitabı, güzel sanatlar konusunda her birimizin elindeki bir ‘not defteri’ aynı zamanda. Edebiyat, resim, müzik, roman şiir, tiyatro, mimarlık, sinema konularında hoş sohbet bir öğretmeni dinlemek kazancı yanında öğretmenin ders notlarını da edinmiş oluyoruz. Düzenli yazılmış ders notlarına ek olarak, Fişekçi’nin, İlyada ve Odysseia (Homeros) ile başlayan ‘edebiyat’, Mevsimler (Vivaldi) ile başlayan ‘müzik’ ve Potemkin Zırhlısı (Sergey Ayzeştayn) ile başlayan ‘sinema’ listelerini de sevdim açıkçası. Yalnızca gençler değil, kitabın bu listeleri üzerinden her birimiz güzel sanat ilgimizi test edebiliriz.

“Sanatın Anlamı” bölüm başlığıyla kapanan kitabın sonunda geldiğimiz yer “sanat bize bilmediğimiz dünyaları tanımamıza yarayan tılsımlı bir araç” olduğu gerçeğidir. Güzel sanat yaratıcılığının öğretilebilir olmadığında söz birliği edişimize benzer biçimde sanat alanındaki birikimleri tanımanın yaratıcılığa esin kaynağı olacağını da tartışamayız. Sanatın hayat ile buluşmasında Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileriyle öğretmenleri ve onların devamında aynı eğitimi sürdürenler, vazgeçilmez bir kılavuz kitaba kavuştular bence. Liselerin ilk sınıflarındaki “edebiyat” dersinin açılışındaki ‘edebiyat-güzel sanatlar ilişkisi’ konusu, bu mütevazı kitap eşliğinde anlatılabilseydi keşke. Gençlerle Baş Başa Sanat Nedir?, alan ayırımsız ‘okumuş’ herkesin okuduğu bir kitap olsun isterim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ